Makine öğrenimi yöntemlerinin biyotıp ve veri bilimi araştırmalarında yaygınlaşması, güvenilir model kestirimleri için ne kadarlık bir örneklem büyüklüğünün yeterli olduğu sorusunu gündeme getirmiştir. Geleneksel istatistiksel güç analizi ve etki büyüklüğü formülleri, genellikle geçmiş çalışmalardan alınan ortalama ve varyans değerlerine dayandığından yayın yanlılığı ve deneysel detay eksikliği nedeniyle makine öğrenimi senaryolarında yetersiz kalmaktadır. Küçük örneklemler veri kümesindeki gürültüden etkilenerek aşırı öğrenmeye (overfitting) ve yapay yüksek doğruluk oranlarına yol açarken, gereğinden fazla büyük örneklemler ise yüksek hesaplama maliyeti ve kaynak israfına sebep olmaktadır. Bu bağlamda araştırma, makine öğrenimi sınıflandırıcılarının başarımı ile veri kümesinin ortalama ve genel etki büyüklükleri arasındaki dinamik ilişkiyi çözümlemeyi odak noktasına almaktadır.
Araştırmanın temel amacı, makine öğrenimi uygulamalarında karar verilen örneklem büyüklüğünün yeterliliğini değerlendirmek üzere istatistiksel etki büyüklüğü ile sınıflandırma başarımını birleştiren objektif kriterler ortaya koymaktır. Yazar kadrosu bu doğrultuda 16 ile 2500 arasında değişen örneklem boyutlarında simüle edilmiş veri kümeleri ile aritmik kalp ritmi (arrhythmia), kalp krizi (heart attack) ve uyku düzeni olmak üzere üç farklı gerçek biyotıp verisini incelemiştir. Destek vektör makineleri (SVM), lojistik regresyon (LR), karar ağaçları (DT), yapay sınır ağları (NN) ve Naive Bayes (NB) olmak üzere beş farklı sınıflandırıcı algoritması kullanılmış, modellerin doğruluğu ve kararlılığı 10 katlı çapraz doğrulama yöntemi ile 100 iterasyon boyunca sınanmıştır.
Elde edilen deneysel bulgular, iki sınıfı ayırma gücü yüksek (etki büyüklüğü en az 0,5 olan) iyi nitelikli veri kümelerinde örneklem boyutu arttıkça sınıflandırma doğruluğunun arttığını ve etki büyüklüğündeki varyansın azalarak kararlı bir platoya ulaştığını göstermektedir. Aritmi ve kalp krizi veri kümelerinde sınıflandırma doğruluğu yüzde 80 eşiğini aşarken, ortalama ve genel etki büyüklükleri arasındaki farkın tespit edilmesi örneklem değerlendirmesindeki taraflılığı önlemiştir. Belirsiz özellikler taşıyan uyku veri kümesinde ise örneklem boyutu 1500 seviyesine çıkarılsa dahi başarım yüzde 70'in altında kalmış ve etki büyüklüğü düşmeye devam etmiştir. Buradan hareketle çalışma, bir örneklemin uygun sayılması için en az 0,5 etki büyüklüğü ve en az yüzde 80 makine öğrenimi doğruluğu sağlanması gerektiğini kanıtlamıştır.
Tartışma ve sonuç bölümünde vurgulandığı üzere, kritik bir örneklem eşiğine ulaşıldıktan sonra örneklem sayısını daha fazla artırmak sınıflandırma başarımında ve etki büyüklüğünde anlamlı bir iyileşme sağlamamakta, yalnızca maliyeti artırmaktadır. Çalışmanın literatüre sağladığı temel katkı, geçmiş araştırmaların taraflı parametrelerine bağımlı kalmaksızın mevcut veri üzerinden hem ortalama hem de genel etki büyüklüğünü makine öğrenimi doğruluğuyla entegre eden iki aşamalı pratik bir değerlendirme çerçevesi sunmasıdır. Araştırmacılar ve hakemler için geliştirilen bu kriterler, veri toplama süreçlerinde maliyet-etkinlik dengesini kurmaya yardımcı olmakta ve ampirik çalışmalarda örneklem yeterliliğinin metodolojik olarak doğrulanmasını kolaylaştırmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Cohen'in istatistiksel güç ve etki büyüklüğü kuramı ile makine öğreniminde aşırı öğrenme (overfitting) ve veri kalitesi ilkelerine dayanmaktadır. Ortalama etki büyüklüğü (average effect size) ve genel etki büyüklüğü (grand effect size) parametreleri sınıflandırıcı başarımıyla bütünleştirilmiştir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, geleneksel örneklem büyüklüğü belirleme yöntemlerinde a priori etki büyüklüğü hesaplama yanılsamalarını (Button et al., 2013; Friston, 2012) ve makine öğrenimi uygulamalarında küçük örneklemlerin yarattığı aşırı öğrenme veya yanıltıcı yüksek başarım sorunlarını (Vabalas et al., 2019; Cui & Gong, 2018) ele almaktadır.