Modern enerji piyasaları, fosil yakıtların çevresel etkilerini azaltmak amacıyla rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklara yönelmektedir. Ancak, rüzgar enerjisinin stokastik ve öngörülemez doğası, serbestleştirilmiş elektrik piyasalarında arz-talep dengesizliğine yol açarak üreticiler için dengesizlik maliyetleri (imbalance price) oluşturmaktadır. Bu durum, şebeke kararlılığını tehdit etmenin yanı sıra ekonomik sürdürülebilirliği de zayıflatmaktadır. Literatürde bu dalgalanmaları yönetmek için enerji depolama çözümleri önerilse de, serbest piyasa koşullarında kâr maksimizasyonu ile teknik kısıtların eş zamanlı optimizasyonu kritik bir sorun alanı olarak varlığını sürdürmektedir.
Bu çalışma, rüzgar enerjisi entegre edilmiş serbestleştirilmiş bir güç sisteminde kârı en üst düzeye çıkarmak için Araçtan Şebekeye (V2G) teknolojisi ve Tristör Kontrollü Seri Kompansatör (TCSC) kullanımını önermektedir. IEEE 14-bus test sistemi üzerinde MiPower yazılımı kullanılarak gerçekleştirilen simülasyonlarda, beş aşamalı bir metodoloji izlenmiştir: rüzgar santralinin optimum yerleşimi, serbest ve düzenlenmiş piyasaların karşılaştırılması, dengesizlik fiyatlarının ölçümü, V2G entegrasyonu ve TCSC yerleşimi. Çalışmada lityum-iyon, kurşun-asit ve süper kapasitör olmak üzere üç farklı batarya teknolojisinin V2G performansına etkileri ayrıntılı olarak analiz edilmiştir.
Araştırma bulguları, rüzgar santralinin 14 numaralı baraya yerleştirilmesinin serbestleştirilmiş sistemde en yüksek kârı sağladığını göstermektedir. V2G teknolojisinin çift yönlü güç akışı sayesinde, düşük fiyat dönemlerinde şarj olan ve yüksek fiyat dönemlerinde deşarj olan elektrikli araçların, rüzgar enerjisinden kaynaklanan negatif dengesizlik maliyetlerini önemli ölçüde telafi ettiği saptanmıştır. Özellikle süper kapasitör teknolojisinin en yüksek verimlilik oranına sahip olduğu, TCSC cihazının ise 3 numaralı hatta yerleştirilmesinin iletim hattı tıkanıklığını gidererek toplam üretim maliyetlerini minimize ettiği ve kârlılığı daha da artırdığı kanıtlanmıştır.
Sonuç olarak, V2G ve TCSC kombinasyonunun kullanılması, rüzgar enerjisinin belirsizliğinden kaynaklanan finansal riskleri azaltırken şebeke kararlılığını ve gerilim profilini iyileştirmektedir. Bu makale, literatürde rüzgar-V2G-TCSC hibrit sisteminin ekonomik etkilerini gerçek zamanlı rüzgar hızı verileriyle birleştirmesi bakımından özgün bir değer taşımaktadır. Elde edilen stratejiler, yenilenebilir enerji yatırımcıları ve bağımsız sistem operatörleri için hem ekonomik hem de teknik açıdan optimize edilmiş bir yol haritası sunmakta; enerji piyasası analizlerinde dengesizlik maliyetlerinin yönetiminde somut yöntemler sağlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, serbestleştirilmiş enerji piyasası dinamikleri, Akıllı Şebeke (Smart Grid) konsepti ve Optimum Güç Akışı (OPF) kuramsal çerçeveleri üzerine inşa edilmiştir. Bu çerçevede, Konumsal Marjinal Fiyatlandırma (LMP) ve çift yönlü güç akış modelleri ekonomik optimizasyonun temelini oluşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Literatürde yenilenebilir enerji entegrasyonu, FACTS cihazlarının şebeke kararlılığına etkisi ve elektrikli araçların mobil depolama birimleri olarak kullanımı konuları ele alınmaktadır. Mevcut çalışmaların aksine bu araştırma, rüzgar, V2G ve TCSC bileşenlerini kâr maksimizasyonu hedefiyle hibrit bir modelde birleştirmeyi amaçlamaktadır.