İçeriğe geç

Nitel araştırma · 2021

2015 Nepal Depremi Sonrasında Hastane Dayanıklılığı: Hastane Personeliyle Yapılan Yarı Yapılandırılmış Görüşmelerden Elde Edilen Bulgular

Hospital Resilience After the 2015 Earthquake in Nepal: Results From Semi-structured Interviews With Hospital Staff

Okur sorusu

Deprem sonrasında hastanelerin hizmet vermeye devam etmesi ve personel dayanıklılığı nasıl sağlanır?

Hastane dayanıklılığı, yalnızca afet öncesi hazırlanan statik planlara değil, kriz anında ortaya çıkan esnek uyarlamalara ve hastane personelinin bireysel dayanıklılığına bağlıdır.

Öne çıkanlar

  • Hastanenin sağlamlık düzeyi acil tıbbi müdahalelere öncelik verilerek korunmuş, ancak bu süreç rutin sağlık hizmetlerinin geçici olarak durdurulması ve bakım kalitesinde kaçınılmaz kayıpların yaşanması pahasına gerçekleştirilmiştir.
  • Afet sonrası sistemik hız kritik, stabilize edici ve iyileşme olmak üzere üç evrede gerçekleşmiş; acil ameliyatlar ilk iki saatte başlarken rutin hizmetlerin yeniden tesis edilmesi ve psikolojik iyileşme haftalar almıştır.
  • Önceden hazırlanan afet planlarının yanı sıra, malzeme eksiklikleri ve sevk karmaşası karşısında personelin kendiliğinden geliştirdiği anlık uyarlamalar yedeklilik ve kaynak zenginliğinin sağlanmasında belirleyici olmuştur.
Yayın türü
Nitel araştırma
Yazarlar
Maria Moitinho de Almeida ve 6 yazar
Dergi / alan
Sağlık Bilimleri
Yıl
2021
Örneklem
Amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiş, farklı meslek (hekim, hemşire, fizyoterapist, eczacı, laboratuvar teknisyeni, idari ve destek personeli), cinsiyet ve kıdem düzeylerine sahip…
Veri kaynakları
Araştırmacı tarafından Mayıs 2018 de TUTH bünyesinde gerçekleştirilen, kişisel, mesleki ve kurumsal deneyimlere odaklanan, ortalama 60 dakika süren 18 yarı yapılandırılmış yüz…
Analiz yöntemi
NVivo 12 yazılımı kullanılarak gerçekleştirilen, 4R sistemik dayanıklılık boyutlarına (yedeklilik, kaynak zenginliği, sağlamlık, hız) odaklanan tümdengelimsel ve çalışanların…

İnceleme özeti

Afetlerin kamu sağlığı üzerindeki yıkıcı etkileri ve sağlık sistemlerinde oluşturduğu ani yükler, hastanelerin afet anında ve sonrasında işlevselliğini koruma kapasitesini stratejik bir tartışma alanı haline getirmiştir. Sendai Afet Risklerinin Azaltılması Çerçevesi gibi uluslararası politika metinlerinde dirençli hastane kavramı öne çıkarılsa da mevcut kuramsal çerçevelerin büyük çoğunluğu afet öncesi planlama süreçlerine dayanmakta ve gerçek afet sahalarından elde edilen ampirik verilerle yeterince doğrulanmamaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde meydana gelen büyük ölçekli depremler, sağlık altyapısını ve nitelikli insan kaynağını ciddi biçimde zorlamaktadır. Bu bağlamda, afetin hemen ardından ön saflarda hizmet veren hastane çalışanlarının sunduğu doğrudan deneyimler, kurumsal dayanıklılığın pratikte nasıl şekillendiğini anlamak açısından kritik bir boşluğu doldurmaktadır.

Bu araştırma, 2015 yılında Nepal'de meydana gelen şiddetli depremin ardından Katmandu'daki Tribhuvan Üniversitesi Eğitim Hastanesinin (TUTH) gösterdiği kurumsal ve bireysel dayanıklılık süreçlerini personelin algıları doğrultusunda çözümlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma deseni benimsenmiş olup farklı unvan, kıdem ve departmanlardan seçilen 18 hastane çalışanıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde '4R' dayanıklılık modeli (yedeklilik, kaynak zenginliği, sağlamlık, hız) kapsamında tümdengelimsel kodlama; personelin bireysel uyum mekanizmalarını ve karşılaştığı yükleri belirlemek amacıyla ise tümevarımsal tematik analiz yöntemleri bir arada uygulanmıştır. Katılımcı grupları doktorlar, hemşireler, fizyoterapistler, eczacılar, teknisyenler ve idari personeli kapsayarak çok boyutlu bir veri çeşitliliği sağlamıştır.

Araştırma bulguları, hastanenin yapısal olarak depreme dayanıklı inşa edilmiş olması sayesinde işlev kaybını engellediğini ve acil vakalara müdahale kapasitesini hızla artırdığını göstermektedir. Ancak bu durum rutin hizmetlerin durdurulması ve bakım kalitesinden geçici tavizler verilmesi pahasına gerçekleşmiştir. Sistemik dayanıklılığın araçları incelendiğinde, acil durum planının yanı sıra süreç içerisinde ortaya çıkan anlık adaptasyonların yedeklilik ve kaynak zenginliği boyutlarında belirleyici rol oynadığı tespit edilmiştir. Personelin bireysel dayanıklılığı ise üç temel belirleyen etrafında şekillenmiştir: fiziksel ve kurumsal güvenlik hissi, yapılan işin anlamlılığı ve kurumsal/toplumsal aidiyet duygusu. Dışarıdan gelen tıbbi ekiplerin ve bağışların yönetimi lojistik zorluklar yaratsa da yerel ağlar ve personel dayanışması yanıt sürecini sürdürülebilir kılmıştır.

Elde edilen sonuçlar, literatürdeki mevcut hastane dayanıklılığı modellerinin yalnız planlanmış tedbirlere değil, kriz anında gelişen esnek uyum kapasitelerine de yer vermesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Hastane dayanıklılığı ile personel dayanıklılığının birbirinden bağımsız düşünülemeyeceği, çalışanların ruhsal ve fiziksel refahının kriz yönetiminin merkezine konulması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu çalışma, literatür taraması yapan araştırmacılar için afet yönetimi, sağlık hizmetleri araştırmaları ve kriz dönemlerinde insan kaynağı yönetimi başlıklarında ampirik bir referans sunmaktadır. Gelecekteki afet hazırlık planlarının kapsayıcı bir anlayışla farklı kademelerdeki personelin saha deneyimleri doğrultusunda yeniden tasarlanması gerekliliğine işaret edilmektedir.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, mühendislik bilimlerinden sağlık sistemlerine aktarılan ve dayanıklılığın araçları (yedeklilik ve kaynak zenginliği) ile sonuçlarını (sağlamlık ve hız) kapsayan '4R' (Redundancy, Resourcefulness, Robustness, Rapidity) hastane sistem dayanıklılığı çerçevesini temel almaktadır. Ayrıca personelin bireysel dayanıklılığını çözümlemek üzere nitel tümevarımsal kodlama yaklaşımlarından yararlanılmıştır.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışma, Hyogo (2005-2015) ve Sendai (2015-2030) Afet Risklerinin Azaltılması Çerçeveleri ile Cimellaro ve arkadaşları ile Zhong ve arkadaşlarının geliştirdiği hastane dayanıklılık modellerini ele almaktadır. Önceden geliştirilen değerlendirme ölçeklerinin afet öncesi durumlara odaklandığını, afet anında saha çalışanlarının yaşadığı dinamik adaptasyon süreçlerini açıklamakta yetersiz kaldığını vurgulayarak mevcut literatürdeki bu boşluğa katkı sağlamaktadır.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Çalışmanın amacı, 2015 Nepal depreminin ardından katmanlı bir üçüncü basamak sevk hastanesi olan Tribhuvan Üniversitesi Eğitim Hastanesinin (TUTH) sistemik ve bireysel dayanıklılık süreçlerini ön saflardaki hastane personelinin deneyimleri üzerinden incelemektir (Almeida et al., 2021).

Yöntem ve yaklaşım

Nitel araştırma deseninde kurgulanan çalışmada, 4R sistemel dayanıklılık çerçevesi temelinde tümdengelimsel ve tümevarımsal tematik analiz yaklaşımları bir arada kullanılmıştır (Almeida et al., 2021).

Evren veya inceleme alanı
Nepal Katmandu da bulunan Tribhuvan Üniversitesi Eğitim Hastanesinde (TUTH) 2015 depremi sonrasında görev yapan hastane personeli ve sağlık çalışanları.
Örneklem veya araştırma materyali
Amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiş, farklı meslek (hekim, hemşire, fizyoterapist, eczacı, laboratuvar teknisyeni, idari ve destek personeli), cinsiyet ve kıdem düzeylerine sahip 18 hastane çalışanı.
Veri toplama süreci
Araştırmacı tarafından Mayıs 2018 de TUTH bünyesinde gerçekleştirilen, kişisel, mesleki ve kurumsal deneyimlere odaklanan, ortalama 60 dakika süren 18 yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşme.
Veri analiz yöntemi
NVivo 12 yazılımı kullanılarak gerçekleştirilen, 4R sistemik dayanıklılık boyutlarına (yedeklilik, kaynak zenginliği, sağlamlık, hız) odaklanan tümdengelimsel ve çalışanların bireysel dayanıklılığını çözümleyen tümevarımsal tematik kodlama.
Sistemik Hastane DayanıklılığıBireysel DayanıklılıkSağlamlık (Robustness)Hız (Rapidity)Yedeklilik (Redundancy)Kaynak Zenginliği (Resourcefulness)GüvenlikAnlamlılıkAidiyet Hissi

Bulgular

  1. Hastanenin sağlamlık düzeyi acil tıbbi müdahalelere öncelik verilerek korunmuş, ancak bu süreç rutin sağlık hizmetlerinin geçici olarak durdurulması ve bakım kalitesinde kaçınılmaz kayıpların yaşanması pahasına gerçekleştirilmiştir (Almeida et al., 2021).

  2. Afet sonrası sistemik hız kritik, stabilize edici ve iyileşme olmak üzere üç evrede gerçekleşmiş; acil ameliyatlar ilk iki saatte başlarken rutin hizmetlerin yeniden tesis edilmesi ve psikolojik iyileşme haftalar almıştır (Almeida et al., 2021).

  3. Önceden hazırlanan afet planlarının yanı sıra, malzeme eksiklikleri ve sevk karmaşası karşısında personelin kendiliğinden geliştirdiği anlık uyarlamalar yedeklilik ve kaynak zenginliğinin sağlanmasında belirleyici olmuştur (Almeida et al., 2021).

  4. Sağlık personelinin bireysel dayanıklılığı; kurumsal ve çevresel güvenlik hissi, yapılan işe yüklenen anlamlılık duygusu ve aile ile çalışma arkadaşlarıyla kurulan güçlü aidiyet hissi faktörlerine doğrudan bağlıdır (Almeida et al., 2021).

  5. Afet yönetiminde karşılaşılan temel zorlukların maddi hasarlardan ziyade işlevsel ve koordinasyon odaklı engeller olduğu, bu engellerin aşılmasında insan davranışının ve personel psikolojisinin kritik rol oynadığı saptanmıştır (Almeida et al., 2021).

Tartışma ve sonuç

Bu çalışma, 2015 Nepal depreminde üçüncü basamak sevk hastanesi personeline odaklanarak hastane dayanıklılığının materyal koşullardan ziyade işlevsel ve insani süreçlere dayandığını göstermektedir. Elde edilen bulgular, acil tıbbi müdahale kapasitesinin artırılması sürecinde rutin sağlık hizmetlerinin aksadığını ve kalite standartlarından taviz verildiğini net biçimde ortaya koymaktadır.

Yazarlar, kurumsal planlamaların ve tatbikatların kriz anında rehberlik ettiğini ancak beklenmeyen durumlar karşısında personelin kendiliğinden geliştirdiği esnek uyarlamaların sistemik süreklilik için belirleyici olduğunu savunmaktadır. Tıbbi malzeme kısıtları, koordinasyon eksiklikleri ve dış yardım ekiplerinin entegrasyonu gibi işlevsel zorluklar, ön saflardaki çalışanların proaktif kararlarıyla aşılabilmiştir.

Elde edilen bulgular literatürle ilişkilendirildiğinde, mevcut hastane dayanıklılık çerçevelerinin çoğunlukla afet öncesi statik durumlara veya üst düzey yönetici perspektiflerine odaklandığı görülmektedir. Tayfun Haiyan sonrası yapılan araştırmalarla uyumlu şekilde, personelin aile kaygıları ile görevi arasındaki ikilemi yönetmesinin ve kurumsal güvenlik algısının afet yanıtındaki kritik önemi teyit edilmiştir.

Sonuç olarak yazar, sistemik hastane dayanıklılığı ile bireysel personel dayanıklılığının birbirinden ayrılamaz bir bütün oluşturduğunu vurgulamaktadır. Gelecekteki afet yönetimi stratejileri ve kurumsal dayanıklılık politikaları, yalnızca altyapı ve lojistiğe değil, çalışanların psikososyal refahına, güvenlik gereksinimlerine ve multidisipliner katılımı teşvik eden esnek planlama modellerine odaklanmalıdır.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Gil Cuesta ve arkadaşları (2018) tarafından Tayfun Haiyan sonrası yapılan çalışmaya benzer şekilde hastane çalışanlarının aile sorumlulukları ile mesleki yükümlülükler arasında ikilem yaşadığı ve güvenlik hissinin çalışmaya devam etmede kritik olduğu görülmüş; ancak Filipinler örneğindeki dini inanca başvurma mekanizması Nepal örnekleminde gözlemlenmemiştir (Almeida et al., 2021).

Labarda ve arkadaşları (2017) afet sonrası dayanıklılığı üst düzey yönetici deneyimleriyle sınırlı şekilde incelerken, bu çalışma saha ön saflarındaki personelin yaşadığı işlevsel güçlüklerin genel afet yanıtı ve hastane dayanıklılığı üzerindeki doğrudan etkisini ortaya koyarak literatürdeki bu boşluğu doldurmaktadır (Almeida et al., 2021).

Yazarların ulaştığı sonuç

Hastane dayanıklılığı, yalnızca afet öncesi hazırlanan statik planlara değil, kriz anında ortaya çıkan esnek uyarlamalara ve hastane personelinin bireysel dayanıklılığına bağlıdır. Sürdürülebilir bir afet yanıtı ve güçlü bir kurumsal dayanıklılık elde etmek için, gelecek afet planları ve uluslararası çerçeveler sağlık çalışanlarının fiziki ve psikolojik refahını merkeze almalı, tüm personel kademelerini kapsayan esnek organizasyonel süreçler tasarlamalıdır (Almeida et al., 2021).

Literatürdeki yeri

İncelenen çalışma, hastane afet dayanıklılığı literatüründe teorik ve afet öncesi simülasyon odaklı modeller ile gerçek afet durumlarındaki saha pratikleri arasında köprü kurma işlevi görmektedir. Literatürde daha önce mühendislik perspektifiyle geliştirilmiş olan 4R (Robustness, Rapidity, Redundancy, Resourcefulness) çerçevesi, çoğunlukla afetten önceki hazırlık durumlarını ve üst düzey yönetici görüşlerini incelemekteydi. Bu makale ise, 2015 Nepal depremi sonrasında bir üçüncü basamak sevk hastanesindeki ön saf sağlık çalışanlarının doğrudan deneyimlerine odaklanarak mevcut kuramsal modelleri ampirik saha gerçekliğiyle doğrulamakta ve genişletmektedir. Bu bakımdan çalışma, hastane esnekliğinin yalnızca pasif altyapı sağlamlığından ibaret olmadığını, insani faktörler ve kriz anında gelişen anlık kararlarla şekillenen dinamik bir süreç olduğunu literatüre kazandırmaktadır.

Çalışma, Cimellaro ve arkadaşları (2010) ile Zhong ve arkadaşları (2014) tarafından kavramsallaştırılan 4R hastane dayanıklılığı modelini temel altyapı olarak kullanmaktadır. Ancak önceki çalışmalar dayanıklılığı statik ve afet öncesi planlama düzeyinde ele alırken, bu yayın afet anında ve sonrasında ortaya çıkan esnek uyarlamaların (emerging adaptations) önemini göstererek literatürdeki boşluğu doldurmaktadır. Ayrıca Labarda ve arkadaşlarının (2017) Tayfun Haiyan sonrası Filipinler'de yürüttüğü araştırma ve Gil Cuesta ve arkadaşlarının (2018) sağlık personeli üzerindeki afet etkisi çalışmalarına paralel biçimde, çalışanların aile kaygısı ile mesleki sorumluluk arasındaki ikilemini ele almaktadır. Antonovsky'nin (1998) salutojenez ve tutarlılık duygusu kuramından beslenerek, bireysel dayanıklılığı kurumsal dayanıklılığın ayrılmaz bir parçası olarak teorik çerçeveye entegre etmektedir.

Afet yönetimi ve sağlık hizmetleri araştırmaları alanında yürütülen literatür taramaları için bu makale, kurumsal afet planlarının saha gerçekleriyle uyumunu ve insan kaynağının esneklik kapasitesini değerlendiren kilit bir sentez kaynağı sunmaktadır. Geleneksel literatürde sıklıkla göz ardı edilen ön saf çalışanlarının algıları, acil durumlarda sağlık hizmeti sunumunda meydana gelen kalite tavizlerini ve informal karar mekanizmalarını görünür kılmaktadır. Literatür taraması yapan araştırmacılar için bu çalışma, hastane dayanıklılığının yalnızca fiziki ve lojistik imkânlarla değil, çalışan refahı, kurumsal güvenlik algısı ve aidiyet duygusu gibi psikososyal boyutlarla birlikte ele alınması gerektiğini kanıtlayan ampirik bir referans noktası teşkil etmektedir.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewAfet durumlarında hastanelerin dayanıklılığı yalnızca önceden hazırlanan statik acil durum planlarına değil, kriz anında ön saflardaki çalışanların proaktif kararlarıyla gelişen anlık uyarlamalara bağlıdır.

Tezin literatür taraması bölümünde, teorik afet planlarının saha pratikleriyle nasıl esnetildiğini ve gelişen uyarlamaların (emerging adaptations) sistem sürekliliğindeki kritik işlevini vurgulamak amacıyla kullanılır (Almeida et al., 2021).

Türkiye'de Deprem Sonrası Hastane Personelinin Bireysel Dayanıklılığı ve Kurumsal Adaptasyon Süreçlerinin Nitel İncelemesi

Araştırma sorusu
Kahramanmaraş depremleri sonrasında bölgedeki kamu hastanelerinde görev yapan ön saf sağlık personelinin bireysel dayanıklılık belirleyicileri ile kurumsal uyum pratikleri arasındaki ilişki nasıldır?
Yöntem taslağı
Nitel olgubilim (fenomenoloji) deseni çerçevesinde, deprem bölgesindeki iki farklı hastaneden kartopu örneklemeyle seçilecek hekim, hemşire ve idari personelle (örneklem büyüklüğü veri doygunluğuna ulaşılan noktada belirlenecek şekilde) yarı yapılandırılmış görüşmeler yürütülür ve tematik analiz uygulanır.

Makaleyle bağlantısı: Moitinho de Almeida ve arkadaşlarının (2021) Nepal depremi sonrasında hastane personeli deneyimlerine dayanarak bireysel esneklik ile kurumsal dayanıklılığın karşılıklı bağımlı olduğu yönündeki bulgusundan türetilmiştir (Almeida et al., 2021).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveSağlık sistemlerinin kurumsal dayanıklılığı ile sağlık çalışanlarının bireysel dayanıklılığı arasında doğrudan bir karşılıklı bağımlılık mevcuttur.

Kuramsal çerçeve oluşturulurken hastane afet dayanıklılığını yalnızca fiziki altyapı ve kaynak zenginliğiyle değil, çalışanların güvenlik, anlamlılık ve aidiyet algılarını kapsayan bütüncül bir modelle açıklamak için kurgulanır (Almeida et al., 2021).

Sağlık Çalışanlarında Tutarlılık Duygusu ile Afet Anında Görev Başında Kalma Niyeti Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi

Araştırma sorusu
Acil servis ve yoğun bakım çalışanlarının tutarlılık duygusu seviyeleri (anlamlılık, kavranabilirlik, yönetilebilirlik), afet esnasındaki mesleki adanmışlık ve güvenlik algılarını nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Nicel kesitsel tasarımda, önceden geçerliliği kanıtlanmış Antonovsky Tutarlılık Duygusu Ölçeği (SOC-13) kullanılarak evreni temsil eden sağlık personelinden veri toplanır; örneklem büyüklüğü istatistiksel güç analiziyle belirlenerek çoklu regresyon analizi yapılır.

Makaleyle bağlantısı: Makalede hastane personelinin işlerini anlamlandırma (meaningfulness) ve kendilerini güvende hissetme durumlarının bireysel dayanıklılıklarını belirlediği yönündeki iddiaya ve Antonovsky kuramsal atfına dayanmaktadır (Almeida et al., 2021).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaBüyük afetlerde sağlık çalışanlarının bireysel dayanıklılığını sürdürebilmeleri güvenlik duygusunun sağlanmasına, yapılan işe yüklenen anlama ve destekleyici topluluk aidiyetine dayanmaktadır.

Tartışma bölümünde, kendi araştırmasının bulgularını literatürdeki çalışan psikolojisi ve kriz yönetimi sonuçlarıyla kıyaslarken, psikososyal refahın kurumsal performansa etkisini desteklemek için kullanılır (Almeida et al., 2021).

Uluslararası Tıbbi Yardım Ekipleri ile Yerel Hastane Yönetimleri Arasındaki Entegrasyon ve Koordinasyon Engelleri

Araştırma sorusu
Afet sonrası hastanelerde görev alan yabancı tıbbi ekiplerin yerel sağlık hizmeti standartları ve kurumsal koordinasyon mekanizmaları üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri nelerdir?
Yöntem taslağı
Çoklu vaka çalışması deseninde, afet bölgesinde görev almış yerel hastane yöneticileri ve uluslararası tıbbi ekip temsilcileriyle (veri doygunluğu esas alınarak) derinlemesine görüşmeler yapılır ve nitel içerik analizi gerçekleştirilir.

Makaleyle bağlantısı: İncelenen çalışmada dış yardım ekiplerinin ve uluslararası tıbbi grupların zaman zaman yerel kapasiteyi gölgelemesi, protokol uyumsuzluğu yaratması ve koordinasyon zorluğuna yol açması yönündeki tartışma bulgusundan türetilmiştir (Almeida et al., 2021).

Kaynakça

  1. Gil Cuesta, J., van Loenhout, J. A., de Lara-Banquesio, M. L., lsiderio, J. M., Aujoulat, I., Guha-Sapir, D., & van den Borne, B. (2018). The impact of typhoon haiyan on health staff: a qualitative study in two hospitals in Eastern Visayas, The Philippines. Frontiers in Public Health, 6, 208.
  2. Labarda, C., Labarda, M. D., & Lamberte, E. E. (2017). Hospital resilience in the aftermath of Typhoon Haiyan in the Philippines. Disaster Prevention and Management, 26(4), 424-436.

Bu konudaki diğer çalışmalar

Klinik ve Halk SağlığıNicel araştırma · 2014

Hastane personeli kalite göstergelerini kalite iyileştirmede nasıl değerlendiriyor?

Çalışmaya katılan hastane personelinin kalite göstergelerini pratikte kullanım oranı ortalama yüzde 68 düzeyinde kalmıştır; katılımcıların büyük çoğunluğu bu göstergelerin bilimsel temelini ve önemini onaylamasına rağmen teori ile uygulama arasında bir boşluk olduğu tespit edilmiştir.

Asgar Aghaei Hashjin ve 6 yazar · Sağlık Bilimleri