Sağlık hizmetlerinde kalitenin ölçülmesi ve izlenmesi, küresel ölçekte sağlık sistemlerinin performansını artırma ve şeffaflığı sağlama amacının temel bir unsurudur. Kalite göstergeleri bir yandan devlet, sigorta kurumları ve hastalar karşısında dış hesap verebilirliği artıran özetleyici amaçlara hizmet ederken, diğer yandan hastane içinde klinik süreçlerin ve bakım standartlarının sürekli geliştirilmesini sağlayan biçimlendirici işlevler üstlenmektedir. Ancak, merkezi otoritelerce belirlenen ve yukarıdan aşağıya bir yaklaşımla yürürlüğe konulan kalite değerlendirme programlarında, göstergelerin sahadaki uygulayıcısı olan klinik ve idari personelin görüşlerinin alınmaması uygulamada ciddi aksaklıklara yol açabilmektedir. Bu durum, göstergelerin teorik geçerliliği ile pratik kullanımı arasında bir kopukluk yaratmakta ve göstergelerin içsel kalite iyileştirme aracı olmaktan ziyade yalnızca dış denetim zorunluluğu olarak algılanmasına neden olmaktadır.
Bu araştırmanın temel amacı, İran genelindeki 48 genel ve uzmanlaşmış hastanede görev yapan 93 ön hat çalışanının (hastane yöneticileri, hemşire yöneticileri, hekimler, hemşireler, kalite iyileştirme ve tıbbi kayıt görevlileri) 27 farklı kalite göstergesine ilişkin görüşlerini incelemektir. Kesitsel bir tasarım taşıyan çalışmada veriler, 2009-2010 yılları arasında uzman paneli tarafından belirlenen 7 örgütsel, 6 klinik süreç ve 12 sonuç göstergesini kapsayan yapılandırılmış bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Anket çerçevesinde göstergelerin kullanım düzeyi, algılanan önemi, bilimsel dayanağı, veri bulunabilirliği, veri toplama fizibilitesi, maliyet-yarar dengesi ve yetişmiş personel varlığı olmak üzere yedi ana tema analiz edilmiştir. Elde edilen veriler idari personel, klinik personel ve diğer sağlık profesyonelleri grupları arasında Pearson kay-kare testi kullanılarak istatistiksel heterojenlik bakımından karşılaştırılmıştır.
Araştırma bulguları, katılımcıların ortalama %68'inin hastanelerinde kalite göstergelerini pratik olarak kullandığını bildirdiğini göstermektedir. Gösterge türlerine göre kullanım oranları incelendiğinde; örgütsel göstergelerin %75, sonuç göstergelerinin (hasta merkezlilik %86, hasta güvenliği %72, klinik etkililik %66) ve klinik süreç göstergelerinin ise yalnızca %57 oranında kullanıldığı saptanmıştır. İdari personel ile klinik personel arasında yapılan karşılaştırmada, klinik personelin kalite göstergelerini kullanma oranının idari personele göre anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bakanlık tarafından uygulanan zorunlu göstergelerin kullanım oranı %74 iken, gönüllü göstergelerin kullanım oranı %68 olarak ölçülmüştür. Katılımcıların %89'dan fazlası göstergelerin bilimsel arka planını yeterli bulmasına ve %80'den fazlası göstergeleri önemli olarak değerlendirmesine rağmen, yetişmiş personel eksikliği ve klinik süreçlerin izlenmesindeki yetersizlikler pratik kullanımı kısıtlamaktadır.
Çalışmanın tartışma ve sonuç bölümlerinde, kalite göstergelerinin İran hastanelerinde ağırlıklı olarak dış denetim ve hesap verebilirlik amaçlı kullanıldığı, içsel kalite iyileştirme süreçlerine katkısının ise sınırlı kaldığı vurgulanmaktadır. Yazarlar, kalite göstergelerinin biçimlendirici yararlarını artırmak için hastane düzeyinde ortak bir kalite kültürü ile paylaşılan bir sahiplenme duygusunun oluşturulması gerektiğini ifade etmektedir. Literatür taraması açısından bu çalışma, gelişmekte olan ülkelerdeki performans ölçüm sistemlerinin başarısında ön hat çalışanlarının karar süreçlerine katılımının ve özellikle klinik süreç ile etkililik göstergelerine odaklanmanın kritik rolünü ampirik olarak kanıtlamaktadır. Sağlık yönetimi ve hastane akreditasyonu alanında çalışan araştırmacılar için bu eser, top-down uygulamaların sınırlılıklarını gösteren ve alt kademe personelin algılarını ölçen nitelikli bir referans kaynağı niteliğindedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Donabedian'ın yapı-süreç-sonuç kalite değerlendirme kuramsal yaklaşımı ile toplumsal tıp ve sağlık yönetimi literatüründeki biçimlendirici (formative) ve özetleyici (summative) performans ölçüm kuramlarına dayanmaktadır. Göstergeler örgütsel, klinik süreç ve sonuç (klinik etkililik, hasta güvenliği ve hasta merkezlilik) boyutlarında sınıflandırılarak saha çalışanlarının katılımı ve algısının uygulanabilirlik üzerindeki etkisi incelenmektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, hastanelerde performans ölçümü ve kalite göstergelerinin uygulanmasında karşılaşılan engelleri inceleyen uluslararası literatürü ele almaktadır. Özellikle top-down (yukarıdan aşağıya) uygulanan zorunlu performans sistemlerinin sahadaki klinik ve idari personel tarafından benimsenme düzeyini ve çalışanların gösterge geliştirme süreçlerine dahil edilmemesinin doğurduğu uygulama kopukluklarını odağına almaktadır.