Çocukluk çağı obezitesi, küresel düzeyde halk sağlığını tehdit eden en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir. Erken çocukluk yıllarında kazanılan beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları, ilerleyen yaşlara taşınarak yetişkinlik dönemindeki kronik hastalık risklerini doğrudan etkilemektedir. Ebeveynler, çocukların gıda tercihlerini, porsiyon miktarlarını ve yemek ortamının duygusal iklimini biçimlendiren temel aktörlerdir. Genel ebeveynlik tutumları, yemeğe özgü besleme stilleri ve doğrudan hedefe yönelik besleme uygulamaları arasındaki dinamik etkileşimlerin çocuk beden kitle indeksi üzerindeki rolünü anlamak, önleyici müdahale programlarının geliştirilmesi açısından kritik bir gerekliliktir. Ancak alan yazında bu kavramların sıklıkla birbiri yerine kullanılması ve yöntemsel farklılıklar, bulguların sentezlenmesini zorlaştırmaktadır.
Bu sistematik derleme, 4-12 yaş arası çocuklarda genel ebeveynlik stilleri, besleme stilleri ve özgül besleme uygulamalarının çocukların beden kitle indeksi ve obezite riski ile ilişkisini inceleyen güncel araştırmaları PRISMA ilkeleri doğrultusunda bütünleştirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmacılar Medline, PsycINFO, Web of Science ve Food Science and Technology Abstracts veri tabanlarında 2010 ile Şubat 2015 tarihleri arasında İngilizce olarak yayımlanmış ampirik çalışmaları sistematik biçimde taramıştır. Dahil edilme kriterlerini karşılayan toplam 31 birincil araştırma (7 boylamsal, 23 kesitsel ve 1 randomize kontrollü müdahale çalışması) kalite değerlendirme ölçeğine tabi tutulmuş ve veriler tanımlayıcı bir yaklaşımla çözümlenmiştir.
Sentezlenen bulgular, boylamsal tasarıma sahip çalışmalarda genel ebeveynlik stilleri ile çocuk BMI değeri arasındaki ilişkilerin son derece güçlü ve tutarlı olduğunu göstermektedir. İlgisiz, müsamahakar veya aşırı koruyucu ebeveynlik yaklaşımları çocuklarda yüksek obezite riski ve artan BMI değerleriyle ilişkiliyken, demokratik ebeveynlik tutumu sağlıklı kilo statüsünü desteklemektedir. Besleme stilleri açısından bakıldığında, müsamahakar besleme tarzının kesitsel araştırmalarda yüksek kilo ile sürekli ilişkili olduğu belirlenmiştir. Özgül besleme uygulamalarında ise kısıtlama tutumu yüksek BMI ile, yemeye zorlama ise düşük BMI ile ilişkili bulunmuştur; çocuk mizacı veya iştah özelliklerinin dahil edildiği modellerde ebeveynlerin çocuklarının biyolojik özelliklerine tepkisel olarak bu uygulamaları şekillendirdiği anlaşılmıştır.
Elde edilen sonuçlar, ebeveyn-çocuk etkileşiminin tek yönlü bir yönlendirmeden ziyade çift yönlü bir uyum süreci olduğunu ortaya koyarak literatüre önemli bir katkı sunmaktadır. Ebeveynlerin çocuklarının obezite riskine karşı gösterdikleri kısıtlama veya teşvik edici davranışlar, çoğunlukla çocuğun var olan iştah yapısına ve kilo durumuna verdikleri bir yanıttır. Bu durum, çocukluk çağı obezitesiyle mücadelede ebeveynlere sınır koyma ve yapı sunma eğitimi verilirken çocuğun bireysel mizaç özelliklerinin de dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Literatür taraması yapan araştırmacılar için bu çalışma, ebeveynlik kavramsallaştırmalarındaki belirsizlikleri gidermekte ve gelecek boylamsal araştırmalar için yöntem odaklı somut bir çerçeve sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Araştırma, Baumrind ve Hughes tarafından geliştirilen ebeveynlik ve besleme stilleri tipolojisine dayanmaktadır. Bu kuramsal çerçeve ebeveyn davranışlarını talepkarlık ve tepkisellik/duyarlılık boyutlarında ele alarak demokratik, otoriter, müsamahakar ve ilgisiz kategoriler altında kavramsallaştırır.
Makalenin ele aldığı literatür
Derleme, Vollmer ve Mobley (2013) ile Hurley ve arkadaşlarının (2011) daha önceki tarama çalışmalarını güncellemekte, Birch, Hughes, Blissett, Wardle ve ekibinin besleme uygulamaları ile çocuk iştah mizaç özellikleri (CEBQ) arasındaki etkileşimlere dair geliştirdiği geniş literatürü ele almaktadır.