Suriye'de 2011'den bu yana süregelen iç savaş, enerji altyapısının çökmesine ve sağlık tesislerinin büyük oranda işlevsiz kalmasına yol açmıştır. Sağlık çalışanlarının ülkeden kaçması ve elektrik şebekelerinin tahrip edilmesi, acil sağlık nakliyesini ve aşı dağıtımını imkânsız hale getirmiştir. Bu makale, Suriye Tıbbi Yardım Örgütleri Birliği (UOSSM) tarafından Kuzeybatı Suriye'de hayata geçirilen güneş enerjili elektrikli sağlık aracı pilot uygulamasını inceleyerek, çatışma bölgelerinde yenilenebilir enerji kaynaklarının sağlık hizmeti sunumundaki kritik rolünü ve altyapısal dayanıklılık potansiyelini akademik bir çerçevede değerlendirmektedir.
Araştırmada, Kasım 2021 ile Mayıs 2024 arasındaki 30 aylık süreçte güneş enerjili elektrikli aracın operasyonel verileri sistematik olarak izlenmiştir. UOSSM tarafından tutulan araç seyir defterleri ve pil yönetim sistemi verileri analiz edilerek yapılan değerlendirmede; aracın bu süre zarfında 476 seferde toplam 7.442 km yol katettiği, yaklaşık 132.000 aşı yararlanıcısına ulaştığı ve 43 hastanın sevkini gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Araç kilometre başına 0,17 kWh enerji tüketerek, geleneksel yakıtlı araçlara göre belirgin bir tasarruf sağlamıştır.
Maliyet karşılaştırmalarında, güneş enerjili elektrikli aracın başlangıç yatırım maliyeti geleneksel benzinli/dizel araçlara göre daha yüksek olmasına karşın, 18 ay içerisinde birikimli operasyonel harcamalarda yakıtlı araçların altına düştüğü saptanmıştır. Ambulans hizmetlerinde yakıtlı araçlar kilometre başına 0,13 ABD doları harcarken, güneş enerjisiyle şarj edilen elektrikli araçta bu maliyet 0,05 ABD dolarına gerilemiştir. Benzer şekilde aylık bakım ve işletme maliyetlerinde de önemli bir düşüş kaydedilmiş ve tasarruf edilen yakıt kaynakları hastanelerin diğer kritik birimlerine aktarılmıştır.
Çalışmanın tartışma ve sonuç kısmında, aktif savaş bölgelerinde insani yardımın sürdürülebilirliği için yerelleşme ve kapasite geliştirmenin önemi vurgulanmaktadır. Suriye'deki güneş enerjisi potansiyeli ve uygulanan bu model, sadece sağlık alanında değil, temiz su ve eğitim gibi diğer sektörlerde de merkeziyetsiz enerji çözümlerinin uygulanabileceğini göstermektedir. Bu ampirik çalışma, literatürde aktif çatışma alanlarında elektrikli araç entegrasyonuna dair ilk örneklerden birini oluşturmakta ve gelecekteki insani yardım politikalarına somut öneriler sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, insani yardım ve kriz yönetimi bağlamında Altyapısal Dayanıklılık ve İnsani Sistem Entegrasyonu (Health Integrated Resilience System - HIRS) yaklaşımına dayanmaktadır. Çatışma ortamlarında merkezi enerji şebekelerinin çökmesi karşısında, yerelleşmiş ve merkeziyetsiz yenilenebilir enerji çözümlerinin (güneş enerjisi mikro şebekeleri ve elektrikli araçlar) krizlere karşı sistemik dayanıklılığı nasıl artırdığı kuramsal zeminde ele alınmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma; Burma, Şad, Uganda ve Yemen gibi kırılgan coğrafyalarda sağlık kliniklerinin ve aşı soğuk zincirlerinin güneş enerjisiyle desteklenmesine ilişkin önceki araştırmaları (Ratterman ve Garwood, Siddique ve diğerleri, Baranda Alonso ve diğerleri) temel almaktadır. Ancak aktif çatışma sahasında doğrudan güneş enerjili elektrikli ulaşımın ampirik olarak izlenmesi noktasındaki literatür eksikliğine odaklanmaktadır.