Küresel ölçekte büyük toplumsal ve tıbbi sarsıntılara yol açan COVID-19 pandemisi, kırılgan gruplar arasında yer alan anne ve yenidoğan sağlığını derinden etkilemiştir. Bulaşıcı hastalık salgınları döneminde anne sütüyle beslenmenin korunması ve teşvik edilmesi, bebeğin bağışıklık sistemi ile maternal psikolojik süreçler açısından kritik önem taşımaktadır. Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası sağlık otoriteleri, enfeksiyon durumunda dahi gerekli koruyucu önlemler alınarak emzirmenin sürdürülmesini tavsiye etmiştir. Ancak enfeksiyon bulaşma korkusu, izolasyon uygulamaları, bilgi eksikliği ve tedaviye yönelik ilaç kullanımının getirdiği tereddütler, annelerin emzirme davranışlarını ve bu davranışı sürdürme özgüvenlerini doğrudan zedeleyebilmektedir. Albert Bandura’nın Sosyal Bilişsel Teorisine göre emzirme öz yeterliliği, annenin bebeğini besleme eylemini başarıyla gerçekleştirme inancını kapsamakta ve olağanüstü dönemlerde emzirmenin sürekliliğini belirleyen temel etmenlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Pandemi sürecinde enfeksiyon tanısı almış annelerin emzirme bilgi, tutum ve öz yeterlilik düzeylerinin incelenmesi, maternal bakım hizmetlerinin geliştirilmesi açısından akademik bir gerekliliktir.
Bu araştırma, COVID-19 tanısı almış ve 0-24 aylık bebeği olan annelerin emzirme bilgi ve uygulamaları ile emzirme öz yeterlilik düzeylerini ve bunu etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel bir tasarımla gerçekleştirilmiştir. Araştırma evrenini Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü veri tabanına kayıtlı, COVID-19 tanısı konmuş ve belirtilen yaş grubunda bebeği olan 3.009 anne oluşturmuştur. Örneklem seçimi, ulusal kimlik numaralarına göre sıralanan listeden sistematik örnekleme yöntemiyle yapılmış; iletişim engeli veya katılım reddi gibi nedenlerle elenmeler sonuçunda çalışma 142 anne ile tamamlanmıştır. Veriler Nisan-Aralık 2021 tarihleri arasında araştırmacılar tarafından hazırlanan 61 soruluk sosyodemografik ve klinik bilgi formu ile Türkçe geçerlik ve güvenirliği yapılmış 14 maddelik Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği Kısa Formu kullanılarak telefon görüşmeleri yoluyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır.
Araştırma sonuçunda katılan annelerin yaş ortalamasının 29,39±5,34 olduğu, %86,0’ının il veya ilçe merkezinde yaşadığı ve %73,9’unun COVID-19 tanısı aldıktan sonra da emzirmeye devam ettiği belirlenmiştir. Katılımcıların Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği genel puan ortalaması 54,4±7,2 olarak tespit edilmiştir. Tanı sonrasında emzirmeyi sürdüren annelerin öz yeterlilik puan ortalaması (55,81±7,05), emzirmeyi bırakan annelere (50,51±6,32) göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca il/ilçe merkezinde yaşayan, gebeliği planlı olan, bebeğine enfeksiyon bulaştırma endişesi taşımayan ve tedavi sürecinde ilaç kullanmayan annelerin emzirme öz yeterlilik puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık annenin yaşı, eğitim düzeyi, gebelik sayısı veya bebeğin yaşı ile emzirme öz yeterlilik puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Tanı sonrası emzirmeyi bırakan %26,1'lik grupta en sık gerekçe olarak mamanın geçici olarak yeterli olacağı inancı (%81,1) ve bulaş endişesi (%13,5) öne çıkmıştır.
Araştırmanın sonuçları, yüksek emzirme öz yeterliliğine sahip annelerin kriz dönemlerinde ve bulaşıcı hastalık tanısı aldıklarında emzirme davranışını sürdürme eğiliminde olduklarını açıkça göstermektedir. Bu bulgu, literatürde pandeminin emzirme oranlarını düşürdüğünü gösteren çalışmalarla karşılaştırıldığında, anneye sağlanan doğru bilgilendirmenin ve öz yeterliliği artırıcı sağlık danışmanlığının koruyucu rolünü ortaya koymaktadır. Sağlık hizmeti sunucularının, yüz yüze iletişimin kısıtlandığı karantina koşullarında dahi telefonla uzaktan danışmanlık mekanizmalarını aktif tutması gerektiği anlaşılmaktadır. Çalışmanın Şanlıurfa örneğindeki verileri, kırsal alanda yaşayan veya ilaç kullanımı sebebiyle kaygı duyan annelere yönelik özel emzirme destek stratejilerinin geliştirilmesine duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Bu çerçevede çalışma, gelecekteki olası pandemilerde ve kriz durumlarında güvenli annelik programları ile maternal bakım politikalarının şekillendirilmesine, tez ve ampirik araştırmalara ampirik kanıt tabanı sağlayarak katkı sunmaktadır.