İçeriğe geç

Nitel araştırma · 2026

Psikiyatri Hemşirelerinin Ruhsal Bozukluğu Olan Hastaların Ortak Karar Verme Sürecine Katılımına İlişkin Anlayış ve Tutumları: Fenomenolojik Bir Çalışma

Psychiatric nurses’ understandings and attitudes toward the participation of patients with mental disorders in shared decision-making: a phenomenological study

Okur sorusu

Kapalı psikiyatri servislerinde görev yapan hemşireler, hastaların ortak karar verme sürecini nasıl anlamlandırmaktadır ve temel engeller nelerdir?

Bu fenomenolojik çalışmada, psikiyatri hemşirelerinin ortak karar verme sürecini (SDM) etik düzeyde destekledikleri ancak uygulamada bunu yalnızca bilgilendirilmiş onamla sınırlı tuttukları saptanmıştır.

Kaynak izi: (Han et al., 2026) · (Han et al., 2026)

Öne çıkanlar

  • Hemşireler SDM'yi hasta merkezli bakımın bir parçası olarak teorik düzeyde onaylamaktadır.
  • Uygulamada karar verme kapasitesi, bireysel yetiden ziyade güvenlik riskleri üzerinden kısıtlı algılanmaktadır.
  • Hukuki sorumluluk ve iş yükü kaygıları, hemşirelerin SDM'ye karşı ihtiyatlı bir tutum sergilemesine neden olmaktadır.
  • Rehabilitasyon servislerindeki hemşireler, akut servislere göre hasta katılımına daha fazla alan açmaktadır.
Yayın türü
Nitel araştırma
Yazarlar
Yan Han ve 3 yazar
Dergi / alan
Sağlık Bilimleri
Yıl
2026
Örneklem
Amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen, kapalı akut, kronik ve rehabilitasyon servislerinde çalışan, en az 5 yıl klinik deneyime sahip 16 psikiyatri hemşiresi.
Veri kaynakları
Nisan-Haziran 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilen, 20 ila 50 dakika süren 17 adet yarı yapılandırılmış yüz yüze derinlemesine görüşme ve eş zamanlı saha notları.
Analiz yöntemi
Colaizzi'nin yedi adımlı analiz yöntemi kullanılarak veriler kodlanmış, NVivo 12.0 yazılımı ile yönetilmiş ve tümevarımsal bir yaklaşımla tematik yapılar oluşturulmuştur.

İnceleme özeti

Modern psikiyatri bakımında hasta merkezli yaklaşımların merkezinde yer alan ortak karar verme süreci, özellikle kapalı servislerdeki güvenlik ve yasal sorumluluk dinamikleri nedeniyle uygulama aşamasında ciddi engellerle karşılaşmaktadır. Hastaların bilişsel ve duygusal durumlarındaki dalgalanmalar, klinik risk yönetimi ile bireysel özerklik arasındaki dengenin kurulmasını zorlaştırmakta, bu durum ise sağlık profesyonellerinin yaklaşımlarını şekillendirmektedir. Hemşireler, yatak başı bakımda hastalarla sürekli etkileşim halinde olmaları nedeniyle bu sürecin fiilen hayata geçirilmesinde anahtar rol oynamaktadır. Ancak kurumsal rutinler ve paternalistik bakım kültürü, hemşirelerin hastaların katılımını nasıl anlamlandırdığını ve hangi koşullarda desteklediğini belirsizleştiren temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır.

Bu araştırma, kapalı psikiyatri servislerinde görev yapan hemşirelerin ortak karar verme sürecine dair anlayışlarını ve tutumlarını derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma desenlerinden fenomenolojinin kullanıldığı çalışmada, Çin'in Jiangsu eyaletindeki bir üçüncü basamak psikiyatri hastanesinin akut, kronik ve rehabilitasyon servislerinden amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen 16 hemşire ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler, Colaizzi'nin yedi adımlı yöntemi kullanılarak analiz edilmiş; kodlama süreci ekip tabanlı bir yaklaşımla, refleksif notlar ve denetim izleri eşliğinde yürütülmüştür. Katılımcıların mesleki deneyim süreleri ve çalıştıkları birimlerin çeşitliliği, olgunun farklı perspektiflerden değerlendirilmesine olanak tanımıştır.

Analiz sonuçları, hemşirelerin ortak karar verme sürecini etik bir ideal olarak desteklemekle birlikte, uygulamada bu kavramı genellikle bilgilendirilmiş onam ile karıştırdıklarını göstermektedir. Beş ana temanın ortaya çıktığı çalışmada, hemşirelerin hasta katılımını semptom şiddeti, hastalık evresi ve güvenlik riskleri gibi klinik bağlamlar üzerinden koşullu bir şekilde değerlendirdikleri saptanmıştır. Bulgular, hemşirelerin kendilerini sürecin aktif birer karar vericisi olmaktan ziyade, hekim ile hasta arasında bir aracı veya uygulayıcı olarak konumlandırdıklarını ortaya koymaktadır. Ayrıca, iş yükü artışı ve tıbbi-yasal risk endişelerinin, hemşirelerin sürece yönelik tutumlarını ihtiyatlı bir tarafsızlık ile sınırlı destek arasında bir süreklilikte tuttuğu belirlenmiştir.

Elde edilen veriler, kapalı servislerde ortak karar verme sürecinin teşviki için yalnızca etik eğitiminin yeterli olmadığını, aynı zamanda yapılandırılmış kapasite değerlendirme araçlarına ve kurumsal güvencelere ihtiyaç duyulduğunu vurgulamaktadır. Yazarlar, hemşirelerin bu süreçteki rolünün güçlendirilmesinin, tedavi uyumunu ve hasta memnuniyetini artırabileceğine işaret ederek, literatürdeki paternalizm ile özerklik çatışmasına pratik bir çözüm önerisi sunmaktadır. Bu çalışma, ruh sağlığı hemşireliğinde hasta katılımını engelleyen sistemik ve kavramsal bariyerleri ortaya koyması bakımından literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Özellikle kapalı servis gibi yüksek riskli ortamlarda karar verme süreçlerinin nasıl müzakere edileceğine dair sunduğu kanıtlar, gelecek araştırmalar ve klinik protokol geliştirmeleri için somut bir temel oluşturmaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Araştırma, bireyin kendi bakım süreçlerine dair söz sahibi olmasını öngören hasta merkezli bakım ve ilişkisel özerklik kavramları üzerine inşa edilmiştir. Ortak karar vermenin sadece bir bilgi aktarımı değil, hasta tercihleri ile klinik uzmanlığın dinamik bir etkileşimi olduğu varsayılmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Literatürde ortak karar vermenin ruh sağlığı hizmetlerinde iyileşme odaklı bakımı ve tedavi memnuniyetini artırdığı belirtilmektedir. Ancak kapalı servislerdeki semptom dalgalanmaları, güvenlik riskleri ve yasal sorumluluklar gibi engeller nedeniyle hemşirelerin bu süreçteki öznel deneyimleri yeterince araştırılmamıştır.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Çalışma, kapalı psikiyatri servislerinde görev yapan hemşirelerin, ruhsal bozukluğu olan hastaların ortak karar verme sürecine katılımını nasıl anladıklarını ve bu sürecin uygulanmasına yönelik tutumlarını derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır (Han et al., 2026).

Yöntem ve yaklaşım

Bu çalışma, psikiyatri hemşirelerinin kapalı servislerde ortak karar verme sürecine ilişkin öznel deneyimlerini ve anlamlandırma biçimlerini ortaya çıkarmak amacıyla nitel fenomenolojik desende kurgulanmıştır (Han et al., 2026).

Evren veya inceleme alanı
Çin'in Jiangsu Eyaleti'nde bulunan bir üçüncü basamak psikiyatri hastanesinde görev yapan hemşireler.
Örneklem veya araştırma materyali
Amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen, kapalı akut, kronik ve rehabilitasyon servislerinde çalışan, en az 5 yıl klinik deneyime sahip 16 psikiyatri hemşiresi.
Veri toplama süreci
Nisan-Haziran 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilen, 20 ila 50 dakika süren 17 adet yarı yapılandırılmış yüz yüze derinlemesine görüşme ve eş zamanlı saha notları.
Veri analiz yöntemi
Colaizzi'nin yedi adımlı analiz yöntemi kullanılarak veriler kodlanmış, NVivo 12.0 yazılımı ile yönetilmiş ve tümevarımsal bir yaklaşımla tematik yapılar oluşturulmuştur.
Ortak Karar Verme (SDM)Hasta KatılımıKarar Verme KapasitesiKlinik Risk YönetimiHemşirelik RolüKapalı Servis Kültürü

Bulgular

  1. Hemşireler ortak karar vermeyi etik olarak onaylamalarına rağmen, süreci genellikle hastanın bilgilendirilip onay vermesi şeklinde dar bir bilgilendirilmiş onam çerçevesinde yorumlamaktadır (Han et al., 2026).

  2. Hastaların karar verme kapasitesi, hemşireler tarafından bireysel bir yetkinlikten ziyade hastalığın akut fazı, belirti şiddeti ve güvenlik riskleri tarafından belirlenen kısıtlı bir durum olarak algılanmaktadır (Han et al., 2026).

  3. Hemşireler, ortak karar verme sürecini iş yükünü artıran, hukuki sorumluluğu karmaşıklaştıran ve potansiyel olarak klinik riskleri yükselten bir baskı unsuru olarak değerlendirmektedir (Han et al., 2026).

  4. Karar alma süreçlerinde hemşireler kendilerini ana paydaş veya ortak karar verici olarak değil, bilgi aktaran, uygulayıcı veya koruyucu rollerini üstlenen aracılar olarak konumlandırmaktadır (Han et al., 2026).

Tartışma ve sonuç

Hemşirelerin ortak karar verme (SDM) yaklaşımları, teorik kabul ile pratik uygulama arasındaki derin boşluğu yansıtmaktadır. Katılımcılar SDM'yi hasta merkezli bakımın etik bir gerekliliği olarak görseler de, kapalı servislerin kısıtlayıcı doğası gereği bu süreci klinik risklerin yönetimiyle dengelenmesi gereken bir unsur olarak tanımlamaktadırlar.

SDM'nin bilgilendirilmiş onam süreciyle karıştırılması, hemşirelerin hukuki ve profesyonel sorumlulukları altında kendilerini koruma güdüsünden kaynaklanmaktadır. Yazar, bu durumun hastaların seçenekleri değerlendirme ve kendi tercihlerini sürece dahil etme alanını daralttığını ve hemşirelerin prosedürel güvenliğe sığındığını belirtmektedir.

Hastaların kapasite durumuna yönelik değerlendirmeler, genellikle tanı bazlı genel yargılara dayanmaktadır. Tartışmada, hemşirelerin kapasiteyi görev odaklı bir yetkinlik yerine belirti şiddetiyle eşleştirme eğiliminde olduğu, bunun da özellikle akut dönemdeki hastaların katılımını tamamen devre dışı bırakan bir paternalizme yol açtığı vurgulanmaktadır.

Kurumsal faktörler, hemşirelerin SDM konusundaki çekingenliğini pekiştiren temel belirleyicilerdir. Personel eksikliği ve zaman baskısı gibi unsurlar, SDM'nin iş yükünü artıracağı algısını güçlendirirken; yazar, başarılı uygulama örneklerinin paylaşılmasının bu direnci kırmada etkili bir strateji olabileceğini ileri sürmektedir.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

İncelenen çalışmadaki hemşirelerin ortak karar vermeyi arzu edilen bir ideal olarak görmesi ancak pratik engeller nedeniyle tereddüt yaşaması, Lin ve ark. (2022) tarafından ikincil ruh sağlığı hizmetlerinde profesyonellerin yaşadığı gerilimlerle paralellik göstermektedir (Han et al., 2026).

Yazarların ulaştığı sonuç

Psikiyatri hemşirelerinin ortak karar verme sürecine katılımı, klinik riskler ve kurumsal kısıtlamalar nedeniyle koşullu bir destek sergilemektedir; bu sürecin sağlıklı işlemesi için kapasite odaklı iletişim becerileri, yapılandırılmış risk değerlendirme protokolleri ve hemşirenin rolünü güçlendiren kurumsal güvenceler tesis edilmelidir (Han et al., 2026).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, ruh sağlığı literatüründe ortak karar verme (OKV) süreçlerini incelerken, genellikle hekim veya hasta odaklı olan perspektifi, hasta ile en uzun süreli temas kuran grup olan hemşirelere kaydırarak özgün bir konum elde etmektedir. Kapalı psikiyatri servisleri gibi kısıtlayıcı ortamların getirdiği etik ikilemleri, paternalist yaklaşımlar ve profesyonel özerklik arasındaki gerilimi fenomenolojik bir yaklaşımla çözümlemesi bakımından önem taşır. Mevcut literatürde OKV'nin teorik faydaları sıklıkla vurgulansa da, bu çalışma uygulamanın önündeki yapısal engelleri ve hemşirelerin süreci neden sıklıkla bilgilendirilmiş onamla karıştırdığını ampirik verilerle açıklamaktadır.

Çalışma, Elwyn ve arkadaşlarının (2012) geliştirdiği teorik OKV modelini temel almakta ancak bu modeli yüksek riskli kapalı servis ortamlarına uyarlayarak genişletmektedir. Literatürdeki önceki çalışmaların OKV'yi statik bir süreç olarak ele alma eğilimine karşın, bu araştırma hemşirelerin tutumlarının destekten dirence kadar uzanan bir süreklilik (continuum) içinde olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Ahmed ve arkadaşlarının (2021) risk yönetimi konusundaki bulgularıyla paralellik göstererek, profesyonel sorumluluk ve hukuki güvence eksikliğinin, ortak kararı engelleyen en temel yapısal bariyerler olduğunu teyit etmektedir. Bu yönüyle çalışma, genel sağlık modellerini psikiyatri hemşireliğinin spesifik gerçeklikleriyle farklılaştırmaktadır.

Literatür taramalarında bu araştırma, OKV'nin sadece etik bir ideal değil, aynı zamanda bağlama duyarlı (situated) bir klinik akıl yürütme süreci olduğunu kanıtlamak için kullanılabilir. Hemşirelerin kendilerini kararın merkezinde değil, birer 'aracı' olarak konumlandırması bulgusu, ekip içi hiyerarşi ve rol dağılımı tartışmalarına kritik bir veri sunmaktadır. Çalışma ayrıca, kapasite değerlendirmesinin sadece tanıya değil, klinik faza ve kararın karmaşıklığına göre nasıl şekillendiğini göstererek kapasite-duyarlı iletişim ihtiyacını literatüre güçlü bir şekilde dahil etmektedir. Bu bulgular, kapalı servislerde hasta katılımını engelleyen 'paternalist koruyuculuk' algısının altında yatan rasyonellerin anlaşılmasına katkı sağlar.

Sözlük

Shared Decision-Making · Ortak Karar Verme
Klinisyen ve hastanın bilgileri paylaştığı ve hastanın değerlerine uygun klinik kararların birlikte alındığı iş birliği süreci.
Informed Consent · Bilgilendirilmiş Onam
Bir müdahale öncesinde risk ve faydaların açıklanması ve hastanın bu durumu anlayarak onay vermesi.
Phenomenological Research · Fenomenolojik Araştırma
Bireylerin belirli bir fenomen veya deneyime dair yaşadıkları öznel anlamları ve özü inceleyen nitel araştırma deseni.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewPsikiyatri hemşireleri, ortak karar vermeyi sıklıkla sadece hastanın onayını alma şeklinde kısıtlı bir bilgilendirilmiş onam süreciyle eş tutmaktadır.

Makalenin sonuç bölümünde yer alan tematik analiz verileri, hemşirelerin kavramsal kafa karışıklığını desteklemek için doğrudan kaynak gösterilebilir (Han et al., 2026).

Psikiyatri Servislerinde İnterprofesyonel Vaka Tartışmalarının Hemşirelerin Karar Özgüveni Üzerine Etkisi

Araştırma sorusu
Haftalık yapılandırılmış vaka tartışmaları, hemşirelerin ortak karar verme sürecindeki rol algılarını ve özgüvenlerini nasıl etkilemektedir?
Yöntem taslağı
Karma yöntem tasarımı kullanılmalıdır. Müdahale grubundaki hemşirelere (n belirlenirken güç analizi yapılmalıdır) 8 hafta boyunca vaka tartışması desteği verilmeli, nitel veriler ise fenomenolojik görüşmelerle toplanmalıdır.

Makaleyle bağlantısı: Makale, hemşirelerin kendilerini aracı olarak görmesini bir sınırlılık olarak saptamakta ve interprofesyonel tartışmaların sorumluluğu dağıtarak bu durumu iyileştirebileceğini önermektedir (Han et al., 2026).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaHemşirelerin hastaların karar verme kapasitesine yönelik algısı, bireysel yetkinlikten ziyade hastalığın belirti şiddeti ve güvenlik riskleri tarafından koşullandırılmaktadır.

Kapasite değerlendirmesinin klinik önyargılardan nasıl etkilendiğini tartışırken bu bulgu temel kanıt olarak kullanılabilir (Han et al., 2026).

Kapasite-Duyarlı İletişim Eğitiminin Akut Psikiyatri Servislerinde Hasta Katılımı Üzerindeki Rolü

Araştırma sorusu
Hemşirelere verilen kapasite-duyarlı iletişim eğitimi, akut fazdaki hastaların bakım planlarına katılım oranlarını artırabilir mi?
Yöntem taslağı
Yarı deneysel desen. Eğitim öncesi ve sonrası hemşirelerin kapasite algıları ve gerçek bakım planlarındaki hasta katılım izleri (audit trail) incelenmelidir. Örneklem veri doygunluğuna ulaşana kadar nitel derinleşme içermelidir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarlar, kapasitenin sadece belirti şiddetiyle eşleştirilmesinin bir engel olduğunu belirtmiş ve kapasite-duyarlı iletişimin bir çözüm olabileceğine işaret etmiştir (Han et al., 2026).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveHemşireler karar alma süreçlerinde kendilerini aktif birer paydaş yerine genellikle bilgilendirici veya uygulayıcı aracı rollerle sınırlandırmaktadır.

Hemşirelik rollerinin OKV içerisindeki pasif konumlandırılışını teorik bir zemine oturtmak için bu kanıt sunulabilir (Han et al., 2026).

Psikiyatri Hemşireliğinde Hukuki Sorumluluk Kaygısı ve Ortak Karar Verme Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

Araştırma sorusu
Hemşirelerin algıladıkları medico-legal risk düzeyi ile ortak karar vermeyi destekleme eğilimleri arasında nasıl bir ilişki vardır?
Yöntem taslağı
Betimsel korelasyonel tasarım. Geçerliliği doğrulanmış OKV tutum ölçekleri ve araştırmacı tarafından geliştirilen risk algısı anketi kullanılmalıdır. Örneklem büyüklüğü G*Power analiziyle belirlenmelidir.

Makaleyle bağlantısı: Bulgular, hemşirelerin OKV'yi bir risk baskısı ve hukuki yükümlülük artışı olarak gördüğünü net bir şekilde ortaya koymaktadır (Han et al., 2026).

Kaynakça

  1. Lin, C. Y., Renwick, L., & Lovell, K. (2022). Health professionals' perspectives on shared decision-making in secondary mental healthcare: a qualitative study. Journal of Mental Health, 31(5), 709-715.

Bu konudaki diğer çalışmalar