Spor bilimi ve spor hekimliği disiplinlerinde yapay zeka ve otomasyon teknolojilerinin hızlı gelişimi, çok disiplinli takımların (MDT) çalışma dinamiklerini köklü bir biçimde dönüştürmektedir. Özellikle büyük dil modelleri, bilgisayarlı görü ve veri analiz algoritmalarının entegrasyonu, insan ile teknoloji arasındaki etkileşimi karmaşık bir sosyoteknik sistem boyutuna taşımıştır. Bu dönüşüm süreci, rutin performans analizi ve veri toplama süreçlerini otomatize etme potansiyeli taşırken, nitelikli insan kaynağının rollerini yeniden tanımlamaktadır. Ancak teknolojinin tek başına uygulanması, otomasyonun çelişkileri ve beceri körelmesi gibi beklenmeyen riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle mevcut literatürde, yapay zeka araçlarının spor organizasyonlarına entegrasyonunun sosyoteknik kuram çerçevesinde nasıl yapılandırılması gerektiği sorusu kritik bir araştırma alanı olarak öne çıkmaktadır.
Bu derleme ve görüş makalesinin temel amacı, yapay zeka ve otomasyon teknolojilerinin spor bilimi ile spor hekimliği ekiplerindeki uygulamalarında ortaya çıkan fırsatları ve olası tehditleri sosyoteknik sistem perspektifinden çözümlemektir. Araştırmada tarihsel sanayi devrimlerinden çıkarılan paralellikler ve nedensel döngü diyagramları (CLD) kullanılarak nitel bir kavramsal modelleme yaklaşımı benimsenmiştir. Yazar grubu, otomasyon çelişkileri ve yapay zeka ironileri literatürüne dayanarak, teknik sistemler ile insan unsurunun eşzamanlı optimizasyonunu (joint-optimisation) hedefleyen bütüncül bir analiz sunmaktadır. İnceleme; performans analistleri, fizyoterapistler, antrenörler ve spor hekimlerinin değişen rollerini nedensel ilişki ağları üzerinden sistematik olarak değerlendirmektedir.
Çalışmada elde edilen kuramsal çıkarımlar, yapay zekanın veri toplama, yük takibi ve rutin kodlama görevlerini üstlenerek operasyonel verimliliği artıracağını, ancak insan denetiminin zayıfladığı durumlarda durum farkındalığının kaybı ve karar alma gecikmeleri yaşanabileceğini göstermektedir. Dijital ikiz (Digital Twin) uygulamaları ve otomatik duygu analizi gibi yenilikçi teknolojiler, sporcuların sağlık, recovery ve taktik durumlarını dinamik simülasyonlarla öngörme imkânı sağlamaktadır. Buna karşın, yapay zeka modellerine aşırı güven duyulması veya insan uzmanın sistemden tamamen çıkarılması, beklenmedik arızalara ve etik ihlallere zemin hazırlamaktadır. Nedensel döngü analizi, insan yeteneklerinin korunması ile teknolojik güvenilirliğin dengelendiği durumlarda organizasyonel başarının ve çalışan doyumunun sürdürülebileceğini doğrulamaktadır.
Sonuç ve tartışma bölümünde, yapay zekanın spor organizasyonlarına başarılı entegrasyonunun yalnızca teknik performansla değil, insan-otonomi ortaklığının (MD-HAT) doğru tasarlanmasıyla mümkün olacağı vurgulanmaktadır. İnceleme, gelecekteki tez ve makale araştırmalarında yapay zeka etiği, veri yönetişimi ve kaynak eşitsizliklerinin (Matthew etkisi) ampirik olarak incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Yazarlar, teknolojinin merkeze alındığı ancak insan odağının yitirilmediği insan merkezli yapay zeka (Human-Centered AI) yaklaşımının benimsenmesini önermektedir. Bu çalışma, Türk spor bilimleri literatüründe otomasyonun organizasyonel etkilerini sosyoteknik sistem yaklaşımıyla analiz etmek isteyen araştırmacılar için kavramsal ve yöntemsel bir rehber niteliği taşımaktadır.
01Otomatik bilgisayarlı görü ve olay algılama algoritmaları, performans analistlerinin videolardan elle veri kodlama ihtiyacını ortadan kaldırarak operasyonel süreçleri dönüştürecektir(Naughton et al., 2024).
02Sporcuların biyometrik ve sensör verileriyle oluşturulan Dijital İkiz modelleri, farklı antrenman, beslenme ve taktik senaryolarının risk oluşturmadan simüle edilmesini sağlayacaktır(Naughton et al., 2024).
03Sporcuların ses ve konuşma verileri üzerinden yürütülen otomatik duygu analizi, öznel yörgünluk ve ruh hali bildirimlerindeki yanıltıcı yanıtları tespit ederek takibe katkı sunacaktır(Naughton et al., 2024).
04Nedensel Döngü Diyagramı analizi, yapay zeka entegrasyonunun insan ve teknoloji dengesi gözetilmeden yapılması halinde sistem karmaşıklığını artırıp başarısızlığa yol açabileceğini göstermektedir(Naughton et al., 2024).