İçeriğe geç

Vaka çalışması · 2023

Vaka Takdimi: Ultra-Ortodoks Yahudi Erkeklerde Ağır Fiziksel ve Psikolojik Morbiditeye Yol Açan Anoreksiya Nervoza ve Belirlenmemiş Kısıtlayıcı Tip Yeme Bozukluğu

Case report: Anorexia nervosa and unspecified restricting-type eating disorder in Jewish ultra-orthodox religious males, leading to severe physical and psychological morbidity

Okur sorusu

Ultra-Ortodoks Yahudi erkeklerde yeme bozuklukları nasıl ortaya çıkıyor?

Yazarlar, Ultra-Ortodoks Yahudi erkeklerde yeme bozukluklarının ve OKB kökenli beslenme kısıtlamalarının klinik tablosunun seküler popülasyonlardan belirgin farklılıklar gösterdiği sonuçuna varmaktadır.

Öne çıkanlar

  • AN-R tanılı Ultra-Ortodoks ergenlerde ritüelistik ve takıntılı fiziksel aktivite, kas kütlesini artırma ve mükemmeliyetçilik amacıyla yapılmakta ve bilinçli gıda kısıtlamasının önüne geçmektedir.
  • OKB bağlantılı yeme bozukluğu olan Ultra-Ortodoks erkeklerde ağır beslenme yetersizliği, Koşer yemek kurallarının aşırı katılığı, uzatılmış ibadet ritüelleri ve dinsel riyazet (asketizm) nedeniyle ortaya çıkmaktadır.
  • OKB tanılı yetişkin Ultra-Ortodoks erkek hastalar, kilo kayıplarının psikiyatrik kökenini ve tıbbi durumlarının ciddiyetini reddetmekte, tedaviye uyum sağlamayarak tıbbi tavsiyeye karşı taburcu olmaktadır.
Yayın türü
Vaka çalışması
Yazarlar
Sofia Laufer ve 11 yazar
Dergi / alan
Sağlık Bilimleri
Yıl
2023
Örneklem
Kısıtlayıcı tip anoreksiya nervoza tanısı alan 3 erkek ergen ile obsesif-kompulsif bozukluk bağlamında ağır beslenme bozukluğu ve kilo kaybı geliştiren 4 erkek (1 ergen, 3…
Veri kaynakları
Klinik yatış sürecindeki tıp ve psikiyatri değerlendirmeleri, DSM-5-TR tanı kriterleri, fiziksel ve laboratuvar muayeneleri (nabız, T3, glikoz, fosfor, karacığer enzim seviyeleri)…
Analiz yöntemi
DSM-5-TR tanı kriterlerine göre klinik olgu analizi, klinik semptomların ve tıbbi komplikasyonların nitel tanımlayıcı karşılaştırması.

İnceleme özeti

Yeme bozuklukları literatüründe dindarlık ve dini pratiklerin beden imajı ile yeme davranışları üzerindeki etkileri geleneksel olarak kadın popülasyonları üzerinden tartışılagelmiştir. Mevcut klinik çalışmalar, Ultra-Ortodoks Yahudi kadınların seküler hemcinslerine kıyasla daha olumlu bir beden imajına sahip olduğunu ve yeme bozukluğu belirtilerini daha az sergilediğini göstermektedir. Ancak bu sosyo-kültürel koruyucu kalkanin dindar erkekler için de geçerli olup olmadığı sorusu büyük ölçüde yanıtsız kalmıştır. Dindar erkek ergenlerin dini eğitim amacıyla ailelerinden erken yaşta ayrılıp yatili okul sistemine (Yeshiva) gecmeleri ve bu topluluklarda yeme bozukluklarının bir erkek hastalığı olarak taninmamasi, klinik vakaların teşhis edilmesini geciktirmekte ve ağır fiziksel morbiditelerin gelişimine zemin hazırlamaktadır. Bu çalışma, dindar erkek popülasyonundaki bu tanısal körlüğü aşmak amacıyla literatürdeki önemli bir boşluğa odaklanmaktadır.

Bu çalışmanın temel amacı, Ultra-Ortodoks Yahudi erkek ergenlerde aşırı obsesif fiziksel aktivite eşliğinde gelişen kısıtlayıcı tip anoreksiya nervoza ile daha yaşlı dindar erkeklerde obsesif kompulsif bozukluk bağlamında ortaya çıkan atipik kısıtlayıcı yeme bozukluklarının klinik özelliklerini ve morbidite düzeylerini incelemektir. Araştırmada nitel ve gözlemsel bir vaka serisi yöntemi benimsenmiş olup, ciddi fiziksel bozulma ve bradycardia nedeniyle hastaneye yatırılan üç anoreksiya nervoza hastası ile obsesif kompulsif bozukluk tanısı alan dört dindar erkek hastanın pre-hospitalizasyon, yatış dönemi ve yatış sonrası tedavi verileri retrospektif olarak analiz edilmiştir. Araştırma tasarımı, hastaların klinik takipleri, laboratuvar bulguları, farmakoterapi yanıtları ve tedaviye uyum düzeyleri üzerinden her iki alt grubun psikopatolojik ayrımını netleştirmeyi hedeflemektir.

Araştırmanın bulguları, incelenen dindar erkek popülasyonunda iki temel klinik oruntunun varlığını ortaya koymaktadır. Ilk gruptaki anoreksiya hastası üç ergenin, zayiflamaktan ziyade kas kütlesini artırma veya mükemmeliyetçi bir spor disiplini geliştirme amacıyla hayati tehlike yaratacak düzeyde obsesif fiziksel aktivite sergilediği saptanmıştır. Ikinci gruptaki obsesif kompulsif bozukluk hastası dindar erkeklerde ise herhangi bir beden imajı bozukluğu olmaksızın, katı dini kurallara bağlılık, kashrut yeme yasalarının aşırı uçlarda yorumlanması ve uzun süren dua ritüelleri nedeniyle ağır derecede yetersiz beslenme ve kilo kaybı geliştiği bulunmuştur. Bu gruptaki hastaların hastalıklarına dair icgorulerinin son derece düşük olduğu, tıbbi müdahalelere direnç gösterdikleri ve yeme bozukluguyla ilişkili obsesyonlarinin farmakoterapiye karşı yüksek direnç sergilediği doğrulanmıştır.

Sonuç olarak bu vaka serisi, dindarlığın yeme bozukluklarına karşı her zaman koruyucu bir faktör olmadığını, aksine katı dini yaşam tarzı ve aşırı rituelleContext pratiklerin belirli psikolojik zeminlerde yeme kısıtlamasını ve fiziksel yıkımı derinleştirebileceğini kanıtlamaktadır. Tartışma bölümünde, Hristiyanlık literatüründeki çilecilik ve gunahlardan arınma amaçlı ac kalma davranışları ile Yahudilikteki kashrut kuralları ve cinsel dürtüleri bastırma çabası arasındaki paralellikler kurulmuştur. Bu çalışma, literatürde erkek yeme bozukluklarının ve OKB kökenli yeme kısıtlamalarının dindar topluluklarda nasıl maskelendiğini göstererek gelecekteki klinik tarama ve müdahale programları için hayati bir referans sunmaktadır. Özellikle ergenlerin yatili Yeshiva okullarına geçiş dönemlerindeki risk faktörlerinin tanınması açısından bu çalışma klinik psikoloji ve psikiyatri literatürüne benzersiz bir katkı sağlamaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, yeme bozukluklarının etiyolojisini genetik temelli bir nörogelişimsel bozukluk olarak ele alırken, bu biyolojik zemin üzerinde sosyo-kültürel faktörlerin, özellikle dini inanışların ve toplumsal cinsiyet rollerinin etkilerini birleştiren biyopsikososyal bir kuramsal çerçeveye dayanmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışma, dindarlık derecesi ile yeme bozukluğu patolojisi arasındaki ilişkiyi ele alan literatüre odaklanmaktadır. Özellikle dindar kadınlarda beden imajı memnuniyetinin daha yüksek olduğunu gösteren çalışmalarla tezat oluşturacak şekilde, dindar erkeklerde obsesif kompulsif bozukluk ritüellerinin, kashrut yeme kurallarının katı yorumlanmasının ve dini mükemmeliyetçiliğin ağır klinik morbiditelere yol açan yeme bozukluklarını nasıl tetiklediği literatürdeki boşluk üzerinden tartışılmaktadır.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Ultra-Ortodoks Yahudi erkeklerde, aşırı obsesyonel fiziksel aktivite barındıran kısıtlayıcı tip anoreksiya nervoza ile obsesif-kompulsif bozukluk bağlamındaki belirlenmemiş kısıtlayıcı yeme bozukluklarının ciddi fiziksel ve duygusal morbiditeye yol açıp açmadığını incelemektir (Laufer et al., 2023).

Yöntem ve yaklaşım

Bu çalışma, Ultra-Ortodoks Yahudi erkeklerde görülen kısıtlayıcı tip anoreksiya nervoza ve obsesif-kompulsif bozukluğa bağlı yeme bozukluklarını detaylandıran klinik nitel olgu serisi tasarımıyla yürütülmüştür (Laufer et al., 2023).

Evren veya inceleme alanı
İsrail'deki Maayanei Hayeshuah Tıp Merkezi Yeme Bozuklukları Departmanına başvuran ve Yeşiva/dini topluluk arka planına sahip Ultra-Ortodoks Yahudi erkek hastalar.
Örneklem veya araştırma materyali
Kısıtlayıcı tip anoreksiya nervoza tanısı alan 3 erkek ergen ile obsesif-kompulsif bozukluk bağlamında ağır beslenme bozukluğu ve kilo kaybı geliştiren 4 erkek (1 ergen, 3 yetişkin) olmak üzere toplam 7 Ultra-Ortodoks Yahudi erkek olgu.
Veri toplama süreci
Klinik yatış sürecindeki tıp ve psikiyatri değerlendirmeleri, DSM-5-TR tanı kriterleri, fiziksel ve laboratuvar muayeneleri (nabız, T3, glikoz, fosfor, karacığer enzim seviyeleri) ile hasta ve aile görüşmeleri.
Veri analiz yöntemi
DSM-5-TR tanı kriterlerine göre klinik olgu analizi, klinik semptomların ve tıbbi komplikasyonların nitel tanımlayıcı karşılaştırması.
Anoreksiya Nervoza (AN-R)Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB)Ritüelistik Fiziksel AktiviteKas DismorfisiKaşrut (Koşer) KurallarıDini AsketizmCiddi Yetersiz BeslenmeYeniden Besleme Sendromu

Bulgular

  1. AN-R tanılı Ultra-Ortodoks ergenlerde ritüelistik ve takıntılı fiziksel aktivite, kas kütlesini artırma ve mükemmeliyetçilik amacıyla yapılmakta ve bilinçli gıda kısıtlamasının önüne geçmektedir (Laufer et al., 2023).

  2. OKB bağlantılı yeme bozukluğu olan Ultra-Ortodoks erkeklerde ağır beslenme yetersizliği, Koşer yemek kurallarının aşırı katılığı, uzatılmış ibadet ritüelleri ve dinsel riyazet (asketizm) nedeniyle ortaya çıkmaktadır (Laufer et al., 2023).

  3. OKB tanılı yetişkin Ultra-Ortodoks erkek hastalar, kilo kayıplarının psikiyatrik kökenini ve tıbbi durumlarının ciddiyetini reddetmekte, tedaviye uyum sağlamayarak tıbbi tavsiyeye karşı taburcu olmaktadır (Laufer et al., 2023).

  4. Kısıtlayıcı tip anoreksiya nervoza geliştiren ergen erkek olguların tamamında hastalık öncesinde belirgin kilo artışı ve obezite/aşırı kilo öyküsü ortak bir risk faktörü olarak saptanmıştır (Laufer et al., 2023).

Tartışma ve sonuç

Klinik vakaların incelenmesi, Ultra-Ortodoks ergen erkeklerde görülen anoreksiya nervoza tablosunun beden imajı kaygısından ziyade kas kütlesini artırma ve mükemmeliyetçi spor takıntısıyla şekillendiğini göstermektedir. Yeşiva okulundaki yüksek başarı baskısı ile bireysel mükemmeliyetçilik birleştiğinde ritüelistik egzersiz davranışı hayati tehlike oluşturan bradikardi tablosuna yol açmaktadır.

İkinci olgu grubunda yer alan yetişkin erkeklerde ise beslenme bozukluğunun tipik Anoreksiya Nervoza semptomlarından değil, katı Obsesif-Kompulsif Bozukluk yapısından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Uzayan dua süreleri, Koşer yemek yasalarının aşırı katı yorumlanması ve bedensel arzuları bastırma amacı güden dinsel riyazet tutumları ağır kilo kaybı ve beslenme yetersizliğini beraberinde getirmektedir.

Yazarlar elde edilen bulguları literatürdeki dini tutumlar ve OKB çalışmalarıyla ilişkilendirmekte, dindarlık düzeyinin artmasının yeme patolojisine karşı her zaman koruyucu olmadığını savunmaktadır. Dini ritüellerin katılığı ve Yeşiva ortamındaki mükemmeliyetçilik atmosferi, savunmasız bireylerde hastalığın fark edilmesini geciktirmekte ve klinik tablonun ağırlaşmasına zemin hazırlamaktadır.

Tartışmanın nihai değerlendirmesinde, OKB kökenli yeme kısıtlaması gösteren yetişkin hastaların psikiyatrik tanıya yönelik içgörü eksikliği taşıdıkları ve tedaviye direnç gösterdikleri vurgulanmaktadır. Bu durum, Ultra-Ortodoks topluluklarda dinsel takıntılara bağlı kilo kayıplarının erken dönemde tanınması ve multidisipliner bir yaklaşımla ele alınması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazarlar, Ultra-Ortodoks Yahudi topluluğunda OKB semptomlarının dini içerikli olma sıklığını tartışırken Greenberg ve Witztum'un (1994) çalışmasına başvurmaktadır. Söz konusu çalışmada Kudüs'teki 34 OKB hastasının incelendiği ve dini obsesyonların 19 Ultra-Ortodoks hastanın 13'ünde görülmesine karşın 15 seküler hastanın yalnızca 1'inde saptandığı aktarılarak dinsel ritüellerin dindar erkeklerdeki yeme kısıtlamasını tetikleme potansiyeli vurgulanmaktadır (Laufer et al., 2023).

Yazarlar, dini coşku ve riyazet nedeniyle ortaya çıkan kilo kaybı olgusunu Fisher'in (2013) araştırmasıyla karşılaştırmaktadır. Fisher'in çalışmasında Yeşiva öğrencisi üç genç Ortodoks erkeğin dinsel derslerdeki öğretileri yanlış yorumlayarak nefsani arzuları bastırmak amacıyla diyetlerini kısıtladıkları ve ciddi kilo kaybı yaşadıkları bildirilmiş olup, mevcut olgu serisindeki OKB kökenli yeme kısıtlaması bulgularıyla doğrudan paralellik kurulmaktadır (Laufer et al., 2023).

Yazarların ulaştığı sonuç

Yazarlar, Ultra-Ortodoks Yahudi erkeklerde yeme bozukluklarının ve OKB kökenli beslenme kısıtlamalarının klinik tablosunun seküler popülasyonlardan belirgin farklılıklar gösterdiği sonuçuna varmaktadır. Yeşiva eğitimine yeni başlayan genç erkeklerde mükemmeliyetçilik beklentisinin ritüelistik spor takıntısına dönüşebileceği, yetişkin erkeklerde ise katı dini kuralların ve dini obsesyonların ciddi beslenme yetersizliğine yol açabileceği vurgulanmakta; klinik farkındalığın artırılması gerektiği ifade edilmektedir (Laufer et al., 2023).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, yeme bozuklukları literatüründe sıklıkla göz ardı edilen dindar erkek popülasyonuna odaklanarak klinisyenlerin ve araştırmacıların bakış açısını genişletmektedir. Kadınlarda ve seküler topluluklarda yaygın olarak incelenen Anoreksiya Nervoza vakalarının aksine, Ultra-Ortodoks Yahudi erkeklerde görülen yeme kısıtlamalarının ve beden imajı bozukluklarının özgün niteliklerini nitel vaka serileri üzerinden ortaya koymaktadır. Beden imajı kaygısının zayıflıktan ziyade kas kütlesini artırma odağına kaydığı ergen vakalar ile dini obsesyonların yol açtığı beslenme yetersizliklerini birbirinden ayırarak literatürde kavramsal bir ayrım sağlamaktadır.

Çalışma, önceki literatürde yer alan yüksek dindarlığın yeme bozukluklarına karşı koruyucu bir işlev gördüğü yönündeki genel kabulü sörgülamakta ve bu ilişkinin göründüğünden daha karmaşık olduğunu kanıtlamaktadır. Daha önce kadın örneklemlerinde yürütülen ve dindarlığı olumlu beden imajı ile ilişkilendiren araştırmaların aksine, aşırı dindar erkek gruplarında katı dini kuralların, uzatılmış ibadet sürelerinin ve riyazet tutumlarının ikincil olarak ağır beslenme yetersizliğine ve Anoreksiya Nervoza benzeri kısıtlayıcı klinik tablolara yol açabileceğini göstermektedir. Ayrıca OKB ile yeme kısıtlaması arasındaki köprüyü dini ritüeller üzerinden yeniden kurmaktadır.

Söz konusu yayın, sistematik literatür taramalarında ve klinik derlemelerde din, kültür, cinsiyet ve yeme patolojisi kesişimini incelemek isteyen araştırmacılar için özgün bir referans kaynağı oluşturmaktadır. Kısıtlayıcı yeme davranışının arkasındaki temel motivasyonların sadece kilo verme arzusu veya beden imajı memnuniyetsizliği olmadığını; dini perfektiyonizm, aşırı ibadet, ibadethane kurallarının katı yorumu ve dinsel ritüellerin de ağır malnütrisyon tabloları üretebileceğini metodolojik olarak belgelemektedir. Bu yönüyle klinik değerlendirme ölçeklerinin kültürlerarası uyarlanabilirliği tartışmalarına önemli bir katkı sunmaktadır.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewErkeklerde Anoreksiya Nervoza klinik tablosu kadınlardan farklı olarak zayıflık hedefinden ziyade kas kütlesini artırma ve mükemmeliyetçi spor ritüelleri şeklinde tezahür edebilmektedir.

Erkeklerde yeme bozukluklarının cinsiyete özgü semptomatolojisini tartışırken, ergen erkeklerin kısıtlayıcı tutumlara paralel olarak takıntılı kas yapma egzersizleri geliştirdiklerini ve tanı sonrasında kas dismorfisine kayabildiklerini açıklamak için referans verilebilir (Laufer et al., 2023).

Geleneksel Dini Erkek Yatılı Okullarında Mükemmeliyetçilik, Aşırı Egzersiz ve Yeme Kısıtlaması Görünümü

Araştırma sorusu
Dini eğitim veren erkek yatılı okullarındaki ergenlerde akademik mükemmeliyetçilik baskısı ile takıntılı egzersiz ve yeme kısıtlaması davranışları arasında nasıl bir ilişki vardır?
Yöntem taslağı
Karma yöntem araştırması tasarlanacaktır. Nicel boyutta güç analiziyle belirlenecek örneklemde Mükemmeliyetçilik Ölçeği ve Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği uygulanacak; nitel boyutta ise veri doygunluğuna ulaşılana kadar öğrencilerle derinlemesine görüşmeler yapılarak tematik analiz yürütülecektir.

Makaleyle bağlantısı: İncelenen makalede, Yeşiva okuluna ilk kez başlayan ergen erkeklerde yüksek başarı beklentisinin ritüelistik aşırı egzersiz ve kısıtlayıcı yeme patolojisine yol açtığı yönündeki bulgudan türetilmiştir (Laufer et al., 2023).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveAşırı dindarlık ve katı dini ritüeller, yeme patolojilerine karşı her zaman koruyucu bir işlev görmemekte; aksine OKB bağlamında ağır kısıtlayıcı yeme davranışlarını tetikleyebilmektedir.

Din, kültür ve psikopatoloji ilişkisinin ele alındığı kuramsal bölümlerde, dindarlık düzeyinin tek başına koruyucu bir faktör olmadığını, ritüelistik esneklik eksikliği ve dinsel obsesyonlar birleştiğinde ciddi malnütrisyon üretebileceğini savunmak için kullanılabilir (Laufer et al., 2023).

Dini İçerikli OKB Hastalarında Gıda Kısıtlaması ve Malnütrisyon Riskip Profillerinin İncelenmesi

Araştırma sorusu
Dini takıntıları olan OKB hastalarında ibadet ritüelleri ve gıda temizliği algısı beslenme yetersizliğini hangi klinik mekanizmalarla tetiklemektedir?
Yöntem taslağı
Klinik ortamlarda yürütülecek prospektif izlem çalışmasıdır. Psikiyatri kliniklerine başvuran dini OKB tanılı yetişkin erkek hastalarda beden kitle indeksi, kan parametreleri ve obsesyon içerikleri 6 ay boyunca takip edilecek; veriler tekrarlı ölçüm varyans analiziyle incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede yetişkin OKB hastalarının uzayan ibadetler ve katı gıda kuralları nedeniyle ciddi malnütrisyon ve bradikardi geliştirerek hastaneye yatırıldıklarına ilişkin bulgulara dayanmaktadır (Laufer et al., 2023).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaDini içerikli Obsesif-Kompulsif Bozukluğu olan yetişkin erkek hastalarda beslenme yetersizliği sıklıkla reddedilmekte ve tedaviye dirençli bir klinik tablo sergilenmektedir.

Klinik müdahale ve tedaviye uyum konularının tartışıldığı kısımlarda, dini obsesyonlara bağlı kısıtlayıcı yeme bozukluğu gösteren hastaların psikiyatrik kökenli içgörü eksikliği nedeniyle tedaviyi yarıda bırakma eğiliminde olduklarını vurgulamak amacıyla kaynak gösterilebilir (Laufer et al., 2023).

Erkek Yeme Bozukluğu Vakalarında Anoreksiya Nervoza ve Kas Dismorfisi Arasındaki Tanısal Geçişkenlik

Araştırma sorusu
Kısıtlayıcı tip Anoreksiya Nervoza tanısı alan ergen erkeklerde klinik iyileşme sürecinde kas dismorfisine kayış oranı ve bunu etkileyen faktörler nelerdir?
Yöntem taslağı
Çok merkezli boylamsal takip tasarımı kullanılacaktır. Anoreksiya tanısıyla yatarak tedavi gören ve taburcu olan ergen erkek hastalar 2 yıl boyunca yıllık aralıklarla Beden Algısı Ölçeği ve klinik değerlendirmelerle izlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: İncelenen çalışmada 1 numaralı olgunun Anoreksiya tanısından taburculuk sonrası kas kütlesi yapma odaklı kas dismorfisi tanısına kaydığı yönündeki somut takip verisinden türetilmiştir (Laufer et al., 2023).

Kaynakça

  1. Greenberg, D., & Witztum, E. (1994). The influence of cultural factors on obsessive–compulsive disorder: religious symptoms in a religious society. Israel Journal of Psychiatry and Related Sciences, 31(3), 211–220.
  2. Fisher, M. (2013). Weight loss as a result of religious zeal in young orthodox Jewish males. International Journal of Adolescent Medicine and Health, 25(2), 181–183. https://doi.org/10.1515/ijamh-2013-0028

Bu konudaki diğer çalışmalar