Spor bilimleri alanında, ani yön değiştirme becerisi, patlayıcılık ve çabukluk gerektiren çeviklik performansı, takım sporlarındaki başarıyı belirleyen en hayati motor bileşenler arasında yer almaktadır. Çeviklik becerisinin gelişimini ve performans düzeyini etkileyen fizyolojik, antropometrik ve biyomekanik etkenlerin derinlemesine anlaşılması, antrenman bilimi ve sporcu sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Önceki araştırmalar, çevikliğin denge, koordinasyon ve anaerobik güç gibi unsurlarla sıkı bir ilişki içinde olduğunu göstermiş, ancak cinsiyetler arası farklılıkların altını çizmiştir. Bu doğrultuda, genç yetişkin bireylerde vücut kompozisyonu ve günlük hareketlilik alışkanlıklarının çeviklik üzerine etkilerini incelemek kritik bir araştırma sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu araştırmada, beden eğitimi ve spor yüksekokulu özel yetenek sınavına başvuran, yaş ortalamaları yirmiye yakın olan toplam yüz yirmi üç gönüllü katılımcı ile yürütülen karşılaştırmalı ve korelasyonel bir desen benimsenmiştir. Katılımcıların boy, kilo, yağ yüzdesi, yağ kitlesi, yağsız vücut kütlesi, kas kitlesi, toplam vücut suyu, kemik kitlesi, bazal metabolizma hızı, metabolik yaş, viseral yağlanma ve beden kitle indeksi gibi antropometrik ve vücut kompozisyonu parametreleri kalibre edilmiş analiz cihazlarıyla ölçülmüştür. Çeviklik performansını değerlendirmek üzere standart Illinois Çeviklik Testi uygulanmış ve en iyi dereceler kaydedilmiştir. Ayrıca test sonrasında uygulanan anket vasıtasıyla katılımcıların günlük adım sayıları, fiziksel aktivite düzeyleri, lisanslı sporcu olup olmadıkları ve algılanan zorlanma dereceleri veri setine dahil edilmiştir.
Elde edilen bulgular, erkek katılımcılarda boy, vücut ağırlığı, yağ yüzdesi, yağ kitlesi ve viseral derecesi ile çeviklik testi süreleri arasında pozitif yönlü anlamlı korelasyonlar olduğunu ortaya koymuştur. Kadın katılımcılarda ise boy ve toplam vücut suyu yüzdesi ile negatif ilişkiler saptanırken, vücut ağırlığı, yağ yüzdesi, yağ kitlesi, bazal metabolizma hızı, metabolik yaş, viseral derece ve beden kitle indeksi ile pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca fiziksel aktivite düzeyini çok yüksek olarak belirten bireylerin normal düzeyde belirtenlere kıyasla daha iyi çeviklik performansına sahip olduğu ve lisanslı sporcuların lisanssız gönüllülere göre daha kısa test süreleri elde ettiği tespit edilmiştir. Bağımsız örneklem t-testi sonuçları, erkek katılımcıların ortalama çeviklik performanslarının kadınlara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğunu göstermiştir.
Araştırmanın tartışma bölümünde elde edilen sonuçlar, vücut ağırlığı ve yağ oranının artışının her iki cinsiyette de çeviklik performansını olumsuz yönde etkilediğini vurgulayan önceki literatür bulgularıyla uyumluluk göstermiştir. Yazar, hidrasyon durumunun, toplam vücut suyu yüzdesinin ve günlük fiziksel aktivite alışkanlıklarının performans üzerindeki kritik rolüne dikkat çekmiştir. Erkeklerde boy ile test süresi arasında pozitif ilişki görülürken kadınlarda negatif ilişki saptanması, katılımcıların boy ortalamalarındaki farklılıklarla ve cinsiyete özgü biyomekanik faktörlerle açıklanmıştır. Bu bağlamda çalışma, antrenörlerin ve sporcuların çeviklik gelişimini hedefleyen programlarda vücut kompozisyonu, hidrasyon ve fiziksel aktivite düzeyini dikkate almaları gerektiği sonuçuna varmıştır.