Epidemiyoloji ve halk sağlığı alanlarında sağlığın sosyal belirleyicileri kavramına olan ilgi son otuz yılda muazzam bir artış göstermiş, ancak bu süreçte kuramsal ve tarihsel derinlikten yoksun yaklaşımlar da ortaya çıkmıştır. Son yıllarda, özellikle küresel salgının ve ırkçı polis şiddetinin görünür kıldığı eşitsizlikler, yapısal ırkçılık kavramını halk sağlığı gündeminin merkezine taşımıştır. Ancak araştırmacıların, bu alanın köklü teorik geçmişi ve uzmanları ile derinlemesine etkileşime girmeden yapısal ırkçılık terimini yüzeysel bir şekilde benimsemesi, kavramın içinin boşalması riskini doğurmaktadır. Bu durum, literatürde sağlıkta eşitlik turizmi olarak adlandırılan, kalıcı bir dönüşüm yaratmak yerine geçici kaynaklardan yararlanmayı hedefleyen yüzeysel araştırma pratiklerine yol açmaktadır. Dolayısıyla, epidemiyolojik çalışmalarda yapısal ırkçılığın kuramsal ve ampirik olarak nasıl konumlandırıldığının sistematik bir şekilde çözümlenmesi acil bir gereklilik haline gelmiştir.
Bu kapsam belirleme incelemesi, yapısal ırkçılığın sosyal epidemiyoloji araştırma ve uygulamalarına kuram, ölçüm ve yöntemler açısından nasıl dahil edildiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmacılar, Arksey ve O'Malley tarafından geliştirilen beş aşamalı metodolojik çerçeveyi takip ederek Ocak 2000 ile Ağustos 2022 tarihleri arasında İngilizce olarak yayımlanmış makaleleri taramışlardır. Google Scholar veri tabanı üzerinde gerçekleştirilen sistematik aramalar, manuel taramalar ve atıf ağları analizi sonuçunda toplamda 235 akademik yayına ulaşılmıştır. Yinelenen kayıtların ve odak noktası yapısal ırkçılık olmayan çalışmaların elenmesiyle, dahil etme kriterlerini karşılayan 138 makale detaylı bir analiz sürecine tabi tutulmuştur. İnceleme kapsamında elde edilen veriler; kuramsal yaklaşımlar, yapısal değişkenlerin ölçümü ve operasyonelleştirilmesi ile epidemiyolojik çalışma pratikleri ve istatistiksel yöntemler olmak üzere üç ana başlık altında sınıflandırılarak sentezlenmiştir.
Yapılan inceleme, yapısal ırkçılığın sadece tekil kurumların faaliyetleriyle sınırlı kalmayıp, birbirini karşılıklı olarak güçlendiren çok boyutlu bir sistemler bütünü olduğunu göstermektedir. Bulgular, yapısal ırkçılığı operasyonelleştirmek için kullanılan ölçümlerin tek boyutlu veya çok boyutlu olabileceğini ortaya koymaktadır. Özellikle tarihsel kırmızı hat uygulamaları veya Jim Crow yasaları gibi geçmişe dayalı maruziyetlerin, günümüzdeki erken doğum oranları ve bilişsel işlev kayıpları gibi olumsuz sağlık sonuçlarıyla doğrudan ilişkili olduğu ampirik olarak kanıtlanmıştır. Çalışmada, yapısal ırkçılığın ölçümünde sadece bireysel düzeydeki değişkenlerin dolaylı temsilcilerini kullanmak yerine, tarihsel süreçleri ve bu yapıları inşa eden siyasi ve ekonomik aktörleri görünür kılan yaklaşımların önemi vurgulanmaktadır. Ayrıca, coğrafi bilgi sistemleri ve mekansal analizlerin, yapısal eşitsizliklerin yerel düzeyde nasıl somutlaştığını göstermede güçlü araçlar olduğu saptanmıştır.
Elde edilen bulgular, halk sağlığı araştırmacılarının yapısal ırkçılık terimini kavramsal derinlikten uzak bir biçimde kullanmaktan kaçınmaları gerektiğine işaret etmektedir. İnceleme, nedensel çıkarım modellerinin, karmaşık sistem simülasyonlarının ve aracı değişken analizlerinin yapısal ırkçılığın sağlık üzerindeki etkilerini ayrıştırmada sunduğu potansiyeli tartışmaktadır. Sonuç olarak çalışma, araştırmacıların disiplinler arası ortaklıklar kurmasını, etkilenen toplulukları sürece dahil etmesini ve beyaz nüfusu varsayılan referans grubu olarak kabul eden normatif kalıpları sörgülamasını önermektedir. Bu kapsam belirleme çalışması, özellikle alana yeni giren halk sağlığı uzmanları ve lisansüstü öğrenciler için kuramsal temelleri sağlam, ölçme araçları geçerli ve yöntem bilimsel olarak tutarlı araştırmalar tasarlayabilmeleri adına kapsamlı bir kılavuz ve rehber niteliği taşımaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Makale, yapısal ırkçılığı kavramlaştırmak için Nancy Krieger'ın ekososyal kuramını, Link ve Phelan'ın temel neden kuramını, Ford ve Airhihenbuwa'nın Halk Sağlığı Eleştirel Irk Pratiği yaklaşımını ve politik ekonomi modellerini bir arada değerlendirmektedir. Bu kuramlar, nüfusları sadece bireysel özelliklerin toplamı olarak değil, yapısal süreçlerle şekillenen karmaşık ve sınırlı bütünler olarak ele almaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, sağlığın sosyal belirleyicileri literatüründeki kavramsal bulanıklığı, Lett ve arkadaşlarının 'sağlıkta eşitlik turizmi' kavramsallaştırmasını, 1930'lardaki federal kırmızı hat uygulamalarının günümüz doğum sonuçları üzerindeki etkilerini araştıran Krieger'ın çalışmalarını ve Jim Crow yasalarının bilişsel sağlık üzerindeki etkilerini analiz eden çalışmaları ele almaktadır.