On dokuzuncu yüzyılın ortalarında Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa'da hızla gelişen kapitalizm ve üretim teknolojileri karşısında geleneksel yapısını koruma ile küresel ekonomiye eklemlenme arasında zorlu bir ikilemle karşı karşıya kalmıştır. Sanayi Devrimi'ni tamamlayan ve küresel hegemon güç haline gelen Büyük Britanya'nın yeni pazar ve hammadde arayışları, İmparatorluğun hem siyasi hem de ekonomik özerkliğini derinden sarsan bir süreci tetiklemiştir. Bu dönemde ortaya çıkan merkez-çevre ilişkileri bağlamında Osmanlı Devleti, Avrupa üretiminin bağımlı bir tüketicisi haline gelmeye başlamış ve bu durum devletin sosyo-ekonomik dokusunda köklü dönüşümlere yol açmıştır. Analiz edilen dönem, İmparatorluğun dünya sistemine dahil olma sürecindeki en kritik on yılı temsil etmektedir.
Bu çalışmanın temel gayesi, 1830 ile 1840 yılları arasında Osmanlı Devleti'nin küresel ekonomiye entegre olmasında rol oynayan iç ve dış dinamikleri bütüncül bir perspektifle ortaya koymaktır. Araştırmada nitel bir yaklaşım benimsenerek; Berkes, Erdilek, Lewis, Pamuk ve Wallerstein gibi alanın önde gelen entelektüellerinin çalışmaları ve diğer ikincil kaynaklar üzerinde derinlemesine bir inceleme yürütülmüştür. Yazar, literatürdeki parçalı yaklaşımların aksine, bu on yıllık dönemi yurt dışı eğitimden askeri isyanlara, serbest ticaret antlaşmalarından dış borçlanmaya kadar uzanan geniş bir yelpazede ele alarak tarihsel süreçteki kopuş noktalarını ve devamlılıkları analiz etmektedir. Özellikle askeri ve ekonomik reformların küresel güç dengeleriyle olan etkileşimi çalışmanın metodolojik odağını oluşturmaktadır.
Yapılan analizler neticesinde Osmanlı Devleti'ni küresel piyasalara eklemleyen altı temel faktör saptanmıştır. Bunlar arasında 1830'da Avrupa'ya öğrenci gönderilmesiyle başlayan kurumsallaşma çabaları, Kavalalı Mehmed Ali Paşa isyanının yarattığı siyasi krizler ve bu krizin çözümü için bir bedel olarak sunulan 1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması merkezî bir öneme sahiptir. Çalışma, Balta Limanı'nın Osmanlı'nın korumacı politikalarını tasfiye ederek devleti bir serbest ticaret denizine bıraktığını ve yerli tüccarların rekabet gücünü kırdığını belgelemektedir. Ayrıca doğrudan yabancı yatırımların hizmet sektöründe yoğunlaşması ve ilk dış borçlanma denemeleriyle birleşen bu süreç, İmparatorluğun ekonomik bağımsızlığını yitirerek yarı-sömürge bir yapıya evrilişinin temel taşlarını döşemiştir.
Sonuç olarak bu araştırma, Osmanlı İmparatorluğu'nun küresel ekonomiye girişinin bir rızadan ziyade mecburiyetler ve dış baskılar zinciriyle şekillendiğini vurgulamaktadır. Tartışma kısmında, 1830-1840 dönemindeki gelişmelerin sadece o dönemin ekonomik yapısını değil, günümüz Türkiye ekonomisinin tarihsel köklerini ve bağımlılık ilişkilerini de anlamak bakımından vazgeçilmez olduğu ifade edilmiştir. Literatürde genellikle bağımsız olaylar olarak ele alınan gelişmelerin, aslında birbirini tetikleyen sistemik bir dönüşümün parçaları olduğu gösterilerek mevcut bilgi birikimine özgün bir sentez sunulmuştur. Bu çalışma, kalkınma ekonomisi ve iktisat tarihi alanındaki araştırmacılar için periferileşme sürecinin nasıl inşa edildiğine dair somut bir model sunarak literatürdeki kuramsal boşluğu doldurmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Makale, Immanuel Wallerstein'ın dünya sistemleri kuramı ve merkez-çevre yaklaşımı üzerine inşa edilmiştir. Kapitalist dünya ekonomisinin tek bir sosyal yapı olduğu ve sermaye birikiminin serbest piyasa mekanizmaları aracılığıyla toplumsal eylemleri kontrol ettiği varsayımı temel alınmaktadır. Ayrıca, hegemonya kavramı üzerinden Büyük Britanya'nın kuralları belirleyen bir güç olarak rolü tartışılmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, Niyazi Berkes'in çağdaşlaşma analizleri, Şevket Pamuk'un Osmanlı iktisat tarihi verileri ve Bernard Lewis'in modern Türkiye'nin doğuşuna dair perspektiflerini harmanlamaktadır. Ayrıca Asım Erdilek'in doğrudan yabancı yatırımlar üzerine olan kuramsal çerçevesi ve Roger Owen'ın Ortadoğu ekonomisi üzerine sunduğu tarihsel veriler, tartışmanın ampirik ve teorik zeminini güçlendirmek için kullanılmaktadır.