Küreselleşen futbol endüstrisinde, devlet destekli sermayenin ve stratejik yatırımların lig yapılarını yeniden şekillendirdiği yeni bir döneme girilmistir. Suudi Arabistan, petrol bağımlılığını azaltmayı ve ekonomiyi cesitlendirmeyi hedefleyen 'Vizyon 2030' planı doğrultusunda, sporu ve özellikle futbolu ulusal marka imajını güçlendirme ve yumuşak güç elde etme aracı olarak konumlandırmaktadır. Ancak, Kamu Yatırım Fonu (PIF) aracılığıyla ülkenin en büyük dört kulubune (Al-Hilal, Al-Nassr, Al-Ahli ve Al-Ittihad) yapılan devasa finansal enjeksiyonlar, ligin genel rekabet yapısını bozma riski taşımaktadır. Spor ekonomisinin temel ilkelerinden biri olan rekabetçi belirsizlik, taraftar ilgisinin ve ligin ticari cazibesinin korunması için hayati öneme sahipken, kaynakların belirli takımlarda aşırı yoğunlaşması bu dengeyi tehdit eden ana problem olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu araştırmanın temel amacı, Suudi Profesyonel Ligi'nde (SPL) yaşanan hızlı finansal büyümenin ligin rekabetçi dengesi üzerindeki ampirik etkilerini ortaya koymaktır. Çalışmada, 2014/15 ile 2023/24 sezonlarini kapsayan on yıllık süreçte rekabetçi dengeyi ölçmek amacıyla Herfindahl Rekabetçi Denge Endeksi (HICB) kullanılmış ve ligin takım sayısındaki değişimleri kontrol etmek için bu endeks normallestirilerek NHICB hesaplanmıştır. Finansal eşitsizliği analiz etmek için ligin en değerli ilk çeyreğinde yer alan kulüpler ile son ceyregindeki kulüplerin piyasa değerleri oranlanmış (Q1/Q4 oranı) ve bu değişkenler arasındaki istatistiksel ilişkiler Spearman korelasyon analizi ile test edilmiştir. Araştırma, ampirik verileri Kaynak Bağımlılığı Kuramı çerçevesinde yorumlayarak yönetsel ve yapısal sonuçlar çıkarmayı hedeflemektedir.
Araştırma bulguları, on sezonluk dönem boyunca ortalama NHICB değerinin 111,98 olduğunu ve ligin iki belirgin gelişim evresinden geçtiğini göstermektedir. 2014/15 ve 2017/18 sezonları arasındaki ilk evrede, piyasa değerindeki istikrarlı artışa finansal uçurumun (Q1/Q4 oranının 9,06'dan 3,15'e düşmesi) daralması ve rekabetçi dengenin iyileşmesi eşlik etmiştir. Ancak 2018/19 sezonundan itibaren başlayan ikinci evrede, özellikle PIF'in devreye girmesiyle birlikte en değerli ve en değersiz kulüpler arasındaki uçurum hızla buyuyerek Q1/Q4 oranının 2023/24 sezonunda 13,33 gibi rekor bir seviyeye ulaşmasına yol açmıştır. Spearman korelasyon analizi, piyasa değerindeki artışın doğrudan rekabetçi dengesizlikle ilişkili olmadığını, asıl sorunun kaynakların hacmi değil, belirli elit kulüplerde yoğunlaşması olduğunu kanıtlamaktadır.
Elde edilen sonuçlar, Suudi liginin küresel görünürlük ve uluslararası başarı hedeflerine ulaştığını, ancak bunun lig içi rekabet dengesinin bozulması pahasına gerçekleştiğini göstermektedir. Bu durum, UEFA'nın Finansal Fair Play (FFP) düzenlemelerinin ardından Avrupa'nın 'Beş Büyük' liginde gözlenen kutuplaşma ve finansal eşitsizlik eğilimleriyle örtüşmektedir. Araştırma, devlet güdümlü 'sugar daddy' modelinin kısa vadeli başarılar getirse de uzun vadeli finansal sürdürülebilirliği ve özelleştirme hedeflerini geciktirebilecegini vurgulamaktadır. Literatür açısından çalışma, rekabetçi denge teorilerini Körfez ülkelerinin jeopolitik ve ekonomik dönüşüm dinamikleriyle birleştirerek ampirik bir katkı sunmakta ve futbolun sadece bir spor değil, aynı zamanda ulusal kalkınma ve diplomasi aracı olarak oynadığı rolü gözler önüne sermektedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışmanın teorik temelini, organizasyonların hayatta kalabilmek ve etkinliğini sürdürebilmek için dışsal kaynaklara bağımlı olduğunu öne süren Kaynak Bağımlılığı Kuramı oluşturmaktadır. Suudi futbol kulüplerinin devlet fonlarına (PIF) olan bağımlılığı ve bunun yönetsel özerklik ile rekabetçi denge üzerindeki etkileri bu kuramsal çerçeveden açıklanmıştır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, spor ekonomisindeki rekabetçi denge, finansal eşitsizlikler ve UEFA'nın Finansal Fair Play (FFP) kurallarının kulüpler üzerindeki etkilerini ele alan geniş bir literatüre dayanmaktadır. Ayrıca, Körfez ülkelerinin spor diplomasisi, yerel topluluk katılımı, yumuşak güç stratejileri ve devlet yardımlarının sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini tartışan uluslararası ilişkiler ve kamu politikası çalışmalarına atıfta bulunulmaktadır.