Nicel araştırma makalesi incelemesi

DOI: 10.11611/yead.1576375

İş Güvencesi, İş Kanunu Reformları ve Genç İşsizliği: Türkiye'nin Gelecekteki İş Gücü Şekillenmesinde Güvenceli Esnekliğin Rolü

İş gücü piyasalarında esneklik ve güvenceyi birleştiren güvenceli esneklik (flexicurity) modeli, küreselleşen iktisadi düzende sürdürülebilir istihdamı sağlamak için kritik bir araç olarak görülmektedir.

Yazar
Eylül Kabakçı Günay
Yayın
Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi
Tarih
2024-12-24
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Küresel iktisadi dalgalanmalar ve teknolojik dönüşümler, iş gücü piyasalarında esneklik ve güvence dengesinin yeniden kurulmasını zorunlu hale getirmektedir. Danimarka menşeili bir yaklaşım olan ve Avrupa Birliği'nin istihdam stratejilerine entegre edilen güvenceli esneklik (flexicurity) kavramı, işverenlerin değişen piyasa koşullarına uyum sağlamasını kolaylaştırırken çalışanların sosyal haklarını ve istihdam güvenliklerini korumayı hedeflemektedir. Türkiye, kronikleşmiş yüksek genç işsizliği, kadın istihdamının düşüklüğü, kayıt dışılık ve iş gücü piyasasının katı kurumsal yapısı nedeniyle bu modeli doğrudan uygulamakta zorluklar yaşamaktadır. Bu bağlamda, güvenceli esneklik ilkelerinin Türkiye’nin özgün sosyo-ekonomik gerçekliklerine nasıl uyarlanabileceği ve mevcut katı mevzuat yapısı içinde genç iş gücünün geleceğini nasıl şekillendirebileceği temel bir araştırma sorunu olarak öne çıkmaktadır.

Çalışmanın temel amacı, güvenceli esneklik yaklaşımının Türkiye’nin istihdam dinamikleri üzerindeki etkilerini ampirik ve kuramsal olarak incelemek ve son dönem iş kanunu reformlarının iş gücü hareketliliği ile güvence algısı üzerindeki yansımalarını ortaya koymaktır. Araştırma metodolojik olarak iki farklı veri kümesine ve yaklaşıma dayanmaktadır. İlk olarak, kademeli güvence sözleşmelerinin çalışanların iş güvencesi algısı üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla farkların farkı (difference-in-differences) ekonometrik analiz yöntemi kullanılmıştır; bu modelde işletme büyüklüğü ve işe alım yılları temel kukla değişkenler olarak ele alınmıştır. İkinci olarak ise Türkiye genelinde çalışan 350 katılımcıdan oluşan tesadüfi bir örneklem üzerinde anket çalışması yürütülerek, işçilerin güvenceli esneklik kavramına yönelik bakış açıları ve iş kaybı korkuları ampirik olarak test edilmiştir.

Ekonometrik analizlerden elde edilen bulgular, kademeli güvence sözleşmelerinin çalışanların iş kaybı korkusu üzerinde kıdem süresine bağlı olarak farklılaştığını göstermektedir. Özellikle daha düşük kıdem düzeyine (0-5 yıl) sahip çalışanlar arasında iş kaybı kaygısının yüksek olduğu, ancak kıdem süresi 5 yılı aşan çalışanlarda bu korkunun istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azaldığı tespit edilmiştir. 350 çalışan üzerinde yapılan ampirik analiz sonuçları da bu bulguları destekler nitelikte olup, çalışanların güvenceli esneklik uygulamalarına yönelik algılarının firmanın büyüklüğüne ve çalışılan yıl sayısına göre değişiklik gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, kısa kıdemli çalışanlar için getirilen işten çıkarma maliyetlerindeki indirimlerin, sağlanan istihdam teşvikleriyle dengelenmesi sayesinde işverenlerin sözleşmeleri erken feshetme eğilimlerinin sınırlandığı saptanmıştır.

Elde edilen sonuçlar, literatürdeki İkili İş Gücü Piyasası ve Beşeri Sermaye teorilerinin öngörüleriyle uyumluluk göstermektedir. Güvenceli esneklik modelinin Türkiye'de başarıyla uygulanabilmesi için tek tip bir yaklaşımdan kaçınılması, bunun yerine ülkenin kurumsal engellerini ve katı iş gücü düzenlemelerini dikkate alan aşamalı bir reform stratejisinin benimsenmesi gerektiği tartışılmaktadır. Çalışma, özellikle genç istihdamının artırılmasında eğitim yatırımları, mesleki eğitim programları ve aktif iş gücü politikalarının önemini vurgulayarak mevcut literatüre katkı sağlamaktadır. Sonuç olarak bu araştırma, kurumsal sınırlılıklar altında güvenceli esnekliğin uygulanabilirliğini kanıtlayarak, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin istihdam politikalarında esneklik ve sosyal koruma dengesinin nasıl kurulabileceğine dair somut ve kanıta dayalı bir yol haritası sunmaktadır.

Araştırmanın amacı

Güvenceli esneklik modelinin Türkiye'nin kendine özgü ekonomik ve demografik koşullarına nasıl uyarlanabileceğini incelemek ve son dönem istihdam reformlarının iş hareketliliği, kıdem ve çalışanların iş kaybı korkusu üzerindeki ampirik etkilerini ortaya koymaktır(Günay, 2024).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Bu çalışma, kademeli güvence sözleşmeleri ve iş hukuku reformlarının çalışan çıktıları, iş güvencesi algısı ve iş kaybı korkusu üzerindeki etkilerini ampirik olarak incelemek amacıyla farkların farkı (difference-in-differences) ve en küçük kareler (OLS) ekonometrik yaklaşımlarını kullanmaktadır(Günay, 2024).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Bu araştırma; birincil ve ikincil iş kolları ayrımına odaklanan İkili İş Gücü Piyasası Teorisi (Dual Labour Market Theory), eğitimin ekonomik çıktılardaki yerini ele alan Beşeri Sermaye Teorisi (Human Capital Theory) ve iş gücü piyasası kurumlarını inceleyen Tarihsel-Kurumsalcı Teori (Historical-Institutional Theory) üzerine inşa edilmiştir.

Makalenin ele aldığı literatür

Makale, İskandinav ülkelerindeki aktif iş gücü piyasası politikalarını ele alan Hansen ve Andersen (2015), girişimcilik ve iş reformlarını inceleyen Gomez ve Fernandez (2016), istihdam reformlarının genç iş gücü üzerindeki etkilerini meta-analizle derleyen Martinez ve Lopez (2017) ve Latin Amerika ülkelerindeki kurumsal reformları inceleyen Fernandez ve Ramirez (2019) gibi güncel literatürü ele almaktadır.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
Türkiye'deki mavi ve beyaz yakalı iş gücü evreni
Örneklem veya araştırma materyali
Mavi ve beyaz yaka ayrımı gözetilmeksizin rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 350 çalışan
Veri toplama süreci
Çalışanların güvenceli esneklik algılarını ve iş kaybı korkularını ölçen anket verileri ile istihdam reformu sonrası idari kayıtlar
Veri analiz yöntemi
Farkların farkı (difference-in-differences) tasarımı, En Küçük Kareler (OLS) regresyon modelleri ve standart hataların Large Firm*Year-Quarter düzeyinde kümelenmesi
güvenceli esneklikiş güvencesi reformlarıgenç işsizliğikademeli güvence sözleşmeleriiş kaybı korkusukıdem süresiçift yönlü iş gücü piyasası

Araştırmanın Bulguları

01

Kademeli güvence sözleşmeleriyle istihdam edilmenin çalışanların iş kaybetme endişesi üzerindeki etkisi kıdem düzeylerine göre belirgin farklılıklar sergilemektedir; 0-5 yıl arası düşük kıdem düzeyinde bu etki negatif ve anlamlı bir seyir izlerken, 5 yılı aşan yüksek kıdem seviyelerinde istatistiksel olarak anlamsız ve önemsiz hale gelmektedir(Günay, 2024).

02

Mavi ve beyaz yaka ayrımı yapılmaksızın rastgele seçilen 350 çalışan ile gerçekleştirilen ampirik araştırma kapsamında, çalışanların iş yerindeki hizmet süreleri uzadıkça işlerini kaybetme yönündeki korku ve kaygılarının anlamlı derecede azaldığı belirlenmiştir(Günay, 2024).

03

Ekonometrik model analizleri, kademeli güvenceyi getiren istihdam reformlarının (Jobs) çalışanların küçük ve büyük işletmeler arasındaki kıdem bazlı dağılımını bozmadığını ve düşük ile yüksek kıdemli çalışan oranlarını istatistiksel açıdan sabit tuttuğunu göstermektedir(Günay, 2024).

04

Güvenceli esneklik algısını ölçmeye yönelik modellerde; yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi ve medeni durum gibi bireysel demografik değişkenlerin yanı sıra çalışılan şirketin ölçeğinin de çalışanların gelecek altı ay içindeki iş güvencesi algılarını etkilediği doğrulanmıştır(Günay, 2024).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

Yapılan ampirik analizler, kademeli güvence sözleşmelerinin çalışanların iş güvencesi algısı üzerinde kıdem sürelerine bağlı olarak farklılaşan etkiler ortaya koyduğunu göstermektedir. Özellikle ilk beş yıllık çalışma döneminde olan çalışanlar üzerinde yapılan incelemeler, bu sözleşmelerin getirdiği iş güvencesizliği ve iş kaybı korkusunun daha belirgin olduğunu, ancak beş yıllık eşik aşıldığında ve kıdem süresi uzadığında bu kaygıların istatistiksel açıdan önemsiz bir düzeye gerilediğini açıkça kanıtlamaktadır.

Yazar bu durumu, kademeli güvence mekanizmalarının doğasından kaynaklanan kıdeme dayalı kıdem tazminatı artışları ve yasal koruma seviyeleri ile açıklamaktadır. İlk yıllarda işten çıkarma maliyetlerinin düşük tutulması esnekliği artırırken çalışan nezdinde güvencesizlik hissi yaratmakta, ancak zamanla yasal güvencelerin birikmesiyle birlikte bu kaygının yerini istikrara bıraktığı görülmektedir. Ayrıca beş yıllık işe alım teşviklerinin de işverenlerin erken fesih eğilimlerini frenlemede kritik bir rol oynadığı belirtilmektedir.

Elde edilen bu ampirik bulgular, uluslararası literatürde güvenceli esnekliğin Danimarka ve diğer İskandinav ülkelerindeki başarılı uygulamaları ile doğrudan ilişkilendirilmektedir. Literatürde yer alan ve aktif iş gücü piyasası politikaları ile güçlü sosyal koruma ağlarının birleşmesini savunan yaklaşımlar, Türkiye gibi iş kanunlarının katı olduğu ve kayıt dışılığın yaygın bulunduğu ekonomilerde reformların ancak aşamalı ve çalışanların temel gelir güvencelerini koruyacak şekilde tasarlanması durumunda verimli olabileceğine işaret etmektedir.

Sonuç olarak bu tartışmalar, Türkiye'nin gelecekteki iş gücü politikalarını şekillendirirken tek yönlü bir esnekleştirme yerine, çalışanların eğitimine yatırım yapan ve güvenceyi kıdem süreleriyle entegre eden bütünsel bir reform paketine ihtiyaç duyduğunu ortaya koymaktadır. Çift yönlü iş gücü piyasası teorisinin de işaret ettiği gibi, birincil ve ikincil sektörler arasındaki uçurumları kapatacak dengeli politikaların izlenmesi, hem genç işsizliği ile mücadelede hem de kapsayıcı ekonomik büyümenin tesis edilmesinde belirleyici olacaktır.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Çalışmada, güvenceli esneklik kavramının esneklik ve güvence unsurlarını dengeli bir şekilde bir araya getiren ikili yapısı ele alınırken, Wilthagen ve Tros (2004) tarafından geliştirilen teorik çerçeve referans alınmış; aktif iş gücü piyasası politikaları ile gelir güvencesinin Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de iş kaybı korkusunu azaltabileceği ve istihdam kalitesini artırabileceği savunulmuştur(Günay, 2024).

Yazar, Türkiye iş gücü piyasasının düşük katılım oranları ve kısıtlı iş hareketliliği gibi yapısal sorunlarını ve katı iş yasalarını tartışırken Ince Yenilmez (2013) çalışmasıyla paralellik kurmakta; doğrudan kopyalama yerine ülkeye özgü esneklik ve güvence bileşenlerinin tasarlanması gerekliliğini ampirik bulgularıyla desteklemektedir(Günay, 2024).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Türkiye'nin istihdam yapısı, yüksek genç işsizliği ve kadınların iş gücüne düşük katılımı gibi derin yapısal sorunlar barındırdığından, doğrudan Avrupa ülkelerinden kopyalanan tek tip bir güvenceli esneklik modeli başarılı olamaz. Yazar, bu kısıtların aşılabilmesi için Türkiye'nin kendi sosyo-ekonomik ve kurumsal gerçekleriyle uyumlu, kademeli bir güvence yapısını ve aktif iş gücü politikalarını barındıran özelleştirilmiş (terzi usulü) bir reform stratejisini hayata geçirmesi gerektiği sonuçuna ulaşmaktadır(Günay, 2024).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Bu araştırma, gelişmekte olan ülkeler sınıfında yer alan ve kendine özgü iş gücü piyasası katılıklarına sahip olan Türkiye'nin, Avrupa Birliği kaynaklı 'güvenceli esneklik' (flexicurity) modelini nasıl adapte edebileceğini kuramsal ve ampirik boyutlarıyla sorunsallaştırmaktadır. Çalışma, Danimarka kökenli bu modelin standart uygulamalarının Türkiye gibi genç işsizliği ve kayıt dışılığın yoğun olduğu bir ülkede doğrudan uygulanamayacağını göstererek literatürde önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Özellikle istihdam güvencesi ile piyasa esnekliği arasındaki gerilimi, ampirik veriler ve farkların farkı ekonometrik yaklaşımıyla test ederek teorik tartışmalara gerçekçi bir zemin kazandırmaktadır.

Araştırma, güvenceli esneklik kavramını Wilthagen ve Tros (2004) ile Klammer (2005) gibi kurucu literatürün çizdiği teorik çerçeve üzerinden ele almaktadır. Ancak bu teorik mirası, İskandinav refah devletlerindeki başarılı örneklerin ötesine taşıyarak gelişmekte olan ülkelerin kurumsal engelleri bağlamında yeniden tartışmaya açmaktadır. Yazar, Heckman ve Pages (2004) tarafından Latin Amerika ülkeleri için yapılan esneklik reformu tespitleriyle paralellikler kurarak, Türkiye'deki iş gücü piyasası katılıklarının ve kıdeme bağlı güvence yapısının doğurduğu farklılaşan algıları ortaya koymaktadır.

Çalışma, Türkiye'nin iş gücü piyasası reformlarına yönelik literatür taramalarına hem yöntemsel hem de bağlamsal açıdan yenilikçi bir katkı sunmaktadır. Sadece teorik bir tartışma yürütmekle kalmayıp, kademeli güvence sözleşmelerinin çalışanların iş kaybı korkusu üzerindeki etkilerini ampirik olarak test etmesi, literatürdeki soyut esneklik tartışmalarını somutlaştırmaktadır. Araştırmanın getirdiği en büyük katkı, iş güvencesi algısının kıdem süresi ve firma büyüklüğü ile nasıl doğrudan ilişkili olduğunu deneysel bir çerçevede ortaya koyarak gelecek politika tasarımlarına ampirik veri sunmasıdır.

Kaynakça

  1. Wilthagen, T., & Tros, F. (2004). The Concept Of ‘Flexicurity’: A New Approach to Regulating Employment and Labour Markets. Transfer – European Review of Labour and Research, 10(2), 166-187. https://doi.org/10.1177/102425890401000204
  2. Ince Yenilmez, M. (2013). Labour Market Consequences of Job Security and Labor Laws in The Era of Flexicurity: Implications for Turkey. Journal of Knowledge Management, Economics and Information Technology, 3(1), 1-6.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Kademeli güvence sözleşmelerine sahip olan çalışanlarda iş kaybı korkusu kıdem süresine bağlı olarak anlamlı derecede azalmaktadır.

Tez çalışmalarında, iş güvencesi algısının ve iş kaybı endişesinin çalışan kıdemiyle olan negatif yönlü ilişkisini ampirik kanıtlarla desteklemek amacıyla kullanılır(Günay, 2024).

Türkiye'de Farklı Sektörlerde Çalışanların Güvenceli Esneklik Algısı: Nitel Bir Karşılaştırma

Araştırma sorusu
Sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışan mavi ve beyaz yakalı işçilerin güvenceli esneklik ve kademeli güvence sözleşmelerine yönelik algısal değerlendirmeleri nasıl farklılaşmaktadır?
Yöntem taslağı
Araştırma, nitel çoklu durum deseniyle yürütülecektir. İzmir ve Kocaeli illerinde faaliyet gösteren büyük ölçekli sanayi ve hizmet firmalarından veri doygunluğu ilkesi gözetilerek belirlenecek toplam 30 çalışanla yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilecek, veriler tematik analizle çözümlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin 7. bölümünde belirtilen, 350 çalışan üzerinde mavi ve beyaz yaka ayrımı yapılmaksızın gerçekleştirilen ampirik analiz bulgularının, sektörel ve yakasal bazda daha derinlemesine anlaşılması ihtiyacından türetilmiştir(Günay, 2024).

02

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde standart güvenceli esneklik modelleri doğrudan uygulanamaz; ülkeye özgü esnekleştirme ve koruma dengesi tasarlanmalıdır.

Uluslararası istihdam politikalarının yerel kurumsal yapılara uyarlanması tartışılırken, yerelleştirilmiş politika modellerinin gerekliliğini savunmak için referans gösterilir(Günay, 2024).

Genç Girişimciliğini Destekleyici Reformların İstihdam Yaratma Performansına Etkisi

Araştırma sorusu
Türkiye'de son on yılda uygulanan genç girişimci teşvikleri ve idari kolaylıklar, gençlerin kendi işini kurma oranları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip midir?
Yöntem taslağı
Ekonometrik zaman serisi analizi yaklaşımı benimsenecektir. TÜİK ve Eurostat veri tabanlarından elde edilecek 2012-2022 yılları arasındaki dönemsel panel veriler kullanılarak, girişimcilik desteklerinin ve teşvik reformlarının genç istihdam oranları üzerindeki nedensel etkisi farkların farkı ve regresyon analizi ile incelenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Gomez ve Fernandez (2016) çalışmasına atıfla, makalede tartışılan iş kurma maliyetlerinin azaltılması ve girişimcilik eğitimlerinin genç istihdamı üzerindeki olumlu etkileri önermesinden türetilmiştir(Günay, 2024).

03

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

İş gücü piyasasında esneklik getiren reformlar, işe alım teşvikleriyle desteklendiğinde işverenlerin erken işten çıkarma eğilimlerini sınırlayarak kıdem dağılımını koruyabilmektedir.

İstihdam teşviklerinin ve kademeli güvencelerin iş gücü piyasası dengesi üzerindeki makroekonomik ve kurumsal etkilerini tartışırken ampirik bir kanıt olarak sunulabilir(Günay, 2024).

Kıdem Süresinin Çalışanların Gelecek Altı Ay İçindeki İş Kaybı Endişesi Üzerindeki Etkisi: Boylamsal Bir Araştırma

Araştırma sorusu
Çallşanların kurumsal kıdem sürelerindeki artış, iş güvencesizliği ve gelecek altı ay içindeki iş kaybı endişelerini zaman içinde nasıl değiştirmektedir?
Yöntem taslağı
Boylamsal araştırma deseni kullanılacaktır. Güç analizi ile belirlenecek ve asgari 200 kişiden oluşacak bir çalışan kohortu, 3 yıl boyunca her 6 ayda bir anket yoluyla takip edilerek kıdem artışının iş güvencesi algısındaki değişim trendleri büyüme eğrisi modeliyle analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin 6. metodoloji bölümünde, 5 yıllık kıdem eşiğini aşan çalışanlarda iş kaybı korkusunun anlamlı derecede düştüğünü gösteren ampirik tablolardan ve bulgulardan esinlenilmiştir(Günay, 2024).