Küreselleşen dünyada gıda güvencesi ve tarımsal sürdürülebilirlik, uluslararası ticaret politikalarının merkezinde yer almaktadır. Özellikle buğday ve mısır gibi temel tahıl ürünlerinin ticareti, dünya nüfusunun beslenmesi ve tarımsal piyasalarda fiyat istikrarının korunması bakımından stratejik bir öneme sahiptir. Çin'in öncülüğünde 2013 yılında hayata geçirilen Kuşak ve Yol Girişimi, katılımcı ülkeler arasında ulaştırma ağlarını güçlendirerek, gümrük prosedürlerini kolaylaştırarak ve gıda tedarik zincirlerini entegre ederek tarımsal ticaret potansiyelini artırmayı hedefleyen büyük ölçekli bir bölgesel iş birliği çerçevesi sunmaktadır. Ancak ülkelerin bu iş birliğinden elde ettikleri kazanımlar, kurumsal yapıları, coğrafi dezavantajları ve makroekonomik dinamikleri nedeniyle homojen bir yapı göstermemektedir. Bu durum, söz konusu güzergahtaki ülkelerin tarım ticareti verimliliklerini belirleyen yapısal engellerin ve kurumsal faktörlerin ampirik yöntemlerle derinlemesine incelenmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu doğrultuda ele alınan bu bilimsel çalışmada, 2002 ile 2021 yılları arasındaki dönemi kapsayan geniş bir veri seti üzerinden Kuşak ve Yol Girişimi bünyesindeki ülkelerin tahıl ticareti potansiyeli stokastik sınır modeli yardımıyla ampirik olarak analiz edilmiştir. Analiz kapsamında, buğday ticareti için 45 ülke, mısır ticareti için ise 55 ülke örneklem olarak seçilmiştir. Araştırmada kullanılan veriler Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Dünya Bankası Dünya Yönetişim Göstergeleri ve Dünya Ticaret Örgütü resmi veri tabanlarından derlenmiştir. Ekonometrik modellemede bağımlı değişken olarak ithalat hacmi kullanılırken; ülkelerin GSYİH'leri, nüfusları, tarımsal verimlilik oranları ve tarım arazisi genişlikleri sınır denkleminin temel girdilerini oluşturmuştur. Ticari verimsizliği açıklayan modelde ise hükümet etkinliği, siyasi istikrar, düzenleme kalitesi ve Dünya Ticaret Örgütü üyeliği gibi kurumsal parametreler analiz edilerek verimsizlik nedenleri saptanmıştır.
Ende edilen ekonometrik bulgular, ekonomik kalkınma düzeyinin ve nüfus artışının hem buğday hem de mısır ticareti verimliliğini pozitif yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Buna karşılık, mısır ticareti özelinde tarım arazisi genişliğindeki artışın verimlilikle ters orantılı olduğu saptanmış, bu durum büyük ölçekli tarım alanlarının yönetiminde veya arazi kullanımının optimizasyonunda verimsizlikler olabileceğine işaret etmiştir. Kurumsal göstergeler incelendiğinde, hükümet etkinliği, siyasi istikrar ve yüksek düzenleyici kalitesinin işlem maliyetlerini azaltarak ticaret verimliliğini artırdığı görülmüştür. Ancak şaşırtıcı bir biçimde, Dünya Ticaret Örgütü üyeliği her iki ürün grubunda da ticaret verimliliğiyle negatif bir ilişki göstermiştir; bu durum üye ülkelerin kuralları uygulama ve hızlı serbestleşmeye uyum sağlama süreçlerinde yaşadıkları zorluklarla açıklanmıştır. Ayrıca, büyük ekonomilerin küçük ve orta ölçekli ekonomilere kıyasla her zaman daha yüksek bir ticaret potansiyeline sahip olmadığı bulunmuştur.
Sonuç olarak bu çalışma, tarımsal ticaret verimliliğinin artırılmasında yalnızca fiziki üretim kapasitesinin veya arazinin genişletilmesinin yeterli olmadığını, kurumsal kalitenin ve yönetişim mekanizmalarının iyileştirilmesinin hayati bir rol oynadığını göstermektedir. Kuşak ve Yol Girişimi'nin ülkeler üzerindeki etkilerinin asimetrik olması, örneğin Türkiye ve Macaristan'da buğday ticareti verimliliğinde artış görülürken Etiyopya ve Gürcistan'da düşüşlerin yaşanması, tek tip politikalar yerine her ülkenin kendi yerel koşullarına uygun tarım ve ticaret stratejileri geliştirmesi gerektiğini kanıtlamaktadır. COVID-19 pandemisi sürecinde Güney Afrika ve Hırvatistan gibi ülkelerin yüksek verimliliklerini koruyabilmeleri ise kriz dönemlerinde ticaret ağlarının çeşitlendirilmesinin ve dayanıklılığının önemini literatür bağlamında tescil etmiştir. Çalışmanın sunduğu bu ampirik kanıtlar, politika yapıcıların bölgesel gıda güvenliğini sağlamak için kurumsal altyapıyı ve bürokratik süreçleri reforme etmeleri gerektiğine işaret etmektedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, geleneksel çekim modelinin sınırlarını aşan stokastik sınır yerçekimi modeline dayanmaktadır. Klasik çekim modeli ticareti engelleyen beşeri ve kurumsal faktörleri hata terimi içinde eritirken, stokastik sınır modeli ticaret verimsizliği terimini tanımlayarak ticaret potansiyelinden sapmaları sistematik olarak açıklar. Modelde, ekonomik büyüklük, nüfus ve coğrafi özellikler gibi yapısal değişkenler sınır belirleyici faktörler olarak kullanılırken; hükümet etkinliği, siyasi istikrar, düzenleme kalitesi ve ticaret anlaşmaları gibi kurumsal değişkenler verimsizlik denkleminin belirleyicileri olarak kuramsallaştırılmıştır.
Makalenin ele aldığı literatür
Yazarlar, tarımsal ticaret verimliliği literatürünü iki temel eksende ele almaktadır. İlk eksen, gelişmekte olan ülkelerin tarımsal ihracat potansiyellerini stokastik sınır yerçekimi modelleriyle inceleyen ampirik çalışmaları kapsamaktadır. İkinci eksen ise Kuşak ve Yol Girişimi'nin ikili ticaret akışları, ticaretin kolaylaştırılması, kültürel ve kurumsal mesafelerin etkileri üzerindeki rolünü inceleyen güncel yayınlara dayanmaktadır. Çalışma, bu iki literatürü birleştirerek, tahıl ürünleri özelinde Kuşak ve Yol Girişimi güzergahındaki geniş ampirik veri setini kapsayan ve kurumsal yönetişim göstergelerini doğrudan modele entegre eden özgün bir çerçeve sunmaktadır.