Küresel iklim kriziyle mücadele sürecinde, ülkelerin ardı ardına karbon nötr hedefleri ilan etmesiyle birlikte uluslararası yeşil ekonomi rekabeti yeni bir boyuta taşınmıştır. Geleneksel büyüme modellerinin yerini düşük karbonlu ekonomik yapılara bırakması, ülkelerin bu dönüşümdeki performanslarını nesnel bir şekilde ölçmeyi zorunlu kılmaktadır. Ancak akademik yazında, ülkelerin düşük karbonlu ekonomi gelişim düzeylerini makro düzeyde karşılaştıran standart ve kapsamlı bir değerlendirme endeksi eksikliği dikkat çekmektedir. Mevcut çalışmaların büyük oranda bölgesel, kentsel ya da sektörel düzeyle sınırlı kalması, ulusal düzeydeki yapısal kısıtların ve ülkelerin küresel rekabetçi konumlarının analiz edilmesini zorlaştırmaktadır. Bu makale, söz konusu boşluğu doldurmak amacıyla çok boyutlu bir gösterge seti üzerinden ulusal düzeyde yeni bir değerlendirme modeli önermektedir.
Bu çalışmanın temel amacı, küresel ölçekte en yüksek karbon emisyonuna sahip 20 ülkeyi örneklem olarak seçerek, ulusal düzeyde uygulanabilir uluslararası bir düşük karbonlu ekonomi değerlendirme endeks sistemi geliştirmektir. Yazarlar, ekonomik, sosyal, teknolojik, çevresel ve enerji yapısı olmak üzere 5 temel boyutta tanımlanan 40 göstergeyi bir araya getirerek veri setini oluşturmuştur. Değişkenler arasındaki yüksek korelasyonu ve boyut karmaşıklığını gidermek amacıyla Temel Bileşenler Analizi tabanlı faktör analizi yöntemi kullanılmış, Kaiser kriterine ve ortogonal döndürme metoduna başvurulmuştur. Yapılan analizler neticesinde verideki toplam varyansın yüzde 81,54'ünü açıklayan dört ana ortak faktör (enerji, toplumsal, ekonomik ve çevresel faktör) başarıyla çıkarılarak ülkelerin ağırlıklı puanları hesaplanmıştır.
Ampirik analiz sonuçlarına göre, küresel düzeyde en rekabetçi ilk beş düşük karbonlu ekonomi sırasıyla Güney Kore, Fransa, Çin, Kanada ve Almanya olarak belirlenmiştir. Güney Kore teknoloji, çevre ve ekonomi boyutlarında gösterdiği üstün performansla ilk sırada yer alırken; Fransa temiz enerji kullanımı ve nükleer enerjiye dayalı elektrik üretimi sayesinde enerji faktöründe birinci olmuştur. Küresel emisyonların en büyük üreticisi olan Çin ise genel sıralamada üçüncü sırada yer alarak görece avantajlı bir konum elde etmiştir. Çin'in en belirgin gücü ekonomik büyüme hızı ve sermaye birikimiyle ekonomik faktörde ortaya çıkmış, ancak yetersiz Ar-Ge harcamaları ve yüksek yoksulluk oranı nedeniyle sosyal faktörlerde, hava kirliliği nedeniyle çevre faktörlerinde ve fosil yakıtlara olan aşırı bağımlılığı nedeniyle enerji yapısında dezavantajlı olduğu saptanmıştır.
Elde edilen bulgular, ülkelerin düşük karbonlu ekonomiye geçiş süreçlerinde tek tip bir başarılı model olmadığını, her ülkenin kendi yapısal koşullarına göre farklı avantajlar barındırdığını göstermektedir. Yazarlar, Çin'in rekabet gücünü artırabilmesi için gelişmiş ülkelerin deneyimlerinden yararlanması, Ar-Ge harcamalarını teşvik etmesi, enerji sepetindeki kömür payını azaltarak temiz enerji kaynaklarını entegre etmesi gerektiğini savunmaktadır. Literatür taraması bakımından bu çalışma, kentsel ve bölgesel düzeydeki sınırlı endeks çalışmalarını ulusal ve uluslararası karşılaştırma düzeyine taşıyarak kuramsal ve metodolojik bir katkı sunmaktadır. Geliştirilen 40 göstergeli endeks yapısı, gelecekteki ampirik çalışmalarda farklı ülke gruplarının veya zaman serisi verilerinin analiz edilmesinde esnek ve güvenilir bir çerçeve sunar.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışmanın kuramsal temeli, sürdürülebilir kalkınma teorisi, yeşil ekonomi, düşük karbonlu ekonomi, ekolojik medeniyet, yeni iklim ekonomisi ve karbon emisyonu ayrışması (decoupling) gibi temel çevre iktisadı kavramlarına dayanmaktadır. Endeks sisteminin inşasında ise kapsamlılık, etkinlik, uygulanabilirlik, ilişkililik ve ileriye dönüklük ilkeleri kuramsal birer rehber olarak benimsenmiştir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışmada literatür, düşük karbonlu ekonomi kavramının gelişim aşamaları, ulusal ve uluslararası düşük karbon politikaları ile bu alandaki endeks kurma yaklaşımları açısından ele alınmıştır. Özellikle Fu ve Zhuang (2010), Zhuang ve Pan (2011), Fu ve Zheng (2011), Luo ve Tong (2011) gibi araştırmacıların geliştirdiği AHP, DEA, TOPSIS ve entropi ağırlıklandırma tabanlı bölgesel ve şehir düzeyindeki endeks çalışmaları değerlendirilmiş; ulusal düzeydeki gösterge eksikliği vurgulanarak küresel karşılaştırmalı analizin gerekliliği temellendirilmiştir.