Küresel ticaret hatlarının güvenliği, uluslararası tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği ve enerji arz güvenliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Dünya genelindeki deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin ve yıllık konteyner taşımacılığının yüzde 30'unun gerçekleştiği Süveyş Kanalı ve Bab el-Mendeb Boğazı geçiş koridoru, son dönemde Yemen'deki Husilerin ticari gemilere yönelik gerçekleştirdiği insansız hava araçları ve füzeli asimetrik saldırılarla büyük bir güvenlik krizinin merkezine yerleşmiştir. Çatışmaların küresel ekonomi, sigorta primleri ve navlun maliyetleri üzerindeki doğrudan etkileri sıklıkla tartışılmasına rağmen, krizin yol açtığı uzun vadeli ekolojik tahribatlar, petrol sızıntıları ve rotaların değişmesinden kaynaklanan küresel emisyon artışları akademik yazında hak ettiği ilgiyi görememiştir. Bu durum, deniz güvenliği çalışmalarında çevre ve jeopolitik etkileşiminin eksik kalmasına yol açmaktadır.
Bu çalışmanın temel amacı, Kızıldeniz'de tırmanan Husi saldırılarının ticari deniz taşımacılığı üzerindeki çevresel etkilerini ve risklerini, deniz güvenliği ve jeopolitik perspektifleri bir arada değerlendirerek analiz etmektir. Belirtilen amaca ulaşmak doğrultusunda, araştırmada masa başı nitel bir araştırma tasarımı benimsenmiş ve bu tasarım seçilmiş ikincil nicel veri analizleriyle desteklenmiştir. Veri seti oluşturulurken Scopus, Web of Science ve Google Scholar gibi uluslararası veri tabanlarında taranan hakemli makalelerin yanı sıra, Avrupa Komisyonu, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) gibi kuruluşların sektörel raporlarından yararlanılmıştır. Toplanan nitel veriler, tematik içerik analizi yöntemiyle tasnif edilerek deniz güvenliği riskleri, çevresel yansımalar ve alternatif ticaret koridorları başlıkları altında çözümlenmiştir.
Araştırmanın ulaştığı bulgular, deniz güvenliği tehditlerinin doğrudan ekolojik felaketlere yol açtığını somut verilerle ortaya koymaktadır. Husilerin saldırıları sonuçunda gemilerin rotalarını Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu üzerinden Afrika'yı dolaşacak şekilde değiştirmesi, seyahat mesafesini tek yönde yaklaşık 3.467 deniz mili uzatmış ve bu durum bireysel gemi bazında karbon emisyonlarında yüzde 42'lik bir artışa neden olmuştur. Ayrıca, gübre taşıyan Rubymar ve kömür taşıyan Tutor gibi gemilerin batması sonuçunda Kızıldeniz'in hassas ekosistemine tehlikeli maddeler sızmış, Chios Lion ve Sounion gibi tankerlerin hedef alınması ise kilometrelerce uzunlukta petrol sızıntılarına yol açmıştır. Altyapısı yetersiz Afrika limanlarının yoğunluğunun artması ve AB emisyon ticaret sisteminden kaçınma çabaları gibi dolaylı etkiler de krizin küresel iklim politikalarının işlevselliğini zayıflattığını göstermektedir.
Elde edilen tüm bu sonuçlar, uluslararası deniz güvenliği ve çevre yönetimi yazınında askeri savunma mekanizmaları kadar küresel politika ve kurumsal iş birliklerinin de önceliklendirilmesi gerektiğini kanıtlamaktadır. Yazar, deniz güvenliği tehditlerinin yıkıcı finansal sonuçlarının ötesinde, ekolojik sürdürülebilirliğe yönelik kalıcı ve geri döndürülemez zararlar verdiğini savunarak mevcut uluslararası mekanizmaların güçlendirilmesinin elzem olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle Birleşmiş Milletler şemsiyesi altındaki Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) çevresel koruma kararlarının yaptırım gücünden yoksun kalması, kriz anlarında etkin müdahale kapasitesini sınırlamaktadır. Bu çalışma, çevre-jeopolitika-güvenlik üçgenindeki boşluğu doldurarak, araştırmacılara ve politika yapıcılara deniz güvenliği risklerinin bütünsel bir ekolojik mercekle analiz edilmesi gerektiğine dair özgün bir katkı sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, çevre ile jeopolitikanın ve deniz güvenliğinin birbirinden ayrılamayacağı temel varsayımına dayanmaktadır. Çevresel güvenlik, kaynak jeopolitiği, yeşil dönüşümün güç dengeleri üzerindeki etkisi ve deniz jeopolitiği kavramlarının kesişim noktaları ele alınmaktadır. Güvenlik tehditlerinin ekolojik sürdürülebilirlik üzerindeki çarpan etkisi kuramsal bir zemin oluşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Yazar, Kızıldeniz krizinin küresel deniz ticareti ve lojistik üzerindeki etkilerini (Rodríguez-Díaz vd., 2024; Notteboom vd., 2024), krizin finansal piyasalara yansımalarını (Yudaruddin vd., 2025), çatışma kaynaklı karbon emisyonlarını (Peng vd., 2024; Otu-Larbi vd., 2024) ve deniz ekosistemindeki petrol sızıntılarını (Agarwala, 2025; Lee, 2024) inceleyen güncel literatürü ele almakta ve sentezlemektedir.