İçeriğe geç

Nitel araştırma · 2025

Kızıldeniz'de Ticari Taşımacılığa Yönelik Husi Saldırılarının Çevresel Etkileri

Environmental impacts of the Houthis’ attacks against commercial shipping in the Red Sea

Okur sorusu

Kızıldeniz'deki Husi saldırılarının deniz ekosistemi üzerindeki çevresel etkileri nelerdir?

Bölgedeki çatışmalar ve buna bağlı istikrarsızlık, çevre üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakmaktadır. Süveyş rotasına geri dönüşün zaman alacağı ve Gazze'nin yeniden inşası gibi süreçlerin getireceği emisyon yükleri göz önüne alındığında, deniz güvenliği ile çevresel sürdürülebilirliğin birbirinden ayrı düşünülemeyeceği açıkça görülmektedir.

Öne çıkanlar

  • Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu rotasının tercih edilmesi, sefer mesafesini yaklaşık 3.
  • Çatışmaların doğrudan iklimsel maliyeti yüksek olmakla birlikte, asıl büyük çevresel yük yıkım sonrasında ortaya çıkmaktadır; nitekim Gazze'de tahrip olan 100.
  • Yemen açıklarında yıllardır bekleyen ve 1.
Yayın türü
Nitel araştırma
Yazarlar
Ferhan Oral
Dergi / alan
Frontiers in Political Science · Sosyal Bilimler
Yıl
2025
Örneklem
Scopus, Web of Science ve Google Scholar veri tabanlarında taranan akademik çalışmalar, IMO, UNCTAD, ITF raporları ve doğrulanmış denizcilik haber kaynakları
Veri kaynakları
Belirlenmiş arama terimleriyle yapılan sistematik veri tabanı aramaları ve kurumsal/sektörel politika belgelerinin taranması
Analiz yöntemi
Niteliksel verilerin tematik içerik analizi yöntemiyle tasnif edilerek deniz güvenliği, çevresel etkiler ve alternatif ticaret koridorları şeklinde kümelenmesi

İnceleme özeti

Küresel ticaret hatlarının güvenliği, uluslararası tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği ve enerji arz güvenliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Dünya genelindeki deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin ve yıllık konteyner taşımacılığının yüzde 30'unun gerçekleştiği Süveyş Kanalı ve Bab el-Mendeb Boğazı geçiş koridoru, son dönemde Yemen'deki Husilerin ticari gemilere yönelik gerçekleştirdiği insansız hava araçları ve füzeli asimetrik saldırılarla büyük bir güvenlik krizinin merkezine yerleşmiştir. Çatışmaların küresel ekonomi, sigorta primleri ve navlun maliyetleri üzerindeki doğrudan etkileri sıklıkla tartışılmasına rağmen, krizin yol açtığı uzun vadeli ekolojik tahribatlar, petrol sızıntıları ve rotaların değişmesinden kaynaklanan küresel emisyon artışları akademik yazında hak ettiği ilgiyi görememiştir. Bu durum, deniz güvenliği çalışmalarında çevre ve jeopolitik etkileşiminin eksik kalmasına yol açmaktadır.

Bu çalışmanın temel amacı, Kızıldeniz'de tırmanan Husi saldırılarının ticari deniz taşımacılığı üzerindeki çevresel etkilerini ve risklerini, deniz güvenliği ve jeopolitik perspektifleri bir arada değerlendirerek analiz etmektir. Belirtilen amaca ulaşmak doğrultusunda, araştırmada masa başı nitel bir araştırma tasarımı benimsenmiş ve bu tasarım seçilmiş ikincil nicel veri analizleriyle desteklenmiştir. Veri seti oluşturulurken Scopus, Web of Science ve Google Scholar gibi uluslararası veri tabanlarında taranan hakemli makalelerin yanı sıra, Avrupa Komisyonu, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) gibi kuruluşların sektörel raporlarından yararlanılmıştır. Toplanan nitel veriler, tematik içerik analizi yöntemiyle tasnif edilerek deniz güvenliği riskleri, çevresel yansımalar ve alternatif ticaret koridorları başlıkları altında çözümlenmiştir.

Araştırmanın ulaştığı bulgular, deniz güvenliği tehditlerinin doğrudan ekolojik felaketlere yol açtığını somut verilerle ortaya koymaktadır. Husilerin saldırıları sonuçunda gemilerin rotalarını Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu üzerinden Afrika'yı dolaşacak şekilde değiştirmesi, seyahat mesafesini tek yönde yaklaşık 3.467 deniz mili uzatmış ve bu durum bireysel gemi bazında karbon emisyonlarında yüzde 42'lik bir artışa neden olmuştur. Ayrıca, gübre taşıyan Rubymar ve kömür taşıyan Tutor gibi gemilerin batması sonuçunda Kızıldeniz'in hassas ekosistemine tehlikeli maddeler sızmış, Chios Lion ve Sounion gibi tankerlerin hedef alınması ise kilometrelerce uzunlukta petrol sızıntılarına yol açmıştır. Altyapısı yetersiz Afrika limanlarının yoğunluğunun artması ve AB emisyon ticaret sisteminden kaçınma çabaları gibi dolaylı etkiler de krizin küresel iklim politikalarının işlevselliğini zayıflattığını göstermektedir.

Elde edilen tüm bu sonuçlar, uluslararası deniz güvenliği ve çevre yönetimi yazınında askeri savunma mekanizmaları kadar küresel politika ve kurumsal iş birliklerinin de önceliklendirilmesi gerektiğini kanıtlamaktadır. Yazar, deniz güvenliği tehditlerinin yıkıcı finansal sonuçlarının ötesinde, ekolojik sürdürülebilirliğe yönelik kalıcı ve geri döndürülemez zararlar verdiğini savunarak mevcut uluslararası mekanizmaların güçlendirilmesinin elzem olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle Birleşmiş Milletler şemsiyesi altındaki Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) çevresel koruma kararlarının yaptırım gücünden yoksun kalması, kriz anlarında etkin müdahale kapasitesini sınırlamaktadır. Bu çalışma, çevre-jeopolitika-güvenlik üçgenindeki boşluğu doldurarak, araştırmacılara ve politika yapıcılara deniz güvenliği risklerinin bütünsel bir ekolojik mercekle analiz edilmesi gerektiğine dair özgün bir katkı sunmaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, çevre ile jeopolitikanın ve deniz güvenliğinin birbirinden ayrılamayacağı temel varsayımına dayanmaktadır. Çevresel güvenlik, kaynak jeopolitiği, yeşil dönüşümün güç dengeleri üzerindeki etkisi ve deniz jeopolitiği kavramlarının kesişim noktaları ele alınmaktadır. Güvenlik tehditlerinin ekolojik sürdürülebilirlik üzerindeki çarpan etkisi kuramsal bir zemin oluşturmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Yazar, Kızıldeniz krizinin küresel deniz ticareti ve lojistik üzerindeki etkilerini (Rodríguez-Díaz vd., 2024; Notteboom vd., 2024), krizin finansal piyasalara yansımalarını (Yudaruddin vd., 2025), çatışma kaynaklı karbon emisyonlarını (Peng vd., 2024; Otu-Larbi vd., 2024) ve deniz ekosistemindeki petrol sızıntılarını (Agarwala, 2025; Lee, 2024) inceleyen güncel literatürü ele almakta ve sentezlemektedir.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

This study aims to highlight the environmental impacts and risks associated with the Houthis’ attacks in the Red Sea, taking into account the maritime security and geopolitical perspectives through secondary research (Oral, 2025).

Yöntem ve yaklaşım

Bu araştırmada, Kızıldeniz krizinin ve Husi saldırılarının çevresel etkilerini, deniz güvenliği ve jeopolitik perspektifleri bütünleştirerek incelemek amacıyla ikincil kaynaklara dayalı deskriptif nitel bir araştırma deseni kullanılmıştır. Seçici kantitatif verilerle desteklenen bu masa başı çalışma, literatür taraması, kurumsal raporlar ve olay kayıtlarının tematik içerik analiziyle çözümlenmesine dayanmaktadır (Oral, 2025).

Evren veya inceleme alanı
Kızıldeniz bölgesindeki ticari deniz taşımacılığı rotaları, Husi saldırıları kapsamındaki güvenlik olayları ve çevre raporları
Örneklem veya araştırma materyali
Scopus, Web of Science ve Google Scholar veri tabanlarında taranan akademik çalışmalar, IMO, UNCTAD, ITF raporları ve doğrulanmış denizcilik haber kaynakları
Veri toplama süreci
Belirlenmiş arama terimleriyle yapılan sistematik veri tabanı aramaları ve kurumsal/sektörel politika belgelerinin taranması
Veri analiz yöntemi
Niteliksel verilerin tematik içerik analizi yöntemiyle tasnif edilerek deniz güvenliği, çevresel etkiler ve alternatif ticaret koridorları şeklinde kümelenmesi
Deniz GüvenliğiKarbon EmisyonlarıJeopolitikPetrol SızıntılarıHusi SaldırılarıKızıldenizAsimetrik TehditlerDeniz TaşımacılığıKarbon SızıntısıÇevresel Güvenlik

Bulgular

  1. Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu rotasının tercih edilmesi, sefer mesafesini yaklaşık 3 467 deniz mili uzatarak tek bir konteyner gemisinin karbon emisyonlarında yüzde 42 oranında bir artışa yol açmakta ve küresel taşımacılık firmalarının sıfır karbon taahhütlerini baltalamaktadır. (Oral, 2025).

  2. Çatışmaların doğrudan iklimsel maliyeti yüksek olmakla birlikte, asıl büyük çevresel yük yıkım sonrasında ortaya çıkmaktadır; nitekim Gazze'de tahrip olan 100 000 konutun modern tekniklerle yeniden inşası en az 30 milyon metrik ton sera gazı emisyonuna neden olacaktır. (Oral, 2025).

  3. Yemen açıklarında yıllardır bekleyen ve 1 4 milyon varil ham petrol barındıran FSO Safer süper tankerinin bakımsızlığı ve çatışma ortamında bir şantaj aracına dönüştürülmesi, Kızıldeniz'de 20 milyar dolarlık temizleme maliyeti yaratabilecek devasa bir ekolojik felaket riski oluşturmuştur. (Oral, 2025).

  4. Saldırılar neticesinde batan M/V Rubymar ve M/V Magic Seas gibi gübre taşıyan gemiler, kimyasalların suda kolayca çözünmesi nedeniyle aşırı alg patlamalarına yol açmakta ve çözünmüş oksijen seviyelerini düşürerek deniz ekosistemlerini ve yerel balıkçılığı tahrip etmektedir (Oral, 2025).

  5. Kızıldeniz'deki güvenlik boşluğu ve Husi saldırılarının yarattığı karmaşa, Aden Körfezi'nde Somali korsanlık faaliyetlerinin yeniden canlanmasını tetiklemiş, bu durum deniz emniyetini zayıflatarak geniş bir bölgede yeni çevresel ve operasyonel riskler doğurmuştur (Oral, 2025).

Tartışma ve sonuç

Kızıldeniz'de tırmanan Husi saldırılarının çevresel boyutu, taşımacılık rotalarının Ümit Burnu'na kaymasıyla birlikte karbon emisyonlarında yaşanan dramatik artışı gözler önüne sermektedir. Gemi hızlarının ve sefer mesafelerinin artması, yakıt tüketimini doğrudan katlayarak küresel iklim hedeflerine ulaşılmasını zorlaştırmaktadır.

Yazar, askeri çatışmaların ve asimetrik saldırıların çevreye etkisini açıklarken sadece gemilerden kaynaklanan kirliliği değil, aynı zamanda askeri harekatların doğrudan emisyonlarını da kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Savaş uçakları, tanklar ve mühimmat kullanımı iklim krizini derinleştiren gizli ama devasa bir karbon ayak izi bırakmaktadır.

Tartışma bölümünde bu bulgular, literatürdeki sınırlı sayıdaki çevresel güvenlik ve jeopolitik çalışmalarıyla ilişkilendirilmektedir. Politika yapıcıların ve deniz güvenliği uzmanlarının çevresel bozulma risklerini yeterince kavrayamadığı vurgulanarak, askeri odaklı çözümler yerine kurumsal iş birliği ve politik mekanizmaların önemi savunulmaktadır.

Sonul olarak, asimetrik tehditlerin küresel tedarik zincirleri üzerindeki bozucu etkisi, alternatif güzergahların (Kuzey Deniz Rotası gibi) çevreye yönelik yeni risklerini de beraberinde getirmektedir. Bu durum, deniz emniyeti ile ekolojik dengenin korunmasının artık birbirinden bağımsız olarak ele alınamayacak entegre bir küresel yönetişim meselesi olduğunu göstermektedir.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazarın elde ettiği temel bulgular, deniz güvenliği tehditlerinin yalnızca finansal kayıplara değil, aynı zamanda ciddi çevresel yıkımlara da yol açtığı yönündeki Agarwala (2025) çalışmasının sonuçlarıyla doğrudan uyum göstermektedir. Ancak bu çalışma, askeri operasyonların karbon maliyetini ve Gazze'nin yeniden inşasından kaynaklanacak emisyon yüklerini de hesaba katarak mevcut literatürün kapsamını genişletmekte ve jeopolitik çözümlerin askeri devriyelerden daha etkili olduğunu savunarak literatürden ayrışmaktadır (Oral, 2025).

Yazarların ulaştığı sonuç

Bölgedeki çatışmalar ve buna bağlı istikrarsızlık, çevre üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakmaktadır. Süveyş rotasına geri dönüşün zaman alacağı ve Gazze'nin yeniden inşası gibi süreçlerin getireceği emisyon yükleri göz önüne alındığında, deniz güvenliği ile çevresel sürdürülebilirliğin birbirinden ayrı düşünülemeyeceği açıkça görülmektedir. Bu kapsamda, mevcut deniz güvenliği ve çevre koruma çerçevelerini güçlendirmek amacıyla ulusal, bölgesel ve kurumsal düzeyde iş birliğinin artırılması ve acil müdahale mekanizmalarının optimize edilmesi hayati bir önem taşımaktadır (Oral, 2025).

Literatürdeki yeri

Bu makale, uluslararası ilişkiler ve güvenlik çalışmaları yazınında asimetrik deniz güvenliği tehditlerinin çevresel sonuçlarını sistematik bir şekilde bir araya getiren öncü çalışmalardan biridir. Geleneksel çalışmalar çoğunlukla Husi saldırılarının küresel tedarik zincirleri, navlun fiyatları, sigorta maliyetleri ve transit süreleri üzerindeki iktisadi etkilerine odaklanırken, bu çalışma askeri hareketliliğin, batan gemilerin ve rota değişikliklerinin görünmeyen ekolojik bedellerini analiz etmektedir. Bu yönüyle yazındaki salt askeri veya ekonomik odaklı deniz güvenliği yaklaşımlarını genişleterek ekolojik güvenliği ve çevresel jeopolitiği bu analizlerin merkezine yerleştirmektedir.

Makale, Rodriguez-Diaz ve arkadaşlarının (2024) Kizildeniz'deki deniz trafiği kesintileri ve Agarwala'nın (2025) Husi operasyonlarının petrol sızıntıları üzerindeki analizlerini temel alarak genişletmektedir. Yazar, önceki çalışmaların ayrı ayrı ele aldığı karbon emisyonu artışları ve batan gemilerin kimyasal yüklerini, çevre-jeopolitika-deniz güvenliği üçgeninde bütünsel bir kuramsal çerçeveye oturtmaktadır. Ayrıca literatürdeki askeri önlemlere dayalı çözümlerin aksine, krizin asıl çözümünün politik uzlaşı ve uluslararası deniz yönetişimi mekanizmalarının guclendirilmesinden geçtiğini savunarak mevcut yaklaşımlardan farklılaşmaktadır.

Çalışma, özellikle Türk araştırmacılar için Akdeniz, Kizildeniz ve Süveyş Kanalı eksenindeki güvenlik krizlerinin Karadeniz ve Türk Boğazları gibi diğer kritik suyollari üzerindeki olası lojistik ve çevresel yansımalarını anlamada kritik bir sentez sunmaktadır. Kizildeniz krizinin Ümit Burnu rotasina yönelttiği gemilerin yarattığı karbon emisyonu artışını ve AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kapsamındaki karbon sızıntısı risklerini ampirik verilerle derleyerek, çevre politikalarının etkinliği üzerine yapılacak derlemelere önemli katkılar sağlamaktadır.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewDeniz güvenliği tehditleri, yalnızca lojistik aksamalara ve maliyet artışlarına yol açmakla kalmayıp küresel karbon emisyonlarını da ciddi oranda artırmaktadır.

Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu rotasının kullanılmasının emisyonlarda yarattığı yüzde 42'lik artış iddiasını desteklemek için ampirik bir temel olarak kullanılabilir (Oral, 2025).

Süveyş Kanalı Krizlerinin Doğu Akdeniz Limanlarindaki Karbon Sızıntısı ve AB ETS Uyumluluğu Üzerindeki Etkileri

Araştırma sorusu
Kizildeniz krizinin tetiklediği rota değişiklikleri, Doğu Akdeniz transsipman limanlarinda AB Emisyon Ticaret Sistemi dışındaki karbon sızıntısı davranışlarını nasıl etkilemiştir?
Yöntem taslağı
Çalışma, nitel durum çalışması ve nicel emisyon verilerinin analizine dayanan karma bir desene sahip olacaktır. Doğu Akdeniz'deki üç büyük transsipman limanindan (veri doygunluğuna ulaşılacak şekilde seçilen liman yetkilileriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak) elde edilen 2023-2025 yılları arası emisyon verileri analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın kriz dönemlerinde denizcilik operatörlerinin AB ETS maliyetlerinden kaçınmak amacıyla aktarma faaliyetlerini ETS dışı bölgelere kaydırarak karbon sızıntısına yol açtığı ve bunun iklim politikalarını etkisiz kıldığı yönündeki kritik ampirik tespiti ve uyarısından türetilmiştir (Oral, 2025).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveÇevresel sürdürülebilirlik ile küresel jeopolitik istikrar ve deniz güvenliği dinamikleri arasında ayrılmaz bir karşılıklı bağımlılık ilişkisi vardır.

Jeopolitik krizlerin çevre politikalarını nasıl doğrudan etkilediğini açıklayan kuramsal çerçevenin inşasında temel alınabilir (Oral, 2025).

Asimetrik Deniz Güvenliği Risklerinin Türk Boğazları ve Karadeniz Deniz Çevresi Üzerindeki Olası Çevresel Tahribat Modellemesi

Araştırma sorusu
Türk Boğazları bölgesinde olası bir asimetrik devlet dışı aktör saldirisinin batan kimyasal ve petrol tankerleri bağlamında yaratacağı ekolojik risklerin büyüklüğü nedir?
Yöntem taslağı
Coğrafi Bilgi Sistemleri tabanlı hidrodinamik dağılım modellemesi kullanılacaktır. Geçmiş kaza verileri ve asimetrik saldırı senaryoları çerçevesinde, Türk Boğazları ve Marmara Denizi'ndeki hassas ekosistemlerin batan gübre veya petrol yüklü gemilerden sizacak kimyasallarla nasıl etkilenecegi simüle edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: M/V Rubymar ve M/T Sounion örneklerinde gübre ve petrol sızıntılarının deniz biyoçeşitliliği, balık yumurtalari ve kıyı resif ekosistemleri üzerinde yarattığı yıkıcı etkilerden ve bu etkilerin modellenmesi gerekliliğinden esinlenerek kurgulanmıştır (Oral, 2025).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaHusi saldırıları sonuçunda batan ticari gemilerin taşıdığı kimyasal yükler, bölgesel deniz ekosistemleri üzerinde uzun vadeli ekolojik tahribat yaratmaktadır.

M/V Rubymar gibi gübre yüklü batan gemilerin alg patlamaları ve oksijensiz ölü bölgeler yaratma riskini tartışmak amacıyla referans gösterilebilir (Oral, 2025).

Küresel Deniz Güvenliği ve Çevresel Yonetisimde Uluslararası Denizcilik Örgütü Kararlarının Etkinliği: Karşılaştırmalı Bir Analiz

Araştırma sorusu
IMO bünyesindeki Deniz Çevresini Koruma Komitesi kararları, Kizildeniz krizinde olduğu gibi aktif çatışma bölgelerinde çevresel korumayı sağlamada ne ölçüde etkili olabilmistir?
Yöntem taslağı
Çoklu durum çalışması ve nitel içerik analizi yaklaşımı kullanılacaktır. IMO'nun 2023-2025 yılları arasında aldığı MSC ve MEPC kararları, üye devletlerin ve uluslararası koalisyonların bu kararları uygulama düzeyleri, resmi raporlar ve politika belgeleri üzerinden karşılaştırmalı olarak analiz edilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın, IMO kararlarının üye devletlerin katılımına bağlı olması ve yasal yaptırım gücünün bulunmaması nedeniyle kriz anlarında çevresel korumaya yönelik söylemlerinin retorik düzeyde kaldığına dair geliştirdiği gerçekçi eleştirel değerlendirmesine dayanmaktadır (Oral, 2025).

Kaynakça

  1. Agarwala, N. (2025). Oil spills and ecosystem threats: environmental consequences of the Houthi operations in the Red Sea. Nat. Built Soc. Environ. Health, 1, 140–167. doi: 10.63095/NBSEH.25.897731

Bu konudaki diğer çalışmalar

Toplum, Siyaset ve KamuNitel araştırma · 2022

Türkiye'nin sınır güvenliği ve uyuşturucuyla mücadele politikası nasıl değerlendiriliyor?

Türkiye, Afganistan kaynaklı uyuşturucunun İran üzerinden Avrupa pazarına ulaştığı Balkan Rotası'nın en kritik geçiş noktasıdır ve bu durum ülkeyi küresel uyuşturucu ticaretinde stratejik bir engelleme noktası haline getirmektedir.

Müslüm SOYKAN ve Hasan Alpay KARASOY · Pamukkale Journal of Eurasian Socioeconomic Studies · Sosyal Bilimler