İçeriğe geç

Nicel araştırma · 2025

Sosyal Medyada Gündem Belirleme Süreçlerinde İdeolojik Hizalanma ve Kutuplaşmanın Rolü: Küresel Tartışmalar Üzerine Bir İnceleme

Ideology and polarization set the agenda on social media

Okur sorusu

Sosyal medyada kullanıcıların hangi hesaplarla etkileşime gireceğini ve hangi bilgiyi paylaşacağını belirleyen en temel etken nedir?

Bu çalışmada, Twitter üzerindeki 128 milyonluk devasa veri seti analiz edilerek, kullanıcı etkileşimlerini belirleyen temel faktörün aktörlerin mesleki statüsü (medya, aktivist vb.) değil, ideolojik hizalanma olduğu saptanmıştır. Özellikle iklim krizi destekçilerinin yüzde 99'unun aynı zamanda aşıları desteklemesi, kutuplaşmanın konulardan bağımsız, sistemik ve öngörülebilir bir yapı sergilediğini kanıtlamaktadır.

Kaynak izi: (Loru et al., 2025)

Öne çıkanlar

  • Medya kuruluşları veya siyasetçiler sosyal medyada gündemi artık yukarıdan aşağıya belirleyememektedir.
  • Kullanıcıların bir tartışmadaki (örneğin COP26) ideolojik konumu, diğer tartışmalardaki (örneğin Ukrayna Savaşı) tutumlarını yüksek doğrulukla tahmin etmeyi sağlar.
  • Kutuplaşma, sosyal medyanın merkezi olmayan yapısında ideolojik toplulukların içerikleri seçici olarak yaymasıyla pekişmektedir.
  • Aktör türünden bağımsız olarak, ideolojik topluluklara hitap eden içerikler benzer düzeylerde etkileşim almaktadır.
Yayın türü
Nicel araştırma
Yazarlar
Edoardo Loru ve 8 yazar
Dergi / alan
Scientific Reports · Sosyal Bilimler
Yıl
2025
Örneklem
Materyal olarak 2020-2023 yılları arasını kapsayan; COP26 tartışmasından 8 milyon, COVID-19'dan 35 milyon ve Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan 85 milyon olmak üzere toplamda yaklaşık 128…
Veri kaynakları
Veriler, Twitter Akademik Araştırma API'si aracılığıyla her üç tartışma için belirlenen spesifik anahtar kelimeler (örneğin; 'vaccin*', 'cop26', 'ukraine-russia') kullanılarak…
Analiz yöntemi
Veri analizinde, kullanıcı etkileşim matrisleri üzerinden Karşılık Analizi (Correspondence Analysis) yöntemiyle gizil ideoloji tahmini yapılmış; kutuplaşmanın saptanması için…

İnceleme özeti

Sosyal medya platformlarının bilgi yayılımındaki merkezi rolü, dijital kamusal alanı karmaşık bir yapıya dönüştürürken, geleneksel gündem belirleme teorilerini de yeniden düşünmeyi zorunlu kılmıştır. Günümüzde kullanıcılar, geleneksel medya kurumlarının tek taraflı filtrelemesinden bağımsız olarak, akran ağları üzerinden bilgiye erişmekte ve kendi anlatılarını inşa etmektedir. Bu dönüşüm, bilginin niceliğinden ziyade, paylaşılan ideolojik değerlerin ve anlatıların sosyal ağlarda nasıl birleştirici bir güç haline geldiğine dair yeni sorular doğurmuştur. İncelenen bu araştırma, bilgi doygunluğu yaşanan bir ekosistemde kullanıcıların neden belirli içeriklere yöneldiğini, aktörlerin profesyonel rollerinin ötesindeki dinamiklerle açıklamaya çalışmaktadır.

Çalışma, Twitter (yeni adıyla X) platformundan toplanan devasa veri setlerini kullanarak; iklim değişikliği (COP26), COVID-19 pandemisi ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi üç farklı küresel kriz üzerinden ampirik bir analiz sunmaktadır. Araştırmacılar, etkileşim dinamiklerini çözmek amacıyla en çok retweet alan %1'lik kesimden fenomen hesaplar belirlemiş ve bu hesapları aktivistler, medya, politikacılar ve sivil toplum kuruluşları gibi altı kategoride sınıflandırmıştır. Metodolojik olarak örtük ideoloji modellemesi ve yazışma analizi kullanılarak, kullanıcıların retweet davranışları üzerinden ideolojik konumları saptanmış ve farklı tartışma konuları arasındaki ideolojik geçişkenlikler Gini katsayısı ve Hartigan'ın dip testi gibi istatistiksel araçlarla doğrulanmıştır.

Analiz sonuçları, sosyal medyadaki etkileşim hacminin aktörlerin mesleki veya sosyal kategorilerinden bağımsız olarak şekillendiğini ortaya koymaktadır. İstatistiksel testler, hiçbir aktör kategorisinin diğerlerinden daha fazla etkileşim çekmediğini, asıl belirleyicinin kullanıcılar ile içerik üreticileri arasındaki ideolojik uyum olduğunu göstermektedir. Özellikle, bir kullanıcının iklim değişikliği konusundaki tutumunun, aşı karşıtlığı veya jeopolitik bir savaşa dair yaklaşımıyla yüksek oranda örtüştüğü tespit edilmiştir. Bu durum, sosyal medyadaki kutuplaşmanın tekil konulardan ziyade, geniş bir dünya görüşü ve kurumsal yapılara duyulan güven eksikliği gibi köklü ideolojik bölünmelerden beslendiğini kanıtlamaktadır.

Araştırmanın literatürdeki en özgün katkısı, geleneksel yukarıdan aşağıya gündem belirleme modelinin yerini aşağıdan yukarıya ve merkezi olmayan bir mekanizmaya bıraktığını somut verilerle göstermesidir. İdeolojik sürekliliğin farklı kriz alanlarında dahi bozulmaması, sosyal medya algoritmalarının ve kullanıcı tercihlerinin yarattığı yankı odalarının sadece belirli konularla sınırlı olmadığını, sistemik bir yapı arz ettiğini teyit etmektedir. Bu bulgular, gelecekteki dezenformasyonla mücadele stratejilerinin veya stratejik iletişim çalışmalarının, yalnızca tekil konulara odaklanmak yerine, toplumsal grupların temel ideolojik hizalanmalarını ve güven yapılarının kökenlerini dikkate alması gerektiğini vurgulaması açısından kritik öneme sahiptir.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, McCombs ve Shaw tarafından geliştirilen klasik gündem belirleme teorisinin dijital dönüşümünü temel almaktadır. Özellikle ağ gündem belirleme ve ağ geçidi denetimi kavramları çerçevesinde, hiyerarşik modellerden merkezi olmayan ve aşağıdan yukarıya işleyen süreçlere geçişi kuramsal zemin olarak kullanmaktadır. Geleneksel bekçilik rolünün erozyonu ve kullanıcıların aktif içerik üreticilerine dönüşümü çerçevesinde ağ tabanlı kamusallık yaklaşımlarından yararlanılmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Yazarlar, geleneksel medya bekçilerinin tekelini kaybettiği, kullanıcıların içerik üretiminde aktif rol aldığı ve yankı odalarının güçlendiği bir literatüre atıfta bulunmaktadır. Özellikle seçici maruziyet, yankı odası etkisi ve bilginin kültürel para birimi olarak takas edilmesi süreçleri, çalışmanın ele aldığı temel sorunsalları oluşturmaktadır. Hoskins ve O’Loughlin gibi yazarların ağ geçidi denetimi üzerine çalışmaları ile McCombs ve Shaw'un gündem belirleme teorisinin 50 yıllık gelişimi literatürün temel taşlarını oluşturmaktadır.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Çalışmanın amacı, parçalanmış sosyal medya ortamlarında kullanıcı etkileşimini nelerin tetiklediğini ve aktör kategorilerinin mi yoksa ideolojik hizalanmanın mı dikkati daha iyi açıkladığını, üç farklı küresel mesele üzerinden ampirik olarak analiz etmektir (Loru et al., 2025).

Yöntem ve yaklaşım

Bu çalışma, büyük ölçekli sosyal medya verileri üzerinden kullanıcı etkileşimini ve kutuplaşma dinamiklerini incelemek için nicel-ampirik bir yaklaşım benimsemektedir. COP26, COVID-19 ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi üç farklı küresel tartışma odağında, aktör kategorilerinin etkisinden ziyade ideolojik hizalanmanın dijital söylemi nasıl yapılandırdığı hesaplamalı sosyal bilim yöntemleriyle analiz edilmiştir (Loru et al., 2025).

Evren veya inceleme alanı
Çalışmanın evrenini Twitter (X) platformunda COP26, COVID-19 ve Rusya-Ukrayna Savaşı konularında İngilizce dilinde paylaşım yapan küresel kullanıcı kitlesi oluşturmaktadır.
Örneklem veya araştırma materyali
Materyal olarak 2020-2023 yılları arasını kapsayan; COP26 tartışmasından 8 milyon, COVID-19'dan 35 milyon ve Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan 85 milyon olmak üzere toplamda yaklaşık 128 milyon tweet ve milyonlarca benzersiz kullanıcı verisi kullanılmıştır.
Veri toplama süreci
Veriler, Twitter Akademik Araştırma API'si aracılığıyla her üç tartışma için belirlenen spesifik anahtar kelimeler (örneğin; 'vaccin*', 'cop26', 'ukraine-russia') kullanılarak toplanmıştır.
Veri analiz yöntemi
Veri analizinde, kullanıcı etkileşim matrisleri üzerinden Karşılık Analizi (Correspondence Analysis) yöntemiyle gizil ideoloji tahmini yapılmış; kutuplaşmanın saptanması için Hartigan'ın daldırma testi (dip test) ve etkileşim eşitsizliğini ölçmek için Gini İndeksi kullanılmıştır.
İdeolojik HizalanmaKutuplaşmaGündem BelirlemeEşik BekçiliğiYankı FanuslarıSosyal Medya EtkileşimiGizil İdeoloji

Bulgular

  1. Yapılan istatistiksel testler, hesap türlerinin (medya, siyasetçi, aktivist vb ) aldıkları retweet sayıları üzerinde belirleyici bir etkisi olmadığını, tüm kategorilerin benzer düzeylerde etkileşim aldığını göstermektedir. (Loru et al., 2025).

  2. İncelenen her üç küresel tartışmada da kullanıcıların ideolojik olarak iki ana kutba (çoğunluk ve azınlık) ayrıldığı ve bu dağılımın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bimodal bir yapı sergilediği kanıtlanmıştır (Loru et al., 2025).

  3. Kullanıcıların bir konudaki ideolojik duruşu, diğer konulardaki tutumlarını öngörmede güçlü bir göstergedir; örneğin COP26 savunucularının yüzde 99'u aynı zamanda COVID-19 aşılarını desteklemektedir (Loru et al., 2025).

  4. Sosyal medyadaki bilgi yayılımı, geleneksel yukarıdan aşağıya eşik bekçiliği modelinden ziyade, kullanıcıların kendi ideolojik anlatılarıyla uyumlu içerikleri kolektif olarak büyüttüğü aşağıdan yukarıya bir dinamikle şekillenmektedir (Loru et al., 2025).

Tartışma ve sonuç

Analizler, sosyal medyadaki etkileşimin geleneksel medya hiyerarşilerinden bağımsızlaştığını ve aktör kategorilerinin retweet sayıları üzerinde belirleyici bir fark yaratmadığını ortaya koymaktadır. Yazarlar, medyanın veya siyasi figürlerin artık tek başına gündem belirleyemediğini, bunun yerine ideolojik yankı odalarındaki resonance (yankılanma) düzeyinin ön plana çıktığını savunmaktadır.

İdeolojik hizalanmanın merkezi rolü, kullanıcıların farklı tartışma alanlarında bile tutarlı bir duruş sergilemelerinden anlaşılmaktadır. Çoğunluk ve azınlık grupları arasındaki bu keskin ayrım, sadece tek bir kriz anına özgü olmayıp, iklim değişikliğinden savaşa kadar geniş bir yelpazede benzer kutupların korunduğunu göstermektedir.

Bu bulgular, literatürdeki geleneksel eşik bekçiliği modellerinin dijital çağda yetersiz kaldığına işaret etmektedir. Artık bilgi akışı kurumlar tarafından değil, aşağıdan yukarıya bir şekilde ve önceden var olan inanç sistemlerine göre filtrelenerek ağ içerisinde dağıtılmaktadır.

Sonuç olarak, dijital platformlardaki kutuplaşma yapısal bir sorun olarak değerlendirilmelidir. Yankı fanuslarının çapraz konu geçişleriyle birbirini beslemesi, demokratik tartışma zemini için paylaşılan ortak gerçeklik algısını zayıflatmakta ve dezenformasyonun yayılımı için elverişli bir zemin hazırlamaktadır.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazarlar, geleneksel medyanın kamuoyu gündemini yukarıdan aşağıya belirlediğini öne süren klasik Gündem Belirleme teorisinin, sosyal medyanın parçalanmış ve ideoloji odaklı yapısında etkisini kaybettiğini tartışmaktadır (Loru et al., 2025).

Yazarların ulaştığı sonuç

Çalışma, sosyal medyadaki kamusal söylemin temel yapı taşının aktörlerin profesyonel statüleri değil, kullanıcıların ideolojik hizalanmaları olduğunu sonuçlandırmaktadır. Bu durum, kutuplaşmanın konulardan bağımsız sistemik bir yapı haline geldiğini ve yankı fanuslarının etkisinin sadece belirli meselelerle sınırlı kalmayıp çapraz konu geçişleriyle pekiştiğini göstermektedir (Loru et al., 2025).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, iletişim bilimleri ve veri bilimi kesişiminde konumlanarak geleneksel gündem belirleme kuramının dijital sosyal ağlardaki geçerliliğini ampirik düzeyde yeniden değerlendirmektedir. Çalışma, medya ve siyaset gibi kurumsal aktörlerin dijital kamusal alandaki hiyerarşik üstünlüğünü yitirdiğini ve etkileşim hacminin aktör kategorisinden ziyade toplumsal-ideolojik hizalanmalardan beslendiğini göstermektedir. İklim değişikliği, küresel salgın ve uluslararası askeri çatışmalar gibi üç farklı alandaki tartışmaları eş zamanlı inceleyerek, dijital ortamlardaki etkileşim yapısının konudan bağımsız ve sistemik bir nitelik taşıdığını ampirik olarak belgelemektedir.

Çalışma, McCombs ve Shaw tarafindan ortaya atılan klaslesmis yukarıdan aşağıya gündem belirleme yaklaşımı ile Bennett ve Iyengar gibi araştırmacıların dijital medyadaki parçalanma ve seçici maruz kalma tezlerini birleştirmektedir. Önceki araştırmalar genellikle tek bir kriz anına veya tek bir konudaki yankı odalarına odaklanırken, bu araştırma gizil ideoloji modellemesini üç farklı küresel tartışmaya yayarak literatürdeki kesit çalısmaların ötesine geçmektedir. Klasik eşik bekçiliği kavramının yerini dağıtık ağ eşik bekçiliğinin aldığını kabul etmekle birlikte, bu süreçte belirleyici ana unsurun bireysel aktörlerin görünürlüğü değil, ağ içerisindeki ideolojik kümelenmeler olduğunu kanıtlamaktadır.

Literatür taraması yapacak araştırmacılar için bu çalışma, sosyal medya platformlarındaki kutuplaşmanın parçalı veya anlık tepkilerden ibaret olmadığını, bireylerin farklı toplumsal olaylara karşı tutarlı bir ideolojik kimlik üzerinden tepki verdiğini açıklayan ampirik bir referans sunmaktadır. Dezenformasyon, aşırılaşma ve dijital kamuoyu araştırmalarında, aktör odaklı analizler yerine ideoloji odaklı topluluk analizlerine geçilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. İletişim kuramlarının büyük veri yöntemleriyle nasıl sınanabileceğine dair metodolojik bir köprü kurarak, gelecekteki araştırmalara epistemolojik bir çerçeve sağlamaktadır.

Sözlük

Ideological alignment · İdeolojik hizalanma
Bireylerin sosyal etkileşimlerini ve bilgi tüketimlerini önceden sahip oldukları inanç sistemleri ve siyasi görüşleri doğrultusunda düzenlemesi.
Latent ideology · Gizil ideoloji
Kullanıcıların etkileşim ağlarından ve retweet davranışlarından matematiksel modellerle tahmin edilen açıkça belirtilmemiş siyasi eğilimleri.
Gatekeeping · Eşik bekçiliği
Bilginin yayılma sürecinde hangi haberlerin kamuoyuna ulaşacağına karar veren geleneksel medya kontrol mekanizması.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewDijital mecralarda etkileşim hacmi aktör kategorisinden ziyade ideolojik uyuma bağlıdır.

Medya, siyasetçi veya aktivist hesaplarının aldıkları ortalama etkileşim miktarları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığını göstermek amacıyla kaynak gösterilir (Loru et al., 2025).

Yerel Siyasal Tartışmalarda Aktör Rolleri ve İdeolojik Kümelenme İlişkisi

Araştırma sorusu
Türkiye'deki sosyal medya kullanıcılarının ekonomi ve dış politika konularındaki etkileşimleri aktör hiyerarşisine mi yoksa ideolojik kutuplaşmaya mı dayanmaktadır?
Yöntem taslağı
Twitter/X API üzerinden çekilen 5 milyon Türkçe paylaşımdan oluşan veri seti üzerinde etkileşim matrisleri kurulur. Etkileşim alan hesaplar kategorilere ayrılır ve gizil ideoloji analizi uygulanarak iki ana grubun etkileşim dağılımları karşılaştırılır.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin küresel ölçekli konularda aktör kategorisinin etkileşimi belirlemediği ve ideolojik uyumun öne çıktığı bulgusunu yerel siyasal bağlamda sınamak üzere kurgulanmıştır (Loru et al., 2025).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveÇevrimiçi kamuoyundaki kutuplaşma konulardan bağımsız ve sistemik bir ideolojik süreklilik taşır.

Kullanıcıların bir kriz konusundaki ideolojik konumunun diğer kriz konularındaki tutumunu yüzde 90'ın üzerinde bir oranla öngördüğünü vurgulamak için kullanılır (Loru et al., 2025).

Çapraz Konu Geçişlerinde Dezenformasyon Kabulü ve İdeolojik Süreklilik

Araştırma sorusu
Sağlık ve iklim konularında alternatif anlatıları benimseyen kullanıcıların yapay zeka politikalarına dair tutumları ideolojik olarak tahmin edilebilir mi?
Yöntem taslağı
Seçilen iki farklı teknoloji ve çevre tartışmasından veri toplanır. Örneklem büyüklüğü istatistiksel güç analiziyle belirlenir. Kullanıcıların her iki konudaki retweet ağları üzerinden ideolojik skorları türetilerek çapraz olasılık matrisleri oluşturulur.

Makaleyle bağlantısı: Yazarların COVID-19 ve iklim değişikliği tartışmalarındaki azınlık gruplarının yüksek ideolojik uyum gösterdiği tespiti ve gelecek araştırmalar için sundukları çapraz konu genişletme çağrısından türetilmiştir (Loru et al., 2025).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaDijital gündem belirleme süreçleri yukarıdan aşağıya değil aşağıdan yukarıya işler.

Geleneksel editoryal filtrelerin zayıfladığı ve kullanıcıların kendi ideolojik anlatılarını kolektif olarak öne çıkardığı iddiasını desteklemek için kaynak gösterilir (Loru et al., 2025).

Geleneksel Medya Organlarının Dijital Ağlardaki Eşik Bekçiliği Kaybı

Araştırma sorusu
Çevrimiçi haber tüketiminde geleneksel gazetecilik hesaplarının ağ içerisindeki etkisi bireysel içerik üreticilerine kıyasla nasıl değişmektedir?
Yöntem taslağı
Haber medyasının paylaştığı iletiler ile bireysel hesapların paylaşımlarının yayılım oranları zamansal ağ analiziyle incelenir. Veri doygunluğuna ulaşan haber akışlarında Kolmogorov-Smirnov testleri ile dağılım farkları analiz edilir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede geleneksel eşik bekçiliği modelinin dijital ağlarda merkeziyetsiz bir yapıya dönüştüğü ve medya organlarının ayrıcalıklı bir konum taşımadığı iddiasından hareketle tasarlanmıştır (Loru et al., 2025).

Kaynakça

  1. McCombs, M. E., & Shaw, D. L. (1972). The agenda-setting function of mass media. Public Opinion Quarterly.

Bu konudaki diğer çalışmalar