Sosyal medya platformlarının bilgi yayılımındaki merkezi rolü, dijital kamusal alanı karmaşık bir yapıya dönüştürürken, geleneksel gündem belirleme teorilerini de yeniden düşünmeyi zorunlu kılmıştır. Günümüzde kullanıcılar, geleneksel medya kurumlarının tek taraflı filtrelemesinden bağımsız olarak, akran ağları üzerinden bilgiye erişmekte ve kendi anlatılarını inşa etmektedir. Bu dönüşüm, bilginin niceliğinden ziyade, paylaşılan ideolojik değerlerin ve anlatıların sosyal ağlarda nasıl birleştirici bir güç haline geldiğine dair yeni sorular doğurmuştur. İncelenen bu araştırma, bilgi doygunluğu yaşanan bir ekosistemde kullanıcıların neden belirli içeriklere yöneldiğini, aktörlerin profesyonel rollerinin ötesindeki dinamiklerle açıklamaya çalışmaktadır.
Çalışma, Twitter (yeni adıyla X) platformundan toplanan devasa veri setlerini kullanarak; iklim değişikliği (COP26), COVID-19 pandemisi ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi üç farklı küresel kriz üzerinden ampirik bir analiz sunmaktadır. Araştırmacılar, etkileşim dinamiklerini çözmek amacıyla en çok retweet alan %1'lik kesimden fenomen hesaplar belirlemiş ve bu hesapları aktivistler, medya, politikacılar ve sivil toplum kuruluşları gibi altı kategoride sınıflandırmıştır. Metodolojik olarak örtük ideoloji modellemesi ve yazışma analizi kullanılarak, kullanıcıların retweet davranışları üzerinden ideolojik konumları saptanmış ve farklı tartışma konuları arasındaki ideolojik geçişkenlikler Gini katsayısı ve Hartigan'ın dip testi gibi istatistiksel araçlarla doğrulanmıştır.
Analiz sonuçları, sosyal medyadaki etkileşim hacminin aktörlerin mesleki veya sosyal kategorilerinden bağımsız olarak şekillendiğini ortaya koymaktadır. İstatistiksel testler, hiçbir aktör kategorisinin diğerlerinden daha fazla etkileşim çekmediğini, asıl belirleyicinin kullanıcılar ile içerik üreticileri arasındaki ideolojik uyum olduğunu göstermektedir. Özellikle, bir kullanıcının iklim değişikliği konusundaki tutumunun, aşı karşıtlığı veya jeopolitik bir savaşa dair yaklaşımıyla yüksek oranda örtüştüğü tespit edilmiştir. Bu durum, sosyal medyadaki kutuplaşmanın tekil konulardan ziyade, geniş bir dünya görüşü ve kurumsal yapılara duyulan güven eksikliği gibi köklü ideolojik bölünmelerden beslendiğini kanıtlamaktadır.
Araştırmanın literatürdeki en özgün katkısı, geleneksel yukarıdan aşağıya gündem belirleme modelinin yerini aşağıdan yukarıya ve merkezi olmayan bir mekanizmaya bıraktığını somut verilerle göstermesidir. İdeolojik sürekliliğin farklı kriz alanlarında dahi bozulmaması, sosyal medya algoritmalarının ve kullanıcı tercihlerinin yarattığı yankı odalarının sadece belirli konularla sınırlı olmadığını, sistemik bir yapı arz ettiğini teyit etmektedir. Bu bulgular, gelecekteki dezenformasyonla mücadele stratejilerinin veya stratejik iletişim çalışmalarının, yalnızca tekil konulara odaklanmak yerine, toplumsal grupların temel ideolojik hizalanmalarını ve güven yapılarının kökenlerini dikkate alması gerektiğini vurgulaması açısından kritik öneme sahiptir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, McCombs ve Shaw tarafından geliştirilen klasik gündem belirleme teorisinin dijital dönüşümünü temel almaktadır. Özellikle ağ gündem belirleme ve ağ geçidi denetimi kavramları çerçevesinde, hiyerarşik modellerden merkezi olmayan ve aşağıdan yukarıya işleyen süreçlere geçişi kuramsal zemin olarak kullanmaktadır. Geleneksel bekçilik rolünün erozyonu ve kullanıcıların aktif içerik üreticilerine dönüşümü çerçevesinde ağ tabanlı kamusallık yaklaşımlarından yararlanılmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Yazarlar, geleneksel medya bekçilerinin tekelini kaybettiği, kullanıcıların içerik üretiminde aktif rol aldığı ve yankı odalarının güçlendiği bir literatüre atıfta bulunmaktadır. Özellikle seçici maruziyet, yankı odası etkisi ve bilginin kültürel para birimi olarak takas edilmesi süreçleri, çalışmanın ele aldığı temel sorunsalları oluşturmaktadır. Hoskins ve O’Loughlin gibi yazarların ağ geçidi denetimi üzerine çalışmaları ile McCombs ve Shaw'un gündem belirleme teorisinin 50 yıllık gelişimi literatürün temel taşlarını oluşturmaktadır.