21. yüzyılda küresel kentlerin sosyo-ekonomik yapıları homojen bir dağılım sergilememekte, aksine idari sınırlarla birbirinden ayrılan bölgeler arasında keskin farklılaşmalar barındırmaktadır. Bu durum, toplumsal tabakalaşmanın bir yansıması olarak kentsel mekânda fiziksel ve sembolik sınırların oluşmasına sebebiyet vermektedir. Özellikle İstanbul gibi devasa metropollerde, sermaye birikimi ve mesleki uzmanlaşma düzeyleri, bireylerin dijital dünyaya eklemlenme kapasitelerini doğrudan belirleyen bir faktör haline gelmiştir. İncelenen makale, sosyo-mekânsal ayrışmanın dijitalleşme pratikleri üzerindeki belirleyici rolünü Kadıköy ve Bağcılar gibi birbirine zıt sosyo-ekonomik profillere sahip iki ilçe üzerinden kuramsal ve ampirik bir düzlemde sörgülayarak literatürdeki mevcut boşluğu doldurmaya çalışmaktadır.
Araştırmanın temel amacı, farklı sosyo-ekonomik standartlara sahip Bağcılar ve Kadıköy bölgelerinde yaşayan nüfusun dijital erişilebilirlik düzeylerini ve teknolojiye yönelik yaklaşımlarını karşılaştırmalı olarak analiz etmektir. Bu doğrultuda çalışma, değişkenler arasındaki korelasyonu ortaya koymayı hedefleyen ilişkisel tarama modeli üzerine kurgulanmıştır. Araştırma örneklemini, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir anket çalışmasına katılan Bağcılar'dan 190 ve Kadıköy'den 248 olmak üzere toplam 438 yetişkin oluşturmaktadır. Elde edilen nicel veriler, ArcGIS yazılımı kullanılarak mahalle düzeyinde tematik haritalara dönüştürülmüş ve böylece sosyo-ekonomik göstergeler ile dijitalleşme pratikleri arasındaki mekânsal ilişki görsel bir veri setine dayandırılarak çözümlenmiştir.
Ampirik bulgular, her iki ilçede akıllı telefon sahipliği ve internete erişim imkânları gibi temel teknolojik göstergelerin benzerlik gösterdiğini, ancak kullanım niteliği ve araç çeşitliliği noktasında Kadıköy'ün belirgin bir üstünlüğe sahip olduğunu göstermektedir. Özellikle dizüstü bilgisayar kullanımı, sosyal medya aktifliği ve dijital platformların eğitim ile araştırma amaçlı değerlendirilmesi hususunda Kadıköy'ün daha ilerici bir profil sergilediği tespit edilmiştir. Bu farklılaşmanın temelinde, Kadıköy sakinlerinin büyük çoğunluğunun beyaz yakalı meslek gruplarına mensup olması ve yüksek eğitim düzeyine sahip olmalarının yattığı saptanmıştır. Bağcılar'da ise ağırlıklı olarak mavi yakalı iş gücünün bulunması ve dijital göçmen nüfusunun yoğunluğu, dijitalleşme hızının daha sınırlı ve cihaz odaklı kalmasına neden olan temel yapısal etkenler olarak öne çıkmaktadır.
Çalışmanın sonuç ve tartışma bölümünde, kentsel alandaki dijital uçurumun sadece altyapısal bir erişim sorunu olmadığı, aksine sosyo-ekonomik statü, eğitim seviyesi ve kültürel sermaye ile sıkı sıkıya bağlı olduğu vurgulanmaktadır. Makale, dijitalleşme süreçlerinin sosyo-mekânsal sınırları bir ölçüde esnetme potansiyeline sahip olduğunu ancak mevcut eşitsizlikleri de yeniden üretebildiğini savunmaktadır. Bu bağlamda, kentsel politika geliştiricilerin sadece internet erişimini yaygınlaştırmakla yetinmemesi, aynı zamanda dezavantajlı bölgelerde dijital okuryazarlık ve yetkinlik programlarını teşvik etmesi gerektiği önerilmektedir. Araştırma, İstanbul özelinde sunduğu bu ayrıntılı mekânsal analizle, dijital coğrafya ve kent sosyolojisi literatürüne somut bir katkı sunarak gelecekteki kalkınma projeleri için bilimsel bir dayanak oluşturmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, David Harvey'in kapitalist toplumdaki mekânsal farklılaşma ve toplumsal ilişkilerin yeniden üretimi kuramına dayanmaktadır. Ayrıca Alvin Toffler'ın Üçüncü Dalga ve Luciano Floridi'nin Dördüncü Devrim kuramları ile Marc Prensky'nin dijital yerli ve dijital göçmen kavramlaştırmaları temel alınmıştır. Mekânın üretimi ve tüketimi tartışmaları eşliğinde dijitalleşme süreci kuramsallaştırılmıştır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale; kentsel ayrışma, neoliberal ekonomik politikalar, dijital dönüşüm, kuşak teorisi ve dijital uçurum üzerine odaklanan geniş bir literatürü kapsamaktadır. İstanbul özelindeki sosyo-ekonomik derecelendirmeler için Mahallem İstanbul ve Dijital Uçurum verileriyle kurulan ilişkiler literatürdeki güncel tartışmalara bağlanmaktadır.