İçeriğe geç

Nitel araştırma · 2025

Türk YouTube Kullanıcılarının Göç ve Göçmen Sorunlarına Verdikleri Tepkiler Üzerine Bir Araştırma

A Study on the Reactions of Turkish YouTube Users to Migration and Migrant Issues

Okur sorusu

Türk YouTube kullanıcılarının göçmen sorununa bakış açısı nedir?

Sosyal medya platformları göçmen karşıtı söylemin normalleşmesine ve toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesine zemin hazırlamaktadır. Göç sorunlarının çözümü yalnızca siyasi ve ekonomik tedbirlerle değil, medya okuryazarlığının artırılması ve kültürlerarası diyalog kanallarının güçlendirilmesiyle mümkündür.

Öne çıkanlar

  • YouTube videolarının altına yapılan kullanıcı yorumlarının %69'u belirgin bir şekilde göçmen karşıtı söylemler içermekte, %21'i dolaylı veya soyut ifadeler barındırmakta, %10'u ise sınıflandırılamayan yorumlardan oluşmaktadır.
  • Kullanıcı yorumlarında en yüksek orana sahip tematik kategori %40,42 ile göçün sosyoekonomik etkileridir; kullanıcılar işsizlik, artan ev kiraları ve hayat pahalılığını doğrudan göçmenlerin varlığına bağlamaktadır.
  • Toplumsal eylem çağrıları ve geleceğe dair kaygılar teması yorumların %37,29'unda yer almakta; sınırların yeniden mayınlanması veya sokaklara dökülme gibi radikal tepkiler ile demografik azınlık olma korkusu öne çıkmaktadır.
Yayın türü
Nitel araştırma
Yazarlar
Coşkun Sağlık
Dergi / alan
Sosyal Bilimler
Yıl
2025
Örneklem
Filtreleme süreçlerinin ardından 6.131 yorumluk derlemden amaçlı örnekleme stratejisiyle seçilen ve tematik doygunluğu temsil eden 2.000 kullanıcı yorumu örneklem olarak…
Veri kaynakları
Veriler nitel veri toplama tekniklerinden doküman analizi yöntemiyle toplanmış; 2022-2024 yılları arasında yayınlanan dört YouTube videosunun altındaki kullanıcı yorumları metin…
Analiz yöntemi
Toplanan veriler MAXQDA-20 yazılımı aracılığıyla Braun ve Clarke'ın altı aşamalı tematik analiz modeline göre kodlanmış, ardından belirlenen temaları temsil eden tipik yorumlar…

İnceleme özeti

Suriye iç savaşının ardından Türkiye'ye yönelik başlayan kitlesel nüfus hareketleri, ülkenin sosyo-ekonomik yapısında, güvenlik algısında ve kültürel dokusunda derin dönüşümlere yol açmıştır. Başlangıçta "misafirlik" söylemi üzerinden yürütülen geçici kabul süreci, zamanla ekonomik krizler, enflasyon baskısı ve toplumsal kutuplaşmanın etkisiyle yerini göçmen karşıtı bir tutuma bırakmıştır. Dijital iletişim mecraları ve özellikle YouTube gibi geniş kullanıcı kitlelerine sahip sosyal medya platformları, yurttaşların göç politikalarına ve göçmen varlığına yönelik tepkilerini doğrudan sergilediği yeni kamusal alanlara dönüşmüştür. Bu bağlamda çalışma, göç olgusunun dijital ortamlarda nasıl anlama kavuşturulduğunu, ulusal kimlik kaygılarının ve devlet otoritesine duyulan güvensizliğin söylemsel düzeyde nasıl inşa edildiğini incelemeyi odak noktası yapmaktadır.

Çalışmanın temel amacı, Türk YouTube kullanıcılarının göç ve göçmen meselelerine ilişkin ürettikleri söylemleri nitel araştırma teknikleriyle çözümlemektir. Araştırma kapsamında göç konusunu doğrudan işleyen, 100.000'in üzerinde izlenme ve 1.000'den fazla yoruma sahip dört YouTube videosunun altındaki toplam 6.131 kullanıcı yorumu veri kümesi olarak belirlenmiştir. Bu veriler arasından amaçlı örnekleme stratejisiyle seçilen 2.000 yorum MAXQDA 20 yazılımı kullanılarak Braun ve Clarke'ın tematik analiz modeline göre kodlanmıştır. Ardından elde edilen temaları en yetkin şekilde temsil eden ve duygusal yoğunluğu yüksek 200 örnek yorum, Van Dijk'ın sosyo-bilişsel yaklaşımına dayanan eleştirel söylem analizi ilkeleri doğrultusunda yerel anlamlar, retorik stratejiler ve zihinsel temsil modelleri çerçevesinde ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir.

Elde edilen ampirik bulgular, incelenen kullanıcı yorumlarının %69'unun açıkça göçmen karşıtı söylemler barındırdığını göstermektedir. Tematik dağılımda göçün sosyo-ekonomik etkileri (%40,42) en yüksek paya sahip olurken; bunu toplumsal eylem çağrıları ve gelecek kaygısı (%37,29) ile güvenlik ve kültürel tehdit algısı (%30,50) izlemektedir. Yorumlarda göçmenler sıklıkla "istilacı", "yük", "tehdit" ve "işgalci" gibi metaforlarla çerçevelenmekte, bu algı milliyetçi ve muhafazakâr söylemsel unsurlarla pekiştirilmektedir. Ayrıca siyasi otoriteye ve muhalefete yönelik güvensizlik (%21,98) ile ulusal kimlik ve aidiyet krizi (%12,43) belirgin temalar olarak öne çıkmaktadır. Göçmenlere yönelik insani ve empatik yaklaşım sergileyen alternatif söylemler ise yalnızca %1 oranında kalmakta ve baskın anlatı karşısında marjinalleşmektedir.

Çalışmanın tartışma ve sonuç bölümü, sosyal medyadaki göçmen karşıtı söylemlerin geleneksel medyadaki olumsuz temsil kalıplarıyla paralellik gösterdiğini ve dijital platformların toplumsal kutuplaşmayı derinleştirme işlevi gördüğünü vurgulamaktadır. Yazar, dijital mecralarda dezenformasyon ve nefret söyleminin yaygınlaşmasının göçmen karşıtı söylemleri normalleştirdiğini ve bu durumun toplumsal uyum süreçlerini zorlaştırdığını ifade etmektedir. Araştırma, literatürdeki mevcut politika ve medya analizi çalışmalarından farklı olarak, doğrudan kullanıcı tarafından üretilen içerikler üzerinden kolektif zihniyet yapılarını ortaya koyması bakımından literatüre özgün bir katkı sunmaktadır. Sonuç olarak, göçmen sorunlarının çözümünde yalnızca siyasi ve ekonomik adımların değil, dijital medya okuryazarlığının artırılmasının ve kültürlerarası diyalog mekanizmalarının geliştirilmesinin hayati önem taşıdığı belirtilmektedir.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Araştırma, Teun A. van Dijk'ın sosyo-bilişsel Eleştirel Söylem Analizi (CDA) yaklaşımına, Braun ve Clarke'ın altı aşamalı tematik analiz modeline ve Ulrich Beck'in Dünya Risk Toplumu kuramına dayanmaktadır. Söylem analizinde lokal anlamlar, yerleşik ideolojik yapılar ve zihinsel durum/olay modelleri üzerinden "biz" ve "onlar" kutuplaşması çözümlenmiştir.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışma; uluslararası göç eğilimleri (IOM raporları), Türkiye'deki Suriyelilerin geçici koruma statüsü ve entegrasyon süreçleri, medyada göçmen temsilleri (Doğanay ve Çoban Keneş, Kurt, Erol ve Yaylacı), dijital mecralarda nefret söylemi ile dezenformasyonun yayılımı (Komendantova vd., Lakzaei vd.) ve göçmenlerin suç veya ekonomik yük olarak damgalanmasına odaklanan ulusal ve uluslararası literatürü kapsamaktadır.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Bu çalışma, Türkiye'deki YouTube kullanıcılarının göç ve göçmen meselelerine ilişkin söylemlerini tematik ve eleştirel söylem analizi yöntemleriyle inceleyerek dijital medyada üretilen ideolojik tutumları, toplumsal algıları ve kimlik kaygılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır (Sağlık, 2025, s. 3).

Yöntem ve yaklaşım

Çalışmada nitel araştırma deseni benimsenmiş olup YouTube üzerindeki kullanıcı yorumları tematik analiz ve eleştirel söylem analizi yöntemleriyle nitel boyutta incelenmiştir (Sağlık, 2025).

Evren veya inceleme alanı
Türkiye'de göç ve göçmen konularını ele alan ve 100.000'den fazla izlenme ile en az 1.000 yoruma sahip YouTube videoları altındaki toplam 6.131 kullanıcı yorumu çalışmanın ana derlemini oluşturmaktadır.
Örneklem veya araştırma materyali
Filtreleme süreçlerinin ardından 6.131 yorumluk derlemden amaçlı örnekleme stratejisiyle seçilen ve tematik doygunluğu temsil eden 2.000 kullanıcı yorumu örneklem olarak belirlenmiştir.
Veri toplama süreci
Veriler nitel veri toplama tekniklerinden doküman analizi yöntemiyle toplanmış; 2022-2024 yılları arasında yayınlanan dört YouTube videosunun altındaki kullanıcı yorumları metin dosyası olarak indirilip yazılı ortama aktarılmıştır.
Veri analiz yöntemi
Toplanan veriler MAXQDA-20 yazılımı aracılığıyla Braun ve Clarke'ın altı aşamalı tematik analiz modeline göre kodlanmış, ardından belirlenen temaları temsil eden tipik yorumlar Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi yaklaşımıyla derinlemesine incelenmiştir.
Göç ve Göçmen SöylemiSosyoekonomik Tehdit AlgısıGüvenlik ve Kültürel KaygılarSiyasi Otoriteye GüvensizlikUlusal Kimlik ve Aidiyet Kriziİnsani ve Empatik Bakış Açısı

Bulgular

  1. YouTube videolarının altına yapılan kullanıcı yorumlarının %69'u belirgin bir şekilde göçmen karşıtı söylemler içermekte, %21'i dolaylı veya soyut ifadeler barındırmakta, %10'u ise sınıflandırılamayan yorumlardan oluşmaktadır (Sağlık, 2025).

  2. Kullanıcı yorumlarında en yüksek orana sahip tematik kategori %40,42 ile göçün sosyoekonomik etkileridir; kullanıcılar işsizlik, artan ev kiraları ve hayat pahalılığını doğrudan göçmenlerin varlığına bağlamaktadır (Sağlık, 2025).

  3. Toplumsal eylem çağrıları ve geleceğe dair kaygılar teması yorumların %37,29'unda yer almakta; sınırların yeniden mayınlanması veya sokaklara dökülme gibi radikal tepkiler ile demografik azınlık olma korkusu öne çıkmaktadır (Sağlık, 2025).

  4. Yorumların %30,50'si göçü güvenlik ve kültürel bir tehdit olarak çerçevelemekte, göçmenler sıklıkla istilacı veya suç kaynağı olarak tanımlanarak tarihsel işgal kaygıları yeniden üretilmektedir (Sağlık, 2025).

Tartışma ve sonuç

Araştırma bulguları, Türkiye'de göç konusunu ele alan YouTube videolarının altındaki kullanıcı yorumlarının ezici çoğunluğunun (%69) açıkça göçmen karşıtı söylemler barındırdığını göstermektedir. Bu söylemler temel olarak sosyoekonomik yük, güvenlik tehdidi, toplumsal eylem çağrıları ve ulusal kimlik krizi ekseninde şekillenmektedir.

Yazar, bu durumu dijital mecraların sunduğu anonimlik ve etkileşimli yapı çerçevesinde açıklamakta; ekonomik darboğaz ve hayat pahalılığının yarattığı toplumsal huzursuzluğun göçmenler üzerine yöneltilerek onların simgesel günah keçilerine dönüştürüldüğünü ifade etmektedir.

Tartışma bölümünde bu tespitler ulusal ve uluslararası literatürle ilişkilendirilmektedir. Yazar, medyadaki olumsuz kurguların kamuoyu algısını biçimlendirdiğini vurgulayan Kurt (2018) ile Gonzalez O'Brien ve arkadaşlarının (2019) bulgularına atıfta bulunarak dijital platformlarda güvenlikçi ve ayrımcı dilin nasıl yeniden üretildiğini açıklamaktadır.

Sonuç olarak, dijital medyadaki yabancı düşmanı ve kutuplaştırıcı söylemlerin toplumsal uyumu ve dayanışmayı engellediği belirtilmektedir. Yazar, bu durumun önüne geçebilmek adına medya okuryazarlığı politikalarının yaygınlaştırılması ve toplum kesimleri arasında sağlıklı diyalog mekanizmalarının kurulması gerektiğini savunmaktadır.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazar, Türk medyasında göçmenlerin sıklıkla günah keçisi, tehdit ve ekonomik yük biçiminde konumlandırıldığını belirten Kurt'un (2018) tespitiyle YouTube kullanıcılarının ürettiği baskın olumsuz söylemler arasında açık bir uyum bulunduğunu göstermektedir (Sağlık, 2025).

Yazar, ABD medyasında sığınak şehir tartışmalarının zamanla insani temalardan suç ve kutuplaşma odaklı bir dile dönüştüğünü ortaya koyan Gonzalez O'Brien ve arkadaşlarının (2019) çalışmasıyla dijital ortamlardaki güvenlikçi söylem hakimiyetini karşılaştırmaktadır (Sağlık, 2025).

Yazarların ulaştığı sonuç

Sosyal medya platformları göçmen karşıtı söylemin normalleşmesine ve toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesine zemin hazırlamaktadır. Göç sorunlarının çözümü yalnızca siyasi ve ekonomik tedbirlerle değil, medya okuryazarlığının artırılması ve kültürlerarası diyalog kanallarının güçlendirilmesiyle mümkündür (Sağlık, 2025).

Literatürdeki yeri

Çalışma, göç literatüründe ağırlıklı olarak geleneksel medya kurguları ve resmi politika analizleri üzerinden yürütülen tartışmaları, kullanıcı tarafından üretilen doğrudan içerikler boyutuna taşımaktadır. YouTube gibi yüksek etkileşimli ve kitlesel bir platformda yer alan kullanıcı yorumlarını nitel tematik ve eleştirel söylem analiziyle inceleyerek, dijital kamusal alanda biçimlenen kolektif zihniyet kalıplarını ve yabancı karşıtı söylemin ideolojik katmanlarını ortaya koymaktadır. Göçmenlerin toplumsal alanda nasıl simgesel günah keçilerine dönüştürüldüğünü göstererek dijital iletişim ve göç sosyolojisi arasındaki kesişim alanında ampirik bir dolgu işlevi üstlenmektedir.

Yazar, çalışmasını medyadaki göçmen temsilini inceleyen Kurt (2018), Doğanay ve Çoban Keneş (2016) ile Erol ve Yaylacı (2022) gibi öncül literatürün üzerine inşa etmektedir. Önceki çalışmalar geleneksel basındaki ayrımcı ve güvenlikçi dili kurgulama biçimlerini vurgularken, bu araştırma söz konusu kurguların sosyal medya kullanıcıları tarafından nasıl içselleştirildiğini ve yeniden üretildiğini göstererek mevcut birikimi genişletmektedir. Ayrıca Komendantova ve arkadaşları (2023) ile Lakzaei ve arkadaşlarının (2024) dijital mecralardaki yanlış bilgi ve nefret söyleminin yabancı düşmanlığını normalleştirdiğine dair küresel ölçekli kuramsal yaklaşımlarını Türkiye örneği üzerinden ampirik verilerle doğrulamaktadır.

Bu çalışma, göç sosyolojisi ve yeni medya araştırmaları bağlamında hazırlanacak literatür taramalarına iki temel katkı sağlamaktadır. İlk olarak, geleneksel basındaki ayrımcı söylemlerin dijital platformlardaki sivil söylemlere nasıl yansıdığını ve halk nezdinde %69 oranında ezici bir göçmen karşıtlığı olarak nasıl somutlaştığını istatistiksel ve nitel verilerle kanıtlamaktadır. İkinci olarak, sosyal medyanın yalnızca bir bilgi paylaşım mecrası olmadığını, aksine ekonomik kriz ve kimlik kaygılarıyla birleşen toplumsal huzursuzluğun göçmenler üzerine yönlendirilerek kutuplaşmanın tırmandırıldığı dinamik bir ideolojik üretim alanı olduğunu kapsamlı bir biçimde göstermektedir.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewDijital platformlarda kullanıcılar tarafından üretilen içerikler, göçmenlerin sosyo-ekonomik krizlerin ve güvenlik sorunlarının ana kaynağı olarak kurgulandığı ayrımcı söylemleri baskın biçimde içermektedir.

Bu çalışma, YouTube videolarının altına yapılan yorumların %69'unun açıkça göçmen karşıtı söylemler barındırdığını ve %40,42 oranında sosyo-ekonomik yük temasının öne çıktığını kanıtlayarak literatür taraması bölümünde dijital kamuoyunun olumsuz tutumunu desteklemek için kullanılır (Sağlık, 2025).

Farklı Sosyal Medya Platformlarında Göçmen Karşıtı Söylemin Karşılaştırmalı Analizi: TikTok ve YouTube Örneği

Araştırma sorusu
TikTok ve YouTube platformlarındaki kullanıcı tarafından üretilen görsel ve yazılı içeriklerde göçmen karşıtı söylemlerin tematik dağılımı ve söylemsel kurgulanma biçimleri nasıl farklılaşmaktadır?
Yöntem taslağı
Karma nitel araştırma deseni benimsenecektir. YouTube ve TikTok platformlarında göç konusunu ele alan ve en az 100.000 izlenmeye ulaşan videoların altındaki kullanıcı yorumları amaçlı örnekleme ile toplanacaktır. Veri doygunluğuna ulaşılana kadar belirlenecek en az 2.000 veri birimi MAXQDA ile tematik analize tabi tutulacak, baskın temalar eleştirel söylem analiziyle karşılaştırılacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Sağlık (2025) çalışmasında YouTube platformunun etkileşimli yapısına odaklanmış ancak farklı algoritmik ve görsel dinamiklere sahip diğer platformları inceleme dışı bırakmıştır. Bu öneri, yazarın dijital mecralardaki söylemsel yayılım vurgusundan türetilmiştir (Sağlık, 2025).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveDijital mecralardaki dezenformasyon ve nefret dili, toplum genelinde göçmen karşıtı söylemlerin kanıksanmasına ve kutuplaşmanın derinleşmesine zemin hazırlamaktadır.

Makaledeki kuramsal tartışmalar ve Komendantova ve arkadaşlarına (2023) yapılan atıflar referans alınarak, dijital kamusal alanda nefret söyleminin normalleşme süreçlerini açıklayan teorik alt yapı kurgulanabilir (Sağlık, 2025).

Dijital Medya Okuryazarlığı Eğitiminin Yabancı Karşıtı Söylem ve Kutuplaşma Algısı Üzerindeki Etkisi

Araştırma sorusu
Üniversite öğrencilerinde dijital medya okuryazarlığı ve eleştirel söylem farkındalık eğitimleri, sosyal medyadaki göçmen odaklı dezenformasyon ve nefret söylemini tespit etme ile benimseme düzeylerini nasıl değiştirmektedir?
Yöntem taslağı
Ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel tasarım uygulanacaktır. Örneklem büyüklüğü güç analizi (power analysis) yapılarak belirlenecek, kontrol ve deney gruplarına göçmen odaklı manipülatif sosyal medya içerikleri sunularak tutum ölçekleri ve nitel görüşmelerle değerlendirme yapılacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Sağlık (2025), sonuç bölümünde göçmen karşıtı söylemlerin ve kutuplaşmanın azalması için medya okuryazarlığının artırılmasını somut bir politika önerisi olarak sunmuştur. Bu araştırma önerisi yazarın söz konusu çağrısından doğrudan türetilmiştir (Sağlık, 2025).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaGeleneksel medyanın göçmenleri tehdit ve günah keçisi olarak çerçeveleyen dili, sosyal medya kullanıcıları tarafından benimsenerek ve pekiştirilerek yeniden üretilmektedir.

Tartışma bölümünde, ampirik araştırmalardan elde edilen nitel bulguların geleneksel medya literatürüyle (Kurt 2018; Doğanay ve Çoban Keneş 2016) nasıl paralellik gösterdiğini ve dijital alanda nasıl radikalleştiğini açıklamak amacıyla yararlanılır (Sağlık, 2025).

Dijital Kamusal Alanda Yabancı Karşıtlığına Direnç Gösteren Empatik Söylemlerin Sosyolojik İncelemesi

Araştırma sorusu
YouTube ve benzeri dijital mecralarda göçmenlere yönelik empatik ve hak temelli söylem üreten %1'lik azınlık grubun söylemsel stratejileri ve motivasyon kaynakları nelerdir?
Yöntem taslağı
Derinlemesine nitel araştırma deseni kullanılacaktır. Dijital platformlarda hak temelli ve empatik yorum üreten kullanıcı içerikleri amaçlı örneklemeyle seçilerek veri doygunluğuna ulaşılana kadar incelenecek ve yorum sahipleriyle çevrim içi yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede alternatif/insani perspektif sunan yorumların yalnızca %1 oranında kaldığı ve marjinalleştiği saptanmıştır. Bu öneri, yazarın bu ampirik bulgusundan hareketle azınlıkta kalan söylemsel direnç alanını incelemek üzere kurgulanmıştır (Sağlık, 2025).

Kaynakça

  1. Kurt, H. (2018). Göçmenlerin Medyadaki Temsillerine İlişkin Bir Değerlendirme. Toplum ve Hekim, 277-283.
  2. Gonzalez O’Brien, B., Hurst, E., Reedy, J., et al. (2019). Framing Refuge: Media, Framing, and Sanctuary Cities. Mass Communication and Society, 22(6), 756-778. https://doi.org/10.1080/15205436.2019.1685106

Bu konudaki diğer çalışmalar