İçeriğe geç

Nitel araştırma · 2026

Türkiye Büyük Millet Meclisi Tartışmalarında Göçün Bağlamsal Güvenlikleştirilmesi ve Güvenlikdışılaştırılması

Contextual (De)Securitization Of Migration In Turkish Parliamentary Debates

Okur sorusu

2015 yılındaki TBMM tartışmaları bağlamında göçün güvenlikleştirilmesi nasıl bir seyir izlemektedir?

Bu çalışma, göçün Türkiye'de tek bir güvenlik mantığı yerine bağlama göre değişen çoklu güvenlik sicilleri üzerinden kurgulandığını göstermektedir. İncelenen 64 parlamento oturumu sonuçunda, AK Parti'nin insani sorumluluk ve stratejik güvenliği birleştirdiği, muhalefet partilerinin (CHP ve MHP) ise göçü ekonomik yük, toplumsal düzensizlik ve demografik tehdit olarak çerçevelediği belirlenmiştir.

Kaynak izi: (Gökmen & Memişoğlu, 2026) · (Gökmen & Memişoğlu, 2026)

Öne çıkanlar

  • Göç söylemi Türkiye'de doğrusal değil, politika alanına göre değişen (bağlamsal) bir yapıdadır.
  • İktidar partisi ahlaki ve dini referanslarla (ensar) göçü güvenlikdışılaştırmaktadır.
  • Ana muhalefet partileri göçü ekonomik ve toplumsal istikrar için bir risk olarak kodlamaktadır.
  • 2015 seçim dönemi ve bölgesel krizler, göçün parlamentodaki güvenlikleştirilme dozunu artırmıştır.
Yayın türü
Nitel araştırma
Yazarlar
Ezgi Gökmen ve Fulya Memişoğlu
Dergi / alan
Yildiz Social Science Review · Sosyal Bilimler
Yıl
2026
Örneklem
Ocak 2015'ten itibaren gerçekleştirilen 64 parlamento oturumundan elde edilen 76 konuşma, önerge ve beyanat.
Veri kaynakları
TBMM çevrimiçi arşivinden göç, düzensiz göç, sınır güvenliği, geri dönüş ve Suriyeli anahtar kelimeleri kullanılarak veri toplanmıştır.
Analiz yöntemi
Kritik Söylem Analizi (CDA) çerçevesinde, metinler altı bağlamsal alan (demografik değişim, güvenlik politikası, ekonomi, kamu hizmetleri, toplumsal uyum ve dış politika)…

İnceleme özeti

Göç ve güvenlik arasındaki ilişkiyi ele alan akademik çalışmaların önemli bir bölümü, göçü genellikle tekil ve homojen bir güvenlik söylemi üzerinden analiz etme eğilimindedir. Bu yaklaşım, göç olgusunun farklı siyasi ve politika alanlarında nasıl farklılaştığını ve çeşitli güvenlik registerları üzerinden nasıl eklemlendiğini göz ardı etmektedir. Özellikle Türkiye gibi hem kaynak hem hedef hem de geçiş ülkesi konumunda olan coğrafyalarda, göç meselesi sadece sınır kontrolüne indirgenemeyecek kadar karmaşık bir yapı sergilemektedir. Bu çalışma, göçün Türkiye'de tek bir tehdit anlatısı üzerinden değil, değişen siyasi, kurumsal ve toplumsal bağlamlara yanıt veren çoklu güvenlik mantıkları aracılığıyla inşa edildiğini savunmaktadır. Parlamento tartışmalarının bu değişkenliği yansıtmadaki merkezi rolü vurgulanarak, göçün devlet kapasitesi, toplumsal istikrar ve uluslararası sorumlulukların müzakere edildiği söylemsel bir zemin olduğu ortaya konmaktadır.

Çalışmanın temel amacı, 2015 yılındaki Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tutanaklarını inceleyerek, göçün farklı politika alanlarında nasıl güvenlikleştirildiğini veya güvenlikdışılaştırıldığını çözümlemektir. Araştırma tasarımı, nitel bir yaklaşım olan Eleştirel Söylem Analizi'ne (CDA) dayanmaktadır. Veri seti, Ocak 2015'ten itibaren gerçekleştirilen 64 parlamento oturumunu kapsamakta ve göçle doğrudan veya dolaylı olarak ilgili 76 konuşma, önerge ve beyanı içermektedir. Verilerin analizinde MAXQDA yazılımı kullanılarak tematik kodlama yapılmış; askeri, siyasi, ekonomik, toplumsal ve çevresel sektörler üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Bu metodolojik çerçeve, bireysel konuşmaların aynı anda birden fazla güvenlik mantığıyla kodlanmasına olanak tanıyarak, güvenlikleştirme süreçlerinin doğrusal olmayan, örtüşen ve bağlama göre değişen doğasını ampirik olarak göstermeyi hedeflemiştir.

Araştırma bulguları, Türkiye'deki siyasi aktörlerin göçü demografik değişim, güvenlik politikası, ekonomi, kamu hizmetleri, toplumsal uyum ve dış politika olmak üzere altı ana bağlamda farklılaştırdığını göstermektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), göçü büyük oranda insani sorumluluk ve 'ensar-muhacir' anlatısı üzerinden güvenlikdışılaştırırken, sınır güvenliği bağlamında stratejik bir güvenlik söylemi benimsemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ise göçü işsizlik, artan kamu harcamaları ve toplumsal huzursuzluk gibi ekonomik ve toplumsal tehditlerle ilişkilendirerek yoğun bir güvenlikleştirme dili kullanmıştır. Halkların Demokratik Partisi (HDP) ise göçmenleri bir güvenlik riski olarak değil, korunması gereken hak özneleri olarak konumlandırarak insan hakları ve sosyal adalet temelli bir karşı-söylem geliştirmiş ve göçü tutarlı bir şekilde güvenlikdışılaştırmaya çalışmıştır.

Sonuç olarak bu makale, göç yönetişiminin Türkiye'de sabit bir tehdit çerçevesi yerine bağlama duyarlı güvenlik mantıkları aracılığıyla işlediğini kanıtlamaktadır. Güvenlikleştirme süreçlerinin sadece devletin bir refleksi olmadığı, aynı zamanda parlamento siyasetinde meşruiyet üretme ve siyasi rekabet aracı olarak işlev gördüğü anlaşılmaktadır. İnsani sorumluluk ile devlet güvenliği anlatılarının iç içe geçtiği bu hibrit söylem yapısı, göçmenlerin siyasi özneler olarak marjinalleştirilmesi riskini de barındırmaktadır. Çalışmanın literatüre en büyük katkısı, güvenlikleştirme teorisinin doğrusal modelini aşarak göçün çok boyutlu doğasını ortaya koyan bağlamsal bir yaklaşım sunmasıdır. Gelecekteki araştırmalar için bu perspektifin medya anlatıları ve yerel yönetişim pratiklerine genişletilmesi önerilmekte; göçün sadece bir tehdit değil, güvenlik sınırlarının sürekli yeniden çizildiği dinamik bir toplumsal alan olduğu vurgulanmaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme kuramına dayanan ancak onu eleştirel bir perspektifle geliştiren 'bağlamsal güvenlikleştirme' çerçevesini benimsemektedir. Güvenliği sadece askeri tehditlere indirgeyen klasik yaklaşımların aksine, güvenlikleştirmenin söylemsel, kurumsal ve tarihsel koşullarla şekillenen bir inşa süreci olduğu varsayılmaktadır. Bu yaklaşım, güvenlikleştirmenin doğrusal bir seyir izlemediğini; aksine siyasi eliterin söylemleri, kurumsal düzenlemeler, kamuoyu ve uluslararası baskıların kesişiminde sürekli yeniden yapılandırıldığını savunarak göçü çoklu referans nesneleri ve örtüşen mantıklar üzerinden analiz etmektedir.

Makalenin ele aldığı literatür

Makale, göç ve güvenlik arasındaki ilişkiyi ele alan geniş bir literatürle diyalog kurmaktadır. Huysmans (2000) ve Karyotis (2007) gibi isimlerin göçün ulusal ve bölgesel politika çerçevelerinde nasıl güvenlikleştirildiğine dair çalışmalarına atıfta bulunur. Ayrıca, Buzan (1991) ve Wæver'in (1995) Kopenhag Okulu temelindeki kavramsal araçlarını kullanarak securitization teorisinin evrensel bir mantık izlediği varsayımını McDonald (2008) ve Balzacq (2011) gibi yazarların bağlamsal ve kurumsal eleştirileriyle birleştirir. Türkiye özelinde ise Norman (2020) ve İçduygu gibi araştırmacıların göç diplomasisi ve yönetişimi üzerine yaptıkları çalışmaları temel alarak literatürdeki eksikliği doldurmayı hedefler.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Bu çalışma, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) parlamento tartışmalarını analiz ederek göçün Türkiye'de tek bir güvenlik mantığı üzerinden değil, bağlama göre değişen çoklu güvenlik sicilleri üzerinden nasıl kurgulandığını ortaya koymayı amaçlamaktadır (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Yöntem ve yaklaşım

Çalışma, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki parlamento tartışmalarını MAXQDA destekli nitel söylem analizi (CDA) yöntemiyle inceleyerek göçün farklı politika alanlarındaki kurgulanışını çözümlemektedir (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Evren veya inceleme alanı
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) parlamento tartışmaları.
Örneklem veya araştırma materyali
Ocak 2015'ten itibaren gerçekleştirilen 64 parlamento oturumundan elde edilen 76 konuşma, önerge ve beyanat.
Veri toplama süreci
TBMM çevrimiçi arşivinden göç, düzensiz göç, sınır güvenliği, geri dönüş ve Suriyeli anahtar kelimeleri kullanılarak veri toplanmıştır.
Veri analiz yöntemi
Kritik Söylem Analizi (CDA) çerçevesinde, metinler altı bağlamsal alan (demografik değişim, güvenlik politikası, ekonomi, kamu hizmetleri, toplumsal uyum ve dış politika) üzerinden tematik olarak kodlanmıştır.
Bağlamsal GüvenlikleştirmeGüvenlikdışılaştırmaSöylem AnaliziGöç YönetişimiReferans Nesnesi

Bulgular

  1. Türkiye'de göç olgusu, tekil bir güvenlik mantığı yerine politika alanına ve bağlama göre değişen çoklu güvenlik sicilleri üzerinden inşa edilmektedir (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

  2. İktidar partisi göçü insani sorumluluk ve kardeşlik vurgusuyla güvenlikdışılaştırırken, sınır kontrolü bağlamında stratejik güvenlik mantığını devreye sokmaktadır (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

  3. CHP ve MHP, göçü ağırlıklı olarak ekonomik yük, kamu hizmetleri üzerindeki baskı ve demografik tehdit olarak tanımlayarak güvenlikleştirici bir söylem benimsemektedir (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

  4. HDP, göçmenleri bir tehdit kaynağı olarak değil, korunmaya muhtaç hak özneleri olarak konumlandırarak insan hakları eksenli bir karşı-söylem geliştirmektedir (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Tartışma ve sonuç

Analiz sonuçları, Türkiye'deki göç söyleminin Kopenhag Okulu'nun öngördüğü doğrusal güvenlikleştirme modelinden saptığını göstermektedir. Bulgular, göçün her bağlamda aynı tehdit algısıyla ele alınmadığını, aksine politika alanına göre 'misafirlik' ile 'varoluşsal tehdit' arasında gidip gelen bir salınım sergilediğini ortaya koymaktadır.

Yazarlar, AK Parti'nin kullandığı 'ensar-muhacir' söyleminin bir ahlaki meşruiyet zemini oluşturduğunu, ancak bu insani dilin sınır güvenliği ve terörle mücadele gibi alanlarda devlet merkezli sert güvenlik tedbirleriyle eş zamanlı olarak yürütüldüğünü açıklığa kavuşturmaktadır.

Tartışma bölümünde literatürle kurulan ilişki, göçün yalnızca bir iç güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bölgesel istikrarsızlık ve dış politika krizleriyle doğrudan bağlantılı bir egemenlik alanı olduğunu vurgulamaktadır. Bu durum, göçmenlerin siyasi öznelerden ziyade güvenlik veya insani yardım nesnelerine dönüştürülmesine yol açmaktadır.

Sonuç olarak çalışma, parlamenter aktörlerin göç söylemini devlet kapasitesi ve hükümet meşruiyetini tartışmaya açmak için stratejik bir araç olarak kullandıklarını göstermektedir. Güvenlikleştirme, siyasi kutuplaşmanın bir sonuçu olarak toplumsal ve ekonomik alanlarda farklı yansımalar bulmaktadır.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazarlar, göçün sadece bir güvenlik aracı değil, aynı zamanda Norman'ın belirttiği gibi Türkiye ve Fas örneklerinde görüldüğü üzere bir diplomasi aracı olarak kullanıldığını vurgulamaktadır (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Çalışma, Buzan'ın sektörel güvenlik yaklaşımını kullanarak göçün askeri, siyasi, ekonomik ve toplumsal sektörlerde nasıl farklılaştığını analiz etmektedir (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Yazarların ulaştığı sonuç

Göç yönetişimi Türkiye'de tek bir tehdit çerçevesi yerine çoklu ve bağlama duyarlı güvenlik mantıkları üzerinden işlemektedir; bu durum güvenlikleştirme süreçlerinin doğrusal bir yol izlemediğini, aksine siyasi rekabet ve kurumsal uygulamalarla sürekli yeniden şekillendiğini kanıtlamaktadır (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, göç ve güvenlik literatüründe sıklıkla karşılaşılan göçün tekil bir tehdit söylemi üzerinden ele alınması eğilimini sarsmaktadır. Geleneksel yaklaşımlar güvenlikleştirme süreçlerini doğrusal veya monolitik bir düzlemde tanımlarken, bu makale Kopenhag Okulu'nun kavramsal sınırlarını esneterek bağlamsal güvenlikleştirme modelini getirmektedir. Çalışma, göçün tek bir tehdit mantığıyla değil, farklı politika arenalarında ve değişen siyasi konjonktürlerde nasıl farklılaştırılıp yeniden inşa edildiğini göstererek literatürde önemli bir boşluğu doldurur. Böylece göçü sabit bir güvenlik nesnesi olmaktan çıkarıp, dinamik ve aktörler arası müzakereye açık bir alan olarak yeniden tanımlar.

Makale, Kopenhag Okulu'nun Buzan ve Wæver tarafından geliştirilen klasik güvenlikleştirme kuramına ve McDonald ile Balzacq gibi eleştirel revizyonistlerin yaklaşımlarına dayanmaktadır. Yazarlar, klasik teorinin güvenlikleştirmeyi doğrusal ve evrensel bir süreç olarak gören varsayımına meydan okumakta, güvenliğin sosyo-kültürel ve kurumsal bağlamlara göre değiştiğini savunan McDonald çizgisine eklemlenmektedir. Ayrıca, göçün diplomasi ve dış politika aracı olarak kullanılmasını Norman ve Lara çalışmalarıyla ilişkilendirerek, Türkiye bağlamını bu uluslararası literatürle entegre etmektedir. Önceki çalışmaların göçü çoğunlukla tek boyutlu bir kriz olarak ele almasına karşın, bu makale parlamenter düzeydeki çok boyutlu ve aktör odaklı sicil geçişlerini inceleyerek teoriyi genişletmektedir.

Bu çalışma, Türkiye'de göç söyleminin analizine yönelik literatür taramalarına metodolojik ve teorik düzeyde derinlik kazandırmaktadır. Araştırmacılara, tekil bir göç karşıtlığı veya göçmen kabulü ikiliğinin ötesine geçerek söylemlerin politika alanlarına göre nasıl dinamik biçimde yapılandığını analiz etme metodolojisi sunmaktadır. Makale, ampirik veriye dayalı nitel söylem analiziyle, bir ülkedeki göç politikasının sadece iktidar söyleminden ibaret olmadığını, muhalefet partilerinin ve farklı siyasi aktörlerin geliştirdiği alternatif güvenlik sicilleriyle nasıl şekillendiğini belgelendirmektedir. Bu yönüyle, göç, egemenlik ve insan güvenliği arasındaki gerilimlerin sistematik olarak haritalandırılmasına katkı sunarak gelecekteki taramalar için kurumsal bir referans oluşturur.

Sözlük

Securitization · Güvenlikleştirme
Bir meselenin normal siyaset alanından çıkarılarak varoluşsal bir tehdit olarak tanımlanması ve olağanüstü önlemlerin meşrulaştırılması süreci.
Desecuritization · Güvenlikdışılaştırma
Bir konunun güvenlik/tehdit çerçevesinden çıkarılarak tekrar normal, demokratik siyaset ve müzakere alanına geri getirilmesi.
Referent object · Referans nesnesi
Güvenlikleştirme söyleminde tehdit altında olduğu iddia edilen ve korunması gerektiği öne sürülen değer veya yapı (devlet, ulusal kimlik, ekonomi vb.).

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveGüvenlikleştirme tekil bir tehdit mantığına dayanmaz, bağlamsal olarak yeniden yapılandırılır.

Tez çalışmasında güvenlikleştirme teorisinin klasik doğrusal varsayımlarına karşı çıkmak ve kavramsal çerçeveyi bağlamsal niteliğe büründürmek için makaledeki argümanlar ve kuramsal model referans gösterilebilir (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Yerel Basında Sığınmacı Temsillerinin Bağlamsal Güvenlikleştirme Analizi: Sınır İlleri Örneği

Araştırma sorusu
Türkiye'nin sınır illerinde (Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa) yerel basın organları sığınmacıları hangi bağlamsal güvenlik sicilleri üzerinden çerçevelemektedir?
Yöntem taslağı
Sınır illerinde yayın yapan yerel gazetelerin son beş yıldaki göç haberleri arşivlenerek amaçlı örneklem yoluyla seçilecektir. Örneklem büyüklüğü veri doygunluğuna ulaşılana kadar genişletilecek ve MAXQDA programı kullanılarak Eleştirel Söylem Analizi yöntemiyle çözümlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin yerel düzeydeki sosyal ve ekonomik dinamiklerin güvenlikleştirme söylemlerini beslediğine dair bulgusundan yola çıkılarak yerel medyanın bu algıyı nasıl ürettiğini inceleme ihtiyacından türetilmiştir (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewSiyasi partiler göçü kendi ideolojik pozisyonlarına göre farklı güvenlik sicilleriyle ele alır.

Türkiye'de siyasi partilerin göç politikalarına ve sığınmacılara yaklaşımını tarihsel ve karşılaştırmalı olarak incelerken, makaledeki ampirik bulgular ve söylemsel kodlamalar literatür kanıtı olarak kullanılabilir (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Sosyal Hizmet Uzmanlarının Göçmen ve Sığınmacı Hizmetlerindeki Güvenlikdışılaştırma Rolü

Araştırma sorusu
Göçmenlerle doğrudan çalışan sosyal hizmet uzmanları, kamu hizmetlerinin sunumu sürecinde sığınmacıları bir güvenlik öznesi olmaktan çıkarmak için hangi stratejileri uygulamaktadır?
Yöntem taslağı
Nitel bir araştırma deseni benimsenecektir. Göç idareleri ve sivil toplum kuruluşlarında çalışan en az fifteen sosyal hizmet uzmanıyla yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilecek, örneklem kartopu örnekleme ve veri doygunluğu ilkesine göre belirlenecek, veriler tematik analizle çözümlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin kamu hizmetleri bağlamında HDP ve kısmen CHP'nin eşit hizmet erişimi ve hak temelli karşı-söylemleriyle sığınmacıları koruma öznesi olarak konumlandırıp güvenlikdışılaştırma çabalarına dair bulgularından ilham almıştır (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Tez veya makalede kullanım · methodSöylemsel verilerin çoklu güvenlik mantıkları üzerinden kodlanmasında MAXQDA destekli eleştirel söylem analizi etkilidir.

Parlamento tutanakları veya resmi belgeler gibi metinsel verilerin analiz edileceği araştırmalarda, eleştirel söylem analizinin ve bilgisayar destekli nitel analiz yazılımlarının kullanımını meşrulaştırmak için bu yöntem referans alınabilir (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Türkiye'de Sivil Toplum Kuruluşlarının Göç Söylemleri ve Güvenlikdışılaştırma Pratikleri

Araştırma sorusu
Göç alanında çalışan hak temelli sivil toplum kuruluşları, devletin güvenlik merkezli göç söylemlerine karşı hangi alternatif söylem sicillerini üretmektedir?
Yöntem taslağı
Belge incelemesi ve mülakat yöntemlerinin bir arada kullanılacağı karma nitel desen. Türkiye'de aktif göç derneklerinin yayınladığı raporlar taranacak ve bu derneklerin yöneticileriyle derinlemesine mülakatlar yapılacaktır. Örneklem veri doygunluğu sağlanana kadar sürdürülecektir. Veriler eleştirel söylem analiziyle çözümlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makaledeki devlet merkezli ve egemenlik odaklı güvenliklaştırma söylemlerinin sivil alanda nasıl karşılık bulduğunu, devletin sınır kontrolü önceliğine karşı insan güvenliği eksenli karşı söylemlerin nasıl örgütlendiğini araştırma çağrısından hareketle tasarlanmıştır (Gökmen & Memişoğlu, 2026).

Kaynakça

  1. Norman, K. P. (2020). Migration Diplomacy and Policy Liberalization in Morocco and Turkey. The International Migration Review, 54(4), 1158-1183.
  2. Buzan, B. (1991). People, States and Fear: an agenda for international security studies in the post-Cold War era (1st ed.). Pearson Education.

Bu konudaki diğer çalışmalar

Eğitim BilimleriNitel araştırma · 2022

Suriye iç savaşı yeni çalışmalara yol gösterir mi?

Esad, muhalefeti terör örgütleri ve dış güçlerin kuklaları olarak nitelendirerek, sivil protestoları varoluşsal bir güvenlik tehdidi olarak kurgulamıştır. Bu söylem, muhalefeti siyasi bir aktör olmaktan çıkarıp yok edilmesi gereken bir düşman figürüne dönüştürerek rejimin şiddet kullanımını rasyonalize etmiştir.

Havva DÜMEN · OPUS Toplum Araştırmaları Dergisi · Sosyal Bilimler

Toplum, Siyaset ve KamuNitel araştırma · 2023

Muhalefet partileri Suriyelilere nasıl bir söylem izliyor?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti, Suriyeli mültecileri konuk olarak tanımlamakla birlikte, kamu hizmetleri üzerindeki yük, kayıtsız istihdam ve bütçe harcamaları üzerinden konuyu iktisadi bir varoluşsal tehdit olarak güvenlikleştirmektedir.

İbrahim Saylan ve Müge Aknur · Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi · Sosyal Bilimler