Kuramsal-kavramsal makale incelemesi
DOI: 10.20991/allazimuth.1310530Türk Dış Politikasının Orta Asya'ya Yönelik Seyri: Bölgeselcilik ve Yumuşak Gücün Açığa Çıkması
Soğuk Savaş'ın sona ermesi, Türkiye'nin dış politikasını yeniden şekillendirmesi için hem zorluklar hem de fırsatlar yaratmıştır.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Hayriye Kahveci & Işık Kuşçu Bonnenfant
- Yayın
- All Azimuth A Journal of Foreign Policy and Peace
- Tarih
- 2023-06-06
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Soğuk Savaş'ın sona ermesi, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur; zira bu dönemde bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya cumhuriyetleri, Türkiye için yeni coğrafi ve stratejik fırsatlar sunmuştur. Ortak kültürel, tarihi ve dilsel bağlara sahip bu ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi, Türkiye'nin küresel siyasetteki rolünü yeniden tanımlama arayışının merkezine yerleşmiştir. Türk dış politika yapıcıları, bu yeni ortamda ülkenin stratejik öneminin azalması endişesiyle birlikte, iç siyasi baskılar ve bölgesel liderlik arayışlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu bağlamda makale, Türkiye'nin Orta Asya'daki otuz yıllık dış politikasını, bölgeselcilik ve yumuşak güç unsurları üzerinden detaylı bir şekilde incelemeyi hedeflemektedir. Türkiye'nin bu bölgedeki deneyimlerinin, dış politikasının sonraki dönemleri için nasıl bir model teşkil ettiğini ortaya koymaktadır.
Bu çalışma, Türkiye'nin Orta Asya'ya yönelik dış politikasının 1991'den itibaren yumuşak güç ve bölgeselcilik perspektifinden evrimini analiz etmektedir. İlk olarak, bölgeselcilik ve yumuşak güç kavramlarının Türk dış politikasındaki akademik tartışmalarını gözden geçirmekte, ardından 1991-2002 dönemindeki ilk söylem ve uygulamaları incelemektedir. Üçüncü olarak ise, 2002 sonrası Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) hükümetleri dönemindeki politika ve kurumların bölgeselci perspektifi ve yumuşak güç kapasitelerini nasıl geliştirdiğine odaklanmaktadır. Makale, nitel bir yaklaşımla, diplomatik ilişkiler, kültürel girişimler (TRT Avrasya/Avaz, TÜRKSOY, Diyanet İşleri Başkanlığı), eğitim politikaları (burslar, üniversiteler), ticaret ve yatırım faaliyetleri gibi farklı yumuşak güç araçlarını dönemsel olarak değerlendirerek, bu politikaların bölgedeki etkilerini ve karşılaşılan zorlukları belgelemektedir. Makale, bu analizi yaparken, Joseph Nye Jr.'ın yumuşak güç teorisi ve Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan yeni bölgeselcilik dalgası gibi teorik çerçevelerden faydalanmaktadır.
Çalışma, Türkiye'nin Orta Asya'daki dış politikasının 1991-2002 döneminde aşırı hevesli ve iddialı bir gündemle başladığını, ancak ekonomik kısıtlamalar ve Rusya'nın bölgedeki etkisini yeniden kazanmasıyla daha pragmatik bir hâl aldığını ortaya koymaktadır. Bu ilk dönemde TİKA'nın kurulması, Türk Dili Konuşan Devletler Zirveleri gibi çok taraflı platformlar ve TRT Avrasya'nın yayınları gibi kültürel girişimler, Türkiye'nin yumuşak güç kullanımının temellerini atmıştır. 2002 sonrası dönemde ise AK Parti hükümetlerinin istikrarlı ekonomik büyümesi ve tek parti iktidarı, Türkiye'nin yumuşak güç kapasitesini artırmış, ticaret ve yatırımlar yoluyla ekonomik etki önemli ölçüde genişlemiştir. Özellikle Türk cumhuriyetleriyle artan ticari ilişkiler ve Türk şirketlerinin bölgedeki yatırımları, yumuşak gücün ekonomik boyutunu güçlendirmiştir. Türk Keneşi'nin kurulmasıyla bölgesel işbirliğinin kurumsallaşması ve TRT Avaz gibi kültürel yayınların yaygınlaşması, dil, tarih ve din birliğine dayalı yumuşak güç araçlarının etkinliğini artırmıştır.
Kahveci ve Kuşçu Bonnenfant, Türkiye'nin Orta Asya'da geliştirdiği yumuşak güç kurum ve araçlarının, ilerleyen yıllarda Türk dış politikasının diğer coğrafyalardaki uygulamaları için bir model teşkil ettiğini tartışmaktadır. Makale, Türkiye'nin başlangıçtaki "ağabey" rolü iddialarının bölge ülkeleri tarafından tam olarak kabul görmemesi gibi zorluklara rağmen, zamanla daha dengeli ve gerçekçi bir yaklaşımla sürdürülebilir ilişkiler kurabildiğini vurgulamaktadır. Yazarın bulguları, bölgesel liderlik aspirasyonlarının başlangıçta politikaları gölgede bırakmış olabileceğini, ancak yumuşak güç stratejilerinin artan uygulamasının, ekonomik çıkarlar tarafından motive edilen ve bağlamsal gerçeklerle desteklenen pragmatik bir dış politika yaklaşımına yol açtığını göstermektedir. Bu analiz, Türk dış politikasının evrimi ve bölgeselcilik ile yumuşak gücün dinamik etkileşimi üzerine literatüre önemli bir katkı sunmaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu makale, Türkiye'nin Soğuk Savaş sonrası Orta Asya'ya yönelik 30 yıllık dış politikasını, özellikle bölgeselcilik ve yumuşak güç unsurları çerçevesinde eleştirel bir bakış açısıyla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Orta Asya'nın Türkiye'ye dış politikasını bölgesel temelde yeniden şekillendirmek ve yumuşak güç kaynaklarını kullanmak için benzersiz bir fırsat sunduğunu ve bu deneyimin diğer bölgeler için bir model işlevi gördüğünü savunmaktadır(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Bu çalışma, Türkiye'nin Soğuk Savaş sonrası dönemde Orta Asya'ya yönelik dış politikasının 30 yıllık seyrini, bölgeselcilik ve yumuşak güç unsurlarına odaklanarak derinlemesine ve eleştirel bir bakış açısıyla analiz etmektedir. Makale, Orta Asya deneyiminin Türkiye'nin dış politikasını bölgesel parametreler içinde şekillendirmesi ve yumuşak güç kaynaklarını ilk kez kullanması için eşsiz bir fırsat sunduğunu, bu deneyimin daha sonra diğer bölgeler için bir model teşkil ettiğini savunmaktadır(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Makale, dış politika analizinde Joseph Nye Jr.'ın yumuşak güç kavramını temel almaktadır. Nye'ın güç tanımı, askeri kuvvet ve fetih yerine teknoloji, eğitim ve ekonomik büyüme gibi unsurların önemini vurgulayarak, yumuşak gücün bir devletin kültürü, değerleri ve politikaları aracılığıyla diğer devletleri ikna etme ve meşruiyet kazanma yeteneğini içerdiğini belirtir. Çalışma ayrıca, Soğuk Savaş sonrası dönemde yeniden ortaya çıkan ve devletlerin bölgesel sorunları aşmada işbirliği yapma eğilimini tanımlayan bölgeselcilik kavramını da analitik çerçevesine dahil etmektedir. Bu iki kavram, Türkiye'nin Orta Asya'daki dış politika girişimlerini ve bu girişimlerin zaman içindeki evrimini açıklamak için kullanılmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, Soğuk Savaş sonrası Türk dış politikası, bölgeselcilik ve yumuşak güç teorisi alanındaki geniş bir literatürle etkileşim içindedir. Joseph Nye'ın yumuşak güç kavramına ilişkin orijinal çalışmalarına ve bölgeselciliğin post-Soğuk Savaş dönemindeki yeniden yükselişini ele alan temel akademik kaynaklara atıfta bulunmaktadır. Mustafa Aydın, Alper Kaliber, Pınar Bilgin ve Ali Bilgiç gibi araştırmacıların Türk dış politikasının evrimi, Orta Asya'ya yönelik yaklaşımları ve bu bölgedeki yumuşak güç uygulamaları üzerine yaptığı çalışmalar değerlendirilmektedir. Makale, özellikle Ahmet Davutoğlu dönemindeki "yeni jeopolitik söylem" ve "Türk Modeli" tartışmalarını da ele alarak, Türkiye'nin bölgesel rolü üzerine süregelen akademik diyaloga katkıda bulunmaktadır.
Araştırmanın Bulguları
Soğuk Savaş sonrası ilk aşamada (1991-2002), Türkiye'nin Orta Asya ülkelerine yönelik dış politikası, yükselen milliyetçi beklentiler ile uluslararası gerçeklikler arasında bir denge kurarak temkinli bir yaklaşımla şekillenmiştir. Bu dönemde TİKA gibi kurumlar ve TRT Avrasya gibi kültürel girişimler yoluyla yumuşak güç araçları geliştirilmiş, bu da gelecekteki dış politika yaklaşımlarına temel oluşturmuştur(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
2002 sonrası Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) iktidarıyla birlikte Türkiye'nin Orta Asya'ya yönelik dış politikası ikinci bir bölgeselci aşamaya girmiş, tek parti iktidarının sürekliliği ve ülkenin istikrarlı ekonomik büyümesi sayesinde yumuşak güç araçlarının yaygınlaşması ve bunların sert güç unsurlarıyla desteklenmesiyle daha iddialı bir karakter kazanmıştır(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
2000'li yılların ortalarından itibaren Türkiye, özellikle ekonomik konumunun güçlenmesi ve ihracat odaklı sanayileşmesi sayesinde Orta Asya'da ticaret ilişkileri ve yatırım faaliyetleri aracılığıyla ekonomik etkisini önemli ölçüde artırmış, bu etki özellikle Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan'da belirginleşmiştir(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Türk Dili Konuşan Devletler İşbirliği Konseyi'nin (şimdiki adıyla Türk Devletleri Teşkilatı) 2009 yılında kurulması gibi çok taraflı platformlar aracılığıyla bölgesel işbirliğinin kurumsallaşması, ortak çıkarlara dayalı ilişkilerin olgunlaştığını ve işbirliğinin sürekli bir uluslararası organizasyona dönüştüğünü göstermektedir(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Türkiye, TRT Avaz, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) gibi devlet kurumları aracılığıyla kültürel ve eğitim diplomasisini sürdürmüş, bu sayede kültürel bağları güçlendirmiş ve bölgede devlet yapılarıyla uyumlu bir Türk İslam anlayışını yaymıştır(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Türkiye'nin Orta Asya cumhuriyetleriyle ilişkileri her zaman düz bir seyir izlememiş, bazı ülkelerle olan ilişkilerde liderlik algıları ve iç siyasi dinamiklerden kaynaklanan sorunlar nedeniyle yavaşlama veya duraklama dönemleri yaşanmıştır. Örneğin, Özbekistan ile ilişkiler, Türkiye'nin muhalif lider Muhammed Salih'e güvenli sığınak sağlaması üzerine neredeyse yirmi yıl durgunluk yaşamıştır(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Türkiye'nin Soğuk Savaş sonrası dönemde Orta Asya'ya yönelik dış politikası, bölgedeki yeni bağımsızlaşan cumhuriyetlerle kültürel, tarihsel ve dilsel bağları kullanarak bölgeselcilik ve yumuşak güç unsurları çerçevesinde gelişmiştir. Bu süreç, Türkiye'nin uluslararası sistemdeki rolünü yeniden konumlandırması için eşsiz bir zemin sunmuş, başlangıçtaki 'Türk Modeli' arayışlarından daha olgun bir bölgesel aktör olma hedefine doğru evrilmiştir. Bu evrim, Türkiye'nin dış politikasında ilk kez yumuşak güç kaynaklarını etkin bir şekilde kullanma tecrübesini kazandırmış ve bu deneyim gelecekteki diğer bölgelere yönelik politikalarına model olmuştur.
Türkiye'nin Orta Asya'ya yönelik yumuşak güç stratejileri, özellikle kültürel, eğitimsel ve ekonomik diplomasi kanallarıyla zaman içinde belirginleşmiştir. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) gibi kurumlar ve TRT Avrasya (daha sonra TRT Avaz) gibi medya organları aracılığıyla kültürel yakınlıklar desteklenmiş, eğitim alanında burs programları ve üniversite açılımları gerçekleştirilmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde bu araçların kullanımı daha da yoğunlaşarak, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ağırlığını artırmasıyla birlikte dış politikasının önemli bir bileşeni haline gelmiştir.
Ekonomik alanda, Türkiye'nin Orta Asya'ya yönelik dış politikası, 2000'li yılların ortalarından itibaren Türkiye'nin küresel ekonomideki yükselişi ve ihracat odaklı sanayileşmesiyle paralel olarak önemli bir gelişim göstermiştir. Özellikle Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan ile ticaret hacmi artmış, Türk şirketlerinin bölgedeki yatırımları çeşitlenmiştir. Bu ekonomik açılım, kültürel yakınlık faktörüyle de desteklenmiş, böylece Türkiye'nin bölgedeki varlığı ticari ve yatırım ilişkileri üzerinden de güçlenmiştir. Türk Devletleri Teşkilatı gibi bölgesel platformlar da bu ekonomik entegrasyonu teşvik eden mekanizmalar olarak işlev görmüştür.
Ancak, Türkiye'nin Orta Asya'daki ilişkileri her zaman sorunsuz ilerlememiş, bazı ülkelerdeki liderlik algıları ve iç siyasi faktörler nedeniyle zaman zaman duraklamalar yaşanmıştır. Örneğin, Özbekistan ile ilişkiler, Türkiye'nin siyasi sığınma sağlama kararı gibi nedenlerle uzun süreli bir durgunluk dönemi geçirmiştir. Bu durum, yumuşak güç stratejilerinin uygulanmasında bağlamsal zekanın ve yerel dinamiklerin önemini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, uzun vadede Türkiye'nin bölgedeki politikaları daha pragmatik ve gerçekçi bir yaklaşımla olgunlaşarak, ekonomik çıkarlarla desteklenen kalıcı ilişkilerin önünü açmıştır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazarlar, Türkiye'nin son on yılda komşu bölgelerdeki dalgalanmalar nedeniyle Davutoğlu'nun jeopolitik söyleminin sınırlılıklarının ortaya çıktığını belirtir. Buna karşılık, Kutlay ve Öniş'in, Türkiye'nin yumuşak güç yetenekleri ve çok taraflı diplomasi ilkelerine odaklanan erken AK Parti dönemi dış politika uygulamalarına dönerek hala aktif bir bölgesel ve küresel rol oynayabileceği argümanına değinerek, bu çalışmanın bulguları ile literatürdeki tartışmaları harmanlamaktadırlar(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Bu çalışma, Egresi ve Kara'nın dış doğrudan yatırım kararlarının yalnızca ekonomik olmadığını, kültürel olarak daha yakın pazarların tercih edildiğini belirten argümanına atıfta bulunarak, kültürel yakınlığın yatırım kararlarındaki rolünü desteklemektedir. Bu durum, Tacikistan'a yapılan Türk yatırımlarındaki düşüklüğü diğer Orta Asya ülkelerine kıyasla kültürel yakınlık farkıyla açıklayarak bulguları literatürle ilişkilendirmektedir(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Yazarlar, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bölgedeki faaliyetlerinin Türk İslamının devlet yapılarıyla uyumlu bir varyantını yaydığına dair Balcı ve Liles'ın tespitini alıntılayarak, Türkiye'nin dini diplomasi aracılığıyla kültürel etkisini literatürdeki tespitlerle doğrulamaktadır. Bu durum, Diyanet'in cami inşaatı, dini yayınlar ve personel eğitimi gibi soft power kapasitesine nasıl katkıda bulunduğunu gösterir(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Türkiye'nin Orta Asya'ya yönelik dış politikasının Soğuk Savaş sonrası dönemde şekillenmesi, ülkeye dış politikasını bölgesel ölçekte yeniden tanımlama ve yumuşak güç kaynaklarını kullanma fırsatı sunmuştur. Başlangıçtaki bölgesel liderlik heveslerinin zamanla yerini, ekonomik çıkarlar ve bağlamsal gerçekliklerle desteklenen daha pragmatik bir yumuşak güç stratejisine bırakması, Türk dış politikasının bu coğrafyada olgunlaştığını ve etkili bir bölgesel aktör haline geldiğini göstermektedir. Bu süreç, Türkiye'nin diğer bölgelerde uygulayacağı dış politika modelleri için de önemli bir deneyim sağlamıştır(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu makale, Türkiye'nin Soğuk Savaş sonrası dönemde Orta Asya'ya yönelik dış politikasının otuz yıllık evrimini kapsamlı bir tarihsel ve analitik bakış açısıyla ele almaktadır. Çalışma, ilk hevesli ancak kısıtlı katılım sürecinden, daha pragmatik ve kurumsallaşmış bir yaklaşıma geçişi detaylandırarak, yumuşak güç ve bölgeselciliğin kritik rolünü vurgulamaktadır. Makale, Türkiye'nin Orta Asya'daki deneyiminin, ülkenin diğer bölgelerdeki daha geniş yumuşak güç stratejilerine öncülük ettiğini ve bunları şekillendirdiğini savunarak, bu gelişmeleri yalnızca sonraki siyasi dönemlere atfeden basitleştirilmiş anlatılara karşı nuanced bir perspektif sunmaktadır.
Makale, Türk dış politikasında bölgeselcilik ve yumuşak güç kavramlarının Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) hükümetleriyle ilişkilendirilme eğilimine karşı çıkarak, bu yaklaşımların kökenlerinin Soğuk Savaş sonrası dönemin ilk yıllarına, yani 1991'e dayandığını Kaliber (2013) ve Bilgin ile Bilgiç (2011) gibi önceki çalışmaların argümanlarıyla destekleyerek göstermektedir. Özellikle Davutoğlu'nun dış politika vizyonunun ötesine geçerek, Turgut Özal ve İsmail Cem gibi isimlerin bölgeselci düşüncenin ilk mimarları arasında yer aldığını vurgulayarak literatüre katkıda bulunur. Ayrıca, Mango (1993) tarafından tanımlanan "Türk Modeli" kavramının ilk dönemdeki algılarını ve pratik sorunlarını analiz ederek, Türkiye'nin rolünün zaman içindeki olgunlaşmasını önceki çalışmaların ışığında değerlendirir.
Bu çalışma, Türk dış politikasının Orta Asya bölgesinde yumuşak güç araçlarını ve bölgeselci yaklaşımları nasıl geliştirdiğine dair ayrıntılı bir kronolojik ve tematik analiz sunarak literatür taramasına önemli katkılar sağlamaktadır. Makale, TİKA, TRT Avaz, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi devlet kurumlarının ve eğitim programlarının yumuşak güç diplomasisindeki işlevlerini somut örneklerle ortaya koymaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin Orta Asya'daki ekonomik entegrasyon çabalarını ticaret ve yatırım verileriyle destekleyerek, kültürel yakınlığın ekonomik ilişkiler üzerindeki etkisini vurgular. Çalışma, bu ilişkilerin iç siyasi dinamikler ve liderlik algıları nedeniyle karşılaştığı zorlukları da ele alarak, Türk dış politikasının bölgesel bağlamdaki karmaşıklığını derinlemesine anlamak için değerli bir çerçeve sunar.
Kaynakça
- Kutlay, M., Öniş, Z. (2021). Turkish Foreign Policy in a Post-Western Order: Strategic Autonomy or New Forms of Dependence?. International Affairs, 97(4), 1085-1104.
- Egresi, I., Kara, F. (2015). Foreign Policy Influences on Outward Direct Investment: The Case of Turkey. Journal of Balkan and Near Eastern Studies, 17(2), 181-203.
- Balcı, B., Liles, T. (2018). The Struggle over Central Asia Chinese-Russian Rivalry and Turkey’s Comeback. Insight Turkey, 20(4), 11-27.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · Literatür Taraması
Türkiye'nin Soğuk Savaş sonrası Orta Asya'ya yönelik dış politikasının, bölgeselcilik ve yumuşak güç unsurları çerçevesinde nasıl evrildiğini açıklamak.
Makale, Türkiye'nin Orta Asya'da yumuşak güç kaynaklarını kullanma deneyiminin, diğer bölgelere yönelik dış politika yaklaşımlarına nasıl bir model teşkil ettiğini detaylandırmaktadır. Bu, tez/makalenin ilgili bölümünde yumuşak gücün evrimini temellendirmek için kullanılabilir(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Türk Dizilerinin Orta Asya Gençliği Üzerindeki Kültürel Etkisi: Bir Karşılaştırmalı Çalışma
- Araştırma sorusu
- Orta Asya'daki genç yetişkinler arasında Türk televizyon dizilerini izleme oranları ve bu dizilerin Türk kültürü algıları, yaşam tarzı tercihleri ve Türkiye'ye yönelik tutumları üzerindeki etkisi Kazakistan ve Özbekistan örneklerinde nasıl farklılık göstermektedir?
- Yöntem taslağı
- Bu çalışma, Kazakistan ve Özbekistan'da Türk dizilerini izleyen genç yetişkinler arasında anketler ve odak grup görüşmeleri kullanılarak karma yöntemli bir araştırma deseni benimseyecektir. Anketler izleme alışkanlıklarını ve genel algıları nicel olarak ölçerken, odak grup görüşmeleri kültürel etki ve tutumların derinlemesine anlaşılmasını sağlayacaktır. Örneklem büyüklüğü, her iki ülkedeki genç nüfusu temsil edecek şekilde güç analizi ile belirlenecek ve veri doygunluğuna ulaşılana kadar görüşmeler devam edecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makale, popüler Türk dizilerinin Orta Asya'da Türk kültürü ve ürünlerine maruz kalmayı artırdığını ve ticaret ile turizme olumlu katkıda bulunduğunu belirtmektedir (PDF_PAGE=19). Ancak, Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan'daki yetkililerin zaman zaman 'ahlaki içerik' veya 'kültürel korumacılık' nedeniyle Türk dizilerini yasakladığına da değinilmiştir. Bu durum, dizilerin gençlik üzerindeki kültürel etkisinin ve farklı ülkelerdeki algılanışının araştırılması gerektiğini düşündürmektedir(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) gibi kurumların, Türkiye'nin Orta Asya'daki kültürel ve ekonomik yumuşak güç diplomasisindeki merkezi rolünü vurgulamak.
Makale, TİKA'nın kuruluşundan itibaren Orta Asya ve Kafkasya'ya sağladığı mali ve teknik desteğin, Türkiye'nin bölgedeki yumuşak güç politikalarının temelini oluşturduğunu somut verilerle ortaya koymaktadır. Bu bilgiler, yumuşak güç araçlarının etkinliğini tartışırken kullanılabilir(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Orta Asya'da Türk Yatırımcıların Karar Alma Süreçlerinde Kültürel Yakınlığın Rolü
- Araştırma sorusu
- Türk şirketlerinin Orta Asya'daki doğrudan yabancı yatırım (DYY) kararlarında kültürel, tarihsel ve dilsel yakınlık faktörleri, ekonomik ve siyasi istikrar gibi diğer faktörlere kıyasla ne derecede etkili olmaktadır?
- Yöntem taslağı
- Bu çalışma, Orta Asya'da yatırım yapan Türk şirketlerinin yöneticileriyle derinlemesine mülakatlar yaparak nitel bir araştırma deseni kullanacaktır. Mülakatlar, yatırım kararlarını etkileyen faktörler, kültürel yakınlığın algılanan önemi ve karşılaşılan zorluklar üzerine odaklanacaktır. Örneklem büyüklüğü, veri doygunluğuna ulaşılana kadar farklı sektörlerden ve ülkelerden yatırımcıları kapsayacak şekilde belirlenecektir. Veri analizi, tematik analiz yöntemiyle gerçekleştirilecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makale, Egresi ve Kara'ya atıfta bulunarak, şirketlerin yatırım yeri seçiminde kültürel faktörlerin ekonomik faktörler kadar önemli olduğunu ve kültürel olarak daha yakın pazarların tercih edildiğini vurgulamaktadır (PDF_PAGE=16). Tacikistan'daki düşük yatırım oranının kültürel yakınlık argümanıyla uyumlu olduğu belirtilmiştir. Bu durum, Türk yatırımcıların karar alma süreçlerinde kültürel yakınlığın ne kadar belirleyici olduğunu daha detaylı araştırmayı gerektirmektedir(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Tez veya makalede kullanım · Giriş
Türkiye'nin Soğuk Savaş sonrası dış politika dönüşümünde Orta Asya'nın, ülkenin bölgesel bir aktör olarak konumlanmasında ve yumuşak gücünü ilk kez kullanmasında oynadığı kritik rolü belirtmek.
Makale, Orta Asya'nın Türkiye'ye, dış politikasını bölgesel temelde yeniden şekillendirmek ve yumuşak güç kaynaklarını kullanmak için benzersiz bir fırsat sunduğunu ve bu deneyimin diğer bölgeler için bir model işlevi gördüğünü savunmaktadır. Bu argüman, çalışmanın giriş bölümünde veya problem durumunda kullanılabilir(Kahveci & Bonnenfant, 2023).
Türk Devletleri Teşkilatı'nın Eğitim ve Kültür Alanındaki Rolünün Üye Ülkeler Arası İşbirliğine Etkisi
- Araştırma sorusu
- Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesindeki eğitim ve kültür odaklı alt kuruluşlar (TURKSOY, Türk Akademisi vb.), üye ülkeler arasındaki akademik değişim programlarını, kültürel etkinlikleri ve ortak mirasın korunmasına yönelik projeleri ne ölçüde teşvik etmekte ve somut işbirliği çıktıları üretmektedir?
- Yöntem taslağı
- Bu araştırma, Türk Devletleri Teşkilatı ve ilgili alt kuruluşlarının yıllık raporları, faaliyet programları ve resmi belgeleri üzerinden belgesel analiz yapacaktır. Ayrıca, TDT bünyesinde görev yapan yetkililerle yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilerek, işbirliği süreçlerindeki başarı faktörleri ve karşılaşılan zorluklar derinlemesine incelenecektir. Niteliksel bir yaklaşımla, TDT'nin eğitim ve kültür diplomasisindeki etkinliği değerlendirilecektir.
Makaleyle bağlantısı: Makale, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (eski adıyla Türk Dili Konuşan Devletler İşbirliği Konseyi) bölgesel işbirliğinin kurumsallaşmasında önemli bir rol oynadığını ve TURKSOY, Türk Akademisi gibi alt kuruluşlara sahip olduğunu belirtmektedir (PDF_PAGE=18-19). Bu teşkilatın ve bağlı kurumlarının eğitim ve kültür alanındaki somut katkılarının ve üye ülkeler arası işbirliğine olan etkisinin detaylı bir şekilde araştırılması, makalenin vurguladığı kurumsallaşma sürecini daha iyi anlamamızı sağlayacaktır(Kahveci & Bonnenfant, 2023).