Demokratik yönetimlerde seçim bütünlüğünün korunması, halk iradesinin tecelli etmesi açısından kurumsal bir zorunluluktur. Türkiye'de 2017 referandumuyla kabul edilen ve yürütme yetkisini cumhurbaşkanında toplayan sistemin ardından seçimlerin adilliği ve rekabet koşulları akademik literatürde yoğun biçimde tartışılmıştır. Kamu medyasındaki dengesiz temsil, oy verme süreçlerindeki usulsüzlük iddiaları ve geçmiş seçimlerde gözlemlenen istatistiksel sapmalar, seçim güvenliğine dair kaygıları artırmıştır. Sayısal veri analitiğine dayanan seçim adli incelemeleri, oy ve katılım dağılımlarındaki doğal olmayan örüntüleri saptayarak hile risklerini değerlendirmektedir. Bu doğrultuda 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olası hile parametrelerinin büyüklüğü ve bölgesel oy kaymalarının yapısı çözümlenmesi gereken temel araştırma problemini oluşturmaktadır.
Bu çalışmanın amacı, 2023 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci ve ikinci turlarına ait sandık bazlı oy verilerini nicel adli analiz yöntemleriyle inceleyerek sandık basma ve seçmen baskısı gibi usulsüzlüklerin izlerini tespit etmektir. Yüksek Seçim Kurulu tarafından sağlanan turlar arası sandık düzeyindeki veriler (1. turda 191.872, 2. turda 192.214 seçim birimi) parametrik oy-katılım modelleri ve standartlaştırılmış seçim parmak izi testleri ile analiz edilmiştir. Araştırmada küçük sandıklardaki katılım ve oy artışlarını değerlendirmek için Jiménez ve arkadaşlarının geliştirdiği seçmen yönlendirme testi uygulanmıştır. Ayrıca birinci tur ile ikinci tur arasındaki oy kaymalarını belirlemek amacıyla çekirdek yoğunluk tahmini ve simetrik oy kayma dağılımı modeli kullanılarak aşırı sapma gösteren ilçeler tespit edilmiştir.
Analiz sonuçları, 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 2018 seçimlerine kıyasla istatistiksel hile parametrelerinin küçüldüğünü göstermektedir. Sandık basma testinde etkilenen sandık oranı birinci turda %2,4 (SD %1,9), ikinci turda ise %1,9 (SD %1,7) olarak hesaplanmış ve istatistiksel olarak anlamlılık düzeyinin altında kalmıştır. Seçmen baskısı testinde ise özellikle 100'den az seçmeni olan veya toplamda iki ve daha az sandığı bulunan uzak alanlarda yüksek oy ve yüksek katılım gösteren iki modlu bir dağılım saptanmıştır. Birinci turdan ikinci tura geçişte Recep Tayyip Erdoğan lehine yaşanan aşırı oy kaymalarının 342.000 ilave oya (%0,64) denk geldiği ve bu kaymaların Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki 38 ilçede yoğunlaştığı belirlenmiştir. Gözlemlenen bu toplam oy sapması, seçim sonuçunu değiştirecek %4,36'lık farkın altında kalmıştır.
Elde edilen bulgular, Türkiye'deki seçimlerde hile iddialarına yol açan istatistiksel sapmaların varlığını sürdürdüğünü ancak 2018 yılına göre etkisinin azaldığını doğrulamaktadır. Yazar, uzak bölgelerde gözlemlenen aşırı oy kaymalarının ve seçmen baskısı izlerinin literatürde tanımlanan ailevi veya ekonomik yönlendirme mekanizmalarıyla uyumlu olduğunu belirtmektedir. Seçim sonuçlarının Türkiye rejimi açısından çoğunlukla özgür fakat adil olmayan yapıyı pekiştirdiği ve siyasal rekabet alanını iktidar lehine eğdiği ifade edilmektedir. Bu çalışma, Türk siyaseti ve seçim güvenliği alanında araştırma yapan akademisyenler için oy sandığı düzeyinde veri madenciliği, adli seçim yöntemlerinin uygulanması ve bölgesel oy kaymalarının modellenmesi konularında somut ampirik ve yöntemsel bir referans sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, nicel seçim adli analizi (electoral forensics) kuramsal çerçevesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım, adil seçimleri seçmenlerin oy kullanma ve aday tercihi kararlarına dayanan büyük ölçekli doğal deneyler olarak ele alır. Seçim birimleri arasında beklenen istatistiksel simetri ve düzenliliklerden sapmalar; sandık basma (ballot stuffing) ve seçmen baskısı (voter coercion) gibi belirli müdahale biçimlerinin ürettiği ampirik parmak izleri (electoral fingerprints) ve mekanik modeller aracılığıyla sınanır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, Benford Yasası ve sayı bazlı hile testlerinden üreyip oy-katılım dağılımlarını modelleyen üretken seçim adli analizi literatürünü temel almaktadır. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde ve otoriter rejimlerde gözlemlenen seçmen baskısı, işyeri ve aile bazlı yönlendirme ile uzak bölgelerde hile yapma eğilimlerini inceleyen ampirik çalışmaları ele almaktadır.