Gelişmekte olan ekonomilerde işsizlikle mücadele ve istihdam olanaklarının artırılması, iktisat politikası yapıcılarının en temel hedefleri arasında yer almaktadır. Özellikle 1980 sonrası hız kazanan küreselleşme ve teknolojik ilerleme süreçleri, geleneksel emek-yoğun sektörlerde daralmaya yol açarak işsizliği yapısal bir sorun haline getirmiştir. Bu bağlamda hükümetler, özel sektöre sağlanan sübvansiyonlar, yatırım teşvikleri ve kendi işini kuranlara verilen destekler vasıtasıyla girişimcilik faaliyetlerini teşvik eden aktif politikalara öncelik vermektedir. Girişimciliğin yeni üretim alanları ve yenilikçi iş modelleri sunarak istihdama olumlu katkı yapması beklenmekle birlikte, ampirik literatürde girişimcilik artışının işsizlik üzerindeki etkilerine dair farklı bulgular mevcuttur. Türkiye ekonomisi de 1960'lardan bu yana yüksek işsizlik oranlarıyla mücadele eden ve güçlü girişimcilik potansiyeline rağmen istihdam yaratmada çeşitli engellerle karşılaşan bir yapı sergilemektedir.
Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı, Türkiye'de girişimcilik faaliyetlerinin istihdam ve işsizlik üzerindeki dinamik yansımalarını ekonometrik yöntemlerle ampirik olarak ortaya koymaktır. Araştırmada Ocak 2009 ile Aralık 2019 dönemine ait aylık veriler kullanılmış; Covid-19 pandemisinin getirdiği olağanüstü yapısal kırılmaların analizi saptırmaması adına 2019 sonrası dönem örnekleme dahil edilmemiştir. Girişimcilik göstergesi olarak, literatürdeki kendi hesabına çalışanlar değişkeninin ücretsiz aile işçilerini içerme kısıtını aşmak amacıyla TOBB tarafından yayınlanan yeni kurulan şirket sayıları tercih edilmiştir. İstihdam değişkeni TÜİK aylık istihdam sayılarıyla temsil edilirken, kontrol değişkeni olarak kapanan şirket sayıları modele eklenmiş ve tüm seriler TRAMO-SEATS yöntemiyle mevsimsellikten arındırılmıştır. Değişkenler arasındaki uzun ve kısa dönemli ilişkiler ARDL sınır testi yaklaşımı, FMOLS ve DOLS yöntemleri ile Granger nedensellik analizi çerçevesinde sınanmıştır.
Ekonometrik analizden elde edilen ampirik bulgular, Türkiye'de girişimcilik faaliyetlerindeki artışın uzun dönemde toplam istihdam üzerinde istatistiki olarak anlamlı ve olumlu bir etki yarattığını göstermektedir. ARDL model tahminlerine göre girişimcilik seviyesindeki yüzde 1'lik artış uzun dönemde istihdamı yaklaşık yüzde 0,69 oranında artırırken, FMOLS ve DOLS tahminleri de bu olumlu etkiyi doğrulamaktadır. Buna karşın, girişimcilikteki artışın işsizlik seviyesi üzerinde uzun dönemde beklenen istatistiki olarak anlamlı azaltıcı etkiyi yaratmadığı tespit edilmiştir. Şirket kapanışlarının ise istihdam üzerinde beklenildiği üzere negatif etkisi bulunsa da kısa dönemde eşanlı veya gecikmeli anlamlı bir etki üretmediği görülmüştür. Ayrıca Hata Düzeltme Modeli katsayısı negatif ve anlamlı çıkmakla birlikte, uzun dönem dengesinden sapmaların oldukça yavaş bir hızla kapandığını ortaya koymaktadır.
Elde edilen ampirik sonuçlar, Türkiye'de girişimciliğin istihdam oluşturma kapasitesine sahip olduğunu ancak işsizliği doğrudan düşürmede tek başına yeterli olamadığını göstermektedir. Yazar, ortaya çıkan bu çelişkili durumu girişimcilik becerilerindeki yetersizlikler ve başarısız yatırım analizleri ile açıklamaktadır. Çalışma, Türkiye'de girişimciliği destekleyen politikaların sürdürülmesinin istihdam artışı açısından kritik bir politika aracı olduğunu teyit ederken, girişimcilerin pazar koşulları ve nitelikli iş planı hazırlama konusunda eğitilmesinin önemini vurgulamaktadır. Bu çerçevede araştırma, ulusal literatürdeki indicator kısıtlarını aşarak girişimcilik-istihdam ilişkisine yönelik sağlam ampirik kanıtlar sunmakta ve gelecekteki lisansüstü tez çalışmaları ile politika analizleri için yöntemsel ve kuramsal bir temel oluşturmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, girişimciliğin yeni firmalar aracılığıyla rekabeti artırarak yeni iş alanları yarattığını savunan Schumpetergil büyüme ve istihdam teorik çerçevesine dayanmaktadır. Ayrıca işsizlik artışının fırsat maliyetini düşürerek bireyleri kendi işini kurmaya yönelttiğini öne sürün zorunlu girişimcilik (necessity entrepreneurship / refugee effect) yaklaşımı ile Schumpeter etkisi arasındaki iki yönlü etkileşim teorik altyapıyı oluşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Literatürde Oxenfeldt (1943), Birch (1979), Audretsch vd. (2001) ve Fritsch (2008) gibi çalışmalar girişimciliğin istihdam üzerindeki olumlu katkılarını vurgularken; Shane (2008) ve Haltiwanger vd. (2013) yeni kurulan küçük firmaların istihdama katkısının abartıldığını savunmaktadır. Türkiye literatüründe ise Özerkek ve Doğruel (2015) ile Apaydın (2018) kendi hesabına çalışanlar oranını kullanarak ilişkiyi incelemiş, bu çalışmada ise söz konusu ölçüm kısıtları giderilerek kurulan yeni şirket verileriyle analiz derinleştirilmiştir.