Siyasal iletişim ve demokratik katılım alanında, seçim dönemlerinde kullanılan nefret söylemleri ve ayrıştırıcı diller, bölünmüş toplumlarda seçmen davranışını doğrudan etkileyen kritik bir sorun alanını oluşturmaktadır. Nijerya'da 2023 genel seçimleri süreçinde, geleneksel basın organlarının yanisira sosyal medya platformlarının yaygınlaşması, etno-dinsel ve siyasi motivasyonlu nefret söylemlerinin görülmemiş boyutlara ulaşmasına zemin hazırlamıştır. Hausa, Yoruba ve Igbo gibi Baskın etnik gruplar ile farklı dinsel kimlikler arasındaki tarihsel gerilimlerin siyasi elitler tarafından oylari konsolide etmek amacıyla aracsellastirilmasi, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmekte ve demokratik kurumlara duyulan güveni zedelemektedir. Bu bağlamda çalışma, medya aracılığıyla yayılan nefret söylemlerinin seçmen tutumlarına, oy verme tercihlerine ve seçmen ilgisizliği olgusuna etkisini deneysel ve nitel verilerle açıklamayı hedeflemektedir.
Araştırma, nitel ve nicel tekniklerin birlikte kullanıldığı karma yöntem tasarımına dayanmaktadır. Nitel boyutta, 2023 başkanlık seçimi süreçinde öne çıkan adaylar ve siyasi figürlerin medya ile sosyal platformlardaki söylemleri nitel içerik analizi ve tematik kodlama yoluyla incelenmiş; etnik, dinsel ve cinsiyet temelli aşağılayıcı ifadeler ve nefret söylemleri sınıflandırılmıştır. Nicel boyutta ise Nijerya'nin en büyük ticari ve medyatik merkezi olan Lagos eyaletinde oy kullanan veya katılım göstermeyen seçmen evrenini temsil etmek üzere uygun örnekleme yöntemiyle 385 kişiye çevrim içi anket uygulanmıştır. Veriler betimsel istatistikler ve yüzde dağılımları ile çözümlenerek seçmenlerin nefret söylemine dair algıları ve tutumsal tepkileri belirlenmiştir.
Bulgular, siyasi elitler ve parti destekçileri tarafından yürütülen seçim kampanyalarında nefret söylemi, etnik profil çıkarma ve dinsel kutuplaşma söylemlerinin son derece yaygın bir şekilde aracsellastirildigini göstermektedir. Ankete katılanların yüzde 87 virgül 3'u medya kanallarında nefret söylemine maruz kaldığını bildirmitir. Ayrıca katılımcıların yüzde 73 virgül 2'si etno-dinsel ve siyasi motivasyonlu bu söylemlerin seçmenleri sandığa gitmekten caydirdigini ve seçmen ilgisizligini körüklediğini vurgulamıştır. Katılımcıların yüzde 46 virgül 5'i nefret söyleminin seçmenleri kendi etnik grubundan adaylara oy vermeye yönelttiğini, yüzde 77 virgül 5'i ise siyasi söylemlerin oy verme davranışlarını doğrudan etkilediğini ifade etmiştir.
Tartışma ve sonuç bölümünde yazar, elde edilen verileri Kampanya Söyleminin İşlevsel Kuramı çerçevesinde değerlendirmekte ve siyasetçilerin yapıcı politika tartışmaları yerine rakipleri itibarsizlastiran saldırı stratejilerine ağırlık verdiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, önceki literatürde Onah vd. (2021) ile Okolie ve Okoedion (2020) tarafından vurgulanan nefret söyleminin siyasal şiddet ve güvensizlik üretme işleviyle tam bir uyum sergilemektedir. Çalışma, medya ve siyaset alanında yürütülecek araştırmalar için hem geleneksel hem de dijital medyadaki ayrıştırıcı dilin seçmen davranışına etkisini somut verilerle sunmakta, toplumsal barışın korunması için medya okuryazarlığı ve yasal yaptırımların önemini vurgulayarak literatüre katkı sağlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, William Benoit tarafından geliştirilen Kampanya Söyleminin İşlevsel Kuramına dayanmaktadır. Bu kuram, siyasi adayların seçim kampanyalarında ovgu, saldırı ve savunma işlevlerini kullanarak seçmen tercihlerini şekillendirdiğini iddia eder.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma; Onah vd. (2021), Okolie ve Okoedion (2020), Robert vd. (2023), Queen (2021), Rasaq vd. (2017) ve Kekere-Ekun (2025) gibi Nijerya'da nefret söylemi, etno-dinsel çatışmalar ve siyasal şiddet ilişkisini inceleyen literatüre dayanmaktadır.