Siyasal söylem araştırmalarında, kamuoyunu yönlendirme ve güç ilişkilerini biçimlendirme süreçlerinde dilin stratejik kullanımı merkezi bir konumda yer almaktadır. Uluslararası kriz dönemlerinde siyasi liderlerin parlamento kürsülerinden ilettikleri mesajlar, yalnızca yalın bilgi aktarımı içermeyip örtük edimler aracılığıyla toplumsal gerçekliği ve politika tercihlerini meşrulaştırmaktadır. Suriye iç savaşıyla tetiklenen küresel mülteci krizi, Almanya ve Avrupa Birliği siyasetinde derin sosyo-politik tartışmalara yol açmıştır. Bu bağlamda, Almanya Şansölyesi Angela Merkel'in parlamentoda gerçekleştirdiği ulusal ve uluslararası politikalara dair konuşmanın edimbilimsel yapısı ve söylemsel stratejileri, siyasal iletişimin doğasını anlamak açısından kritik bir araştırma sorunu oluşturmaktadır.
Bu araştırmanın temel amacı, Angela Merkel'in Alman parlamentosunda mülteci krizine ilişkin gerçekleştirdiği siyasi konuşmayı Austin ve Searle'ün söz edimi kuramı çerçevesinde eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelemektir. Nitel araştırma desenine sahip çalışmada, Merkel'in konuşmasından rastgele seçilen 97 cümle çözümleme birimi olarak belirlenmiş ve bu cümleler düzsöz, edimsöz ile etkisöz kategorilerine göre kodlanmıştır. Veri analizinin güvenilirliğini artırmak amacıyla iki bağımsız kodlayıcı arasında uyum tekniği uygulanmış, tutarsızlıklar uzlaşıyla çözülerek kodlama şeması sürekli gözden geçirilmiştir. Çözümlemede Searle'ün yönlendirici, iddia edici, vaat edici ve duygu belirten edim alt kategorileri de kullanılarak dilin icrai işlevleri saptanmıştır.
Araştırmanın ampirik bulguları, Merkel'in söyleminde %59,08 (N=58) oranıyla en çok edimsöz eylemlerini kullandığını, bunu %29,89 (N=29) ile düzsöz ve %10,03 (N=10) ile etkisöz eylemlerinin izlediğini göstermektedir. Edimsöz kategorisi içinde vaat etme (%17,24), bildirme/raporlama (%13,79) ve önerme/tavsiye etme (%12,07) stratejileri öne çıkmaktadır. Söylemde dolaylılığın baskın bir nitelik taşıdığı, örtük ve bağlama bağımlı anlam kurma yollarının siyasi riski azaltmak, farklı dinleyici kitlelerine ulaşmak ve diplomatik muğlaklığı korumak amacıyla bilinçli olarak tercih edildiği saptanmıştır. Ayrıca konuşmada korkutma, ikna etme ve güdüleme gibi etkisöz stratejilerinin mülteci politikalarının kabulünü kolaylaştırmada kullanıldığı görülmüştür.
Sonuç olarak çalışma, edimbilim ile eleştirel söylem analizi arasındaki disiplinlerarası bağı ampirik düzeyde güçlendirmekte ve üst düzey siyasi iletişimde söz edimlerinin ideolojik işlevlerini açıklığa kavuşturmaktadır. Merkel'in konuşması, insani sorumluluk inşasını ve uluslararası işbirliği zorunluluğunu meşrulaştıran stratejik bir edim sergilemektedir. Elde edilen bulgular, siyasi liderlerin dolaysız ifadeler yerine örtük edimlerle kamuoyunu yönlendirdiğini doğrulamaktadır. Bu çerçevede araştırma, siyasal dilin icrai gücünü göstererek kriz yönetimi, parlamenter söylem ve uluslararası ilişkiler alanlarında çalışan araştırmacılar için mülteci politikalarının söylemsel inşasına dair kapsamlı ve kaynak izli bir referans sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Austin ve Searle tarafından geliştirilen Söz Edimi Kuramı ile Van Dijk ve Fairclough geleneğine dayanan Eleştirel Söylem Analizinin nitel ve disiplinlerarası bir bileşimine dayanmaktadır. Söz edimi kuramı ifadeleri düzsöz, edimsöz ve etkisöz olarak sınıflandırırken; eleştirel söylem analizi bu edimlerin güç ilişkileri, ideoloji ve meşruiyet inşasındaki rollerini çözümlemektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, siyasal söylemde edimbilimsel yaklaşımları, liderlerin kriz dönemlerindeki dilsel stratejilerini ve parlamenter tartışmalarda söz edimlerinin dağılımını inceleyen geniş bir literatürü ele almaktadır. Mada (2018), Rotich vd. (2021), Rakaj (2022), Reinig vd. (2024) ve Mardiana vd. (2025) gibi ampirik çalışmalarla ilişki kurularak, siyasi aktörlerin yönlendirici, iddia edici ve vaat edici edimleri kamuoyu oluşturma ve onay alma amacıyla nasıl kullandıkları tartışılmaktadır.