Uluslararası ilişkiler disiplininde güvenlik kavramının sınırları, Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte askeri tehdit odaklı geleneksel kalıpların ötesine geçerek çevre, ekonomi, göç ve toplumsal kimlik gibi yeni alanları kapsayacak şekilde genişlemiştir. Bu dönüşümün merkezinde yer alan Kopenhag Okulu ve onun temel teorik aracı olan güvenlikleştirme, siyasi otoritelerin sıradan konuları söylem edimleri (speech acts) yoluyla nasıl varoluşsal tehditlere dönüştürdüğünü açıklar. Suriye İç Savaşı bağlamında ise, Beşar Esad liderliğindeki rejimin sarsılan meşruiyetini yeniden inşa etmesi ve sivil göstericilere karşı uyguladığı şiddet dolu olağanüstü önlemleri gerekçelendirmesi ciddi bir analitik problem olarak ortaya çıkmaktadır. Konuyla ilgili literatürde otoriter rejimlerin direnci ve kimlik politikaları sıkça tartışılmakla birlikte, Esad'ın iç ve dış kitleleri ikna etmek için yürüttüğü dilsel stratejilerin bütüncül bir güvenlikleştirme analiziyle çözümlenmesi ihtiyacı önemini korumaktadır.
Bu çalışmanın temel amacı, Suriye İç Savaşı süresince Devlet Başkanı Beşar Esad'ın muhalefeti, mezhepsel ve etnik kimlikleri, bölgesel ve uluslararası aktörleri söylemleri aracılığıyla nasıl birer güvenlik tehdidi haline getirdiğini ortaya koymaktır. Araştırmada nitel bir metodoloji benimsenmiş, literatür taramasının yanı sıra Esad'ın krizin başlangıcı kabul edilen 30 Mart 2011 ile ateşkesin büyük ölçüde sağlandığı Mart 2020 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan 46 farklı konuşması ve mülakatı söylem ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Analizde Kopenhag Okulu'nun temel kavramsal araçları olan güvenlikleştirici aktör, izleyici kitle, referans nesnesi ve kolaylaştırıcı faktörler sistematik bir biçimde kullanılmıştır. Yazar, Esad'ın dil kullanımını sadece bir retorik olarak değil, doğrudan siyasi eylemleri meşrulaştıran ve toplumsal rızayı üreten birer 'söz edimi' olarak ele alarak ampirik verileri kuramsal zeminle birleştirmiştir.
Araştırmanın bulguları, Beşar Esad'ın muhalif hareketleri doğrudan El-Kaide, DEAŞ ve El-Nusra gibi radikal terör örgütleriyle ilişkilendirerek güvenlikleştirdiğini ve bu sayede demokratik hakların askıya alınmasını halk nezdinde haklı çıkardığını göstermektedir. Esad'ın söylem hamlelerinde hedef kitleye göre referans nesnesini stratejik bir şekilde değiştirdiği tespit edilmiştir; yerel Suriye halkına hitap ederken ülkenin bütünlüğü ve azınlıkların korunmasını ön plana çıkarırken, Rusya ve İran gibi bölgesel/küresel ortaklara hitap ederken bölgesel istikrarsızlık riskini ve ortak düşman olan İsrail veya Batı emperyalizmini vurgulamıştır. Ayrıca, rejim müttefiklerinin desteğini konsolide etmek için Ukrayna krizi gibi küresel çatışmaları da söylemine entegre ederek kendisini Batı karşıtı küresel bir mücadelenin parçası olarak konumlandırmıştır. Esad'ın bu pragmatik ve çok katmanlı söylem inşası, askeri müttefiklerinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki veto güçlerini kullanmalarını ve rejime doğrudan askeri destek vermelerini kolaylaştıran temel bir kolaylaştırıcı faktör işlevi görmüştür.
Elde edilen sonuçlar, Esad'ın yürüttüğü güvenlikleştirme sürecinin sadece askeri bir ayakta kalma mücadelesi değil, aynı zamanda kimliklerin, tarihi hassasiyetlerin ve dış tehdit algılarının ustalıkla manipüle edildiği söylemsel bir başarı olduğunu ortaya koymaktadır. Yazar, rejimin ayakta kalmasını sadece ordunun gücüyle değil, azınlık grupların desteğinin korunması, Sünni elitlerle kurulan ittifakların sürdürülmesi ve toplumsal korkuların yönetilmesi gibi çoklu faktörlerin birleşimiyle açıklamaktadır. Bu yönüyle çalışma, Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme kuramına toplumsal kimlik ve otoriter direnç ekseninde katkı sunarak literatürdeki teorik tartışmaları zenginleştirmektedir. Gelecekteki araştırmalar için, söylem edimlerinin sadece lider düzeyinde değil, medya ve diğer kurumsal aktörler gibi kolaylaştırıcı unsurlar üzerinden nasıl yaygınlaştırıldığını inceleme konusunda somut bir metodolojik zemin sunmakta ve Ortadoğu'daki güvenlik dinamiklerinin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Barry Buzan, Ole Waever ve Jaap de Wilde tarafından geliştirilen Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme kuramı üzerine inşa edilmiştir. Bu kuramın temel yapı taşları olan söylem edimi (speech act), referans nesnesi (referent object), güvenlikleştirici aktör (securitizing actor), izleyici kitle (audience) ve kolaylaştırıcı faktörler (facilitating factors) analiz çerçevesi olarak benimsenmiştir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışmada, Kopenhag Okulu'nun klasik güvenlik çalışmaları literatürü (Buzan 1991, Waever 1995, Buzan vd. 1998) ile Ortadoğu ve Suriye'deki otoriter rejimlerin dayanıklılığı, azınlık politikaları ve mezhepsel kimlik inşasına dair geniş bir literatür (Hinnebusch 2001, Zisser 2006, Lesch 2012, Philips 2013) ele alınmaktadır.