Bilgi ve iletişim teknolojilerinin çağdaş toplumlar ve özellikle demokratik sistemler üzerindeki etkileri, akademide uzun süredir hem ütopik hem de distopik perspektiflerin çatıştığı belirsiz bir alan olarak varlığını sürdürmektedir. Bu belirsizlik ortamında, geleneksel siyaset bilimi yaklaşımları teknolojiyi bireylerin davranışlarını dışarıdan etkileyen nötr bir araç olarak ele alma eğilimindedir. Oysa çağdaş siyasal yaşam, ne yalnızca fiziksel gerçeklikte ne de tamamen sanal bir alemde gerçekleşmekte; fiziksel ve dijital nesnelerin iç içe geçtiği karma bir gerçeklik zemininde vücut bulmaktadır. Bu çalışma, teknolojinin sadece bir araç olmadığını, aksine bireylerin dijital ağlardaki eylemleri aracılığıyla kendi varoluşlarını ürettikleri ontolojik bir düzlemi temsil ettiğini ortaya koymaktadır.
Araştırmanın temel amacını hayata geçirmek üzere, 2020 ABD başkanlık seçimi dönemi özel bir vaka olarak seçilmiş ve bu süreçte Twitter platformunda üretilen devasa veri setleri bilişim bilimi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Yöntemsel tasarımda, Twitter Stream API aracılığıyla Kasım 2020 tarihlerinde toplanan 150 binin üzerinde orijinal tweet ve 727 bin retweet verisi, Pandas, NumPy ve NetworkX kütüphaneleri kullanılarak işlenmiştir. Ağ topluluklarının haritalandırılması için Gephi yazılımı ve ForceAtlas-2 algoritmasından yararlanılmış, duygu analizi için Twitter-roBERTa-base modeli koşturulmuştur. Ayrıca seçim hilesi iddialarını incelemek amacıyla büyük dil modelleri ve çok ajanlı duruş tespiti yaklaşımını içeren yenilikçi bir hesaplamalı yöntem geliştirilmiştir.
Elde edilen ampirik bulgular, platformun tavsiye algoritmaları ve otomatik makine öğrenmesi süreçlerinin, geleneksel çoğulcu müzakere ortamını parçalayarak homojen ve insülar topluluklar yarattığını göstermektedir. Toplam 1.616 farklı topluluk arasında @realDonaldTrump ve @JoeBiden etrafında şekillenen iki büyük küme, tüm düğümlerin yüzde seksen sekizini domine etmiştir. Trump topluluğu, daha yüksek merkezilik değerleri, ağ içi yoğun etkileşimleri ve yüksek endogami oranıyla Biden topluluğuna kıyasla belirgin biçimde daha radikalleşmiş ve kapalı bir yapı sergilemiştir. Ağlar arası köprü düğümlerin yok denecek kadar az olması, gruplar arası olumsuz duygulanımı ve kutuplaşmayı tırmandırmıştır.
Çalışmanın sonuç ve tartışma bölümü, bu dijital yapılaşmanın demokratik müzakere kültürünü zayıflatarak yerine acklama yani onaylama pratiklerini ikame ettiğini vurgulamaktadır. Gerçek dünyada kurumlar ve deliller üzerinden yürütülen müzakereci doğruluk arayışı, sanal ağlarda oylama ve etkileşim yoğunluğuyla desteklenen alternatif bir gerçeğe dönüşmüştür. Bu durum, seçim hilesi gibi temelsiz komplo teorilerinin kitleler nezdinde mutlak birer hakikat gibi benimsenmesine zemin hazırlamış ve Kongre baskını gibi olaylarla sonuçlanan toplumsal çatışmaları tetiklemiştir. Araştırma, dijital platform mimarilerinin küresel demokrasiler üzerindeki yapısal tehditlerini kavramak ve içerik düzenlemeleri ile dijital okuryazarlık politikalarını formüle etmek adına somut bir analitik zemin sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Frankfurt Okulu'nun eleştirel teorisi, Habermas'ın iletişimsel eylem ve müzakereci demokrasi kuramı ile Heidegger'in varlık felsefesini harmanlayan disiplinler arası bir kuramsal çerçeve üzerine kurulmuştur. Araştırma, bireylerin dijital platformlardaki pratiklerini Heidegger'in çekiç metaforu ve gerçeklik-süreklilik kavramıyla ele alarak, teknolojinin dışsal bir araç olmadığını, aksine öznelerin dijital dünyada var olma biçimlerini kökten şekillendiren bir ontolojik zemin oluşturduğunu savunmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Araştırma, bilgi ve iletişim teknolojilerinin siyasal katılımı güçlendirdiğini öne süren iyimser yaklaşımlar ile yankı odaları, dezenformasyon ve kutuplaşmayı tetiklediğini savunan eleştirel çalışmalar arasındaki bölünmüş literatürü ele almaktadır. Bu bağlamda Milgram ve meslektaşlarının gerçeklik-süreklilik kavramı, Zuboff'un gözetim kapitalizmi eleştirisi, Sunstein ile Pariser'in filtre baloncukları analizleri ve Elster'in karar alma pratikleri literatürü çalışmanın merkezinde yer almaktadır.