Siyasal iletişim ve toplumsal hareketler literatüründe, dijital platformlar ile kitle mobilizasyonu arasındaki ilişki özellikle Arap Baharı ve Gezi Parkı protestolarından bu yana yoğun bir biçimde tartışılmaktadır. Şebekeleşmiş toplum kuramları çerçevesinde yeni medya teknolojileri, geleneksel medyanın sansürlendiği veya vesayet altına alındığı kriz anlarında yurttaşların bilgiye erişimini, yatay örgütlenmesini ve ortak bir direniş kimliği inşa etmesini kolaylaştıran kritik bir araç olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte, dijital platformların sunduğu bu olanaklar eşzamanlı olarak dezenformasyon ve sahte haber risklerini de barındırmaktadır. Bu çalışma, söz konusu teorik tartışmalar bağlamında, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sürecinde Facebook ve Twitter'ın yurttaş mobilizasyonundaki ve kamuoyu iletişimindeki rolünü incelemeyi amaçlamaktadır.
Çalışmanın temel amacı, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ve sonrasında Türk vatandaşlarının sosyal ve dijital medyayı hangi amaçlarla ve nasıl kullandıklarını nitel web içerik analizi yöntemiyle çözümlemektir. Bu doğrultuda araştırmacı, SETA tarafından hazırlanan rapor verilerini temel alarak olay anına ilişkin kritik zaman aralıklarını, öne çıkan etiketleri (hashtag), anahtar kelimeleri ve etkileşimi yüksek kullanıcı hesaplarını belirlemiştir. Twitter cephesinde olayların başlangıç ve bitiş saatlerine karşılık gelen ilk ve son 50 tweet ile trend başlıklar incelenmiş; Facebook tarafında ise en çok takip edilen ve etkileşim alan iki ana sayfa ile gruplardaki gönderiler, fotoğraflar, canlı yayınlar ve yorumlar örnekleme dahil edilmiştir. Elde edilen veriler nitel içerik analizi ilkeleri doğrultusunda kategorize edilerek tematik bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
Araştırmanın bulguları, sosyal medya platformlarının darbe girişimine karşı yürütülen direnişte stratejik ve hayati bir işlev üstlendiğini göstermektedir. Veriler, 15-17 Temmuz tarihleri arasında yaklaşık 35 milyon tweet atıldığını ve darbe öncesinde günlük ortalama 5,6 milyon civarında olan tweet sayısının 16 Temmuz'da %223 artarak 18,6 milyona ulaştığını ortaya koymaktadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın FaceTime canlı yayını ve sonrasındaki çağrıları Twitter'da en yüksek etkileşimi almış; #DarbeyeHayır, #AtaturkHavalimani ve #MilletceMeydanlardayiz gibi etiketler kitlesel mobilizasyonun simgeleri haline gelmiştir. Facebook tarafında ise Facebook Live üzerinden yapılan canlı yayınlar ile oluşturulan destek sayfaları, yurttaşların duygu paylaşımını, görsel kanıt aktarımını ve ortak dayanışma duygusunu pekiştirmesini sağlamıştır. Öte yandan süreçte sahte asker fotoğrafları gibi dezenformasyon örneklerinin de hızla yayıldığı saptanmıştır.
Çalışmanın tartışma ve sonuç kısmında yazar, elde edilen bulguları Castells'in şebekeleşmiş toplumsal hareketler kuramı ve Gerbaudo'nun dijital aktivizm ile kolektif kimlik inşası yaklaşımlarıyla ilişkilendirmektedir. Darbe yanlılarının TRT ve TÜRKSAT gibi geleneksel yayın organlarını hedef alarak bilgi akışını kesme çabası, dijital ağların esnek ve merkeziyetsiz yapısı sayesinde boşa çıkarılmıştır. Makale, dijital platformların yalnız haberleşme değil, aynı zamanda görsel ve duygusal motivasyon araçlarıyla ortak bir kolektif kimlik ve direniş bilinci oluşturduğunu kanıtlamaktadır. Bu yönüyle çalışma, Türkiye'de dijital medyanın siyasal kriz anlarındaki mobilizasyon kapasitesini ve dezenformasyon dinamiklerini anlamak isteyen araştırmacılar için zengin bir ampirik ve kavramsal zemin sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Manuel Castells'in ağlaşmış toplumsal hareketler (networked social movements) ve iletişim gücü yaklaşımı ile Paolo Gerbaudo'nun dijital medyanın kolektif kimlik ve eylem çağrısı üzerindeki etkilerine dayanan kuramsal çerçeveyi benimsemektedir.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale; Castells (2009, 2015), Gerbaudo (2018), Bennett ve Segerberg (2012), Howard (2011) ile Polat (2005) gibi araştırmacıların dijital medya, siyasal katılım ve toplumsal hareketler üzerine geliştirdiği uluslararası literatürün yanı sıra Akın (2017), Karagöz ve Kandemir (2016) ve Ünver ile Alassaad (2016) gibi Türkiye'deki darbe girişimi ve medya ilişkisini ele alan yerel çalışmaları temel almaktadır.