Nicel araştırma makalesi incelemesi
DOI: 10.30785/mbud.1573206Türkiye'de Deprem Sonrası Kentsel Planlama: Hatay ve İstanbul'daki Afet Sığınak Sistemlerinin Değerlendirilmesi
Dünya genelinde deprem riski yüksek bölgelerde yer alan kentlerde, kentsel açık ve yeşil alan sistemlerinin afet sonrası acil toplanma, tahliye ve geçici barınma işlevlerini üstlenecek şekilde planlanması kentsel dirençliliğin temel unsurlarından biridir.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Gizem Dinç & Büşra Nur Gök
- Yayın
- Mimarlık Bilimleri ve Uygulamaları Dergisi (MBUD)
- Tarih
- 2024-12-12
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Kentsel alanların doğal afetler, özellikle de sismik hareketlilikler karşısındaki kırılganlığı, kentsel planlama ve afet yönetimi disiplinlerinin en temel inceleme konularından biridir. Afet risklerinin azaltılması ve dirençli kentlerin inşa edilmesi sürecinde, kentsel açık yeşil alan sistemlerinin afet sonrası acil toplanma, tahliye koridoru ve geçici barınma alanları olarak tasarlanması büyük önem taşımaktadır. Türkiye'de mevcut afet mevzuatı çoğunlukla yapısal güvenliğin artırılmasına ve afet sonrası müdahalelere odaklanırken, açık yeşil alanların bütüncül bir afet sığınak sistemi olarak planlanmasına yönelik yasal düzenlemeler yetersiz kalmaktadır. Bu durum, 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında Hatay'da yaşanan aksaklıklarla belirgin hale gelmiş ve olası Marmara depremi riski altındaki İstanbul gibi yüksek yoğunluklu metropollerde ampirik değerlendirmelerin yapılmasını zorunlu kılmıştır.
Araştırmada, 6 Şubat 2023 depreminden ağır etkilenen Hatay kent merkezi ile olası depremde yüksek risk altında olduğu değerlendirilen İstanbul'un Fatih ilçesi örneklem olarak seçilmiştir. Çalışmanın yöntemi, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında ArcGIS yazılımının Network Analyst aracı kullanılarak yürütülen nicel mekansal ağ analizlerine dayanmaktadır. OpenStreetMap, AFAD ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi verileri bir araya getirilerek acil toplanma alanları, açık yeşil alanlar ve çadır kentlerin mekansal dağılımı incelenmiştir. Yürünebilirlik analizlerinde bina çökme alanları (3.5 m tampon bölge), nehir yatakları ve kıyı şeritleri (100 m tampon bölge) gibi riskli güzergahlar ağdan çıkarılmış; 5, 10 ve 15 dakikalık yürüme mesafelerindeki erişilebilirlik ve hizmet alanları hesaplanmıştır.
Mekansal analiz sonuçları, Hatay merkezinde 419.490 kişilik nüfus için belirlenen 74 acil toplanma alanının hizmet alanının 118 km2 olduğunu, ancak Dursunlu, Subaşı ve Hasanlı gibi mahallelerde 15 dakikalık yürüme mesafesinde hiçbir toplanma alanının bulunmadığını göstermiştir. Deprem sonrasında Hatay'da 1,1 km2 büyüklüğünde 221 geçici barınma alanının oluştuğu ve bu alanların kent merkezindeki yeşil alan yetersizliği nedeniyle çeperdeki kırsal alanlara yayıldığı saptanmıştır. İstanbul Fatih ilçesinde ise 368.227 kişilik nüfus için belirlenen 191 acil toplanma alanının hizmet alanının 10 km2 olduğu, Sururi, Tahtakale ve Katip Kasım gibi mahallelerde erişimin bulunmadığı ve mevcut 0,9 km2'lik yeşil alan sisteminin hizmet alanının yalnız 0,7 km2 ile sınırlı kaldığı tespit edilmiştir.
Araştırmanın tartışma ve sonuç bölümlerinde, Hatay'da depremzedelerin yarı kırsal alanlara doğru çekilerek geçici barınma imkânı bulabildiği, ancak tarihi surlar ve denizle çevrili yoğun bir yapı stoğuna sahip Fatih ilçesinde böyle bir mekansal esnekliğin bulunmadığı vurgulanmaktadır. Elde edilen bulgular, Türkiye'de acil toplanma ve geçici barınma alanlarının afet öncesinde bütüncül bir açık yeşil alan sistemi şeklinde planlanmadığını ve mevzuatta bağlayıcı ilke eksikliği olduğunu göstermektedir. Çalışma, Japonya'daki afet dirençli park sistemleri örneğinde olduğu gibi, Türkiye'de de ülke, il ve ilçe ölçeğinde bütünleşik yeşil altyapı ve tahliye koridorlarının yasal mevzuata dahil edilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışmanın amacı, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında Hatay merkezindeki acil toplanma, geçici barınma ve açık yeşil alan sistemlerinin hizmet alanlarını ArcGIS Network Analyst aracıyla 15 dakikalık yürüme mesafesi kapsamında analiz ederek; elde edilen bulgular doğrultusunda olası büyük bir deprem riski taşıyan İstanbul'un Fatih ilçesindeki sığınma ve tahliye olanaklarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmek ve afetlere dirençli kentler için planlama önerileri sunmaktır(Dinç & Gök, 2024).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Bu çalışma, deprem sonrası sığınma ve tahliye süreçlerini mekansal erişilebilirlik perspektifinden değerlendirmek amacıyla ArcGIS yazılımının Network Analyst aracını kullanan karşılaştırmalı bir mekansal analiz yaklaşımı benimsemektedir(Dinç & Gök, 2024).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, kentsel afet yönetimi, dirençli kentler (resilient cities) ve açık yeşil alanların afet sonrası işlevselliği kuramsal çerçevesine dayanmaktadır. Literatürde kentsel açık yeşil alanların yalnızca rekreasyonel işlevleriyle değil, doğal afetler sırasında ve sonrasında toplanma, tahliye, lojistik dağıtım, geçici barınma ve psikolojik iyileşme işlevlerini üstlenen bir ikinci kent (second city) veya kentsel koruma altyapısı olarak ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışmada, afet risk azaltma ve dirençli kent tasarımı yazınından Godschalk (2003), McGregor (1998), Middleton (2007) ve Masuda (2014) gibi araştırmacıların kentsel açık alanların afet sonrası üstlendiği kritik rollere ilişkin yaklaşımları ele alınmaktadır. Ayrıca Türkiye bağlamındaki mevcut mevzuat ve planlama kriterlerini inceleyen Uzuner ve Akıncıtürk (2020), Çınar, Akgün ve Maral (2018), Şenik ve Uzun (2021) ile Uyar ve Özkan (2023) gibi çalışmalar değerlendirilerek, acil toplanma ve geçici barınma alanlarının mekansal erişilebilirliği ve mevzuat eksiklikleri tartışılmıştır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Hatay kent merkezinde depremden en çok etkilenen 61 mahalle (419.490 kişi) ve İstanbul'un Fatih ilçesindeki 57 mahalle (368.227 kişi) çalışma evrenini oluşturmaktadır.
- Örneklem veya araştırma materyali
- OpenStreetMap yol ve yeşil alan verileri, AFAD acil toplanma alanı veritabanı, İstanbul Şehir Haritası verileri ve Hatay için Google Earth üzerinden elde edilen uydu görüntüleri materyal olarak kullanılmıştır.
- Veri toplama süreci
- Çalışmada acil toplanma alanları, mevcut kentsel yeşil alanlar, Hatay'da deprem sonrası kurulan geçici barınma bölgeleri, yol ağları ve bina enkaz riski taşıyan tampon bölgelere dair mekansal veriler derlenmiştir.
- Veri analiz yöntemi
- ArcGIS Network Analyst aracıyla 5, 10 ve 15 dakikalık yürüme mesafeleri hesaplanmış; nehir yatakları, kıyı şeritleri ve bina çökme riski nedeniyle kapanma ihtimali olan yollar analizde kısıtlayıcı faktörler olarak tanımlanmıştır.
Araştırmanın Bulguları
Hatay merkezindeki 74 acil toplanma alanının hizmet kapasitesi incelendiğinde, Dursunlu ve Subaşı gibi nüfusun yoğun olduğu bazı mahallelerin 15 dakikalık yürüme mesafesinde hiçbir sığınma alanına erişemediği tespit edilmiştir(Dinç & Gök, 2024).
Hatay'da deprem sonrası ortaya çıkan geçici barınma ihtiyacı için yaklaşık 1,1 milyon metrekarelik bir alanın kullanıldığı, ancak kent merkezindeki yeşil alan yetersizliği nedeniyle çadır kentlerin çevre kırsal bölgelere yayıldığı belirlenmiştir(Dinç & Gök, 2024).
İstanbul Fatih ilçesindeki 191 acil toplanma alanının hizmet alanı kapasitesinin ilçenin sadece 10 kilometrekarelik bölümünü kapsadığı, Sururi ve Tahtakale gibi mahallelerde sığınma alanlarına erişimin standartların çok altında kaldığı görülmüştür(Dinç & Gök, 2024).
Kentsel açık yeşil alanların her iki şehirde de bir sistem bütünlüğünden yoksun olduğu, deprem anında bina enkazlarından kaçınarak güvenli tahliye sağlayacak sürekliliğe sahip yeşil koridorların bulunmadığı ortaya koyulmuştur(Dinç & Gök, 2024).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Hatay örneğinde elde edilen bulgular, resmi kurumlarca belirlenen acil toplanma alanlarının kentsel doku içerisinde her mahalle için eşit düzeyde erişilebilir olmadığını göstermektedir. Yazarlar, sığınma alanlarının sadece sayısal varlığının yeterli olmadığını, nüfus yoğunluğu ve yürüme mesafesi kriterlerinin stratejik bir planlama ile optimize edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
İstanbul Fatih ilçesi için yapılan analizler, yüksek nüfus yoğunluğu ve dar sokak dokusunun olası bir depremde tahliye süreçlerini felç edebileceğine işaret etmektedir. Literatürdeki benzer çalışmalarla uyumlu olarak, Fatih gibi tarihi ve yoğun dokulu alanlarda mevcut yeşil alanların sığınma kapasitesinin çok sınırlı olduğu ve afet anında bu alanlara ulaşımın yapısal enkaz riski altında olduğu açıklanmaktadır.
Tartışma bölümünde öne çıkan en kritik husus, yeşil alanların 'ikinci bir kent' işlevi görecek şekilde tasarlanmamış olmasıdır. Yazarlar, Japonya'daki depreme dayanıklı yeşil alan modellerini örnek göstererek, Türkiye'deki park sistemlerinin birbirine bağlı yeşil koridorlar üzerinden afet lojistiğini destekleyecek şekilde yeniden kurgulanmasının aciliyetini savunmaktadır.
Sonuç olarak, afet sonrası barınma ve tahliye planlamasının sadece kağıt üzerinde kalan senaryolardan ibaret olmaması için mekansal bir sistem tasarımına ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir. Kentsel açık yeşil alanların afet yönetimi stratejilerine entegre edilmesi, hem can kayıplarının azaltılması hem de afet sonrası iyileşme sürecinin hızlandırılması için temel bir gereklilik olarak sunulmaktadır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazarlar, binaların çevresindeki tutarlı ve yeterli açık alan miktarının sismik olaylar sırasında hayati önem taşıdığına dair literatür bulgusunu Hatay ve Fatih'teki mekansal yetersizliklerle karşılaştırarak desteklemektedir(Dinç & Gök, 2024).
Açık alan ağlarının afet sonrasında toplama, barınma ve hizmet dağıtımı gibi karmaşık işlevleri yerine getiren bir 'ikinci şehir' potansiyeli taşıdığı savı, Türkiye'deki parçacıl yeşil alan yapısının bu potansiyeli karşılayamadığı tespitiyle ilişkilendirilmiştir(Dinç & Gök, 2024).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Çalışma, kentsel yeşil alanların sadece rekreasyonel alanlar değil, afet dirençli kentlerin inşasında stratejik tahliye ve sığınma altyapıları olarak planlanması gerektiğini kanıtlamaktadır. Yazarlar, Türkiye'deki mevcut planlama yaklaşımlarının ve yasal düzenlemelerin, mahalle ölçeğinde erişilebilirliği garanti altına alan bütüncül yeşil yol ağlarını içerecek şekilde ulusal düzeyde revize edilmesini önermektedir(Dinç & Gök, 2024).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu çalışma, afet yönetimi ve şehir planlama yazınında ampirik bir köprü işlevi görmektedir. Depremlerin kentsel dokularda yarattığı fiziksel tahribatın ardından kentsel açık ve yeşil alanların üstlendiği sığınma ve tahliye rollerini CBS tabanlı mekansal analizlerle somutlaştırmaktadır. Hatay'daki 6 Şubat 2023 depremi sonrasındaki fiili geçici barınma pratiklerini veri seti olarak kullanarak, olası İstanbul depremi öncesinde Fatih ilçesindeki mevcut altyapının kapasitesini sörgülamaktadır. Böylece, teorik düzeyde kalan afet dirençliliği kavramını, yaya erişilebilirliği ve hizmet alanı yeterliliği üzerinden ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir analitik çerçeveye kavuşturmaktadır.
Çalışma, literatürdeki geleneksel bina dayanıklılığı ve deprem sonrası acil müdahale odaklı yaklaşımları genişleterek kentsel açık alan sistemlerinin planlanmasına odaklanmaktadır. Allan ve Bryant (2010) ile Masuda (2014) gibi araştırmacıların vurguladığı, açık alanların afet sonrasında karmaşık işlevleri barındıran ikinci bir kent haline geldiği kuramsal temeline dayanmaktadır. Ancak bu kuramsal yaklaşımı, yaya yollarındaki enkaz riskini (Golla, 2020) ve nehir/kıyı şeridi gibi güvensiz tampon bölgeleri (Walker vd., 2024) yürüyüş ağından hariç tutarak daha gerçekçi ve kentsel engelleri hesaba katan bir ağ analizi yöntemiyle ileriye taşımaktadır.
Literatür taramalarına metodolojik ve ampirik düzeyde önemli bir derinlik kazandırmaktadır. Afet sığınak sistemlerinin planlanmasında salt sayısal yeterlilik veya kişi başına düşen yeşil alan miktarının ötesine geçilmesi gerektiğini gösteren güçlü bir kanıt sunmaktadır. Mahalle ölçeğindeki mekansal adaletsizlikleri ve sığınak alanlarına erişim eşitsizliklerini CBS tabanlı 15 dakikalık yürüme mesafesi analiziyle ortaya koyarak, ulusal afet planlarının coğrafi bilgi sistemleri entegrasyonuna duyduğu ihtiyacı belgelemektedir. Bu yönüyle kentsel yeşil altyapının bir lüks değil, kentsel güvenlik ve hayatta kalma altyapısı olduğunu literatüre tescil etmektedir.
Kaynakça
- Godschalk, D. R. (2003). Urban hazard mitigation: Creating resilient cities. Natural hazards review, 4(3), 136-143.
- Allan, P., & Bryant, M. (2010). The critical role of open space in earthquake recovery: a case study. NZSEE Conference.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · literatüre-review
Afet sığınma alanlarının kentsel mekandaki dağılımı ve erişilebilirliği her mahallede homojen değildir.
Çalışmada, Hatay ve İstanbul Fatih'teki sığınma alanlarının 15 dakikalık yürüme mesafesinde her mahalleyi kapsamadığı bulgusu bu iddiayı desteklemek için kullanılabilir(Dinç & Gök, 2024).
Tarihi Kent Dokularında Bina Yıkım Enkazının Acil Toplanma Alanlarına Yaya Erişimine Etkisinin Simülasyonu
- Araştırma sorusu
- Tarihi kentsel sit alanlarındaki bina yükseklikleri ve sokak genişlikleri dikkate alındığında, olası bir deprem anında enkaz birikimi yaya erişimini hangi oranda engellemektedir?
- Yöntem taslağı
- Tarihi bir mahalle veya ilçedeki (örneğin Fatih veya Antakya tarihi merkezi) tüm binaların kat yükseklikleri ve sokak genişlikleri CBS ortamına aktarılacaktır. Golla vd. (2020) modeline uygun olarak, binaların yıkılma yarıçapları hesaplanarak sokakların kapanma olasılıkları simüle edilecektir. Ağ analiziyle, enkaz öncesi ve sonrası acil toplanma alanlarına erişim sürelerindeki değişimler mekansal olarak karşılaştırılacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Yazarların Fatih ilçesinde dar sokaklar ve bina yükseklikleri nedeniyle deprem sonrasında yolların kapanma riskinin yüksek olduğunu ve bunun sığınaklara erişimi engelleyeceğini belirtmesinden (PDF Sayfa 6 ve 11) esinlenilmiştir(Dinç & Gök, 2024).
Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeve
Afet sonrasında kentsel yeşil alanlar lojistik ve barınma işlevlerini üstlenen geçici bir ikinci kent kimliği kazanır.
Yazarların Allan ve Bryant (2010) referansıyla yeşil alanların afet sonrası üstlendiği karmaşık işlevleri kavramsallaştırdığı bölümler, tez çalışmasının teorik çerçevesinde kullanılabilir(Dinç & Gök, 2024).
Afet Sonrası Geçici Barınma Alanlarının Yer Seçiminde Çok Kriterli Karar Verme Analizi ve Japonya Afet Parkı Modelinin Entegrasyonu
- Araştırma sorusu
- Türkiye'deki birinci derece deprem bölgelerinde yer alan kentlerde, afet sonrası geçici barınma alanlarının konumlandırılması için en uygun alanlar hangi kriterlere göre belirlenmelidir?
- Yöntem taslağı
- Çalışma alanı olarak seçilecek bir pilot kentte, Li vd. (2013) kriterleri (kullanılabilirlik, erişilebilirlik, güvenlik) temel alınarak coğrafi veri katmanları (eğim, fay hatlarına uzaklık, kritik tesislere yakınlık, mülkiyet durumu) oluşturulacaktır. Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) veya başka bir çok kriterli karar verme yöntemiyle ağırlıklandırılan bu katmanlar CBS'de çakıştırılarak en uygun geçici barınma alanları tespit edilecektir.
Makaleyle bağlantısı: Yazarların Türkiye'de geçici barınma yerlerinin afet öncesinde yasal olarak belirlenmemiş olmasına ve Japonya'daki depreme dayanıklı park sistemlerinin örnek alınması gerektiğine dair yaptıkları vurgudan (PDF Sayfa 10 ve 11) türetilmiştir(Dinç & Gök, 2024).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Mevcut afet analizlerinde yaya yollarının enkaz ve diğer çevresel faktörlerle kapanma riski göz ardı edilmemelidir.
Makalede yol genişliği, bina enkaz tampon bölgesi ve kıyı/nehir şeritlerinin yaya ağından dışlandığı metodolojik sınırlamalar ve tartışmalar, tez tartışmasında yol kısıtları için kanıt olarak sunulabilir(Dinç & Gök, 2024).
Kentsel Yeşil Koridorların Afet Sonrası Güvenli Tahliye Rotaları Olarak Tasarımı ve Mekansal Süreklilik Analizi
- Araştırma sorusu
- Mevcut kentsel açık yeşil alanların doğrusal yeşil koridorlarla birbirine bağlanması, afet anında kesintisiz ve güvenli bir tahliye ağı sağlayabilir mi?
- Yöntem taslağı
- Pilot bir bölgede mevcut park ve yeşil alan parçacıllığı analiz edilecek, bu alanları birbirine bağlayabilecek doğrusal sokaklar, yaya yolları veya dere yatakları belirlenecektir. Carmona (2010) yeşil koridor teorisi çerçevesinde, enkaz riski taşımayan ve genişliği uygun olan bu bağlantı hatları güvenli yeşil tahliye rotaları olarak tasarlanacak ve mekansal süreklilik analizi yapılacaktır.
Makaleyle bağlantısı: Yazarların kentsel açık yeşil alanların parçasal (patches) yapıda olduğunu, deprem anında bina enkazlarından kaçınarak sığınma alanlarına erişim sağlayacak bütüncül bir yeşil yol/koridor ağının bulunmadığını saptamasından (PDF Sayfa 8 ve 11) yola çıkılmıştır(Dinç & Gök, 2024).