Akademik arama

Arama sonuçları

Deprem” için 13 doğrulanmış makale incelemesi bulundu.

Doğa Bilimleri · Fizik, Kimya ve Yaşam Bilimleri

Deprem Büyüklüğü Tahmini İçin İklimsel ve Sismik Veriye Dayalı Derin Öğrenme Modelinin Geliştirilmesi

Yer kürenin iklim sisteminde meydana gelen ısınma dalgalanmaları ve buzul erimeleri, litosfer üzerindeki kütle dağılımını ve gerilim dengelerini etkileyerek sismik aktivitelerle ilişkilendirilmektedir. Sismoloji alanında deprem büyüklüklerinin önceden tahmini karmaşık ve doğrusal olmayan jeofiziksel süreçler nedeniyle güçleşmektedir. Bu çalışmada, küresel sıcaklık anomalileri ile tarihsel sismik parametrelerin birlikte işlenmesinin yapay zeka ve derin öğrenme modelleri aracılığıyla sismik kestirim doğruluğunu nasıl etkilediği araştırılmaktadır.

iklim değişikliğideprem tahminitransformer modeliLSTM — uzun kısa süreli bellekçift yönlü uzun kısa süreli bellek (Bi-LSTM)

Doğa Bilimleri · Fizik, Kimya ve Yaşam Bilimleri

Güney Calabria (İtalya) Büyük Depremlerinin Bölgesel Jeodinamik Bağlam Açısından İncelenmesi

Güney Calabria, Orta Akdeniz'in en aktif sismotektonik kuşağında yer alması sebebiyle tarihsel ve aletsel dönemde çok sayıda yıkıcı depreme sahne olmuştur. Bölgedeki sığ kabuk depremleri geleneksel olarak normal faylanma mekanizmalarıyla açıklansa da, jeodezik GPS verileriyle ölçülen düşük yatay genleşme gerilimi oranları ile sismik aktivitenin yüksekliği arasındaki uyuşmazlık jeodinamik tartışmaların odak noktasını oluşturmaktadır. Bu çalışma, Afrika-Avrupa levha yakınlaşması ile İyon litosferik diliminin geri yuvarlanması arasındaki karmaşık etkileşimin sığ sismisiteyi ve kabuk deformasyonlarını nasıl yönlendirdiğini açıklamayı hedeflemektedir.

depremlerjeodezik gerilimjeodinamikgüney Calabriaİtalya

Sosyal Bilimler · İşletme, Ekonomi ve İletişim

Türkiye'de Meydana Gelen Depremlerin Demografik Yapı ve Tarım Sektörü Üzerindeki Etkileri

Doğal afetler, özellikle sismik açıdan aktif fay hatları üzerinde yer alan ülkelerde sosyo-ekonomik sistemleri ve kırsal yaşam alanlarını derinden etkilemektedir. Afetlerin yol açtığı fiziki yıkım, yalnızca konut ve altyapı kaybıyla sınırlı kalmayıp, nüfus hareketlerini, yerleşim düzenlerini ve tarımsal üretim kapasitesini doğrudan sarsmaktadır. Tarım sektörü, arazi yapısındaki bozulmalar, sulama altyapısı ve ahırların tahrip olması, hayvan kayıpları ile kırsal iş gücünün göç etmesi nedeniyle afetlerden en yüksek düzeyde etkilenen alanlar arasındadır. Literatürde afetlerin makroekonomik etkileri incelenmekle birlikte, Türkiye'deki büyük depremlerin demografik değişimler ile tarımsal üretim göstergeleri arasındaki ilişkisini ampirik verilerle bütüncül biçimde ele alan çalışmalara duyulan ihtiyaç bu araştırmanın temel odağını oluşturmaktadır.

depremlerdemografik değişimtarım sektörükorelasyon analizikırsal göç

Mühendislik ve Teknoloji · Bilgisayar ve Elektrik Mühendisliği

2023 Kahramanmaraş, Hatay, Malatya ve Gaziantep Depremleri Dikkate Alınarak Diyarbakır Çüngüş Tarihi Taş Köprüsünün Sismik Çatlak Performansının Değerlendirilmesi

Tarihi yığma taş köprülerin uzun süreli sünme (sürünme) davranışlarının ve deprem altındaki sismik performanslarının doğru değerlendirilmesi, bu yapıların korunması ve geleceğe aktarılması açısından büyük önem taşımaktadır. Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan 18. yüzyıl yapısı Diyarbakır Çüngüş Köprüsü, 2023 Kahramanmaraş depremlerinden etkilenmiştir. Literatürde tarihi köprülerin analizinde ayrık eleman modellemesi, Burger-Creep malzeme modeli ve yansısız sınır koşullarının bir arada kullanılmasına dair sınırlı sayıda çalışma bulunması temel araştırma tartışmasını oluşturmaktadır.

DepremYığma Taş Kemer KöprüYansımayan Sınır Koşulu2023 Kahramanmaraş DepremleriSismik Analiz

Sosyal Bilimler · Toplum, Siyaset ve Kamu

Türkiye'de Deprem Sonrası Kentsel Planlama: Hatay ve İstanbul'daki Afet Sığınak Sistemlerinin Değerlendirilmesi

Dünya genelinde deprem riski yüksek bölgelerde yer alan kentlerde, kentsel açık ve yeşil alan sistemlerinin afet sonrası acil toplanma, tahliye ve geçici barınma işlevlerini üstlenecek şekilde planlanması kentsel dirençliliğin temel unsurlarından biridir. Türkiye'de yürürlükteki mevzuat ve kentsel planlama yaklaşımları ağırlıklı olarak yapı stoğunun güçlendirilmesine ve afet sonrası müdahalelere odaklanmakta; açık yeşil alanların afet sığınak sistemi olarak entegre edilmesine yönelik stratejik ve yasal düzenlemeler yetersiz kalmaktadır. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde Hatay kent merkezinde yaşanan deneyimler, acil toplanma alanlarının kentsel mekandaki yetersizliğini ve geçici barınma ihtiyacının kent çeperlerindeki kırsal alanlara taşmak zorunda kaldığını açıkça göstermiştir. Beklenen büyük Marmara depremi öncesinde İstanbul gibi yüksek nüfus yoğunluğuna ve sıkı bir kentsel dokuya sahip metropollerde, açık yeşil alanların erişilebilirliği ve hizmet kapasitelerinin Hatay örneği ışığında ampirik mekan analizleriyle değerlendirilmesi kentsel planlama ve afet yönetimi yazınında kritik bir araştırma sorusu oluşturmaktadır.

Depremdayanıklı şehirleryeşil alan sistemlerikentsel planlamaacil toplanma alanları

Sağlık Bilimleri · Klinik ve Halk Sağlığı

2015 Nepal Depremi Sonrasında Hastane Dayanıklılığı: Hastane Personeliyle Yapılan Yarı Yapılandırılmış Görüşmelerden Elde Edilen Bulgular

Afet risklerinin azaltılmasına yönelik küresel politikalarda hastanelerin dayanıklılığı stratejik bir unsur olarak görülmekle birlikte, mevcut hastane dayanıklılığı çerçevelerinin büyük ölçüde afet öncesi teorik kavramsallaştırmalara dayandığı ve saha gerçekliğiyle doğrudan sınanmadığı anlaşılmaktadır. Özellikle büyük ölçekli afetlerde ön saflarda görev yapan hastane personelinin yaşadığı mesleki, lojistik ve psikolojik süreçlerin hastane sisteminin bütüncül dayanıklılığına etkisi literatürde sınırlı biçimde ele alınmıştır. Bu durum, afet sonrası sağlık hizmeti sunumunda kurumsal uyum mekanizmaları ile bireysel çalışan dayanıklılığı arasındaki etkileşimin derinlemesine incelenmesini gerektirmektedir.

afetsağlık hizmetleri araştırmasıdepremhastane dayanıklılığınitel araştırma

Doğa Bilimleri · Fizik, Kimya ve Yaşam Bilimleri

SeismoQuakeGNN: Transformatör Destekli Modellerle Spasyo-Temporal Deprem Tahmini İçin Hibrit Bir Çerçeve

Sismik tahmin ve deprem büyüklüğü kestirimi, afet yönetimi ve can kayıplarının azaltılması açısından kritik bir öneme sahiptir. Geleneksel istatistiksel modeller ve makine öğrenimi yaklaşımları (Rastgele Orman, SVR, XGBoost vb.) deprem verilerindeki karmaşık, dinamik ve doğrusal olmayan ilişkileri çözmede sıklıkla yetersiz kalmaktadır. Bunun temel nedeni, depremlerin hem coğrafi konumlar arasındaki mekansal etkileşimleri hem de zaman serisi niteliğindeki zamansal korelasyonları barındırmasıdır. Alandaki güncel tartışmalar, bu spasyo-temporal (mekansal-zamansal) bağımlılıkların eş zamanlı olarak nasıl modelleneceği ve farklı sismik bölgelere genelleştirilebilecek yüksek doğruluğa sahip modellerin nasıl geliştirileceği sorusuna odaklanmaktadır.

sismik verirastgele orman regresyonugraf sınır ağıUzun Kısa-Süreli BellekSeismoQuakeGNN

Mühendislik ve Teknoloji · Bilgisayar ve Elektrik Mühendisliği

Lineament Analizine Dayalı Olarak Almalyk-Angren Sanayi Bölgesinin Sismik Aktivitesinin İncelenmesi

Sanayi bölgelerindeki sismik aktivitenin incelenmesi, insan faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkilerini anlamak ve sismik risk taşıyan alanlarda deprem öncüllerini belirlemek açısından büyük bir önem taşımaktadır. Çizgisellik analizi, uydulardan elde edilen uzaktan algılama verileri üzerinden jeolojik fay hatlarını ve çatlak sistemlerini tespit ederek sismik aktivite potansiyelini değerlendirmede kritik bir araç olarak öne çıkmaktadır. Ancak geleneksel görsel yorumlama yöntemlerinin zaman alıcı ve öznel olması, uzaktan algılama verilerinin otomatik analiz algoritmalarıyla işlenmesini gerekli kılmaktadır. Bu makale, karmaşık tektonik yapılara ve madencilik faaliyetlerine sahip Almalyk-Angren sanayi bölgesinde deprem öncesi ve sonrası çizgisellik dinamiğindeki değişimleri otomatik yöntemlerle ortaya koyma tartışmasına odaklanmaktadır.

ÇizgiselliklerDepremYoğunlukGül diyagramıLandsat 8

Doğa Bilimleri · Fizik, Kimya ve Yaşam Bilimleri

Betonarme Bina Yapılarının Uygulamalı Eleman Yöntemi ile Progresif Çökme Analizi

Progresif çökme, ekstrem olayların tetiklediği yerel bir hasarın yapı geneline yayılarak orantısız yıkıma yol açtığı kritik bir yapısal güvenlik sorunudur. Literatürde 1968 Ronan Point ve 2023 Kahramanmaraş depremleri gibi vakalar bu olgunun vahametini ortaya koymuştur. Mevcut tartışmalar, geleneksel yöntemlerin yapısal eleman ayrışmalarını modellemedeki yetersizliği üzerine odaklanmakta ve bu dinamik süreci daha hassas yakalayabilen Uygulamalı Eleman Yöntemi (AEM) gibi alternatif yaklaşımların etkinliğini sörgülamaktadır.

Uygulamalı Eleman Yöntemi (AEM)Progresif Çökme (PC)Betonarme (RC)Katı MekaniğiÇökme

Doğa Bilimleri · Fizik, Kimya ve Yaşam Bilimleri

Ölü Deniz Transformu Boyunca Sismik b-Değeri Değişimleri

Deprem sismolojisinde frekans-büyüklük dağılımını temsil eden Gutenberg-Richter ilişkisindeki b-değeri, bölgesel sismik tehlike analizlerinin en kritik parametrelerinden biridir. Laboratuvar deneyleri ve gözlemsel çalışmalar b-değerinin fay mekaniği, sismik moment salınımı ve diferansiyel stres ile ters orantılı bir ilişkiye sahip olduğunu gösterse de, aktif tektonik hatlar boyunca bu parametrelerin uzamsal ve zamansal olarak nasıl değiştiği ve yerel jeolojik yapılarla olan mekanik etkileşimi sismoloji camiasında tartışılmaya devam etmektedir. Bu çalışma, Ölü Deniz Transformu gibi kıtasal ölçekli aktif bir doğrultu atımlı fay hattında bu teorik kabullerin geçerliliğini test etmeyi amaçlamaktadır.

sismik moment salınımısismonojenik zonlarsismik boşlukuzamsal değişim analizizamansal değişim

Doğa Bilimleri · Fizik, Kimya ve Yaşam Bilimleri

Sismik Tehlike Değerlendirmesi İçin Sıradışı Bir Araç Olarak Jeoakışkanlar

Sismik tehlike değerlendirmesi (PSHA ve DSHA), geleneksel olarak geçmiş deprem kataloglarına ve sismotektonik verilere dayanmaktadır. Ancak deprem kayıtlarının zamansal eksikliği ve katalog yetersizlikleri, gelecekteki sismik tehlikelerin eksik hesaplanmasına neden olmaktadır. Son yıllarda, depreme eğilimli alanların belirlenmesi amacıyla morfo-yapısal imarlandırma ve örüntü tanıma yöntemleri gibi alternatif yaklaşımlar (REPA ve NDSHA) geliştirilmiştir. Bu çalışmada, kabuk deformasyon süreçlerinin ve geçirgenlik anomalilerinin dolaylı göstergeleri olarak jeoakışkanların (termal sular ve helyum izotopları) sismik tehlike değerlendirmelerine entegre edilmesi tartışılmakta ve bu akışkanların gizli sismotektonik süreksizlikleri belirlemedeki rolü araştırılmaktadır.

sismik tehliketermal sularhelyum izotoplarıısı akısı dağılımıS-dalgası dağılımı

Sağlık Bilimleri · Klinik ve Halk Sağlığı

Savaşların ve Doğal Afetlerin Yeni Çıkan ve Yeniden Tehdit Oluşturan Bulaşıcı Hastalıklar Üzerindeki Etkisi

Küresel ölçekte halk sağlığını tehdit eden yeni ortaya çıkan enfeksiyon hastalıkları (EID) ve yeniden önem kazanan bulaşıcı hastalıklar (REID), ekolojik dengesizlikler, iklim değişikliği, hızlı kentleşme ve küreselleşme gibi dinamiklerle karmaşık bir yapı kazanmaktadır. Bulaşıcı hastalıkların yaklaşık yüzde yetmiş beşinin zoonotik kökenli olması, insan ve hayvan yaşam alanlarının kesişim noktalarında riskin boyutunu artırmaktadır. Savaşlar, silahlı çatışmalar, depremler ve seller gibi insani ve doğal krizler; sağlık altyapılarını tahrip ederek, temel sanitasyon hizmetlerini aksatarak ve kitlesel nüfus hareketlerini tetikleyerek patojenlerin yayılımını hızlandırmaktadır. Bu çalışma, kriz durumlarının enfeksiyon hastalıklarının epidemiyolojisi üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini sentezleyerek literatürdeki nitel ve nicel kanıtları derlemeyi amaçlamaktadır.

yeni çıkan bulaşıcı hastalıklaryeniden tehdit oluşturan bulaşıcı hastalıklarsavaşlardoğal afetlerhalk sağlığı

Doğa Bilimleri · Fizik, Kimya ve Yaşam Bilimleri

Havza Etkisi Altında Antakya'da (Türkiye) Alan Karakterizasyonu ve Hasar Görebilirliğin İncelenmesi

Deprem mühendisliği ve sismolojik araştırmalarda, yerel zemin koşulları ve havza etkileri deprem dalgalarının genliğini, frekans içeriğini ve dolayısıyla yüzeydeki hasar potansiyelini belirleyen temel unsurlar arasında yer almaktadır. Yumuşak çökeller ile sert anakaya arasındaki derinlik ilişkisi, sismik dalgaların yansımasını ve odaklanmasını doğrudan etkileyerek deprem büyüklüğünün ötesinde yıkıcı etkilere yol açabilmektedir. Özellikle aktif fay hatları ve çöküntü havzaları üzerinde yer alan kentsel yerleşimlerde, anakaya derinliğinin ve zemin hassasiyet indeksinin mekânsal olarak yüksek hassasiyetle haritalanması, afet öncesi risk azaltma çalışmalarının ilk adımıdır.

AnakayaMikrotremorHasar görebilirlikBaskın periyodAntakya
Akademik Makale Arama | Makale Analizi