Sismolojik araştırmalar ve deprem mühendisliği uygulamalarında, yerel zemin koşullarının ve havza yapısının deprem dalgaları üzerindeki büyütme etkisi kritik bir inceleme konusudur. Özellikle aktif fay sistemlerinin kesişim noktasında ve alüviyal bir havza üzerinde kurulan Antakya kenti, tarihsel ve aletsel dönemlerde yıkıcı depremlerden önemli ölçüde etkilenmiştir. Sert anakaya üzerine oturan alüviyal ve gevşek çökeller, sismik dalgaların yüzeye ulaşırken genlik kazanmasına ve rezonans olaylarının tetiklenmesine neden olmaktadır. Bu çalışmada, Antakya kent merkezinin alan karakterizasyonu, sismik hasar görebilirliği ve anakaya derinliği ortam titreşimi ve kırılma mikrotremoru yöntemleriyle incelenerek kentsel sismik riskin mekânsal boyutları ortaya konulmuştur.
Araştırmanın amacını gerçekleştirmek üzere Antakya kent ağında gerçekleştirilen tek istasyonlu mikrotremor ve ReMi (Refraction Microtremor) ölçümlerinden faydalanılmıştır. Ölçümlerden elde edilen Yatay/Düşey spektral oranları (HVSR) üzerinden baskın titreşim frekansları (fo) ve genlik değerleri belirlenmiştir. ReMi ölçümleriyle sağlanan ilk 30 metredeki ortalama kayma dalgası hızları (Vs30) ile sondaj verileri korele edilerek anakaya derinliğini tahmin eden ampirik bağıntı katsayıları hesaplanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda sismik hassasiyet indeksi (Kg) hesaplanmış, ayrıca Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY-2018) doğrultusunda 50 yılda aşılma olasılığı %2, %10, %50 ve %68 olan farklı deprem seviyeleri için En Büyük Yer İvmesi (PGA) ve En Büyük Yer Hızı (PGV) değerleri çözümlenmiştir.
Araştırma bulguları, Antakya genelinde anakaya derinliğinin 21 ile 73 metre arasında değiştiğini ve rezonans frekansı ile örtü kalınlığı arasında üssel bir ilişki (H = 101 * fr^-0.988, R2 = %93.24) bulunduğunu göstermektedir. Kent merkezinde anakaya görece sığ bir yapı sunarken, çeperlere ve özellikle kuzeydoğuya doğru derinleşmektedir. Sismik hasar görebilirlik indeksi (Kg) analizlerinde, alanın doğu ve kuzeydoğu kesimlerinde Kg > 6 seviyelerine ulaşan hassas bölgeler tespit edilmiştir. Kayma dalgası hızının 406 m/s değerinin altına düştüğü alanlar hassasiyet eşiği olarak tanımlanmış, 475 yıllık tekrarlanma periyoduna sahip deprem seviyesinde kentsel alandaki PGA değerlerinin 0.43 g ile 0.47 g arasında değiştiği ve M=7.0 büyüklüğündeki bir senaryo depreminde doğu kesimlerde daha yüksek kayma gerinimlerinin oluşacağı belirlenmiştir.
Tartışma ve sonuç bölümünde elde edilen veriler, literatürdeki havza etkisi ve sismik mikrobölgeleme çalışmalarıyla karşılaştırılmıştır. Antakya kent merkezinde gözlenen yüksek baskın frekansların ve düşük periyotların yalnız zemin gevşekliğinden değil, aynı zamanda anakaya derinliğinin sığ olmasından kaynaklandığı gösterilmiştir. Buna karşın havza çeperlerinde derinleşen anakayaya bağlı olarak baskın frekansların düştüğü ve sismik büyütme ile Kg indeksinin yükseldiği saptanmıştır. Bu çalışma, mikrotremor verilerinden üretime dönüştürülen ampirik derinlik formülünün ve Kg haritalarının kentsel dönüşüm, altyapı planlaması ve sahaya özel yapısal tasarım süreçlerinde doğrudan bir veri kaynağı olarak kullanılabileceğini kanıtlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Nakamura tarafından geliştirilen Yatay/Düşey Spektral Oran (HVSR) kuramına ve microtremor verilerinden türetilen Sismik Hasar Görebilirlik İndeksi (Kg) teorik yaklaşımına dayanmaktadır. Zemin tabakası ile altındaki engineering bedrock arasındaki kayma dalgası hızı (Vs) tezatlığı, yüzey dalgalarının genlik büyümesini ve baskın titreşim periyodunu belirleyen ana mekanizma olarak ele alınmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Sismik mikro-bölgeleme ve alan etkisi literatüründe yer alan Nakamura (1989, 1997, 2000, 2008), Delgado vd. (2000), Ibs-von Seht ve Wohlenberg (1999) ile Parolai vd. (2002) çalışmaları doğrultusunda, frekans-derinlik ilişkileri ve Kg indeksinin zemin hasarı tahminindeki geçerliliği ele alınmıştır. Ayrıca Antakya bölgesinin jeolojik ve sismotektonik yapısını inceleyen Över vd. (2011) ve Büyüksaraç vd. (2014) çalışmaları bağlamında yerel zemin koşulları değerlendirilmiştir.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Antakya kent merkezi ve yakın çevresindeki alüvyonal ve sedimantör zemin alanları
- Örneklem veya araştırma materyali
- Antakya kent merkezinde 500x500 metre hücrelere bölünmüş ızgara sisteminde alınan 69 adet tek istasyon mikrotremor ölçüm noktası ile Vs30 hız profillerinin türetildiği 15 adet kırılma mikrotremoru (ReMi) ölçüm hattı
- Veri toplama süreci
- Tek istasyon mikrotremor ortam titreşimi kayıtları, ReMi (Refraction Microtremor) serisi yüzey dalgası ölçümleri, ivme kaydı verileri ve mevcut jeoteknik sondaj profilleri
- Veri analiz yöntemi
- Ortam titreşimi kayıtlarından HVSR (Yatay/Düşey Spektral Oranı) yöntemiyle baskın frekans ve büyütme analizi, p-f dönüşümü ile ReMi Vs dalgası profili modellemesi, üssel regresyon ile anakaya derinlik formülasyonu ve TBDY-2018 kriterlerine göre spektral ivme ile maksimum kayma gerinimi hesaplamaları
Anakaya DerinliğiMikrotremorSismik Hasar Görebilirlik İndeksi (Kg)Baskın Frekans (fo)Vs30 Kayma Dalgası HızıEn Büyük Yer İvmesi (PGA)En Büyük Yer Hızı (PGV)Maksimum Kayma Gerinimi (γmax)
01Rezonans frekansı ile anakaya derinliği arasında R2 belirleme katsayısı %93,24 olan üssel ve istatistiksel olarak güçlü bir ampirik ilişki tanımlanmıştır(Büyüksaraç et al., 2023).
02Antakya kent merkezinin kuzeydoğu kesiminde sismik hasar görebilirlik indeksi Kg değerinin 6 seviyesini aşması, bu bölgedeki zemin hassasiyetinin arttığına işaret etmektedir(Büyüksaraç et al., 2023).
0350 yılda %2 aşılma olasılığına sahip DD-1 deprem seviyesi için incelenen noktalarda en büyük yer ivmesi PGA değerleri 0,84 ile 0,93 g arasında değişmektedir(Büyüksaraç et al., 2023).
04Antakya genelinde mühendislik anakayası derinliğinin 21 ile 73 metre arasında değiştiği ve bu değerlerin Amik Ovası çevresindeki bölgesel verilerle uyumlu olduğu belirlenmiştir(Büyüksaraç et al., 2023).