Türkiye'nin gelişen ekonomisi, artan nüfusu ve sanayileşme ivmesi, ülkenin enerji talebinde her geçen yıl belirgin bir artışa yol açmaktadır. Yerli rezervlerin kısıtlı olması sebebiyle tüketilen petrol ve doğal gazın büyük bir bölümü ithalat yoluyla temin edilmektedir. Bu yüksek dışa bağımlılık oranı, ülkenin dış politikadaki hareket alanını etkilemekte ve enerji arz güvenliğini ulusal güvenliğin merkezine yerleştirmektedir. Akademik literatür incelendiğinde, Ankara'nın dış enerji adımlarını inceleyen çalışmaların çoğunlukla betimsel düzeyde kaldığı ve politika odaklı sürdürüldüğü görülmektedir. Bu çalışma, Türkiye'nin dış petrol ve doğal gaz stratejisini yönlendiren temel faktörleri Realizm ve Liberalizm teorik yaklaşımları ışığında derinlemesine inceleyerek literatürdeki önemli bir teorik boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.
Çalışmanın temel amacı, Türkiye'nin dış enerji stratejisinin arkasında yatan belirleyici dinamikleri saptamak ve bu dinamikler arasındaki etkileşimi kuramsal bir model çerçevesinde açıklamaktır. Nitel araştırma mantığına dayanan kavramsal ve kuramsal çözümleme yönteminin benimsendiği çalışmada, ikincil kaynaklar, resmi raporlar (ETKB stratejik planları, EPDK raporları) ve uluslararası enerji istatistikleri nitel içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Analiz sürecinde Realizm paradigmasının güç dengesi, egemenlik ve enerji jeopolitiği kavramları ile Liberalizm paradigmasının ticari karşılıklı bağımlılık, mutlak kazanç ve pazar mekanizmaları yaklaşımları bir arada kullanılmıştır. Böylece hem devletlerarası rekabetin hem de ekonomik işbirliklerinin dış enerji stratejisine etkileri eş zamanlı olarak çözümlenmiştir.
Araştırma sonuçunda Türkiye'nin dış petrol ve doğal gaz stratejisini yönlendiren beş temel belirleyici faktör tespit edilmiştir. Önem sırasına göre ilk sırada enerji güvenliği kaygıları yer alırken, bunu ülkenin bir enerji merkezine dönüştürülmesi hedefi, bölgesel jeopolitik gelişmeler, enerji ortaklarıyla yürütülen ticari işbirlikleri ve Türk enerji firmalarının yurt dışı yatırımları takip etmektedir. Realizm kuramı, enerji arz güvenliği kaygılarını, dışa bağımlılıktan kaynaklanan güvenlik risklerini ve bölgesel güç rekabetlerini açıklamada yüksek bir çözümleme gücü sunmaktadır. Liberalizm kuramı ise Türk iş dünyasının bölgesel yatırımlarını, Rusya ve İran gibi tedarikçi ülkelerle kurulan ticari karşılıklı bağımlılığın siyasi krizleri yumuşatıcı etkisini ve enerji şirketlerinin pazar odaklı yurt dışı açılımlarını anlamada açıklayıcı olmaktadır.
Çalışmanın tartışma ve sonuç kısmında vurgulandığı üzere, belirlenen beş temel dinamik zaman zaman birbiriyle örtüşmekte ve birbirini desteklemekte, kimi durumlarda ise çelişmektedir. Örneğin, kısa ve orta vadeli kesintisiz gaz tedarikini güvenceye almak amacıyla Rusya ve İran ile sürdürülen bağımlılık ilişkisi, tedarikçileri çeşitlendirerek tam anlamıyla bağımsız bir enerji merkezi olma hedefiyle çelişebilmektedir. Ancak yazarın ulaştığı en temel çıkarım, enerji güvenliği kaygısının diğer tüm belirleyici faktörlerin üzerinde yer aldığı ve bir çelişki durumunda stratejik kararların enerji güvenliği önceliğine göre şekillendiğidir. Bu çalışma, Türk araştırmacıların enerji diplomasisi, bölgesel boru hattı projeleri ve dış politika karar alma süreçleri üzerine yapacakları tez ve makale çalışmalarında kuramsal bir çerçeve sunması bakımından kritik bir kaynak niteliğindedir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Uluslararası İlişkiler disiplininin iki ana paradigması olan Realizm (Klasik Realizm, Neorealizm, Neoklasik Realizm ve Enerji Jeopolitiği) ile Liberalizm (Düzenleyici Liberalizm, Ticari Liberalizm ve Karşılıklı Bağımlılık) kuramlarını bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, Türkiye'nin enerji güvenliği (Babalı, Bilgin, Kardaş), enerji merkezi olma hedefi (Akhundzada, Tokuş, Krauer-Pacheco) ve bölgesel enerji denklemleri üzerine yürütülen geniş bir literatürle diyalog kurmaktadır. Çalışma, politika merkezli analizlerin ötesine geçerek Realizm ve Liberalizm teorik yaklaşımlarını bir arada kullanmasıyla mevcut literatürden ayrışmaktadır.