Orman ekosistemleri, karbon tutma ve iklim düzenleme gibi hayati işlevleri nedeniyle küresel çevre politikalarının merkezinde yer almaktadır. Ancak artan insan baskısı ve arazi kullanım değişiklikleri, orman peyzajlarında yapısal bozulmalara yol açmaktadır. Türkiye özelinde ormanların yüzde doksan dokuzunun devlet mülkiyetinde olması, orman hukukunun ve yönetişim mekanizmalarının arazi dinamikleri üzerindeki etkisini kritik hale getirmektedir. Mevcut literatürde uzaktan algılama verileriyle yapılan mekânsal analizler yaygın olsa da, yasal tanımlamaların ve yerel sosyo-ekonomik dinamiklerin bu değişimlere nasıl yansıdığı tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Çalışma, bu bağlamda hem teknolojik modellemeyi hem de yasal/yönetişim çerçevesini bir arada değerlendirerek alan yazındaki boşluğu doldurmaya odaklanmaktadır.
Bu araştırma, Denizli Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Bozdağ Orman İşletme Şefliği'nde 2000, 2012 ve 2024 yıllarını kapsayan yirmi dört yıllık bir dönemde arazi kullanımı ve örtüsü (LULC) değişimlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada yöntem olarak, geçmiş trendlere dayanarak gelecek projeksiyonları üreten CA-Markov modelleme yaklaşımı benimsenmiştir. Orman amenajman planlarından elde edilen sayısal vektör haritalar 25 metrelik mekânsal çözünürlüğe dönüştürülerek iğne yapraklı orman, geniş yapraklı orman, bozuk orman, tarım, yerleşim ve diğer alanlar olmak üzere altı ana sınıfta kategorize edilmiştir. Modelin geçerliliği, 2024 yılına ait gerçek veriler ile simülasyon sonuçlarının hücre bazlı karşılaştırılması ve benzerlik oranının hesaplanmasıyla doğrulanarak güvenilir bir tahmin zemini oluşturulmuştur.
Analiz sonuçları, 2000-2024 yılları arasında bölgedeki iğne yapraklı orman alanlarının yaklaşık yüzde 51,3'ten yüzde 59,4'e çıkarak belirgin bir genişleme gösterdiğini ortaya koymaktadır. Özellikle bozuk orman alanlarının rehabilite edilerek verimli orman yapısına dönüştürülmesi, bu artışın temel kaynağını oluşturmaktadır. 2024 yılına gelindiğinde, daha önce kayıtlarda yer almayan geniş yapraklı ormanların varlığı da rehabilitasyon çalışmalarının başarısı olarak kaydedilmiştir. CA-Markov simülasyonu, mevcut trendlerin sürmesi durumunda 2048 yılında iğne yapraklı ormanların toplam alanın yüzde 69,3'üne ulaşacağını öngörmektedir. Ancak tür çeşitliliği açısından geniş yapraklı ormanlarda bir azalma riski bulunduğu ve yerleşim alanlarındaki artışın düşük demografik baskı nedeniyle sınırlı kalacağı tahmin edilmektedir.
Elde edilen bulgular, Türkiye'deki katı koruma politikalarının ve devlet ormancılığı uygulamalarının orman varlığını artırmadaki etkinliğini ampirik olarak göstermektedir. Yazar, orman hukukundaki yasal tanımlamalar ile uzaktan algılama sonuçları arasındaki potansiyel uyumsuzluklara dikkat çekerek, modelleme çalışmalarına kurumsal ve yasal değişkenlerin dahil edilmesinin önemini vurgulamaktadır. Literatürde yer alan diğer çalışmalarla karşılaştırıldığında, bu çalışma yerel ölçekteki demografik düşüşün orman üzerindeki antropojenik baskıyı azalttığını ve sürdürülebilir yönetim için yasal/yönetişim odaklı yaklaşımların CBS analizleriyle bütünleştirilmesi gerektiğini kanıtlamaktadır. Sonuç olarak, bu tür modellerin orman amenajman planlarına entegrasyonu, ekosistem tabanlı yönetim stratejileri için stratejik bir öneri olarak sunulmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, arazi kullanım değişimlerini modellemek için Markov Zinciri modelini Hücresel Otomat (CA) ile bütünleştiren mekânsal-zamansal bir yaklaşım benimsemektedir. Markov modeli, geçmişteki geçiş olasılıklarına dayanarak gelecekteki durumları tahmin ederken; Hücresel Otomat bileşeni, komşuluk filtreleri aracılığıyla bu değişimlerin mekânsal dağılımını simüle etmektedir. Bu kuramsal yapı, orman büyümesi ve kentsel gelişim gibi kümelenmiş desenleri temsil etmekte etkilidir.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, küresel ölçekte arazi değişim bilimi literatürüne (Lambin, Turner, Verburg) ve Markov tabanlı modelleme çalışmalarına (Pontius, Khawaldah) dayanmaktadır. Türkiye'deki ormancılık literatüründe ise CBS tabanlı değişim analizi ve orman amenajman planlarının veri kaynağı olarak kullanımı üzerine yapılan araştırmalarla (Keleş, Bozali, Aksoy, Kaptan) ilişki kurmaktadır. Ayrıca Türkiye'deki 6831 sayılı Orman Kanunu'nun orman tanımı ve mülkiyet rejimi üzerindeki yasal etkileri ele alınmaktadır.