Küresel iklim değişikliği ve kuraklık koşullarına bağlı olarak sıklığı artan orman yangınları, Akdeniz ekosistemlerinde toprak jeokimyası ve besin döngüleri üzerinde kalıcı izler bırakmaktadır. Yangınlar sırasında bitki örtüsünün ve toprağın üst organik tabakasının yanması, yapıda biriken iz ve ağır metallerin serbest kalmasına, kül ile birlikte yeniden dağılmasına veya erozyonla taşınmasına yol açmaktadır. Yangın sonrasında uygulanan rehabilitasyon ve orman yönetim stratejileri ise toprağın stabilizasyonunu sağlarken bir yandan da kirleticilerin toprak profilindeki dikey ve yatay hareketliliğini belirlemektedir. Bu durum, yangın sonrası yönetimin ekosistem sağlığı ve toprak kirliliği riski açısından değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu araştırmada, 2021 yılı yazında Antalya Manavgat bölgesinde gerçekleşen büyük orman yangınından yaklaşık 2,5 yıl sonra (Ocak 2024), farklı yönetim stratejilerinin uygulandığı sahalardan toprak örnekleri toplanmıştır. Çalışmada kontrole ek olarak doğal rejenerasyona bırakılan, gradoni teraslama yapılan ve riperle dipkazan müdahalesi uygulanan dört farklı alan tanımlanmıştır. Yüzey topraklarından (0-5 cm) alınan örneklerde toprak organik maddesi ile birlikte toplam cıva ve mikrodalga yakma sonrası ICP-MS cihazı ile Fe, Ca, Al, Mn, Cr, Ni, Zn, Cu, Pb, Co ve As konsantrasyonları analiz edilerek tek yönlü tekrarlı ölçümler ANOVA ve Tukey testleriyle karşılaştırılmıştır.
Elde edilen bulgular, ağır mekanik müdahale içeren riperle dipkazan (RIP) uygulamasının toprak metal düzeylerinde en yüksek artışa neden olduğunu göstermektedir. RIP alanında Cr (223,22 mg/kg), Ni (150,54 mg/kg), Zn (156,18 mg/kg) ve As (6,72 mg/kg) konsantrasyonları diğer uygulamalara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Doğal rejenerasyon ve teraslama alanlarında ise eğimli topoğrafyaya bağlı erozyon ve kül sürüklenmesi nedeniyle metal seviyeleri daha düşük veya kontrol alanına yakın kalmıştır. Ayrıca cıva seviyeleri tüm yangın görmüş alanlarda kontrol sahasına kıyasla belirgin şekilde düşmüş, bu da cıvanın yangın sırasında termal buharlaşmayla kaybolduğunu doğrulamıştır.
Çalışmanın sonuçları, yangın sonrası orman restorasyon çalışmalarında kullanılan ağır mekanik araçların ve dipkazan işlemlerinin alt toprak katmanlarındaki ağır metalleri yüzeye çıkararak kirletici yükünü artırabileceğini ortaya koymaktadır. Tartışma bölümünde vurgulandığı üzere, topoğrafik eğim, kül birikimi ve toprak karıştırma düzeyi ağır metallerin toprak organik maddesiyle kurduğu bağları değiştirmektedir. Araştırma, Akdeniz ormanlarında yangın sonrası rehabilitasyon planlaması yapılırken erozyon kontrolü ile birlikte toprak jeokimyasal risklerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini göstermekte ve literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, yangın sonrası toprak jeokimyası, pirojenik organik madde oluşumu, termal mobilizasyon ve mekanik toprak müdahalelerinin iz eleman dinamikleri üzerindeki etkilerini açıklayan çevresel jeokimya ve toprak bilimi kuramsal çerçevesine dayanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Yangınların toprak kimyası ve ağır metal birikimi üzerindeki genel etkilerini ele alan çalışmalar bulunmakla birlikte, yangın sonrası uygulanan spesifik silvikültürel ve mekanik toprak hazırlığı tekniklerinin ağır metal mobilizasyonu ve dağılımı üzerindeki doğrudan etkilerini karşılaştırmalı olarak inceleyen literatür oldukça sınırlıdır.