Tarihsel dilbilim ve kültürel antropoloji alanında, ekonomik değeri düşük olan canlıların yerel dillerdeki adlandırılmaları (zoonimler), yazılı tarihin karanlıkta bıraktığı göç hareketlerini, nüfus temaslarını ve dilsel katmanları ortaya çıkaran son derece güçlü birer "dilsel fosil" işlevi görmektedir. Özellikle Balkanlar gibi çok dilli ve yoğun demografik hareketliliğe sahne olmuş bölgelerde, yerel halkların çevrelerindeki fauna ile kurdukları ilişkiler, baskın dillerin standartlaşma süreçlerinden kaçmayı başarmış alt katman kelimelerinde korunmaktadır. Ne var ki, Yunanistan ve çevresindeki bölgelerde modern dil atlaslarının eksikliği ve yerel ağızların hızla kaybolması, bu dilsel zenginliğin tarihsel-coğrafi dilbilim perspektifinden sistematik olarak incelenmesini zorlaştırmıştır. Bu çalışma, Avrupa'nın dilsel sıcak noktalarından biri olan Yunanistan coğrafyasında, kara kurbağası (Bufo bufo) üzerinden şekillenen zoonimleri ve bunlara eşlik eden folklorik inanışları mercek altına alarak, ülkenin dil ve demografi tarihine yeni bir pencere açmaktadır.
Araştırmanın temel amacı, Yunanistan genelindeki kara kurbağası zoonimlerinin çeşitliliğini, coğrafi dağılımını ve kökenlerini belgeleyerek, bu adlandırmaların dilsel ve antropolojik değerini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, otuz beş yılı aşkın bir süreye yayılan saha çalışmalarının yanı sıra sosyal medya platformları üzerinden yürütülen geniş kapsamlı anket çalışmalarıyla, 7.700'den fazla katılımcıdan veri derlenmiştir. Çalışmada sadece standart Yunanca ağızları değil; Arvanitçe (Arnavutça diyalektleri), Güney Slav diyalektleri, Pomakça, Ulahça (Aromanca) ve Türkçe (Gagavuzca) gibi bölgede konuşulan farklı dillerdeki terimler de kapsama dahil edilmiştir. Toplanan bu muazzam veri seti, coğrafi bilgi sistemleri (CBS) aracılığıyla haritalandırılmış ve rakım ile kullanılan zoonimler arasındaki ilişkileri test etmek amacıyla Kruskal-Wallis gibi istatistiksel analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır; böylece nitel antropolojik veriler nicel coğrafi analizlerle desteklenmiştir.
Ende edilen bulgular, Avrupa'nın diğer bölgelerinde kara kurbağası için yalnızca birkaç terim bulunurken, Yunanistan coğrafyasında tam 37 farklı zoonimin yaşadığını göstererek bu bölgenin olağanüstü dilsel çeşitliliğini gözler önüne sermektedir. Antik Yunancadaki "phrynos" teriminin ses değişimleriyle günümüze ulaşan "furnos" varyantlarından, 6. yüzyıldaki Slav yerleşimlerinin izini süren "zaba" kökenli terimlere kadar geniş bir yelpazede dağılım tespit edilmiştir. Özellikle "vuza" teriminin coğrafi olarak bölünmüş ancak tarihsel bir devamlılık gösteren yayılımı, Doğu Roma İmparatorluğu'nun Slav göçleri sırasında elinde tuttuğu bölgelerin dilsel sınırlarıyla birebir uyuşmaktadır. Benzer şekilde, "brasca" teriminin yaygınlığı, 11. ve 12. yüzyıllardaki Büyük Ulahya sınırları ve göçebe çobanlık yapan Sarakatsan topluluklarının göç yollarıyla paralellik göstermekte, zoonimlerin coğrafi bariyerlerden ziyade tarihsel-politik ağlar tarafından sınırlandırıldığını kanıtlamaktadır.
Çalışmanın tartışma ve sonuç kısmında, bu yerel zoonimlerin modern standart Yunancanın gelişimine ilişkin yerleşik doğrusal teorileri esnettiği ve dillerin aslında karmaşık bir "koineleşme" (koineization) süreciyle biçimlendiğini gösterdiği vurgulanmaktadır. Kara kurbağasının hayvanların memelerini emerek hastalıklara yol açtığı yönündeki yaygın ve asılsız folklorik inanışların, bu kelimelerin kırsal topluluklarda birer tabu veya uyarı unsuru olarak hayatta kalmasını kolaylaştırdığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, nesli tükenmekte olan yerel dillerin ve lehçelerin belgelenmesinin küresel etnolinguistik çeşitliliği korumadaki önemini ortaya koyarken, gelecekteki dilsel coğrafya ve antropoloji araştırmaları için yenilikçi bir metodolojik model sunmaktadır. Yerel faunaya ait adlandırmaların dilsel tarih araştırmalarında birer isogloss gibi kullanılabileceğini kanıtlayan bu yaklaşım, literatürdeki büyük bir boşluğu doldurmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Yunanistan coğrafyasında yaşayan ve yerel Yunanca ağızları ile Arvanitçe, Ulahça, Slavca, Türkçe gibi bölgede varlık gösteren yerli dilleri konuşan nüfus grupları.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Saha çalışmaları ve çevrimiçi sosyal medya platformları (Facebook grupları) üzerinden gönüllü olarak çalışmaya katılım sağlayan 7.700'ün üzerinde yerel kaynak kişi.
- Veri toplama süreci
- Otuz beş yıllık bir döneme yayılan saha araştırmaları, sosyal medya üzerinden yapılan anketler ve antik dönem kitabeleri ile şahıs adları kataloglarının (MÖ 600 - MS 200) taranması.
- Veri analiz yöntemi
- Elde edilen zoonimlerin SimpleMappr ile coğrafi haritalandırılması, R programı (ggplot2) kullanılarak yapılan Kruskal-Wallis istatistiksel analizleri ve karşılaştırmalı tarihsel dilbilimsel etimoloji çözümlemeleri.
zoonymsubstrate termkoineizationlinguistic fossilbufo bufodemographic history
01Antik Yunancadaki 'phrynos' (kara kurbağası) kelimesinin ses göçüşmesine (metatez) uğramış hali olan 'furnos' ve benzeri varyasyonlarının, Andros, Güney Eğriboz ve Trabzon kıyıları gibi arkaik Yunanca lehçelerinin hayatta kaldığı izole ceplerde hala muhafaza edildiği tespit edilmiştir(Davranoglou & Embirikos, 2023).
02Meme emen anlamına gelen 'vuza' teriminin, kara kurbağalarının besi hayvanlarının memelerini emdiğine dair asılsız halk batıllarından türediği ve 6. yüzyıldaki Doğu Roma İmparatorluğu idari sınırlarıyla örtüşen antik bir dilsel sürekliliğin kalıntısı olduğu gösterilmiştir(Davranoglou & Embirikos, 2023).
03Slavca kökenli 'zaba' (kurbağa) kelimesi ve türevlerinin coğrafi dağılımının, 6. yüzyıldan itibaren Balkanlar'a gerçekleşen yoğun Slav göçleri ve yerleşim sınırlarıyla tam bir paralellik gösterdiği, bu terimin Yunanca konuşanlar tarafından benimsenerek kırsal dile entegre edildiği belirlenmiştir(Davranoglou & Embirikos, 2023).
04Ulahça kökenli 'brasca' kelimesinin Yunanistan'daki en yaygın kara kurbağası zoonimi haline geldiği, bu durumun 11. ve 12. yüzyıllardaki 'Büyük Ulahya' yerleşim sınırları ve Sarakatsani gibi göçebe çoban topluluklarının tarihsel hareket kalıpları aracılığıyla yaygınlaştırıldığı doğrulanmıştır(Davranoglou & Embirikos, 2023).