Onaltıncı yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı İmparatorluğu, merkezi otoritenin sarsılması, askeri disiplinin bozulması ve taht verasetindeki belirsizlikler nedeniyle derin bir kriz dönemi içine girmiştir. Ahmed I döneminde kaldırılması hedeflenen kardeş katlı geleneğinin yerine getirilen ekber ve erşed sistemi, çocuk yaşta sultanların tahta çıkmasıyla birlikte taht kargaşalarını önleyememiş, aksine saray içi hiziplerin ve askeri isyanların artmasına zemin hazırlamıştır. Bu çalkantılı siyasi atmosferde tahta geçen genç padişahlar, imparatorluğun otoritesini korumak ve meşruiyetlerini tesis etmek adına farklı yollar izlemek zorunda kalmıştır. Araştırma, onyedinci yüzyılın bu karmaşık yapısal dönüşümünü anlamak için dönemin temel dinamiklerini ve karar alıcı mekanizmalarını incelemektedir.
Bu bağlamda hazırlanan çalışma, Sultan IV. Murad ve Sultan IV. Mehmed'in hükümdarlıklarını karşılaştırmalı bir yöntemle ele alarak onların kişisel eğilimlerini, ideolojik tercihlerini ve yönetim stratejilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Yazar, dönemin birincil kaynaklarına, kroniklere ve Osmanlı arşiv belgelerine dayanarak iki padişahın çocukluk deneyimlerinin, annelerinin vesayet rolünün ve saray çevrelerinin devlet yönetimi üzerindeki etkilerini çözümlemektedir. IV. Murad'ın erken yaşta karşılaştığı suikast girişimleri ve saray içi çatışmalar onun otoriter bir liderlik modeli benimsemesine yol açarken, IV. Mehmed'in nispeten korunaklı yetiştirilme tarzı ve annesi Turhan Sultan'ın yönlendirmeleri onun dindarlık eksenli bir meşruiyet arayışına yönelmesini beraberinde getirmiştir.
Elde edilen bulgular, IV. Murad'ın merkeziyetçi politikaları, mali disiplin sağlama çabaları, askeri reformları ve Safevilere karşı gerçekleştirdiği seferlerle mutlak monarşiyi yeniden tesis etmeye çalıştığını ortaya koymaktadır. Buna karşılık IV. Mehmed, devlet idaresini Köprülü ailesi gibi güçlü sadrazamlara devrederek daha çok avcılık ve dinî vakıflara odaklanmıştır. IV. Murad Kadızadeli hareketini siyasi bir araç olarak denetim altında tutarken, IV. Mehmed bu ultra-ortodoks hareketin sarayda güç kazanmasına göz yummuş ve hatta İstanbul'daki gayrimüslim mülklerine yönelik müdahalelerde bulunmuştur. Bununla birlikte, her iki hükümdar da imparatorluğun prestijini artırmak için askeri seferlere ve anıtsal mimari eserlere büyük önem vermiştir.
Sonuç bölümünde, iki padişahın saltanatlarının Osmanlı hanedan veraset sistemi üzerindeki uzun vadeli etkileri değerlendirilmekte ve bu durumun literatürdeki yeri tartışılmaktadır. IV. Murad tüm rakiplerini ortadan kaldırarak veliaht bırakmada başarısız olmuş ve kardeşinin tahta çıkmasıyla siyasi istikrarsızlığa yol açmışken, IV. Mehmed kardeşlerini idam ettirmekten kaçınarak hanedanın devamlılığını sağlamıştır. Yazar, bu durumun IV. Mehmed'in modern tarih yazımında genellikle göz ardı edilen en kalıcı mirası olduğunu vurgulamaktadır. Çalışma, onyedinci yüzyıl Osmanlı idari ve siyasi yapısındaki dönüşümleri anlamak açısından tarih yazımına önemli bir katkı sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, onyedinci yüzyıl Osmanlı siyasi tarihi bağlamında mutlak monarşi, hanedan meşruiyeti, ekber ve erşed veraset sistemi ile merkezîleşme kuramsal çerçevesine dayanmaktadır. Padişahların kişisel nitelikleri, ideolojik yönelimleri ve saray içi hizipler arasındaki güç mücadelesi tarihsel olgular ışığında analiz edilmiştir.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, onyedinci yüzyıl Osmanlı siyasî tarihi, Kadızadeli hareketinin toplumsal ve dinî etkileri, tımar sisteminin dönüşümü, hanedan veraset tartışmaları ve çağdaş kronikler ile arşiv belgelerine dayanan literatürle doğrudan ilişki kurmaktadır.