Küresel gıda sistemleri, iklim değişikliği, salgın hastalıklar ve jeopolitik çatışmaların etkisiyle artan bir baskı altındadır. Özellikle Orta Doğu bölgesi, sınırlı tarım arazileri, yetersiz su kaynakları ve yüksek nüfus artış hızları nedeniyle gıda arzında dışa, özellikle de Karadeniz havzasına aşırı derecede bağımlı bir yapı sergilemektedir. COVID-19 pandemisinin küresel tedarik zincirlerinde yol açtığı hasarlar henüz tam anlamıyla onarılamamışken, Rusya ve Ukrayna arasında patlak veren savaş bölgedeki gıda güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmeye başlamıştır. Bu durum, yalnızca bu iki ülkeden yapılan doğrudan buğday ve mısır ithalatının kesintiye uğramasını değil, aynı zamanda yükselen enerji fiyatlarının gübre maliyetlerini artırması gibi yapısal sorunları da tetikleyerek bölge genelindeki kırılganlıkları derinleştirmiştir.
Bu araştırmanın temel amacı, Ukrayna savaşının Orta Doğu ülkelerinin gıda güvenliği üzerindeki etkilerini ve bu etkilerin ülkelerin içsel sosyo-politik kırılganlıklarıyla nasıl etkileşime girdiğini bağlamsal bir yaklaşımla analiz etmektir. Çalışmada metodolojik olarak iki aşamalı bir yol izlenmiştir; ilk olarak UN Comtrade veritabanından alınan beş yıllık dış ticaret verileri analiz edilerek ülkelerin Rusya ve Ukrayna'ya olan tarımsal bağımlılık oranları hesaplanmıştır. İkinci aşamada ise bu bağımlılık oranları, Economist Intelligence Unit tarafından yayınlanan Küresel Gıda Güvenliği Endeksi skorları ile birleştirilerek ülkeler farklı risk gruplarına ayrılmıştır. Elde edilen bu kategorizasyon üzerinden, her bir risk grubundaki ülkelerin yerel tarım politikaları, depolama kapasiteleri ve kriz müdahale stratejileri vaka analizleri yöntemiyle derinlemesine incelenmiştir.
Araştırmanın bulguları, Ukrayna savaşının Orta Doğu üzerindeki etkilerinin ülkelerin gıda sektörü performansları ve siyasi-ekonomik istikrarlarına bağlı olarak oldukça değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Cezayir, Ürdün ve Türkiye gibi ülkeler düşük bağımlılık seviyeleri ya da güçlü yerel gıda sektörleri sayesinde kriz karşısında daha dirençli bir duruş sergilerken, Mısır ve Tunus gibi yüksek ithalat bağımlılığına sahip ülkeler ciddi mali yüklerle karşı karşıya kalmışlardır. Özellikle Lübnan, Sudan ve Yemen gibi zaten iç çatışmalar, yüksek enflasyon, para birimindeki devalüasyon ve yetersiz buğday depoları gibi yapısal krizlerle boğuşan ülkelerde gıda güvenliği varoluşsal bir tehdide dönüşmüştür. Bu kırılgan ülkelerde kriz, uluslararası insani yardımlar ve Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması gibi geçici mekanizmalar sayesinde tamamen bir kıtlığa dönüşmekten kıl payı kurtulmuştur.
Çalışmanın tartışma ve sonuç kısmında, Orta Doğu'daki gıda krizinin çözümünde salt kendi kendine yetebilirlik stratejilerinin bu arid coğrafyada sürdürülebilir bir illüzyondan ibaret olduğu vurgulanmaktadır. Yazar, literatürdeki gıda güvenliği tartışmalarına katkı sunarak, stratejik tahıl rezervlerinin genişletilmesi, tedarikçi çeşitlendirmesi ve tarımsal verimlilik artışının yanı sıra bölgesel iş birliği mekanizmalarının hayati önemini göstermektedir. Özellikle petrol ve gaz gelirleri artan Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin, Mısır, Yemen ve Lübnan gibi kırılgan ekonomilere sağladığı finansal destekler ve yatırımlar bölgesel istikrarın korunmasında tampon görevi görmüştür. Bu çalışma, gelecekteki akademik araştırmalar ve tez çalışmaları için gıda güvenliğini su-enerji-gıda neksusu ve bölgesel entegrasyon bağlamında incelemek isteyen araştırmacılara ampirik ve teorik bir zemin sunmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yer alan, Arap Ligi üyeleri ile Türkiye ve İran'ı kapsayan ve tarımsal emtia ticareti verileri bulunan ülkeler evreni.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Birleşmiş Milletler Comtrade veri tabanından elde edilen 2016-2020 dönemi dış ticaret istatistikleri, Economist Intelligence Unit Küresel Gıda Güvenliği Endeksi verileri ve ilgili akademik literatür ile uluslararası raporlar.
- Veri toplama süreci
- BM Comtrade veri tabanından tahıl, değirmencilik ürünleri, yağlı tohumlar ile bitkisel ve hayvansal yağ kategorilerindeki ticaret akışları derlenmiş, ayrıca gıda güvenliği endeksi alt kategorileri ile Scopus tabanlı akademik yayın taraması verileri toplanmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Ülkelerin Rusya ve Ukrayna'ya olan ithalat bağımlılık oranları hesaplanmış, bu oranlar Küresel Gıda Güvenliği Endeksi skorları ile birleştirilerek ülkeler göreli kırılganlık gruplarına ayrılmış ve ülke bazlı kriz bağlamları sentezlenmiştir.
gida guvenligiUkrayna savaziithalat bagimliligitahil stoklarisiyasi kirilganlikbölgesel is birligi
01Misir, tahil kategorisinde Ukrayna ve Rusya'dan 2016 ile 2020 yillari arasinda gerceklestirdigi milyarlarca dolarlik ithalatla kuresel ölçekte en buyuk ithalatcilar arasinda yer almaktadir(Al‐Saidi, 2023).
02Ukrayna savasi oncesinde kuresel bugday ihracatinin yaklaşik yuzde otuzunu gerceklestiren Rusya ve Ukrayna'ya yuzde otuz veya daha fazla oranli bugday bagimliligi olan elliden fazla ulke bulunmaktadir(Al‐Saidi, 2023).
03Orta Dogu ulkeleri, COVID-19 pandemisinin yarattigi tedarik zinciri aksamalari, tekrar eden kurakliklar ve siyasi krizler nedeniyle yüksek bir temel kirilganlik duzeyi ile savas ortamina yakalanmistir(Al‐Saidi, 2023).
04Korrele edilen bagimlilik oranlari ve gida guvenligi endeksi skorlari, Lubnan, Sudan ve Yemen gibi siyasi istikrarsizlik ve zayif gida sektörune sahip ulkelerin krizden en derinden etkilendigini göstermektedir(Al‐Saidi, 2023).
05Korfez is birligi konseyi ulkeleri yüksek enerji fiyatlarindan elde ettikleri artan gelirleri bölgesel yardim mekanizmalarinda kullanarak yerel krizlerin hafifletilmesinde aktif rol oynamaktadir(Al‐Saidi, 2023).