İçeriğe geç

Nicel araştırma · 2026

İklimsel Fiziksel Risklerin Kentsel Sürdürülebilirlik ve Dirençlilik Üzerindeki Etkisi Üzerine Bir İnceleme

Study on the impact of climate physical risks on urban sustainability and resilience

Okur sorusu

İklimsel fiziksel riskler kentsel sürdürülebilirliği nasıl etkiliyor?

İklimsel fiziksel riskler, kentsel sistemler üzerinde yerel düzeyde sınırlı bir savunma ve uyum mekanizmasını harekete geçirse de, komşu kentler üzerinde belirgin negatif mekânsal yayılma etkileri yaratarak bölgesel ölçekte net bir direnç kaybına yol açmaktadır.

Öne çıkanlar

  • Mekânsal Durbin Modeli analiz sonuçları, iklimsel fiziksel risklerin şehirlerin kendi kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik düzeyleri üzerinde sınırlı pozitif doğrudan etki yaptığını, ancak komşu şehirler üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve güçlü negatif mekânsal yayılma etkisi üreterek toplam etkiyi negatife dönüştürdüğünü göstermektedir.
  • Bölgesel heterojenlik analizleri, iklimsel fiziksel risklerin kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik üzerindeki etkilerinin Çin'in doğu ve orta bölgelerinde istatistiksel olarak anlamsız kaldığını, buna karşın altyapı düzeyi daha zayıf olan batı bölgesindeki şehirlerde ise pozitif ve anlamlı bir uyum tepkisini tetiklediğini ortaya koymaktadır.
  • Mekânsal aracılık analizi sonuçları, iklimsel fiziksel risklerin robot kurulum yoğunluğu ile ölçülen teknolojik yenilik seviyesini anlamlı şekilde artırdığını ve yükselen teknolojik yenilik kapasitesinin de kentsel sürdürülebilirlik ile dirençliliği doğrudan destekleyerek risk-teknoloji aktarım kanalını oluşturduğunu kanıtlamaktadır.
Yayın türü
Nicel araştırma
Yazarlar
Feiyan Wang ve 2 yazar
Dergi / alan
Doğa Bilimleri
Yıl
2026
Örneklem
2000-2023 yılları arasında Çin'de bulunan 177 il düzeyindeki şehre ait dengeli panel veri seti kullanılmıştır.
Veri kaynakları
Veriler Çin Şehir İstatistik Yıllığı, il ve belediye istatistik yıllıklar, CNRDS veri platformu, EPS veritabanı ve Guo ve diğerleri (2024) tarafından hazırlanan küresel iklimsel…
Analiz yöntemi
Kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik indeksinin hesaplanmasında Entropi Ağırlıklı TOPSIS yöntemi; mekânsal yayılma ve aktarım kanallarının analizinde Mekânsal Durbin Modeli…

İnceleme özeti

Küresel iklim değişikliğinin ivme kazanmasıyla birlikte aşırı sıcaklar, şiddetli yağışlar, sel ve kuraklık gibi iklimsel fiziksel riskler kentsel sistemlerin sürdürülebilirliğini ve şoklara karşı dirençliliğini tehdit eden ana unsurlar haline gelmiştir. Kentlerin nüfus, sanayi ve altyapı yoğunlaşma merkezleri olması, iklim şoklarına karşı hassasiyetlerini artırmakta ve bu durum yalnızca kentin kendi uzun vadeli kalkınma patikasını değil, bölgesel sosyo-ekonomik güvenliği de şekillendirmektedir. Literatürde kentsel gelişimin kalitesi çoğunlukla tek boyutlu göstergelerle ele alınmış, sürdürülebilirlik ve dirençlilik kavramlarının bütünleşik analizi ile iklim risklerinin idari sınırları aşan mekânsal yayılma dinamikleri yeterince incelenmemiştir. Bu araştırmanın temel araştırma problemini, iklimsel fiziksel risklerin kentlerin kendi bünyelerinde yarattığı doğrudan etkiler ile komşu kentler üzerinde ortaya çıkardığı mekânsal dışsallıkların bütüncül bir yaklaşımla tespit edilmesi oluşturmaktadır.

Çalışma kapsamında 2000-2023 yılları arasında Çin'de bulunan 177 il düzeyindeki kentin panel verileri kullanılarak kapsamlı bir analiz gerçekleştirilmiştir. Kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik düzeyi, ekonomik, sosyal ve ekolojik boyutlar ile risk direnci, uyum sağlama ve iyileşme potansiyelini içeren 21 alt gösterge üzerinden Entropi Ağırlıklı TOPSIS yöntemiyle hesaplanmıştır. İklimsel fiziksel risk verileri küresel iklim tehlikeleri veri setinden elde edilmiş; doğrudan ve dolaylı mekânsal etkileri çözümlemek amacıyla coğrafi-ekonomik yuvalanmış ağırlık matrisi ile Mekânsal Durbin Modeli (SDM) uygulanmıştır. Ayrıca, riskin kentsel dirençliliğe aktarım kanallarını belirlemek üzere robot kurulum yoğunluğu ile temsil edilen teknolojik yenilik ve genel bütçe harcamalarının GSYİH'ye oranı ile temsil edilen hükümet desteği değişkenleri dahil edilerek mekânsal aracılık modelleri sınanmıştır.

Elde edilen ampirik bulgular, iklimsel fiziksel risklerin kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik üzerinde 'hafif yerel iyileşme fakat güçlü yayılma zayıflaması' olarak adlandırılan mekânsal bir örüntü sergilediğini göstermektedir. Mekânsal Durbin Modeli sonuçlarına göre iklim risklerinin yerel düzeydeki doğrudan etkisi pozitif çıkarken, komşu şehirler üzerindeki dolaylı yayılma etkisi yüksek düzeyde negatif gerçekleşmiş ve net toplam etki anlamlı şekilde negatif olarak belirlenmiştir. Yerel düzeydeki pozitif etki, iklim baskısı altındaki kentlerin altyapı güçlendirme ve acil durum hazırlığı gibi savunmacı uyum tedbirlerini artırmasından kaynaklanmakta, ancak bu savunmacı adımlar komşu kentlerin kaynaklarını ve uyum kapasitesini zayıflatarak bölgesel düzeyde olumsuz dışsallık üretmektedir. Bölgesel heterojenlik analizinde ise gelişmiş altyapı ve yüksek uyum kapasitesine sahip doğu ve orta bölgelerde etki anlamsız kalırken, ekonomik ve altyapı bakımından daha kırılgan olan batı kentlerinde iklim baskısının dirençlilik artırıcı tedbirleri belirgin biçimde tetiklediği saptanmıştır.

Sonuç olarak çalışma, iklim risklerinin yönetiminde tekil belediye ölçeğindeki uygulamaların yetersiz kaldığını ve iklim uyum politikalarının bölgesel koordinasyon çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini kanıtlamaktadır. Teknolojik yenilik ve hükümet desteğinin 'risk-teknoloji-yönetişim' kanalı üzerinden üstlendiği kısmi aracılık rolü, iklim şoklarına karşı dijital izleme, erken uyarı ve kamusal finansman mekanizmalarının hayati önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Literatür taramaları açısından bu araştırma, iklim değişikliği ile kentsel dirençlilik arasındaki ilişkide mekânsal bağımlılığın dikkate alınmamasının tahmin yanlılığına yol açacağını göstermekte ve tez/makale çalışmalarında iklim politikalarının mekânsal ekonometrik yöntemlerle analiz edilmesine sağlam bir metodolojik zemin sunmaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, iklim risklerinin kentsel sistemlere aktarımını açıklamak üzere 'risk-teknoloji-yönetişim' kuramsal aktarım mekanizmasını ve mekânsal dışsallıklar kuramını temel almaktadır. İklim baskısının yerel düzeyde savunmacı uyum yatırımlarını ve teknolojik yenilikleri tetiklediği, ancak kıt uyum kaynaklarının yüksek riskli kentlere kayması nedeniyle komşu kentlerde negatif mekânsal yayılma ürettiği varsayılmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Mevcut literatür çoğunlukla iklim değişikliğinin kentsel ekonomik çıktı, karbon emisyonları veya çevre performansı gibi tekil boyutlarına odaklanmıştır. Bu çalışma ise sürdürülebilirlik ve dirençlilik kavramlarını bütünleştiren USR indeksini kurarak, iklim risklerinin mekânsal ekonometrik modeller (SDM) ve aracılık analizi çerçevesinde kentler arası dinamiklerini incelemekte, ampirik literatürdeki mekânsal bağımlılık ihmalini gidermektedir.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Bu çalışmanın amacı, 2000-2023 yılları arasında Çin'deki 177 il düzeyindeki şehir verilerini kullanarak iklimsel fiziksel risklerin kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik üzerindeki yerel ve mekânsal yayılma etkilerini tespit etmek, teknolojik yenilik ile hükümet desteğinin bu süreçteki aracılık rollerini açıklamaktır (Wang et al., 2026).

Yöntem ve yaklaşım

Çalışma, iklimsel fiziksel risklerin kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik üzerindeki mekânsal etkilerini ve aktarım mekanizmalarını incelemek üzere nicel-ampirik desende Mekânsal Durbin Modeli ve mekânsal aracılık analizi yaklaşımını benimsemiştir (Wang et al., 2026).

Evren veya inceleme alanı
Çin genelinde yer alan il ve üzeri düzeydeki şehirler evreni oluşturmaktadır.
Örneklem veya araştırma materyali
2000-2023 yılları arasında Çin'de bulunan 177 il düzeyindeki şehre ait dengeli panel veri seti kullanılmıştır.
Veri toplama süreci
Veriler Çin Şehir İstatistik Yıllığı, il ve belediye istatistik yıllıklar, CNRDS veri platformu, EPS veritabanı ve Guo ve diğerleri (2024) tarafından hazırlanan küresel iklimsel fiziksel risk veri setinden derlenmiştir.
Veri analiz yöntemi
Kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik indeksinin hesaplanmasında Entropi Ağırlıklı TOPSIS yöntemi; mekânsal yayılma ve aktarım kanallarının analizinde Mekânsal Durbin Modeli (SDM), En Çok Benzerlik Tahmincisi (MLE) ve mekânsal aracılık analizi kullanılmıştır.
İklimsel Fiziksel Risk (CPR)Kentsel Sürdürülebilirlik ve Dirençlilik (USR)Kentsel Sürdürülebilirlik (US)Kentsel Dirençlilik (UR)Teknolojik Yenilik (TI)Hükümet Desteği (GS)Mekânsal Yayılma Etkisi (Spatial Spillover)

Bulgular

  1. Mekânsal Durbin Modeli analiz sonuçları, iklimsel fiziksel risklerin şehirlerin kendi kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik düzeyleri üzerinde sınırlı pozitif doğrudan etki yaptığını, ancak komşu şehirler üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve güçlü negatif mekânsal yayılma etkisi üreterek toplam etkiyi negatife dönüştürdüğünü göstermektedir (Wang et al., 2026).

  2. Bölgesel heterojenlik analizleri, iklimsel fiziksel risklerin kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik üzerindeki etkilerinin Çin'in doğu ve orta bölgelerinde istatistiksel olarak anlamsız kaldığını, buna karşın altyapı düzeyi daha zayıf olan batı bölgesindeki şehirlerde ise pozitif ve anlamlı bir uyum tepkisini tetiklediğini ortaya koymaktadır (Wang et al., 2026).

  3. Mekânsal aracılık analizi sonuçları, iklimsel fiziksel risklerin robot kurulum yoğunluğu ile ölçülen teknolojik yenilik seviyesini anlamlı şekilde artırdığını ve yükselen teknolojik yenilik kapasitesinin de kentsel sürdürülebilirlik ile dirençliliği doğrudan destekleyerek risk-teknoloji aktarım kanalını oluşturduğunu kanıtlamaktadır (Wang et al., 2026).

  4. Kamu harcamalarının GSYH'ye oranıyla temsil edilen hükümet desteğinin, iklimsel fiziksel risklerin kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik üzerindeki etkisinde kısmi aracılık rolü üstlendiği; artan iklim risklerinin yerel yönetimleri mali desteği artırmaya yönlendirerek kentsel dirençliliği yükselttiği ampirik olarak doğrulanmıştır (Wang et al., 2026).

Tartışma ve sonuç

Ampirik analiz sonuçları, iklimsel fiziksel risklerin şehirlerin kendi sürdürülebilirlik ve dirençlilik indeksleri üzerinde sınırlı düzeyde pozitif doğrudan etki üretirken, komşu kentler üzerinde baskın ve negatif bir mekânsal yayılma etkisi sergilediğini açıkça göstermektedir.

Yazarlar bu durumu, iklim şoklarına maruz kalan kentlerin kendi bünyelerinde kısa vadeli savunmacı altyapı ve acil durum yatırımlarını artırmalarına, ancak bu esnada kıt mali ve teknolojik kaynakları komşu bölgelerden kendi bünyelerine çekerek çevre kentlerin uyum kapasitesini zayıflatmalarına bağlamaktadır.

Tartışma bölümünde bu ampirik tablo, Nordhaus (2019) ve Rao vd. (2025) tarafından öne sürülen iklim uyumunun mekânsal olarak olumlu yayılma yerine sıfır veya negatif toplamlı bir kaynak rekabeti yarattığı yönündeki kuramsal çerçeveyle ilişkilendirilerek doğrulanmaktadır.

Sonuç olarak çalışma, iklim riskleriyle mücadelenin tekil belediye sınırlarını aşan bölgesel ölçekli bir yönetişim gerektirdiğini, batı gibi kırılgan bölgelere öncelik verilerek teknolojik yenilik ve mali destek kanallarının bölgesel iş birliğiyle yürütülmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Yazarlar, iklim değişikliğine uyum süreçlerinin teknolojik gelişmedeki gibi pozitif yayılma üretmek yerine kıt mali ve teknolojik kaynakların yüksek riskli kentlere kaydırılması nedeniyle mekânsal ölçekte sıfır veya negatif toplamlı bir rekabete yol açabileceği yönündeki Nordhaus (2019) teorik argümanını ampirik bulgularıyla doğrulamaktadır (Wang et al., 2026).

Yazarların ulaştığı sonuç

İklimsel fiziksel riskler, kentsel sistemler üzerinde yerel düzeyde sınırlı bir savunma ve uyum mekanizmasını harekete geçirse de, komşu kentler üzerinde belirgin negatif mekânsal yayılma etkileri yaratarak bölgesel ölçekte net bir direnç kaybına yol açmaktadır. Tekil şehir odaklı iklim politikalarının yetersiz kaldığı bu süreçte, risklerin mekânsal aktarımını engellemek amacıyla şehir birleşimi ve eyalet düzeyinde bölgesel koordinasyon mekanizmalarının ve teknoloji odaklı yönetişim araçlarının kurulması zorunludur (Wang et al., 2026).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, iklim değişikliğinin kentsel sistemler üzerindeki baskılarını yalnız tekil boyutlarıyla değil, kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik kavramlarını bütünleştiren iki boyutlu bir indeks çerçevesinde ele almaktadır. Literatürde iklim uyum çalışmalarının komşu kentlere olumlu yansıyacağı yönündeki yaygın varsayımı sörgülayan araştırma, mekânsal Durbin modeli aracılığıyla iklim risklerinin yerel düzeyde sınırlı bir Uyum tepkisi oluştursa da bölgesel ölçekte kaynak rekabeti ve risk aktarımı nedeniyle negatif yayılma ürettiğini ampirik olarak kanıtlamaktadır.

Çalışma, Nordhaus (2019) ile Rao ve arkadaşlarının (2025) kentsel iklim uyumu ve çevre kaygılarındaki mekânsal sıfır toplamlı kaynak rekabeti kuramına dayanmaktadır. Önceki araştırmalar genellikle kentsel büyüme, karbon emisyonu veya tekil altyapı dayanıklılığına odaklanırken, bu eser Guo ve arkadaşlarının (2024) iklimsel fiziksel risk veri setini 177 Çin şehri için Entropy-TOPSIS yöntemiyle harmanlayarak literatürdeki mekânsal bağımlılık ve saptırma yanılsamasını ortadan kaldırmaktadır.

Çalışma, literatür taraması yapacak araştırmacılara iklim risklerinin yönetişiminde yerel belediye sınırlarını aşan bölgesel koordinasyonun zorunluluğunu gösteren güçlü bir ampirik referans sunmaktadır. İklim risklerinin teknolojik yenilik (robot kurulum yoğunluğu) ve hükümet desteği (mali harcama oranı) üzerinden kentsel dirençliliğe nasıl aktarıldığını doğrulayarak risk-teknoloji-yönetişim aktarım zincirini literatüre kazandırmaktadır.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewİklimsel fiziksel riskler kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik üzerinde yerel düzeyde sınırlı bir Uyum tepkisi oluştursa da komşu kentler üzerinde belirgin olumsuz mekânsal yayılma etkisine yol açmaktadır.

İklim değişikliği ve kentsel dirençlilik literatüründe uyum çalışmalarının olumlu yayılma yarattığı varsayımına karşı, mekânsal ekonometrik bulgularla kaynak rekabeti ve olumsuz dışsallık iddiasını desteklemek için kullanılır (Wang et al., 2026).

Türkiye Büyükşehirlerinde İklimsel Physical Risklerin Kentsel Dirençliliğe Etkisi ve Mekânsal Dışsallıklar

Araştırma sorusu
Türkiye'deki 30 büyükşehirde aşırı iklim olaylarının kentsel dirençlilik üzerindeki doğrudan ve komşu illere yönelik mekânsal yayılma etkileri nasıldır?
Yöntem taslağı
2010-2024 dönemi için Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve TÜİK verilerinden iklim riski ve kentsel direnç indeksleri oluşturularak Coğrafi İdari Mekânsal Ağırlık Matrisi ile Mekânsal Durbin Modeli (SDM) tahmini yapılacaktır. Örneklem büyüklüğü Türkiye'deki 30 büyükşehir ile sınırlandırılmıştır.

Makaleyle bağlantısı: Makalede Çin kentlerinde tespit edilen olumsuz mekânsal yayılma etkisinin Türkiye'deki büyükşehir alanları ve komşu iller arasındaki iklim uyum yatırımları çerçevesinde sınanması ihtiyacından türetilmiştir (Wang et al., 2026).

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveİklimsel fiziksel risklerin kentsel sistemlere etkisi doğrudan olabileceği gibi teknolojik yenilik kapasitesi ve hükümet desteği kanallarıyla şekillenen bir risk-teknoloji-yönetişim aktarım zinciri üzerinden gerçekleşmektedir.

Kentsel iklim dirençliliği kuramsal modellerinde teknolojik otomasyon (robot yoğunluğu) ve kamu harcamalarının (GSYH'ye oran) aracı rolünü kavramsallaştırırken bu çalışmanın ampirik kanıtları referans verilir (Wang et al., 2026).

Yerel Yönetim Mali Harcamalarının İklim Riskleri ile Kentsel Sürdürülebilirlik Arasındaki Aracılık Rolü

Araştırma sorusu
Yerel yönetimlerin çevre ve altyapı harcamaları, iklim baskılarının kentsel sürdürülebilirlik üzerindeki etkisinde nasıl bir dolaylı aktarım kanalı oluşturmaktadır?
Yöntem taslağı
İl bazında kamu mali harcamaları ve sürdürülebilirlik göstergeleri kullanılarak mekânsal panel aracılık analizi yürütülecektir. Veri toplama işleminde Hazine ve Maliye Bakanlığı ile TÜİK verileri esas alınacak; örneklem kapsamı güç analiziyle belirlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede kamu harcama oranının (GS) iklim riskleri ile kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik arasında doğrulanmış olan kısmi aracılık rolü bulgusuna dayanmaktadır (Wang et al., 2026).

Tez veya makalede kullanım · Tartışmaİklimsel fiziksel risklerin kentsel direnç üzerindeki etkileri bölgesel gelişmişlik düzeyine göre heterojenlik göstermekte; altyapı ve gelişmişlik düzeyi düşük batı kentlerinde iklim baskısı daha belirgin bir Uyum tepkisini tetiklemektedir.

Gelişmekte olan veya altyapı kırılganlığı bulunan bölgelerde iklim risklerinin uyum politikalarını nasıl hızlandırdığını bölgesel heterojenlik tartışmasında vurgulamak için kullanılır (Wang et al., 2026).

Akıllı Şehir Otomasyon Teknolojilerinin Kentsel İklim Uyum Kapasitesine Katkısının Bölgesel Heterojenliği

Araştırma sorusu
Sanayi ve hizmet sektörlerindeki otomasyon ve dijitalleşme düzeyi, iklim şoklarına karşı kentsel risk direncini bölgesel gelişmişlik farklarına göre nasıl değiştirmektedir?
Yöntem taslağı
NUTS-2 bölgelerindeki robot/otomasyon yoğunluğu ve iklim maruziyet verileri bir araya getirilerek panel veri regresyonu ve alt grup heterojenlik testleri uygulanacaktır. Örneklem yeterliliği veri doygunluğu ve panel veri standartlarına göre değerlendirilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalenin batı, orta ve doğu kentlerinde tespit ettiği bölgesel heterojenlik ile robot kurulum yoğunluğu (TI) üzerinden açıklanan teknolojik adaptasyon mekanizmasından türetilmiştir (Wang et al., 2026).

Kaynakça

  1. Nordhaus, W. (2019). Climate change: the ultimate challenge for economics. American Economic Review, 109(6), 1991–2014. https://doi.org/10.1257/aer.109.6.1991

Bu konudaki diğer çalışmalar

Fizik, Kimya ve Yaşam BilimleriNicel araştırma · 2023

Kentsel ısı adası ve sıcak hava dalgaları arasındaki ilişki nedir ve bu durum kentleri nasıl etkiler?

Guangzhou'da sıcak hava dalgaları (HWs) ile kentsel ısı adası (UHI) arasında belirgin bir etkileşim gözlemlenmiş olup, sıcak hava dalgalarının UHI yoğunluğunu (UHII) önemli ölçüde artırdığı, bu güçlendirici etkinin özellikle geceleri daha belirgin olduğu tespit edilmiştir.

Luo Fu ve 3 yazar · Frontiers in Environmental Science · Doğa Bilimleri