Küresel iklim değişikliğinin ivme kazanmasıyla birlikte aşırı sıcaklar, şiddetli yağışlar, sel ve kuraklık gibi iklimsel fiziksel riskler kentsel sistemlerin sürdürülebilirliğini ve şoklara karşı dirençliliğini tehdit eden ana unsurlar haline gelmiştir. Kentlerin nüfus, sanayi ve altyapı yoğunlaşma merkezleri olması, iklim şoklarına karşı hassasiyetlerini artırmakta ve bu durum yalnızca kentin kendi uzun vadeli kalkınma patikasını değil, bölgesel sosyo-ekonomik güvenliği de şekillendirmektedir. Literatürde kentsel gelişimin kalitesi çoğunlukla tek boyutlu göstergelerle ele alınmış, sürdürülebilirlik ve dirençlilik kavramlarının bütünleşik analizi ile iklim risklerinin idari sınırları aşan mekânsal yayılma dinamikleri yeterince incelenmemiştir. Bu araştırmanın temel araştırma problemini, iklimsel fiziksel risklerin kentlerin kendi bünyelerinde yarattığı doğrudan etkiler ile komşu kentler üzerinde ortaya çıkardığı mekânsal dışsallıkların bütüncül bir yaklaşımla tespit edilmesi oluşturmaktadır.
Çalışma kapsamında 2000-2023 yılları arasında Çin'de bulunan 177 il düzeyindeki kentin panel verileri kullanılarak kapsamlı bir analiz gerçekleştirilmiştir. Kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik düzeyi, ekonomik, sosyal ve ekolojik boyutlar ile risk direnci, uyum sağlama ve iyileşme potansiyelini içeren 21 alt gösterge üzerinden Entropi Ağırlıklı TOPSIS yöntemiyle hesaplanmıştır. İklimsel fiziksel risk verileri küresel iklim tehlikeleri veri setinden elde edilmiş; doğrudan ve dolaylı mekânsal etkileri çözümlemek amacıyla coğrafi-ekonomik yuvalanmış ağırlık matrisi ile Mekânsal Durbin Modeli (SDM) uygulanmıştır. Ayrıca, riskin kentsel dirençliliğe aktarım kanallarını belirlemek üzere robot kurulum yoğunluğu ile temsil edilen teknolojik yenilik ve genel bütçe harcamalarının GSYİH'ye oranı ile temsil edilen hükümet desteği değişkenleri dahil edilerek mekânsal aracılık modelleri sınanmıştır.
Elde edilen ampirik bulgular, iklimsel fiziksel risklerin kentsel sürdürülebilirlik ve dirençlilik üzerinde 'hafif yerel iyileşme fakat güçlü yayılma zayıflaması' olarak adlandırılan mekânsal bir örüntü sergilediğini göstermektedir. Mekânsal Durbin Modeli sonuçlarına göre iklim risklerinin yerel düzeydeki doğrudan etkisi pozitif çıkarken, komşu şehirler üzerindeki dolaylı yayılma etkisi yüksek düzeyde negatif gerçekleşmiş ve net toplam etki anlamlı şekilde negatif olarak belirlenmiştir. Yerel düzeydeki pozitif etki, iklim baskısı altındaki kentlerin altyapı güçlendirme ve acil durum hazırlığı gibi savunmacı uyum tedbirlerini artırmasından kaynaklanmakta, ancak bu savunmacı adımlar komşu kentlerin kaynaklarını ve uyum kapasitesini zayıflatarak bölgesel düzeyde olumsuz dışsallık üretmektedir. Bölgesel heterojenlik analizinde ise gelişmiş altyapı ve yüksek uyum kapasitesine sahip doğu ve orta bölgelerde etki anlamsız kalırken, ekonomik ve altyapı bakımından daha kırılgan olan batı kentlerinde iklim baskısının dirençlilik artırıcı tedbirleri belirgin biçimde tetiklediği saptanmıştır.
Sonuç olarak çalışma, iklim risklerinin yönetiminde tekil belediye ölçeğindeki uygulamaların yetersiz kaldığını ve iklim uyum politikalarının bölgesel koordinasyon çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini kanıtlamaktadır. Teknolojik yenilik ve hükümet desteğinin 'risk-teknoloji-yönetişim' kanalı üzerinden üstlendiği kısmi aracılık rolü, iklim şoklarına karşı dijital izleme, erken uyarı ve kamusal finansman mekanizmalarının hayati önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Literatür taramaları açısından bu araştırma, iklim değişikliği ile kentsel dirençlilik arasındaki ilişkide mekânsal bağımlılığın dikkate alınmamasının tahmin yanlılığına yol açacağını göstermekte ve tez/makale çalışmalarında iklim politikalarının mekânsal ekonometrik yöntemlerle analiz edilmesine sağlam bir metodolojik zemin sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, iklim risklerinin kentsel sistemlere aktarımını açıklamak üzere 'risk-teknoloji-yönetişim' kuramsal aktarım mekanizmasını ve mekânsal dışsallıklar kuramını temel almaktadır. İklim baskısının yerel düzeyde savunmacı uyum yatırımlarını ve teknolojik yenilikleri tetiklediği, ancak kıt uyum kaynaklarının yüksek riskli kentlere kayması nedeniyle komşu kentlerde negatif mekânsal yayılma ürettiği varsayılmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Mevcut literatür çoğunlukla iklim değişikliğinin kentsel ekonomik çıktı, karbon emisyonları veya çevre performansı gibi tekil boyutlarına odaklanmıştır. Bu çalışma ise sürdürülebilirlik ve dirençlilik kavramlarını bütünleştiren USR indeksini kurarak, iklim risklerinin mekânsal ekonometrik modeller (SDM) ve aracılık analizi çerçevesinde kentler arası dinamiklerini incelemekte, ampirik literatürdeki mekânsal bağımlılık ihmalini gidermektedir.