İran'ın tarım sektörü, artan nüfus ve sanayileşme ile birlikte su talebinde ciddi bir yükseliş yaşamaktadır. Özellikle kurak bölgelerde yeraltı suyu kaynaklarına aşırı bağımlılık, çevresel sonuçları ağırlaşan bir enerji tüketimi sorununu beraberinde getirmektedir. Fosil yakıtların yakılmasıyla ortaya çıkan sera gazı emisyonları, küresel iklim değişikliğinin başlıca tetikleyicilerinden biri olarak kabul edilirken, İran'da tarımsal sulama pompaları için kullanılan enerji kaynaklarının çevresel etkileri, ülkenin enerji altyapısının fosil yakıtlara (yaklaşık %94) yüksek bağımlılığı nedeniyle kritik bir tartışma konusudur. Bu bağlamda, tarımsal sulama faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları azaltmak ve çevresel ayak izini küçültmek amacıyla enerji sistemlerinin verimliliğini artırmak elzem hale gelmiştir. Mevcut durumda, dizel motorlar ve ulusal şebeke elektriği, tarımsal kuyulardan su çekmek için en yaygın kullanılan enerji kaynaklarıdır ve bunların çevresel sürdürülebilirlik açısından karşılaştırılması büyük önem taşımaktadır.
Bu çalışmanın temel amacı, İran tarım sektöründeki kuyu suyu çıkarma sistemlerinde kullanılan dizel ve şebeke elektriği tabanlı sistemlerin çevresel etkilerini yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA) metodolojisiyle karşılaştırmaktır. Araştırma, İran'ın Tahran, Hamedan, Kürdistan ve Fars eyaletlerinde bulunan 100 tarımsal kuyudan 2016-2020 dönemine ait enerji tüketimi verilerini toplamıştır. Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi, ISO 14040 ve 14044 standartlarına uygun olarak dört aşamada (hedef ve kapsam tanımlaması, yaşam döngüsü envanter analizi, yaşam döngüsü etki değerlendirmesi ve sonuçların yorumlanması) gerçekleştirilmiştir. Çevresel etkiler, abiyotik tükenme, küresel ısınma potansiyeli, insan toksisitesi, akuatik ekotoksisite, asidifikasyon, ötrofikasyon ve fotokimyasal oksidasyon gibi on bir farklı kategoride CML metodolojisi ve SimaPro yazılımı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamlı analiz, politika yapıcılara çevresel etkileri azaltma stratejileri geliştirmeleri için veri odaklı bilgiler sunmayı hedeflemektedir.
Çalışmanın bulguları, İran'da dizel yakıtlı kuyu suyu çıkarma sistemlerinin, ulusal şebeke elektriği kullanan sistemlere kıyasla genellikle daha düşük çevresel etkilere sahip olduğunu göstermiştir. Dizel sistemlerin küresel ısınma potansiyeli (1.34 kg CO2/m3), şebeke sistemlerinin (1.59 kg CO2/m3) hafifçe altında kalmıştır. Toplam Çevresel Bileşik Endeks (ECI) değerine göre, dizel sistem 3.68 x 10^-4 nPt iken, şebeke elektriği sistemi 5.77 x 10^-4 nPt ile %56.79 daha yüksek bir çevresel yüke işaret etmektedir. Dizel sistem, incelenen on bir çevresel etki kategorisinden yedisinde daha düşük etki gösterirken, şebeke sistemleri yalnızca ötrofikasyon ve ozon tabakası incelmesi potansiyelinde daha düşük değerlere sahipti. Bu sonuçlar, şebeke elektriği sistemlerinin yüksek başlangıç emisyonlarına sahip olmasa da, İran'ın elektriğinin %94 oranında fosil yakıtlara bağımlı olmasından kaynaklanan yukarı yönlü etkilerin (elektrik üretimi ve iletim kayıpları) genel çevresel ayak izini artırdığını vurgulamaktadır.
Bu araştırma, İran gibi fosil yakıta bağımlı elektrik şebekelerine sahip bölgelerde tarımsal sulama için dizel motorların, şebeke elektriğine kıyasla daha sürdürülebilir bir seçenek olabileceğine dair literatüre önemli bir katkı sunmaktadır. Bulgular, özellikle yerel enerji karması, pompa verimliliği ve iletim kayıpları gibi teknik parametrelerin çevresel sonuçlar üzerindeki kritik rolünü vurgulamaktadır. Önceki çalışmaların (örneğin Tyson ve arkadaşları, 2012; Ul Hussan ve arkadaşları, 2023) bazılarıyla uyumlu olan bu sonuçlar, El-Gafy ve El-Bably (2016) gibi elektrik pompalarını daha avantajlı bulan araştırmalarla çelişmektedir; bu durum, enerji kaynaklarının bileşimindeki farklılıkların önemini göstermektedir. Çalışma, İran'ın şebeke verimliliğinin artırılması ve yenilenebilir enerjiye geçişin, tarımsal sulamadan kaynaklanan çevresel etkileri azaltmada kilit rol oynadığını belirtmekte, böylece politika yapıcılar ve araştırmacılar için ülkeye özgü stratejiler geliştirmeye yönelik somut öneriler sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, bir ürün veya sürecin çevresel etkilerini belirlemek, ölçmek ve değerlendirmek için tüm kaynak tüketimlerini, emisyonları, çıktıları ve atıkları inceleyen Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) metodolojisini temel almaktadır. Bu araştırma, LCA'nın dört aşamasını (hedef ve kapsam tanımlaması, yaşam döngüsü envanter analizi, yaşam döngüsü etki değerlendirmesi ve sonuçların yorumlanması) kapsayan ISO 14040 ve 14044 standartlarına uygun olarak yürütülmüştür. Çevresel etki değerlendirmesi için CML (Centrum voor Milieukunde Leiden) metodolojisi kullanılmış, bu da çalışmanın bilimsel ve objektif kriterlere dayalı olmasını sağlamıştır.
Makalenin ele aldığı literatür
Bu çalışma, tarımsal sulamadan kaynaklanan sera gazı emisyonları, farklı enerji kaynaklarının çevresel etkileri ve yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA) uygulamaları üzerine yapılan önceki literatürü ele almaktadır. Özellikle, dizel ve elektrikle çalışan pompaların çevresel performansına ilişkin bölgesel enerji karışımına bağlı olarak değişen bulguları değerlendiren Tyson ve arkadaşları (2012), Koushki ve arkadaşları (2023), El-Gafy ve El-Bably (2016) ve Pradeleix ve arkadaşları (2014) gibi araştırmalarla etkileşime girmektedir. Çalışma, İran gibi fosil yakıtlara bağımlı şebekelere sahip ülkelerde dizel motorların çevresel avantajlarını ortaya koyarak bu tartışmaya özgün bir katkı sağlamaktadır.