Kentlerde iklim değişikliğinin tetiklediği aşırı hava olayları, sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı ve kırılgan grupları orantısız şekilde etkileyerek iklim adaleti sorunlarını derinleştirmektedir. Geleneksel ve katı yönetişim yapıları, bu karmaşık sosyo-ekolojik krizlerle mücadelede çoğunlukla yetersiz kalmakta ve yenilikçi, aşağıdan yukarıya bilgi üretim süreçlerine ihtiyaç duymaktadır. Ancak çevre politikası literatürü, resmi kurumsal yapıların tabandan yükselen sivil kolektif eylemlerden ve aktivizmden nasıl beslendiğini, bu dinamiklerin politika entegrasyonuna nasıl yön verdiğini açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Çalışma bu boşluğu doldurmak amacıyla, iklim adaleti ve yönetişim öğrenimi kuramlarını birleştirerek sivil toplum eylemlerinin yerel yönetimleri nasıl dönüştürdüğünü sörgülamaktadır.
Araştırmanın temel amacı, iklim risklerine farklı düzeylerde maruz kalan Bergen (Norveç) ve İstanbul (Türkiye) kentlerindeki kolektif eylemlerin resmi yönetim kademelerini adil iklim adaptasyonu yönünde nasıl eğittiğini ortaya koymaktır. Nitel araştırma desenine dayanan bu çalışmada, 2019 ile 2021 yılları arasında her iki şehirde yerel yönetim temsilcileri, sivil toplum aktivistleri, uzmanlar ve mahalle koordinatörleriyle toplamda otuz derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Bergen'deki Şehir Plajı projesi ile İstanbul'daki Gezi Parkı protestoları ve Kuzguncuk Bostanı kolektif savunuculuk süreçleri vaka analizleri olarak seçilmiş ve toplanan nitel veriler NVivo yazılımı kullanılarak kuramsal tipolojiler çerçevesinde tematik olarak çözümlenmiştir.
Elde edilen bulgular, yerel yönetimlerin sivil eylemler karşısındaki öğrenme süreçlerinin üç farklı biçimde gerçekleştiğini göstermektedir. Norveç bağlamında iklim adaptasyonu büyük ölçüde kurumsallaştığı için direnç mekanizması sınırlı kalmış, ancak Şehir Plajı örneğinde yaratıcı katılım mekanizmalarının işletilmesine rağmen nihai kararların uzmanlarca alınması nedeniyle süreç kooptasyon yoluyla öğrenme düzeyinde kalmıştır. Türkiye'de ise 2013 Gezi Parkı eylemleri ulusal düzeyde çevreci söylemlerin taklit edildiği ancak sivil katılımın dışlandığı direnerek öğrenmeyi tetiklemiştir; Kuzguncuk Bostanı örneğinde ise sivil eylemlilik belediyeyi projeyi durdurmaya zorlasa da alanın yönetimi belediyeye geçerek aktivistler aşamalı olarak karar alma süreçlerinden dışlanmış ve kooptasyon süreci pekişmiştir.
Çalışmanın literatürdeki yeri ve katkısı değerlendirildiğinde, yönetişim öğreniminin yalnızca teknik bir uyum süreci değil, iktidar ilişkileri ve güç asimetrileri tarafından şekillendirilen son derece politik bir süreç olduğunu kanıtlaması bakımından değer taşımaktadır. Bergen örneğindeki yüksek kurumsal güven ve istikrarlı katılım kanalları genişleyerek öğrenme için evrimsel bir zemin hazırlarken, İstanbul'daki otoriter siyasi ortam tabandan gelen seslerin sistematik olarak marjinalleştirilmesine yol açmaktadır. Bu durum, sürdürülebilir kent tasarımı ve doğa tabanlı çözümler geliştirilirken usul ve tanınma adaletinin yalnızca katılım göstermekle sınırlı kalmaması, aynı zamanda kırılgan toplulukların karar alma kapasitelerinin de tanınması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Makale, iklim adaleti (özellikle tanınma ve usul adaleti boyutları) ile politika öğrenimi (policy learning) literatürünü harmanlayan bir teorik çerçeve üzerine kurulmuştur. Yazarlar, kolektif eylemlerin tetiklediği yönetişim öğrenimini açıklamak için direnerek öğrenme (learning by resisting), kooptasyon yoluyla öğrenme (learning by co-opting) ve genişleyerek öğrenme (learning by expanding) olmak üzere özgün bir üçlü tipoloji geliştirmektedir. Bu kuramsal yaklaşım, resmi kurumların tabandan gelen bilgiyi ve sivil aktörleri nasıl entegre ettiğini veya dışladığını gücün arabulucu rolüyle birlikte ele almaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, geleneksel çevre politikaları ve yönetişim öğrenimi literatüründeki önemli eksiklikleri ele almaktadır. Mevcut çalışmaların çoğunlukla yukarıdan aşağıya entegrasyon modellerine, resmi aktörler arası diyaloglara ve kurumsal mekanizmalara odaklandığını vurgulayan yazarlar; tabandan gelen sivil eylemliliğin, aktivizmin ve sosyal sermayenin resmi kanalları dönüştürücü gücünü göz ardı ettiğini belirtir. Ayrıca, iklim adaleti çalışmalarında tanınma ve usul adaleti boyutlarının entegre bir şekilde ele alınması gerektiği savunulmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- İklim değişikliği etkilerine maruz kalan ve kentsel yeşil alan ile iklim uyum politikaları geliştiren Bergen ve İstanbul kentlerindeki resmi yönetişim aktörleri, sivil toplum temsilcileri, aktivistler ve mahalle örgütlenmeleridir.
- Örneklem veya araştırma materyali
- İstanbul'da 2019 yılında gerçekleştirilen 14 yarı yapılandırılmış görüşme ve Bergen'de 2020-2021 yıllarında yapılan 16 yarı yapılandırılmış görüşme (toplam 30 mülakat) ile her iki kentin imar planları, overvann (yağmur suyu) planları ve akıllı şehir eylem planları gibi kilit politika belgeleridir.
- Veri toplama süreci
- Araştırma verileri, kartopu örnekleme yöntemiyle belirlenen kilit paydaşlarla (belediye yetkilileri, ulusal kamu görevlileri, sivil toplum kuruluşları, mahalle dernekleri ve aktivistler) yapılan 30-45 dakikalık yarı yapılandırılmış mülakatlar, saha gözlemleri ve iklim/imar politika dokümanlarının incelenmesiyle toplanmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Görüşme deşifreleri ve politika belgeleri, NVivo yazılımı kullanılarak araştırmacılar tarafından direnerek öğrenme, kooptasyon yoluyla öğrenme ve genişleyerek öğrenme şeklinde belirlenen üç ana tematik kod altında tematik analize tabi tutulmuştur.
Yönetişim Öğrenimi (Governance Learning)Kolektif Eylem (Collective Action)Adil İklim Uyum Politikaları (Just Climate Adaptation)Usul Adaleti (Procedural Justice)Tanınma Adaleti (Recognition Justice)Direnerek Öğrenme (Learning by Resisting)Kooptasyon Yoluyla Öğrenme (Learning by Co-opting)Genişleyerek Öğrenme (Learning by Expanding)
01Direnerek öğrenme modelinde, kamu otoriteleri toplumsal hareketlerin sunduğu fikir ve ajandaları benimseyerek yeşil alan politikalarına entegre etmekte, ancak bu bilgiyi üreten kolektif eylem aktörlerini karar alma süreçlerinden dışlayarak usul ve tanınma adaletsizliğini pekiştirmektedir(Yazar et al., 2022).
02Kooptasyon yoluyla öğrenme modelinde yerel yönetimler, toplumsal talepleri ve sivil katılımı resmi mekanizmalara dahil ediyor gibi görünse de finansal, teknik veya bürokratik kısıtlar gerekçesiyle vatandaş girdilerini nihai tasarım kararlarına yansıtmamaktadır(Yazar et al., 2022).
03Bergen örneğinde kamu katılımı resmi planlama mevzuatı çerçevesinde yoğun şekilde uygulanmakta, ancak tasarımların bürokratik süreçlerde önceden kesinleşmiş olması nedeniyle sivil aktörlerin özgün katkıları kooptasyon riskiyle karşılaşmaktadır(Yazar et al., 2022).
04İstanbul Gezi Parkı eylemleri sonrasında ulusal yönetim kentsel yeşil alan söylemini Millet Bahçeleri projeleriyle merkezi politikalara taşımış, fakat yerel toplumsal talepleri ve aktivist paydaşları karar süreçlerinden tamamen soyutlamıştır(Yazar et al., 2022).