Dijitalleşen kamu yönetiminde halkla ilişkiler faaliyetleri, artık kurumsal ikna çabalarından ziyade vatandaşın sesini duyma, taleplerini anlama ve yönetim süreçlerine dahil etme odaklı bir yapıya bürünmektedir. Türkiye'de bu ihtiyaca yanıt veren en kapsamlı platform olan Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER), milyonlarca başvuruyu yönetme kapasitesine sahip olsa da, sistemin bireysel dilekçe hakkı üzerine kurgulanması kolektif demokratik katılımın sınırlandırılmasına yol açmaktadır. Makale, CİMER'in mevcut yapısındaki bu sınırlılıkları ve yapay zeka entegrasyonundaki eksiklikleri; yönetişimin temel sacayakları olan şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık ve verimlilik perspektifinden ele alarak, dijital katılım mekanizmalarında kapsamlı bir reform gerekliliğini tartışmaya açmaktadır.
Araştırma, nitel bir araştırma deseni kapsamında Türkiye ve dünyadan toplam 13 farklı e-dilekçe portalını örneklem olarak belirleyerek karşılaştırmalı bir analiz yürütmektedir. İncelenen sistemler arasında Birleşik Krallık, Almanya, Kanada ve Estonya gibi ülkelerin ulusal platformlarının yanı sıra Avrupa Birliği kurumlarının resmî mekanizmaları ve Change.org gibi sivil girişimler yer almaktadır. Doküman incelemesi ve tematik analiz yöntemlerinin kullanıldığı çalışmada, her bir platform; katılım araçları, erişilebilirlik, şeffaflık seviyesi ve yapay zeka kullanımı gibi nesnel kriterler üzerinden puanlanarak değerlendirilmiştir. Bu yöntemle, küresel ölçekteki iyi uygulama örneklerinin CİMER'in kurumsal yapısına nasıl entegre edilebileceği bilimsel bir zeminde sörgülanmıştır.
Analiz sonuçları, uluslararası platformların büyük bir kısmının 'kamuoyuna açık imza sistemleri' ve 'kolektif dilekçe' araçları sayesinde vatandaşlar arasındaki etkileşimi artırdığını ve demokratik denetimi güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. Özellikle dilekçe metinlerinin ve bunlara verilen resmi yanıtların kamuya açık bir şekilde yayınlanmasının, şeffaflık ve hesap verebilirliği doğrudan destekleyen en kritik unsur olduğu saptanmıştır. Verimlilik bağlamında ise ampirik çalışmalar, yapay zeka destekli doğal dil işleme teknolojilerinin dilekçeleri otomatik sınıflandırma, özetleme ve acil durum tespiti gibi operasyonel süreçlerde %90'ın üzerinde başarı sağladığını ve bu durumun kamu personeli üzerindeki rutin iş yükünü hafifleterek stratejik yönetişim görevlerine odaklanılmasına imkân tanıdığını göstermektedir.
Sonuç bölümünde CİMER için; yasama düzeyinde dilekçe verme imkânı, sohbet robotları, otomatik metin yazım araçları ve görselleştirilmiş veri haritaları gibi somut teknolojik öneriler geliştirilmiştir. Bu öneriler, yalnızca teknik bir otomasyonu değil, aynı zamanda vatandaşın devletle olan bağını güçlendirecek ve geri bildirim mekanizmalarını daha meşru kılacak algoritmik bir yönetişim vizyonunu temsil etmektedir. Literatürde sosyal bilimler ile bilişim dünyası arasında bir köprü kuran bu çalışma, hem araştırmacılar için dijital vatandaşlık çalışmalarında yeni bir çerçeve sunmakta hem de kamu politikası yapıcıları için veriye dayalı, verimli ve daha demokratik bir idari yapı için yol haritası niteliği taşımaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, katılımcı yönetişim, iş birlikçi yönetişim ve algoritmik yönetişim modelleri üzerine inşa edilmiştir. Bu modeller çerçevesinde vatandaşlar, kamu politikası süreçlerinde yalnızca oy veren edilgen unsurlar değil, dijital araçlar vasıtasıyla kararların 'eş-yaratıcısı' olarak konumlandırılmaktadır. Ayrıca algoritmik yönetişim bağlamında, büyük veri analitiği ve yapay zekanın kamu hizmetlerinde verimliliği ve şeffaflığı artırma potansiyeli kuramsal bir tartışma zemini oluşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Literatürde CİMER ve öncülü BİMER genellikle güven, vatandaş memnuniyeti ve kamu personelinin perspektifi gibi başlıklar altında incelenmiştir. Ancak, mevcut çalışmaların bu sistemleri yapay zeka ve büyük veri analitiği eksenindeki küresel teknolojik trendlerle ilişkilendirme noktasında bir boşluk bıraktığı görülmektedir. Makale, hem uluslararası resmî e-dilekçe sistemlerini karşılaştırmalı olarak ele alması hem de sosyal bilimler odaklı bir bakış açısıyla mühendislik disiplinlerinden gelen verimlilik verilerini sentezlemesi bakımından bu boşluğu doldurmaya çalışmaktadır.