Bilgisayar sistemleri alanı, son altı on yılda toplum üzerinde derin etkiler bırakan ve bilişimin ticarileşmesini sağlayan devrim niteliğinde dönüşümler geçirmiştir. İletişim altyapılarının ve donanım teknolojilerinin gelişimiyle birlikte, tek bir görevi yürüten ana bilgisayar sistemlerinden çok kullanıcılı ağlara, bulut bilişimden sis ve uç hesaplama gibi özerk ve dağıtık yapılara geçilmiştir. Bu tarihsel süreç, veri işleme kapasitesini artırma ve gecikme sürelerini düşürme ihtiyacıyla biçimlenmiştir. Günümüzde yapay zeka, nesnelerin interneti ve kuantum hesaplama gibi teknolojilerin hızla yaygınlaşması, bilişim mimarilerinin karmaşıklığını ve heterojenliğini artırmış; performans, enerji verimliliği ve maliyet dengesini koruma amacını ön plana çıkarmıştır.
Araştırmada, 1960 yılından bu yana ortaya çıkan hesaplama modellerinin gelişim dinamiklerini bütüncül bir biçimde analiz etmek amacıyla nitel bir derleme ve taksonomik çözümleme yöntemi izlenmiştir. Yazarlar, mevcut literatürdeki derleme çalışmalarının eksikliklerini saptayarak modern hesaplama sistemlerine yönelik özgün bir taksonomi geliştirmiştir. Bu taksonomik çerçeve; müstakil ve ağa bağlı hesaplama, genel amaçlı ve özelleşmiş hesaplama, merkezi ve dağıtık hesaplama, paralel ve sıralı hesaplama metodolojileri ile yükselen bilişim eğilimleri olmak üzere beş temel boyutta yapılandırılmıştır. Ayrıca çalışmada, teknolojilerin olgunluk ve benimsenme düzeylerini açıklamak üzere modern hesaplama sistemlerine özgü bir Hype Cycle modeli sunulmuştur.
İnceleme sonuçunda elde edilen bulgular, gelecek nesil hesaplama sistemlerinin hesaplama hizmetlerinde köklü bir merkeziyetsizleşmeye doğru evrildiğini göstermektedir. Dağıtık hesaplama araçlarının iş yüküne özgü hedeflerle bir araya getirilmesi, hem kapasite hem de güç erişilebilirliği açısından karmaşık operasyonel gereksinimleri karşılamaktadır. Ağ sınırında veri işleyen uç yapay zeka, 6G ve ötesi iletişim ağları, kuantum yapay zeka ile biyo-esintili hesaplama gibi alanlar, işlem gecikmelerini en aza indirirken bant genişliği maliyetlerini düşürmektedir. Ayrıca, sunucusuz mimarilerin ve konteyner teknolojilerinin yaygınlaşması, bulut kaynaklarının dinamik ölçeklenmesini ve kaynak kullanım verimliliğinin artmasını sağlamıştır.
Tartışma ve sonuç bölümünde çalışmanın bulguları, literatürdeki önceki derleme ve manifesto niteliğindeki yayınlarla karşılaştırılarak bilişim paradigmalarındaki dönüşümün geniş sosyo-ekonomik ve çevresel etkileri açıklanmaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin küresel elektrik tüketimindeki payı ve karbon ayak izi göz önüne alındığında, net sıfır emisyonlu veri merkezlerine ve yeşil bulut bilişime geçişin önemi vurgulanmaktadır. Sürdürülebilirlik, veri gizliliği, etik yapay zeka ve dijital hümanizm boyutları bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Bu çalışma, Türk araştırmacılar için modern bilişim mimarilerinin katmanlı yapısını kavramada ve geleceğe dönük tez çalışmaları tasarlamada kapsayıcı bir rehber sunmaktadır.
01Gelecek nesil hesaplama sistemleri, performansa özgü iş yükü hedefleriyle birlikte çalışarak bilgi işlem hizmetlerinin merkeziyetsizleşmesini önemli ölçüde kolaylaştıracaktır(Gill et al., 2024, s. 2).
02Nesnelerin İnterneti (IoT) uygulamaları veri işleme ve kalıcı depolama ihtiyaçları için uzun süredir bulut hizmetlerine bağımlı kalmıştır ancak cihaz sayısı arttıkça gerçek zamanlı talepleri karşılamakta yetersiz kalmaktadır(Gill et al., 2024, s. 10).
03Yazılım Tanımlı Ağlar (SDN), kontrol mantığını fiziksel donanımdan ayırıp ağ yönetimini merkezileştirerek programlanabilir ağ mimarilerine olanak tanır ve geleneksel ağ yaklaşımlarını aşar(Gill et al., 2024, s. 10).
04Gelecek yıllarda uç hesaplama mimarileri, verileri kaynağında doğrudan işleme kabiliyeti ve bant genişliği tasarrufu sağlama avantajları nedeniyle sis hesaplama yaklaşımlarına kıyasla çok daha yüksek bir araştırma odağı kazanacaktır(Gill et al., 2024, s. 10).