Vaka çalışması incelemesi

DOI: 10.58559/ijes.1533604

Nükleer Güç Santrali Projeleri İçin Yap-Mülkiyet-İşlet Modelinin Değerlendirilmesi: Türkiye'nin Rusya ile İlk Nükleer Santral Anlaşmasının Örnek Olay İncelemesi

Küresel ölçekte artan enerji talebini karşılamak ve iklim değişikliğiyle mücadelede seragazı emisyonlarını azaltmak amacıyla nükleer enerji kritik bir baz yük kaynağı olarak öne çıkmaktadır. Geleneksel anahtar teslimi, bölünmüş paket ve çoklu sözleşme modelleri finansman, teknoloji transferi ve risk paylaşımı açısından kısıtlara sahiptir.

Yazar
Mahmut Cüneyt Kahraman
Yayın
International Journal of Energy Studies
Tarih
2025-03-18
01

Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği

Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin artan enerji taleplerini karşılamak, kesintisiz baz yük gücü sağlamak ve seragazı emisyonlarını azaltmak adına nükleer enerji stratejik bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte nükleer santral projeleri; yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun inşaat ve işletmeye alma süreleri, karmaşık lisanslama süreçleri ve teknoloji transferi kısıtları nedeniyle ciddi finansal ve yönetimsel riskler taşımaktadır. Geleneksel olarak kullanılan anahtar teslimi, bölünmüş paket ve çoklu sözleşme modelleri, ev sahibi ülkelerin ödeme yapısı, finansman temini, teknik kapasite eksikliği ve risk paylaşımı konularındaki ihtiyaçlarına tam yanıt verememektedir. Yap-Mülkiyet-İşlet (BOO) modeli ise yükleniciye tesisin tasarımı, finansmanı, inşası, mülkiyeti, işletilmesi ve sökümüne kadar tüm yaşam döngüsü sorumluluğunu yükleyerek geleneksel modellerin kısıtlarını aşmayı hedefleyen yenilikçi bir hukuki ve finansal çerçeve sunmaktadır.

Bu çalışma, dünyada BOO modeliyle hayata geçirilen ilk nükleer santral projesi olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) hükümetlerarası anlaşmasını nitel vaka incelemesi yöntemiyle ele almaktadır. Araştırmanın temel amacı, BOO modelinin geleneksel sözleşme türlerine kıyasla sağladığı avantajları ve getirdiği riskleri Akkuyu projesi özelinde analiz etmek; teknoloji transferi, yerlileştirme, maliyet yapısı, elektrik alım garantileri, kullanılmış yakıt yönetimi ve gecikme cezaları gibi kritik unsurları inceleyerek yeni nükleer programa başlayacak ülkeler için dersler çıkarmaktır. Bütüncül vak'a analizi yaklaşımı doğrultusunda Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında 2010 yılında imzalanan Hükümetlerarası Anlaşma (HGA), Elektrik Alım Anlaşması (PPA) hükümleri ve projeye ilişkin kurumsal mevzuat ve teknik veriler içerik analizine tabi tutulmuştur.

Çalışmanın bulguları, BOO modelinin sermaye ve işletme deneyimi yetersiz olan gelişmekte olan ülkeler için ilk yatırım yükünü erteleme, proje yönetimi ve işletme riskini yükleniciye devretme açısından belirgin fırsatlar sunduğunu göstermektedir. Akkuyu NGS örneğinde 4.800 MW toplam kapasiteli dört üniteden oluşan tesisin finansmanı ve mülkiyeti Rus devlet şirketi ROSATOM bünyesindeki Proje Şirketi (Akkuyu Nükleer A.Ş.) tarafından üstlenilmiştir. Bununla birlikte 15 yıllık elektrik alım garantisinde belirlenen kWh başına 12,35 sentlik ortalama fiyatın küresel örneklere kıyasla yüksek olduğu, bu durumun yüklenicinin üstlendiği uzun vadeli finansal risklerin bir yansıması olduğu saptanmıştır. Ayrıca teknoloji transferi, kullanılmış yakıtın nihai depolanması ve proje gecikmelerine yönelik ceza mekanizmalarındaki belirsizliklerin uzun vadeli operasyonel bağımlılık riski doğurduğu tespit edilmiştir.

Tartışma ve sonuç bölümünde yazar, BOO modelinin finansal kaynakları sınırlı yeni nükleer ülkeler için uygulanabilir bir seçenek olduğunu doğrulamakla birlikte, sözleşme metinlerinde yerlileştirme oranları, atık yönetimi ve hukuki sorumlulukların son derece net tanımlanması gerektiğini vurgulamaktadır. Akkuyu tecrübesi, akademik literatürde nükleer enerji projelerinin finansmanı ve yönetimsel modelleri üzerine yürütülen tartışmalara ampirik bir vaka verisi kazandırmaktadır. Çalışma, enerji politikaları ve kamu-özel ortaklığı literatüründe gelişmekte olan ülkelerin teknolojik bağımsızlık ile altyapı finansmanı arasındaki hassas dengeyi nasıl kurabileceğine ilişkin stratejik çıkarımlar sunmakta ve gelecekteki ampirik araştırmalar için bir referans çerçevesi oluşturmaktadır.

Araştırmanın amacı

Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında imzalanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesi üzerinden Yap-Mülkiyet-İşlet (BOO) sözleşme modelinin avantaj ve dezavantajlarını değerlendirmek, ilk BOO nükleer sözleşmesinden çıkarılan dersleri analiz etmek ve nükleer enerji sektörüne yeni giren ülkeler için modelin uygulanabilirliğine yönelik çözüm önerileri sunmaktır(Kahraman, 2025).

İnceleme ve modelleme yöntemi

Bu araştırmada, nitel tekli vaka incelemesi (case study) tasarımı benimsenmiş; Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında imzalanan Akkuyu Hükümetlerarası Anlaşması (IGA), Güç Satın Alma Sözleşmesi (PPA) hükümleri ve nükleer sektördeki geleneksel sözleşme modelleri karşılaştırmalı içerik ve mevzuat analizi teknikleriyle incelenmiştir(Kahraman, 2025).

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışma, proje yönetimi, uluslararası yatırım hukuku ve kamu-özel ortaklığı (PPP) kuramsal çerçevesine dayanmaktadır. Nükleer santral yatırımlarında risk devri, sermaye tahsisi, lisanslama, teknoloji transferi ve uzun vadeli operasyonel bağımlılık kavramları incelemenin temel teorik eksenini oluşturmaktadır.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışma; nükleer enerji projelerinde kullanılan geleneksel sözleşme modellerini (anahtar teslimi, bölünmüş paket, çoklu sözleşme) inceleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) kılavuzları ile Mergenthaler ve Fischer, Flyvbjerg ve arkadaşları ile Ling ve Lau gibi araştırmacıların proje yönetimi ve risk analizi literatüründeki eserlerine dayanmaktadır. Ayrıca Türkiye'nin nükleer enerji politikaları ve Akkuyu Hükümetlerarası Anlaşması (HGA) bağlamında Jewell ve Seyithan, Turhan ve Yücel ile Pekar'ın çalışmalarına atıfta bulunulmaktadır.

Araştırma Tasarımı

Evren veya inceleme alanı
Nükleer güç santrali projelerinde uygulanan sözleşme modelleri, uluslararası nükleer enerji mevzuatı ve Türkiye-Rusya Hükümetlerarası Anlaşması metni.
Örneklem veya araştırma materyali
Türkiye'nin ilk nükleer santral projesi olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali Hükümetlerarası Anlaşması (IGA), Güç Satın Alma Sözleşmesi (PPA) hükümleri ve ilgili teknik/mali düzenlemeler.
Veri toplama süreci
Hükümetlerarası Anlaşma (IGA) metinleri, NDK ve TENMAK resmi dokümanları, IAEA teknik rehberleri ile dergi literatürünün ikincil veri analiz yöntemleriyle derlenmesi.
Veri analiz yöntemi
Metinlerarası karşılaştırmalı içerik analizi, risk ve maliyet yapısı çözümlemesi ile mevzuata dayalı nitel vaka analizi yaklaşımları kullanılmıştır.
Yap-Mülkiyet-İşlet (BOO) ModeliAnahtar Teslim ve Bölünmüş Paket SözleşmelerGüç Satın Alma Sözleşmesi (PPA)Teknoloji ve Bilgi TransferiYerlileştirme OranıKullanılmış Yakıt ve Atık Yönetimi

Araştırmanın Bulguları

01

Anahtar teslim, bölünmüş paket ve çoklu sözleşme gibi geleneksel nükleer santral sözleşme modelleri, ev sahibi ülkeye ödeme yapısı, finansman riski ve teknoloji transferi açılarından çeşitli kısıtlamalar yüklemektedir(Kahraman, 2025).

02

Akkuyu projesinde uygulanan BOO modeli, dünyada nükleer santral sektöründe bir ilk olup, ev sahibi ülkenin başlangıçtaki finansal yükümlülüklerini ertelemekte ve işletme risklerini yükleniciye devretmektedir(Kahraman, 2025).

03

BOO modeli finansal kaynağı sınırlı olan ve nükleer sektöre yeni giren ülkeler için uygulanabilir bir seçenek oluşturmakta, insan kaynağı eğitimi ve düzenleyici kurum tecrübesi yoluyla teknoloji transferine katkı sağlamaktadır(Kahraman, 2025).

04

Türkiye ile Rusya arasındaki Hükümetlerarası Anlaşma metni, kullanılmış nükleer yakıtın depolanması, bertarafı ve nihai yerleşimi hususlarında belirsiz hükümler barındırmakta ve emsal bir uyarı niteliği taşımaktadır(Kahraman, 2025).

02

Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu

Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı

İncelenen vaka analizinde, Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesi üzerinden BOO modelinin nükleer enerji sektöründeki ilk uygulaması değerlendirilmiş ve modelin geleneksel sözleşme tiplerine göre sermaye temini ile proje yönetiminde ev sahibi ülkeye önemli finansal ve operasyonel kolaylıklar sağladığı gösterilmiştir.

Yazar, BOO modelinin sunduğu bu ilk yatırım avantajlarının arkasında, elektrik satış fiyatındaki yükseklik (12,35 cent/kWh) gibi maliyet unsurlarının yattığını ve yüklenicinin üstlendiği atık yönetimi, söküm ve işletim risklerinin fiyat yapısına yansıtıldığını açıklamaktadır.

Tartışma bölümünde elde edilen bulgular literatürle ilişkilendirilerek, Mergenthaler ve Fischer (2015) ile Jewell ve Ates (2015) çalışmalarında belirtilen teknoloji transferi kısıtları ve dışa bağımlılık risklerinin Akkuyu sözleşmesinde yer alan belirsiz atık yönetimi maddeleriyle örtüştüğü ortaya konulmaktadır.

Sonuç olarak, santralin henüz ticari işletmeye geçmemiş olması nedeniyle ampirik verilerin kısıtlı kaldığı belirtilmekte; gelecekte nükleer programa başlayacak ülkelerin BOO sözleşmelerinde gecikme cezalarını ve kullanılmış yakıt prosedürlerini hukuki açıdan netleştirmeleri gerektiği ifade edilmektedir.

Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması

Mergenthaler ve Fischer'in (2015) nükleer santral sözleşme stratejilerindeki risk dağılımı ve teknoloji transferi kısıtlarına ilişkin tespitleriyle uyumlu olarak, BOO modelinin finansal riskleri yükleniciye devrettiği ancak uzun vadeli operasyonel bağımlılık yarattığı gösterilmiştir(Kahraman, 2025).

Jewell ve Ates (2015) tarafından ele alınan Türkiye'nin tarihsel nükleer stratejisi ve dışa bağımlılık tartışmaları bağlamında, BOO modelinin ilk yatırım engelini aştığı ancak işletme ve yakıt döngüsünde yabancı mülkiyete bağımlılığı sürdürdüğü doğrulanmaktadır(Kahraman, 2025).

Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar

Yazar, Türkiye'nin ilk nükleer güç santrali projesi olan Akkuyu örneğinde uygulanan Yap-Mülkiyet-İşlet (BOO) modelinin, özellikle finansal kaynakları yetersiz ve sektöre yeni giren ülkeler için son derece elverişli bir seçenek sunduğu sonuçuna varmaktadır. Bununla birlikte, gelecekteki nükleer projelerde BOO sözleşmelerinin başarısı için kullanılmış yakıt yönetimi, radyoaktif atık bertarafı, inşaat gecikme cezaları ve teknoloji transferi yükümlülüklerinin hukuki metinlerde netleştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır(Kahraman, 2025).

Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve

Nükleer güç santrallerinin finansmanı ve inşasında karşılaşılan yüksek maliyetler ile uzun teslim süreleri, alternatif sözleşme yönetimi modellerinin tartışılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, literatürde teorik olarak ele alınan Yap-Mülkiyet-İşlet (BOO) modelinin nükleer enerji alanındaki ilk gerçek dünya uygulamasını detaylandırarak, teorik çerçeve ile pratik saha yansımaları arasındaki boşluğu doldurmaktadır. Geleneksel modellerin kısıtlarını aşmak isteyen yeni katılımcı ülkeler için BOO modelinin finansman, işletme ve risk paylaşımı boyutlarındaki dinamiklerini vaka analizi yöntemiyle ele alarak karar vericilere rehberlik etmektedir.

Çalışma, geleneksel sözleşme modellerinin ödeme yapıları ve teknoloji transferindeki yetersizliklerini vurgulayan Mergenthaler ve Fischer (2015) gibi önceki araştırmaların üzerine inşa edilmiştir. Ayrıca, nükleer sektöre yeni adım atan ülkelerin karşılaştığı teknik kapasite yetersizliği sorununu çözmede BOO modelinin sunduğu operasyonel kolaylıkları ele alırken, Jewell ve Ates (2015) tarafından öne sürülen dışa bağımlılık ve uzun vadeli egemenlik risklerini Akkuyu sözleşmesi bağlamındaki belirsizliklerle doğrulamaktadır. Yazar, önceki çalışmaların kuramsal bazda bıraktığı riskleri, fiili sözleşme maddeleriyle somutlaştırmaktadır.

Bu çalışma, nükleer enerji yatırımlarında yeni nesil sözleşme yönetimi literatürüne, ilk kez hayata geçirilen bir BOO projesinin hukuki, mali ve operasyonel çıktılarını sunarak katkıda bulunmaktadır. İki ülke arasında imzalanan Hükümetlerarası Anlaşma'nın (IGA) elektrik alım fiyatı, yerlileştirme taahhütleri ve atık yönetimi gibi kritik maddelerini analiz ederek, teorik tartışmaları ampirik bir vaka üzerinden sınamaktadır. Özellikle kullanılmış nükleer yakıtların akıbeti ve gecikme cezalarındaki yasal belirsizlikleri ele alarak, gelecek nükleer anlaşmalar için revizyon önerileri sunması bakımından değerlidir.

Kaynakça

  1. Mergenthaler, D., & Fischer, K. (2015). Contracting strategies for nuclear power plants: A comparative analysis. Nuclear Engineering and Design, 293, 219-231.
  2. Jewell, J., & Ates, S. A. (2015). Introducing nuclear power in Türkiye: A historic state strategy and future prospects. Energy Research & Social Science, 10, 273-282.
03

Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.

01

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

Yap-Mülkiyet-İşlet (BOO) nükleer sözleşme modeli, nükleer enerji sektörüne yeni giren ülkelerin finansman ve deneyimli operatör eksikliği sorunlarına yenilikçi çözümler üretir.

Tez yazarı, nükleer finansman modellerini incelerken, geleneksel modellerin kısıtlarını aşmak amacıyla BOO modelinin bir çözüm alternatifi olarak nasıl kurgulandığını bu kaynakla destekleyebilir(Kahraman, 2025).

Gelişmekte Olan Ülkelerde Küçük Modüler Reaktör (SMR) Yatırımları İçin Yap-Mülkiyet-İşlet (BOO) Modelinin Finansal Sürdürülebilirlik Analizi

Araştırma sorusu
Küçük modüler reaktör (SMR) yatırımlarında BOO modeli, geleneksel kamu-özel ortaklığı (PPP) modellerine kıyasla finansal sürdürülebilirlik ve birim elektrik üretim maliyeti (LCOE) açısından ne tür avantajlar sunmaktadır?
Yöntem taslağı
Nitel ve nicel karma yöntem (mixed-method) tasarımı kullanılacaktır. Nükleer finansman uzmanlarıyla veri doygunluğuna ulaşılana kadar yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilecek; eş zamanlı olarak Monte Carlo simülasyonu ile SMR projelerine yönelik BOO ve PPP modellerinin finansal risk senaryoları modellenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makale, Akkuyu projesinin yüksek elektrik birim fiyatını (12,35 cent/kWh) BOO modelinin getirdiği uzun vadeli risk primlerine bağlamaktadır. Gelecek projelerde (örneğin SMR teknolojilerinde) bu maliyet yapısının nasıl optimize edileceği yazarın gelecek araştırma çağrıları ile doğrudan ilişkilidir(Kahraman, 2025).

02

Tez veya makalede kullanım · Tartışma

Nükleer santral yatırımlarında BOO modelinin tercih edilmesi, ev sahibi ülkenin finansal ve operasyonel risklerini azaltırken, uzun vadeli yabancı sermaye ve teknolojik bağımlılık risklerini beraberinde getirebilmektedir.

Tez yazarı, Türkiye'nin enerji bağımlılığı ve stratejik ortaklıklar konusundaki bulgularını tartışırken, Akkuyu anlaşmasının mülkiyet ve kontrol yapısına yönelik bu bulguyu temel argüman olarak kullanabilir(Kahraman, 2025).

Uluslararası Nükleer Enerji Anlaşmalarında Kullanılmış Yakıt ve Atık Yönetimi Maddelerinin Hukuki ve Çevresel Risk Çözümlemesi: Karşılaştırmalı Bir Doküman Analizi

Araştırma sorusu
Nükleer enerjiye yeni başlayan ülkelerin imzaladığı hükümetlerarası anlaşmalarda, kullanılmış nükleer yakıtların geri gönderilmesi ve bertarafı süreçlerindeki hukuki belirsizlikler, uluslararası çevre hukuku normları çerçevesinde nasıl yapılandırılmalıdır?
Yöntem taslağı
Nitel araştırma desenlerinden karşılaştırmalı doküman analizi benimsenecektir. Türkiye, Mısır ve Bangladeş gibi nükleer sektöre yeni giren ülkelerin uluslararası anlaşma metinleri (IGA) çevre hukuku kriterlerine göre sistematik olarak çözümlenecek, içerik analizi yaklaşımıyla hukuki boşluklar haritalandırılacaktır.

Makaleyle bağlantısı: Yazar, Türkiye-Rusya anlaşmasındaki 12. maddenin kullanılmış yakıtların depolanması ve taşınmasına ilişkin belirsiz hükümler barındırdığını ve bunun nükleer atık transfer yasaklarıyla çeliştiğini belirterek gelecek araştırmalar için bu konunun netleştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır(Kahraman, 2025).

03

Tez veya makalede kullanım · literatüre-review

İlk nükleer güç santrali projelerinde BOO modeliyle imzalanan sözleşmeler, kullanılmış yakıt yönetimi ve söküm yükümlülüklerine dair yasal belirsizlikler barındırabilmektedir.

Nükleer atık yönetimi politikalarını araştıran bir tez çalışmasında, uluslararası ikili anlaşmaların atık yönetimi boyutundaki yasal boşluklarını örneklendirmek için bu tespitten faydalanılabilir(Kahraman, 2025).

Nükleer Santral Projelerindeki İnşaat Gecikmelerinin Maliyet Aşımı ve Birim Fiyat Revizyon Mekanizmaları Üzerindeki Etkisi: Akkuyu Örneği Üzerinden Bir Değerlendirme

Araştırma sorusu
Nükleer güç santrali projelerinde meydana gelen inşaat ve devreye alma gecikmeleri, Yap-Mülkiyet-İşlet (BOO) sözleşmelerindeki elektrik alım fiyatı revizyon mekanizmaları vasıtasıyla yatırımcı ve ev sahibi devlet arasında nasıl bölüştürülmektedir?
Yöntem taslağı
Tekli vaka analizi tasarımı kullanılacaktır. Akkuyu projesinin inşaat izin süreçleri ile fiili ilerleme verileri arasındaki takvim sapmaları belirlenecek; elektrik alım anlaşmasında (PPA) yer alan gecikme cezası ve fiyat ayarlama formülleri doküman analizi ve finansal senaryo analizi yöntemleriyle modellenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede, Akkuyu 1. ünitesinin planlanan 7 yıllık süre içinde işletmeye alınmasında olası gecikmelerin yaşandığı ve PPA kapsamındaki fiyat ayarlama mekanizmalarının belirsiz olduğu vurgulanarak, bunun ampirik verilerle incelenmesi gerektiği belirtilmiştir(Kahraman, 2025).