Nicel araştırma makalesi incelemesi
DOI: 10.1186/s13031-024-00580-xGazzede Kritik Sivil Altyapıya Verilen Zararın Mekansal Analizi: İsrail Askeri Harekatının İlk Safhası Üzerine Kantitatif Bir İnceleme (7 Ekim - 22 Kasım 2023)
Uluslararası insancıl hukuk, silahlı çatışma dönemlerinde sivil nüfusun bekası için kritik öneme sahip sağlık, eğitim ve su gibi temel altyapı tesislerinin korunmasını zorunlu kılar. Ancak kentsel savaş alanlarında bu tesislerin uğradığı yıkım, hem kısa vadeli insani krizlere hem de uzun vadeli toplumsal çöküşe neden olmaktadır.
Makalenin anahtar kelimeleri
- Yazar
- Yara Asi et al.
- Yayın
- Conflict and Health
- Tarih
- 2024-04-02
Makalenin Kapsamı ve Akademik İçeriği
Kentsel çatışma alanlarında sivil yaşamın sürdürülebilirliği, temel kamu hizmetlerini sağlayan altyapının korunmasına doğrudan bağlıdır. Uluslararası insancıl hukuk normları, savaşan tarafların sivil nesneler ile askeri hedefleri ayırt etmesini zorunlu kılsa da, Gazze Şeridi gibi yüksek nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerde bu sınırların bulanıklaştığı gözlemlenmektedir. Literatürde, modern kentsel savaşın sivil altyapı üzerindeki yıkıcı etkileri sıklıkla tartışılmakta, ancak bu yıkımın mekansal-istatistiksel analizi veri kısıtlılığı nedeniyle güçlükle gerçekleştirilmektedir. Bu çalışma, 7 Ekim 2023 sonrası başlayan askeri harekatın ilk evresinde Gazze'deki sağlık, eğitim ve su tesislerine yönelik fiziksel tahribatı inceleyerek, insani yardım ve hukuk tartışmalarına ampirik bir temel sağlamayı hedeflemektedir.
Araştırma, yerinde gözlemin imkânsız olduğu koşullarda nesnel veri üretmek amacıyla Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-1A Sentetik Açıklıklı Radar (SAR) verilerini kullanmıştır. Çok zamanlı tutarlı değişim tespiti yöntemiyle, bina bazlı yapısal hasar haritaları oluşturulmuş ve bu veriler açık kaynaklı bina izi veri setleriyle çakıştırılmıştır. Metodolojik yaklaşım, hasarın sadece tesis binasıyla sınırlı kalmayıp, yakın çevresindeki mühimmat etki yarıçaplarını da kapsayacak şekilde 25 ve 50 metrelik tampon bölgeler üzerinden analiz edilmesini içermektedir. Ayrıca, hasarın coğrafi dağılımının rastlantısallığını test etmek amacıyla Global Moran's I otokorelasyon istatistiği uygulanarak, yıkımın belirli sivil merkezlerde yoğunlaşıp yoğunlaşmadığı matematiksel olarak sörgülanmıştır.
Elde edilen bulgular, harekatın ilk 46 gününde Gazze genelindeki sağlık tesislerinin yüzde 60'ından fazlasının, eğitim kurumlarının yüzde 68'inin ve su altyapısının yüzde 42'sinin doğrudan hasar gördüğünü ortaya koymaktadır. Özellikle kuzey valiliklerinde bu oranlar daha sarsıcı seviyelere ulaşarak sivil yaşamın devamlılığını imkânsız kılan bir 'işlevsel yıkım' tablosu çizmektedir. İstatistiksel analiz sonuçları, hasarın mekansal olarak rastgele dağılmadığını, aksine kritik sivil tesislerin çevresinde yüksek derecede kümelendiğini göstermektedir. Bu durum, Z-skorlarının işaret ettiği üzere, sivil altyapı yıkımının tesadüf eseri oluşma ihtimalinin yüzde 1'in altında olduğunu kanıtlamakta ve çatışma bölgelerinde güvenli alan olarak ilan edilen noktaların bile ciddi saldırılara maruz kaldığını belgelemektedir.
Sonuç olarak çalışma, Gazze'deki sivil altyapı tahribatının modern çatışma tarihinde az rastlanır bir ölçekte olduğunu ve bu durumun toplu cezalandırma iddialarını güçlendirdiğini savunmaktadır. Yazarlar, sivil tesislerin korunmasına yönelik uluslararası hukuk mekanizmalarının sahada yetersiz kaldığını ve bu yıkımın bölgenin gelecekteki yaşanabilirliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini vurgulamaktadır. Literatür taramaları açısından bu eser, uzaktan algılama yöntemlerinin savaş suçları soruşturmalarında ve insani kriz analizlerinde nasıl etkin kullanılabileceğine dair metodolojik bir model sunmaktadır. Araştırma, uluslararası toplumun sivil altyapı güvenliğini sağlamak adına daha caydırıcı ve şeffaf denetim mekanizmaları geliştirmesi gerektiği çağrısıyla son bulmaktadır.
Araştırmanın amacı
Bu çalışma, 7 Ekim ile 22 Kasım 2023 tarihleri arasında Gazze Şeridi'ndeki kritik sivil altyapıya (sağlık, eğitim ve su tesisleri) verilen hasarın betimsel ve çıkarımsal mekansal analizini yapmayı ve bu hasarın kümelenme örüntülerini inceleyerek İsrail'in Uluslararası İnsancıl Hukuk kurallarına uyumunu değerlendirmeyi amaçlamaktadır(Asi et al., 2024).
İnceleme ve modelleme yöntemi
Araştırmada, Gazze Şeridi'ndeki kentsel hasarı tespit etmek amacıyla Copernicus Sentinel 1-A Sentetik Açıklıklı Radar (SAR) görüntüleri üzerinden çok zamanlı uyumlu değişim tespiti (CCD) yöntemi kullanılmıştır. Bu yaklaşım, yapıların faz bileşenlerindeki benzerliği ölçerek bulut örtüsü veya ışıktan bağımsız olarak 10 metre çözünürlükte hasar sinyalleri üretmekte ve elde edilen mekansal verileri Global Moran’s I istatistiğiyle analiz ederek hasarın tesadüfi olup olmadığını sörgülamaktadır(Asi et al., 2024).
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Uluslararası İnsancıl Hukuk'un (IHL) temel ilkeleri olan 'ayrım gözetme', 'orantılılık' ve 'önlem alma' yükümlülükleri üzerine inşa edilmiştir. Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokolleri çerçevesinde sivil nesnelerin askeri hedeflerden ayırt edilmesi zorunluluğu, analizin hukuki zeminini oluşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Makale, Gazze'de daha önce yaşanan askeri gerilimlere (2008, 2014, 2021) dair literatürü temel alarak, bu çatışmalardaki sivil altyapı hasarı bildirimlerini ve savaş yasalarının olası ihlallerine dair uluslararası kuruluşların (İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü) raporlarını ele almaktadır. Ayrıca, kentsel yıkımı ölçmek için kullanılan Sentintel-1 SAR radar görüntüleme metodolojisine dair teknik literatürden faydalanmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- Gazze Şeridi'ndeki beş valilik genelinde bulunan tüm sivil yerleşik çevre ve altyapı tesisleri.
- Örneklem veya araştırma materyali
- İncelenen materyal; OCHA ve OpenStreetMap verilerinden derlenen 97 sağlık tesisi, 475 eğitim kurumu ve 152 su altyapı noktasını içeren coğrafi veri setidir.
- Veri toplama süreci
- 7 Ekim ile 22 Kasım 2023 tarihleri arasındaki Sentinel-1 SAR verileri Alaska Satellite Facility’nin HyP3 altyapısı üzerinden toplanmış; sivil tesis konumları ise OCHA ve Humanitarian OpenStreetMap Team (HOTOSM) gibi açık kaynaklı platformlardan geocode edilerek elde edilmiştir.
- Veri analiz yöntemi
- Hasar tespiti için faz bileşeni değişimleri izlenmiş; sağlık ve eğitim tesisleri için yapı ayak izleri üzerinden poligonlar oluşturularak %50 hasar eşiği ile işlevsel yıkım analizi yapılmıştır. Mekansal otokorelasyonu belirlemek için Global Moran’s I katsayısı hesaplanmış ve silahların etki yarıçaplarına göre 25m ve 50m tampon bölge analizleri gerçekleştirilmiştir.
Araştırmanın Bulguları
7 Ekim - 22 Kasım 2023 tarihleri arasında Gazze'deki sağlık tesislerinin %60,8'i, eğitim kurumlarının %68,2'si ve su tesislerinin %42,1'i doğrudan fiziksel hasar görmüştür(Asi et al., 2024, s. 2).
İncelenen tesislerin yaklaşık üçte birinden fazlası (sağlıkta %35,1, eğitimde %40,2), yapı alanının en az yarısının tahrip olduğu işlevsel yıkım eşiğine ulaşmıştır(Asi et al., 2024, s. 2).
Mekansal analizler, sivil altyapı hasarının rastgele bir dağılım göstermediğini ve sivil tesisler çevresinde istatistiksel olarak anlamlı (%1'den düşük tesadüf ihtimali) bir kümelenme sergilediğini kanıtlamıştır(Asi et al., 2024, s. 2).
Gazze Şeridi'nin kuzey bölgelerinde yıkım oranları çok daha şiddetli olup, Kuzey Gazze valiliğindeki sağlık tesislerinin %88,2'si ve eğitim tesislerinin %79,3'ü hasar almıştır(Asi et al., 2024, s. 2).
Güvenli bölge olarak tanımlanan Salah al-Din tahliye koridoru boyunca, yolun %11,6'lık kısmında sivil geçiş güvenliğini tehdit eden yakın mesafe hasarları tespit edilmiştir(Asi et al., 2024, s. 2).
Bulguların Tartışılması ve Araştırmanın Sonucu
Bulguların Yazarlar Tarafından Yorumlanışı
Mekansal analiz sonuçları, Gazze Şeridi'ndeki yıkımın tesadüfi olmadığını, aksine sağlık, eğitim ve su tesisleri gibi kritik noktalar çevresinde yoğunlaştığını göstermektedir. Yazarlar, Global Moran's I istatistiğiyle kanıtlanan bu yüksek dereceli kümelenmenin, sivil altyapının kasten hedef alınmış olabileceğine veya koruma önlemlerinin yetersiz kaldığına dair güçlü bir bilimsel gösterge olduğunu savunmaktadır.
Tesislerin %50'den fazlasının işlevsel olarak yok edilmesi, sadece anlık bir fiziksel yıkımı değil, aynı zamanda toplumun gelecekteki iyileşme kapasitesinin felce uğratılmasını ifade etmektedir. Yazarlar, bu durumun sivil nüfusu temel hizmetlerden mahrum bırakarak bölgeyi yaşanılamaz hale getirdiğini ve 'hiçbir yerin güvenli olmadığı' iddiasını doğruladığını belirtmektedir.
Tartışma bölümünde, mevcut bulgular önceki Gazze çatışmaları ve Ukrayna gibi diğer modern savaş senaryolarıyla karşılaştırılmaktadır. Yazarlar, sivil altyapıya yönelik saldırıların daha önce de raporlandığını ancak mevcut harekatın hızı ve tahribat yoğunluğunun literatürdeki benzer vakaların çok ötesine geçtiğini vurgulayarak insani krizin boyutuna dikkat çekmektedir.
Son olarak çalışma, Uluslararası İnsancıl Hukuk'un çatışma bölgelerindeki yetersizliğini ve devletlerin askeri gereklilik bahanesiyle sivil nesneleri hedef alma eğilimini eleştirmektedir. Uzaktan algılama verilerinin sağladığı nesnel kanıtların, gelecekteki uluslararası hukuk süreçlerinde ve hesap verebilirlik mekanizmalarında merkezi bir rol oynaması gerektiği sonuçuna varılmaktadır.
Bulguların Önceki Araştırmalarla Karşılaştırılması
Yazarlar, Gazze'deki ilk 46 gündeki sivil can kaybı ve yıkım hızının, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ilk 21 ayındaki verileri geride bıraktığını belirterek mevcut yıkımın emsalsizliğini vurgulamaktadır(Asi et al., 2024, s. 2).
Makale, Gazze'de daha önce yaşanan çatışmalarda belgelenen sistematik sivil altyapı hasarı örüntüsünün mevcut harekatta çok daha geniş kapsamlı ve yoğun bir şekilde tekrarlandığını belirtmektedir(Asi et al., 2024, s. 2).
Sonuç Bölümünün Sunduğu Çıkarımlar
Araştırma sonuçları, Gazze'deki kritik sivil altyapının sistematik olarak tahrip edildiğini ve bu yıkımın mekansal kümelenme örüntüsünün Uluslararası İnsancıl Hukuk kapsamındaki ayrım ilkesinin ciddi şekilde ihlal edildiğine dair somut kanıtlar sunduğunu göstermektedir; bu durum bölgedeki sivil yaşamın sürdürülebilirliğini temelden tehdit eden bir kolektif cezalandırma olarak değerlendirilmektedir(Asi et al., 2024, s. 2).
Literatür Taraması İçin Sunduğu Çerçeve
Bu çalışma, literatürde çatışma bölgelerine erişimin imkânsız olduğu durumlarda objektif veri üretme işlevini üstlenmektedir. Geleneksel hasar tespit çalışmalarının saha gözlemine dayalı sınırlılıklarını, Copernicus Sentinel-1A Sentetik Açıklıklı Radar (SAR) verilerini kullanarak aşmaktadır. Makale, sadece hasarın miktarını değil, aynı zamanda mekansal dağılımının rastgeleliğini sörgülayarak, savaşın yürütülüş biçimine dair nicel bir kanıt tabanı oluşturmaktadır. Özellikle sağlık, eğitim ve su tesisleri gibi Uluslararası İnsancıl Hukuk (IHL) koruması altındaki nesnelerin sistematik olarak etkilenip etkilenmediğini istatistiksel bir çerçevede inceleyerek, insani yardım ve hukuk literatürü arasında köprü kurmaktadır. Bu yönüyle, çatışma analizi çalışmalarında metodolojik bir standart sunmaktadır.
Çalışma, Gazze'deki önceki çatışmaları inceleyen Amnesty International ve Human Rights Watch gibi kuruluşların raporlarını teorik ve olgusal bir temel olarak kabul etmektedir. Ancak bu raporların çoğunlukla betimsel veya sınırlı örnekleme dayalı olan yapısını, tüm Gazze Şeridi'ni kapsayan bütüncül bir mekansal analizle genişletmektedir. Literatürdeki mevcut 'hasar haritalama' çalışmalarına, Global Moran’s I gibi çıkarımsal istatistiksel yöntemleri entegre ederek hasarın kümelenme eğilimini kanıtlamış ve bu noktada önceki çalışmalardan farklılaşmıştır. Rusya-Ukrayna savaşı gibi güncel modern çatışmalarla sivil ölüm oranları ve altyapı tahribatı hızı açısından karşılaştırmalar yaparak, mevcut durumun literatürdeki 'yoğun kentsel savaş' örnekleri arasındaki benzersiz konumunu vurgulamaktadır.
Literatür taramaları için bu makale, kentsel savaşın sivil yaşam destek sistemleri üzerindeki yıkıcı etkisini belgeleyen temel bir başvuru kaynağıdır. Araştırma, hasarın sadece bir sonuç değil, aynı zamanda sivil nüfusun bölgeden uzaklaştırılmasına yönelik bir araç olarak kullanılabileceği tartışmasına metodolojik bir derinlik kazandırmaktadır. 'İşlevsel yıkım' eşiği olarak kabul edilen yüzde 50 hasar kriterini uygulaması, sivil altyapının sadece fiziksel varlığını değil, hizmet sunma kapasitesini de literatürde tartışmaya açmaktadır. Ayrıca, güvenli bölge ve tahliye koridoru olarak tanımlanan alanların dahi hasar gördüğünü mekansal olarak kanıtlaması, çatışma hukukundaki 'ayrım ilkesi' ve 'orantılılık' kavramlarının ampirik olarak nasıl test edilebileceğini göstermektedir.
Kaynakça
- Marcetic, B. (2023). Israel’s assault on Gaza is unlike any war in recent memory. Jacobin.
- Amnesty International. (2014, 2021). Israel/Gaza: Attacks on medical facilities and residential homes.
Tez ve Makale Araştırmalarında Kullanım
Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki üç araştırma taslağına dönüştürülmüştür.
Tez veya makalede kullanım · Yöntem (Metodoloji)
Erişilemeyen çatışma bölgelerinde hasar tespiti için SAR verileri güvenilir bir araçtır.
Araştırmacı, yüksek çözünürlüklü optik verilerin kısıtlı olduğu veya bulutluluk gibi engellerin bulunduğu durumlarda Sentetik Açıklıklı Radar (SAR) kullanımını bu çalışmaya atıfla meşrulaştırabilir(Asi et al., 2024, s. 3).
Çatışma Sonrası Dönemde Gazze Şeridi'nde Su Tesislerinin Yeniden İnşası ve Toplum Sağlığı: Bir İzleme Çalışması
- Araştırma sorusu
- Hasar gören su tesislerinin onarım hızı ile bölgedeki su kaynaklı hastalık prevalansı arasında nasıl bir ilişki vardır?
- Yöntem taslağı
- Makaledeki su tesisi hasar haritası baz alınarak, onarım süreçleri GIS üzerinden takip edilmelidir. Örneklem, hasarlı ve hasarsız su noktalarına erişimi olan hanehalklarından oluşmalı; veri doygunluğuna ulaşılan nitel görüşmeler ve su analiz raporlarıyla analiz edilmelidir.
Makaleyle bağlantısı: Makalede su tesislerinin yüzde 42,1'inin hasar aldığı bulgusu, bu altyapının çöküşünün toplum sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması için temel bir gerekçe sunmaktadır(Asi et al., 2024, s. 2).
Tez veya makalede kullanım · Tartışma
Sivil altyapı hasarı tesadüfi olmayıp belirli noktalar etrafında kümelenmektedir.
Kentsel savaşın sivil nüfusu sistematik olarak etkilediğini iddia eden bir tezde, Moran's I istatistiğiyle kanıtlanan kümelenme bulguları kanıt olarak sunulabilir(Asi et al., 2024, s. 2).
Kentsel Savaşta Güvenli Tahliye Koridorlarının Operasyonel Güvenliği: Mekansal Bir Risk Analizi
- Araştırma sorusu
- Askeri harekat sırasında ilan edilen güvenli koridorlardaki hasar yoğunluğu sivil tahliye güvenliğini ne ölçüde etkilemektedir?
- Yöntem taslağı
- Salah al-Din koridoru örneğindeki gibi, diğer çatışma bölgelerindeki tahliye rotaları 25 ve 50 metrelik tampon bölgelerle analiz edilmelidir. Veriler, uydu görüntüleri ve saha tanıklıklarıyla desteklenerek risk yoğunluk haritaları oluşturulmalıdır.
Makaleyle bağlantısı: Yazarların Salah al-Din koridoru üzerindeki hasarı yüzde 11,6 olarak saptaması, güvenli bölge vaatlerinin sahadaki gerçeklerle uyuşmazlığını incelemek için bir çıkış noktasıdır(Asi et al., 2024, s. 2).
Tez veya makalede kullanım · Giriş ve Literatür Taraması
Gazze'deki sivil yerinden edilme oranları modern çatışma tarihindeki en yüksek seviyelerden biridir.
İnsani krizlerin boyutunu anlatırken, 2023 sonu itibarıyla nüfusun yüzde 85'inin yerinden edildiği bilgisi bu çalışmadan doğrulanarak kullanılabilir(Asi et al., 2024, s. 2).
Modern Çatışmalarda Eğitim Altyapısının Tahribatı: Sistematik Bir Karşılaştırma
- Araştırma sorusu
- Farklı yoğunluktaki kentsel savaşlarda eğitim tesislerinin hasar görme örüntüleri sistematik bir farklılık göstermekte midir?
- Yöntem taslağı
- Gazze, Ukrayna ve Suriye'deki okul hasarları makaledeki Moran's I yöntemiyle karşılaştırılmalıdır. Örneklem her bölgedeki resmi okul envanteri üzerinden rastgele seçilecek okul binaları olmalı; analizler mekansal otokorelasyon testleriyle yapılmalıdır.
Makaleyle bağlantısı: Eğitim tesislerinin yüzde 68,2 oranında hasar görmesi ve bu hasarın yüksek düzeyde kümelenmesi, eğitim kurumlarının tesadüfi olmayan bir tahribata uğradığı hipotezini güçlendirmektedir(Asi et al., 2024, s. 2).