Küresel sağlık sistemlerinin en önemli bileşenini oluşturan hemşireler, yirmi dört saatlik kesintisiz vardiya sistemleri ve kronik iş yükleri nedeniyle mesleki yaşamları ile kişisel sorumlulukları arasında denge kurmakta ciddi güçlükler yaşamaktadır. Sağlık kurumlarındaki bu kronik dengesizlik; hemşirelerin fiziksel ve zihinsel sağlıklarını olumsuz etkilemekle kalmamakta, aynı zamanda iş doyumunun azalmasına, devamsızlık oranlarının artmasına ve meslekten erken ayrılma eğilimlerinin tırmanmasına neden olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre küresel bazda yaşanan hemşire açığı ve tükenmişlik vakaları, sağlık hizmetlerinin erişilebilirliği ile kalitesini doğrudan tehdit eden yapısal krizler arasında yer almaktadır.
Bakiye sorunlarının çok katmanlı yapısını sistematik olarak incelemek amacıyla yola çıkan bu araştırmada, Arksey ve O'Malley tarafından geliştirilen çerçeve ile PRISMA-ScR kılavuz ilkelerine dayanan kapsamlı bir derleme yöntemi izlenmiştir. PubMed, Scopus ve EBSCO veri tabanlarında gerçekleştirilen kapsamlı literatür taramasında PCC çerçevesi kullanılmış ve ilk aşamada ulaşılan sekiz yüz elli bir makale titiz bir eleme sürecine tabi tutulmuştur. Yinelenen kayıtların ayıklanması, başlık-özet taramaları ve tam metin uygunluk kriterlerinin uygulanması neticesinde, Asya, Avrupa, Afrika ve Okyanusya'daki çeşitli ülkelerde gerçekleştirilmiş olan on iki ampirik çalışma nihai analize dâhil edilmiştir.
Elde edilen bulgular, iş yaşam dengesini etkileyen etkenlerin bireysel, bireyler arası, toplumsal ve örgütsel olmak üzere dört ana ekolojik düzeyde kümelendiğini göstermiştir. Bireysel düzeyde yaş, gelir yeterliliği, kıdem, rol çatışması ve psikolojik dayanıklılık ön plana çıkarken; bireyler arası ve toplumsal düzeylerde aile desteği ile iş yeri dışındaki sosyal ağların koruyucu işlevleri olduğu belirlenmiştir. Örgütsel düzeyde ise toplam çalışma saatleri, vardiya düzenleri, liderlik tutumları, kurumsal politikalar ve kas-iskelet sistemi ağrıları gibi fiziksel çalışma koşullarının hemşirelerin refahını doğrudan biçimlendiren kritik belirleyiciler olduğu saptanmıştır.
Elde edilen sonuçlar, hemşirelerin iş yaşam dengesini korumanın yalnızca bireysel başa çıkma stratejilerine bırakılamayacak kadar kurumsal ve politik bir sorumluluk olduğuna işaret etmektedir. Hastane yöneticilerinin ve politika yapıcıların esnek çalışma programları, yeterli personel kadroları, ruh sağlığı destek kaynakları ve adil ücretlendirme politikaları hayata geçirmesi, hem hemşirelerin yaşam kalitesini artıracak hem de sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini güvence altına alacaktır. Gelecekteki araştırmalarda, kesitsel desenlerin ötesine geçen boylamsal çalışmaların yürütülmesi ve az temsil edilen bölgeler ile kültürel bağlamların dâhil edilmesi, literatürün evrensel geçerliliğini güçlendirecektir.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Bu çalışmanın kuramsal temelini, bireyler arası, bireysel, toplumsal ve örgütsel düzeylerdeki etkileşimleri inceleyerek karmaşık sağlık sorunlarını ele almak için bütüncül bir yaklaşım sunan sosyo-ekolojik model oluşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, hemşirelerin iş yaşam dengesini ele alan ve PubMed, Scopus ile EBSCO veri tabanlarında yer alan uluslararası akademik literatürü tarayarak; bireysel demografik özellikler, aile desteği, sosyal çevre ve örgütsel politikalar etrafında şekillenen uluslararası araştırmaları bir araya getirmektedir.