Hemşirelik mesleğinin sürdürülebilirliği ve sağlık hizmetlerinin niteliği, öğrencilerin mesleğe adım attıkları ilk anlardan itibaren güçlü bir mesleki kimlik geliştirmelerine doğrudan bağlıdır. Mesleki kimlik, hemşirelik disiplinine özgü değerlerin, normların ve rollerin benimsenerek bireyin bir profesyonel gibi düşünmesi, hissetmesi ve eylemde bulunması sürecidir. Küresel düzeyde yaşanan hemşire açığı göz önüne alındığında, öğrencilerin meslekte kalışlarını teşvik eden etkenlerin saptanması büyük önem taşımaktadır. Özellikle Doğu toplumlarında sosyokültürel bağlamın mesleki kimlik üzerindeki etkisini inceleyen ampirik araştırmaların azlığı, eğitimcilerin ve yöneticilerin kanıta dayalı stratejiler geliştirmesini güçleştirmektedir. Bu çalışma, İran'daki hemşirelik öğrencilerinin algıladıkları mesleki kimlik düzeylerini ve bu algıyı şekillendiren temel faktörleri belirleyerek literatürdeki bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır.
Kesitsel araştırma tasarımına sahip bu çalışmada, 2020 yılında Semnan Tıp Bilimleri Üniversitesi'nde öğrenim gören ve klinik deneyim kazanmış 3. yarıyıl ve üzeri 195 hemşirelik öğrencisi tam sayım yöntemiyle örnekleme dahil edilmiştir. Veri toplama sürecinde İran bağlamında geçerliği ve güvenirliği kanıtlanmış 63 maddelik ve 6 alt boyuttan oluşan Mesleki Kimlik Ölçeği ile araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyo-demografik bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS-18 programında gerçekleştirilmiş olup, verilerin normal dağılım göstermemesi sebebiyle ortanca değeri (325 puan) temel alınarak ikili lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Bu analiz yaklaşımı sayesinde öğrencilerin akademik başarıları, bölümü seçme nedenleri ve öğrencilik sırasındaki çalışma deneyimleri gibi yordayıcı değişkenlerin mesleki kimlik üzerindeki ham ve düzeltilmiş olasılık oranları (OR) güven aralıklarıyla birlikte hesaplanmıştır.
Araştırmanın bulguları, hemşirelik öğrencilerinin ortalama mesleki kimlik puanının 316,72 (SD = 42,01) olduğunu ve genel mesleki kimlik algılarının oldukça güçlü bir düzeyde bulunduğunu göstermektedir. Alt boyutlar incelendiğinde en yüksek puan mesleki faaliyetten doyum duyma boyutunda elde edilirken, en düşük puanlar hastaya bütüncül bakış ve kendini hemşire olarak tanımlama boyutlarında kaydedilmiştir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre, akademik genel not ortalaması (GNO) 16'nın üzerinde olan öğrencilerin yüksek mesleki kimliğe sahip olma olasılığı 2,65 kat (OR = 2,65; p = 0,002), bölümü kendi isteği ve ilgisiyle seçenlerin olasılığı 2,15 kat (OR = 2,15; p = 0,015) ve öğrencilik dönemi boyunca hastanede eş zamanlı çalışma tecrübesi bulunanların olasılığı ise 3,10 kat (OR = 3,10; p = 0,006) daha yüksek bulunmuştur. Yaş, cinsiyet ve medeni durum gibi demografik değişkenlerle mesleki kimlik arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır.
Elde edilen sonuçlar, hemşirelik eğitiminde kuramsal başarı ile klinik uygulama alanlarındaki gerçek zamanlı deneyimlerin mesleki kimlik inşasındaki kritik rolünü ortaya koymaktadır. Eğitimcilerin ve müfettişlerin, öğrencilerin mesleki kimliklerini güçlendirmek adına klinik çalışma fırsatlarını artırmaları ve mesleki ilgiye dayalı öğrenci kabul politikalarını desteklemeleri gerektiği vurgulanmaktadır. Bu araştırma, sağlık bilimleri ve hemşirelik eğitimi literatüründe öğrencilerin mesleki bağlılıklarını artırmaya yönelik yapılacak tez ve makale çalışmalarına somut veri sağlamaktadır. Araştırmacılar, özellikle Doğu kültürlerinde mesleki kimliğin gelişim süreçlerini inceleyen boylamsal ve nitel araştırmalar tasarlarken bu çalışmanın sunduğu yordayıcı değişkenlerden ve yöntemsel çerçeveden kapsamlı bir biçimde yararlanabilirler.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- İran Semnan Tıp Bilimleri Üniversitesi Hemşirelik ve Ebelik Fakültesi'nde 2020 yılında öğrenim gören tüm lisans hemşirelik öğrencileri (toplam 210 öğrenci) çalışmanın evrenini oluşturmaktadır.
- Örneklem veya araştırma materyali
- Çalışmanın örneklemine dahil edilme kriterlerini karşılayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 195 hemşirelik öğrencisi (95 erkek, 100 kadın) sayım yöntemiyle dahil edilmiş ve analizler bu veriler üzerinden yürütülmüştür.
- Veri toplama süreci
- Veriler 10 Mart - 15 Haziran 2020 tarihleri arasında, İran'da geçerlik ve güvenirliği sınanmış 63 maddelik 6 boyutlu Mesleki Kimlik Ölçeği ile araştırmacılar tarafından hazırlanan 14 maddelik sosyo-demografik ve mesleki durum soru formu aracılığıyla toplanmıştır.
- Veri analiz yöntemi
- Verilerin analizinde SPSS-18 yazılımı kullanılmış; tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra normallik varsayımı sağlanmadığından mesleki kimlik puanları ortanca değeri (325) üzerinden iki kategoriye ayrılarak tek değişkenli ve çoklu lojistik regresyon analizleri uygulanmıştır.
Algılanan Mesleki KimlikGenel Not Ortalaması (GNO)Bölümü İsteğe Bağlı SeçmeÖğrencilik Sırasında Çalışma DeneyimiMesleki Faaliyetten DoyumHastaya Bütüncül Bakış
01Hemşirelik öğrencilerinin algıladıkları genel mesleki kimlik puan ortalaması 316,72 ± 42,01 olarak belirlenmiş olup, bu değer ölçek değerlendirme aralığına göre güçlü seviyede bir mesleki kimlik algısına işaret etmektedir(Gilvari et al., 2022).
02Mesleki kimliğin alt boyutları incelendiğinde en yüksek puan ortalaması mesleki faaliyetten doyum boyutunda (116,53 ± 16,11) elde edilirken, en düşük puan ortalamaları hastaya bütüncül bakış (20,39 ± 2,92) ve kendini hemşire olarak tanımlama (20,88 ± 3,25) boyutlarında saptanmıştır(Gilvari et al., 2022, s. 4).
03Çoklu lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre, genel not ortalaması 16'nın üzerinde olan öğrencilerin güçlü mesleki kimlik algılama olasılığı daha düşük not ortalamasına sahip olanlara kıyasla 2,65 kat daha yüksek bulunmuştur (OR = 2,65, p = 0,002)(Gilvari et al., 2022).
04Hemşirelik bölümünü kendi isteği ve ilgisi doğrultusunda seçen öğrencilerin güçlü bir mesleki kimliğe sahip olma olasılığı, isteği dışında seçenlere göre 2,15 kat daha fazla olarak tespit edilmiştir (OR = 2,15, p = 0,015)(Gilvari et al., 2022).
05Öğrenimi sırasında klinik ortamda eş zamanlı çalışma deneyimine sahip olan hemşirelik öğrencilerinin güçlü mesleki kimlik sergileme olasılığının çalışmayan öğrencilere kıyasla 3,10 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir (OR = 3,10, p = 0,006)(Gilvari et al., 2022).