Günümüz medeni usul hukukunda dijital teknolojilerin yargı süreçlerine entegrasyonu, adalet sistemlerinin verimliliğini ve adalete erişim imkânlarını doğrudan etkileyen küresel bir gelişim alanı haline gelmiştir. Geleneksel yargılama usullerinde karşılaşılan uzun yargılama süreleri, yüksek dava maliyetleri ve hukuki bilgiye erişimdeki eşitsizlikler, mahkemelerin üzerindeki iş yükünü artırırken bireylerin hak arama özgürlüğünü de kısıtlamaktadır. Türk hukuk sisteminde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla uzun yıllardır önemli bir dijitalleşme tecrübesi edinilmiş olmasına rağmen, mevcut yapı esas itibarıyla fiziki mahkeme işlemlerinin elektronik ortama aktarılmasıyla sınırlı kalmaktadır. Bu durum, teknolojinin sunduğu dönüştürücü potansiyelin tam anlamıyla kullanılmasını engellemekte ve yapısal yargılama sorunlarının devam etmesine yol açmaktadır. Çalışma, çevrim içi uyuşmazlık çözümü (ODR) hareketinin dünya genelindeki başarılı örneklerini inceleyerek Türk medeni yargılama sisteminin ODR ilkeleri ışığında nasıl bütüncül biçimde yeniden tasarlanabileceğini hukuki bir çerçevede ele almaktadır.
Çalışmada nitel ve niteliksel-dogmatik hukuki analiz yöntemi benimsenmiş; karşılaştırmalı hukuk incelemesi çerçevesinde Kanada British Columbia Bölgesi Civil Resolution Tribunal (CRT), İngiltere Çevrim İçi Yargılama Tasarısı, Avrupa Birliği ODR Platformu ve Çin İnternet Mahkemeleri ile Çevrim İçi Yargılama Kuralları ayrıntılı olarak çözümlenmiştir. Ulusal düzeyde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, UYAP uygulamaları, e-duruşma sistemi ve zorunlu arabuluculuk mekanizmaları mevzuat ve içtihat bağlamında değerlendirilmiştir. Yazar, teknolojinin yargısal süreçlerde kullanımını yalnızca bir otomasyon aracı olarak gören yaklaşıma karşı çıkarak usul kurallarının teknolojik imkânlar doğrultusunda yeniden kurgulanması gerektiğini savunmaktadır. Yürütülen analizlerde, UYAP sisteminin vatandaş odaklı kullanımdan ziyade avukatlar ve idari personel odaklı tasarlandığı, güvenli elektronik imza zorunluluğunun bireysel başvuruları zorlaştırdığı ve şekli duruşma sayısının fazlalığının yargılamaları uzattığı saptanmıştır.
Araştırmanın temel bulgu ve önermeleri, UYAP sisteminin zorunlu ve yeknesak kullanım alanlarının genişletilmesi, sistemin kullanıcı dostu ve vatandaş odaklı arayüzlerle yenilenmesi ve basit alacaklar için tamamen dijitalleştirilmiş özel bir yargılama usulünün ihdas edilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Güvenli elektronik imza şartının bireysel vatandaş başvurularında e-Devlet ve iki aşamalı doğrulama gibi pratik yöntemlerle esnetilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca, fiziki evrak hazırlayıp sisteme yükleme esasına dayalı ikili işlem yapısı yerine, işlemlerin doğrudan portal üzerinden formlar aracılığıyla yürütüldüğü modüler bir yapı önerilmektedir. Duruşma enflasyonunun önüne geçilmesi amacıyla yazılı aşamanın ve asenkron çevrim içi müzakerelerin ön plana çıkarılması, mahkeme içi çevrim içi arabuluculuk ve hukuki rehberlik araçlarının sisteme entegre edilmesi gerektiği tespiti yapılmıştır. Bu düzenlemelerin, usul ekonomisi ilkesi ve makul sürede yargılanma hakkı ile doğrudan uyumlu olduğu gösterilmiştir.
Sonuç olarak çalışma, Türk medeni usul hukuku literatüründe UYAP ve dijitalleşme konusunu teknik bir altyapı meselesi olmaktan çıkarıp doğrudan usul hukuku ilkeleri ve adalete erişim hakkı bağlamında kuramsal bir zemine oturtmaktadır. Yazarın geliştirdiği kademeli dönüşüm modeli, özellikle küçük miktarlı alacaklar bakımından tamamen çevrim içi çalışan pilot bir mahkeme usulünün kurulmasını ve bu tecrübenin zamanla genel yargılama usullerine aktarılmasını öngörmektedir. Bu yönüyle çalışma, Türk hukukunda yapay zeka, asenkron yargılama ve dijital adalet üzerine yürütülecek gelecek araştırmalar için teorik ve pratik bir nirengi noktası oluşturmaktadır. Araştırmacılar ve lisansüstü öğrenciler için makale, UYAP portalının yeniden kurgulanması, hak arama hürriyetinin dijitalleşme ile korunması ve karşılaştırmalı ODR modellerinin Türk hukukuna uyarlanması konularında somut bir literatör katkısı ve metodolojik rehber sunmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, Richard Susskind ve Orna Rabinovich-Einy tarafından geliştirilen dijital adalet ve ODR kuramsal çerçevelerine dayanmaktadır. Teknoloji entegrasyonunu yalnızca fiziksel usullerin elektronik ortama taşınması (otomasyon) ile sınırlı görmeyip usul kurallarının ve yargısal süreçlerin teknolojinin imkânlarıyla yeniden kurgulanması gerektiğini savunan köklü dönüşüm yaklaşımı benimsenmiştir. Ayrıca adil yargılanma hakkı, silahların eşitliği, hukuki dinlenilme hakkı ve usul ekonomisi ilkeleri kuramsal çözümlemenin temellerini oluşturmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Literatür değerlendirmesinde Colin Rule, Ethan Katsh, Pablo Cortes, Richard Susskind, Doron Menashe ve Shannon Salter gibi uluslararası ODR ve dijital yargı uzmanlarının çalışmaları kapsamlı biçimde incelenmiştir. Türk medeni usul hukuku literatüründen ise Muhammet Özekes, Selçuk Öztek, Güray Erdönmez, Emel Hanağası, Varol Karaaslan ve Emre Kıyak gibi yazarların UYAP, e-duruşma, hukuki dinlenilme hakkı ve usul ekonomisi üzerine sundukları görüşler ele alınarak karşılaştırmalı bir hukuki analiz yürütülmüştür.
01UYAP altyapısının mevcut yapısı adli süreçlerde otomasyon sağlasa da sistem esasen vatandaşlardan ziyade mahkemeler ve avukatlar odaklı tasarlandığından, hak arama hürriyetini ve adalete erişimi halk nezdinde doğrudan güçlendirmekte yetersiz kalmaktadır(Mıdık, 2025).
02Türk medeni yargılamasındaki aşırı duruşma enflasyonu ve kısa süren formalite duruşmalar, yargılama sürelerini uzatmakta ve tarafların iddia ile savunmalarını eksiksiz sunmalarını engelleyerek hukuki dinlenilme hakkını zedelemektedir(Mıdık, 2025).
03UYAP sisteminde dava açma ve usul işlemlerinde güvenli elektronik imza zorunluluğunun bulunması, avukat temsilcisi olmayan sıradan vatandaşların sisteme doğrudan erişimini zorlaştırarak dijitalleşmenin adalet hizmetlerindeki yaygınlığını sınırlamaktadır(Mıdık, 2025).
04Türk medeni usul hukukunda küçük alacaklara özgü basit ve hızlandırılmış özel bir yargılama yolunun bulunmaması usul ekonomisine aykırılık oluşturmakta; bu uyuşmazlıklar için tamamen çevrim içi bir modelin geliştirilmesi zorunlu görülmektedir(Mıdık, 2025).