İçeriğe geç

Vaka çalışması · 2021

Yeniden Üretilen Devlet Kimliğinin Türk Dış Politikasına Yansımaları: ABD ile Krizler

Reflections of the Reproduced State Identity on Turkish Foreign Policy: Crises With the USA

Okur sorusu

Türk-Amerikan ilişkilerindeki krizlerin arkasında değişen devlet kimliği mi var?

Yazar, Soğuk Savaş sonrasında Türkiye'nin yeniden üretilen devlet kimliği doğrultusunda daha özerk ve dengeli bir dış politika izleme arayışının, ABD'nin asimetrik ilişki modelini sürdürme ısrarıyla çatıştığını ve bunun sonuçunda krizlerin kronikleştiğini belirtmektedir.

Öne çıkanlar

  • Soğuk Savaş sonrası uluslararası sistemde Türkiye'nin devlet kimliğinin yeniden üretilmesi, ABD ile ikili ilişkilerde dış politika vizyonu, tehdit algıları ve uluslararası hedeflerin ayrışmasına neden olarak kronik siyasi krizler doğurmuştur.
  • Suriye İç Savaşı'nda Türkiye Esad rejiminin devrilmesini ve ulusal birlik hükümetinin kurulmasını hedeflerken, ABD'nin 2014 sonrası önceliğini DEAŞ ile mücadeleye kaydırarak PYD/YPG'yi vekil aktör olarak desteklemesi ikili ilişkilerde ciddi bir güvenlik ve müttefiklik krizine yol açmıştır.
  • 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ örgüt yapısının Türkiye tarafından terör örgütü ilan edilmesi ve örgüt elebaşının ABD'de ikamet etmeye devam etmesi karşısında iade taleplerinin sonuçsuz kalması, Türk kamuoyunda ve devlet kademesinde ABD'ye yönelik güven krizini derinleştirmiştir.
Yayın türü
Vaka çalışması
Yazarlar
Burak Ercoşkun
Dergi / alan
Sosyal Bilimler
Yıl
2021
Örneklem
Suriye iç savaşı sürecindeki PYD/YPG beyanları, FETÖ iade süreci belgeleri, CAATSA yaptırım kararları metinleri ve Doğu Akdeniz yetki alanı açıklama metinleri.
Veri kaynakları
Ulusal ve uluslararası akademik literatür taraması ile politika yapıcıların resmi demeçlerinin, yasal tasarıların ve kurumsal raporların belgesel taranması.
Analiz yöntemi
Nitel içerik analizi ve söylem analizi yöntemleri.

İnceleme özeti

Uluslararası ilişkiler disiplininde Soğuk Savaş sonrasında yaşanan yapısal dönüşümler, devletlerin dış politika tercihlerini ve ittifak ilişkilerini incelerken yalnızca maddi güç unsurlarına değil, kimlik, algı ve sosyal normlara dayalı yaklaşımlara duyulan ihtiyacı artırmıştır. Tek kutuplu bir sistemde süper güç ile ikincil güçler arasındaki ilişkilerin seyri, tarafların kendilerini ve dış dünyayı nasıl tanımladıklarıyla doğrudan ilintilidir. Bu bağlamda Türk-Amerikan ilişkileri, yetmiş yılı bulan tarihsel geçmişinde Soğuk Savaş'ın iki kutuplu yapısında ortak güvenlik kaygıları etrafında şekillenmişken, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte yeni bir nitelik kazanmıştır. İncelenen çalışmada, Türk dış politikasındaki kimlik dönüşümünün ve devlet kimliğinin yeniden üretilmesinin, iki ülke arasındaki stratejik ortaklık söylemine rağmen derin algı ve vizyon farklılıkları doğurduğu; bu durumun ise ikili ilişkileri asimetrik müttefiklikten yapıcı olmayan kriz ortamlarına sürüklediği sorunsalı ele alınmaktadır.

Çalışmanın temel amacı, Soğuk Savaş sonrası dönemde ve özellikle 2010'lu yıllardan itibaren Türkiye'nin yeniden üretilen devlet kimliğinin, ABD ile olan dış politika vizyonlarını, tehdit algılamalarını ve uluslararası hedeflerini nasıl ayrıştırdığını ortaya koymaktır. Yazar bu doğrultuda, Suriye İç Savaşı ve PYD/YPG sorunu, 15 Temmuz darbe girişimi ve FETÖ kriz durumu, S-400 hava savunma sistemleri ile CAATSA yaptırımları ve Doğu Akdeniz'deki enerji/deniz yetki alanları uyuşmazlığından oluşan dört temel vakayı incelemektedir. Çalışmada nitel araştırma desenine uygun olarak literatür taraması, içerik analizi ve söylem analizi yöntemleri bir arada kullanılmıştır. İnceleme sürecinde politika yapıcıların resmi demeçleri, strateji belgeleri, uluslararası raporlar ve basına yansıyan ifadeler algı, söylem ve siyasa boyutlarıyla analiz edilerek metodolojik bir bütünlük sağlanmıştır.

Elde edilen bulgular, Türkiye ile ABD arasındaki temel anlaşmazlıkların ontolojik ve stratejik öncelik farkından kaynaklandığını göstermektedir. Suriye krizinde Türkiye, terör koridorunu engellemeyi ve rejim değişiminden kaynaklanan istikrarsızlığı varoluşsal tehdit görürken, ABD'nin DAEŞ ile mücadele gerekçesiyle PYD/YPG'yi taktiksel müttefik edinmesi güven krizini derinleştirmiştir. 15 Temmuz sonrası FETÖ elebaşının iadesi konusundaki isteksizlik ve ABD'li yetkililerin söylemleri Türk kamuoyundaki olumsuz algıyı pekiştirmiştir. S-400 tedariki sürecinde Türkiye'nin hava savunma ihtiyacının NATO müttefiklerince karşılanmaması ve F-35 projesinden çıkarılarak CAATSA yaptırımlarına maruz bırakılması, ittifak ilişkisini zedelemiştir. Doğu Akdeniz'de ise ABD'nin Türkiye'yi dışlayan bölgesel aktörlerle iş birliğine yönelmesi, Türkiye'nin kendi kıta sahanlığını ve TRNC haklarını korumaya yönelik özerk politikalar izlemesini zorunlu kılmıştır.

Tartışma ve sonuç bölümünde yazar, ikili ilişkilerde yaşanan krizlerin temel nedeninin Soğuk Savaş alışkanlığı olan asimetrik bağımlılık modelinin artık sürdürülemez oluşuyla açıklandığını vurgulamaktadır. Türkiye, uluslararası siyasette otonomisi yüksek, kendi kimlik ve güvenlik önceliklerini merkeze alan dengeli bir karşılıklı bağımlılık ilişkisi talep etmektedir. ABD'nin bölgesel gerçekliklerden uzak makro hedefleri ile Türkiye'nin alan odaklı güvenlik ihtiyaçlarının çelişmesi krizleri kronikleştirmektedir. Çalışma, literatür taramaları açısından devlet kimliğinin yeniden üretiminin dış politikadaki kriz üretme potansiyelini ampirik vakalarla doğrulamakta; Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğine dair kamu diplomasisi, sivil-asker bürokrasi kanallarının kurumsallaştırılması ve risk-fırsat analizine dayalı yapıcı politika önerileri sunarak literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır.

Kuramsal ve kavramsal çerçeve

Çalışmanın kuramsal temelini uluslararası ilişkiler kuramlarından inşacılık (konstruktivizm) ve Alexander Wendt'in kimlik ile anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockecu, Kantçı) kavramsallaştırmaları oluşturmaktadır. İradenin (aktör) ve yapının karşılıklı etkileşimi üzerinden çıkar ile davranışların kimlikler tarafından inşa edildiği kabul edilmektedir.

Makalenin ele aldığı literatür

Çalışmada Soğuk Savaş ve sonrası Türk dış politikası, Türk-Amerikan ilişkileri ve inşacı teori literatürü geniş biçimde ele alınmıştır. Alexander Wendt, Trine Flockhart ve Maja Zehfuss'un inşacı yaklaşımlarının yanı sıra Baskin Oran, Hasan Kösebalaban, İlhan Uzgel, Meliha Benli Altunışık, Şaban Çalı, Kılıç Buğra Kanat, Ozan Örmeci ve Didem Buhari Gülmez gibi Türk dış politikası uzmanlarının eserlerine başvurulmuştur.

Yöntem ve araştırma tasarımı

Araştırmanın amacı

Çalışmanın temel amacı, Türkiye'nin Soğuk Savaş sonrası dönemde yeniden üretilen devlet kimliğinin ABD ile ikili ilişkilerinde dış politika vizyonunu, tehdit algılarını ve uluslararası hedeflerini nasıl farklılaştırdığını; Suriye İç Savaşı, 15 Temmuz darbe girişimi/FETÖ, S-400/CAATSA yaptırımları ve Doğu Akdeniz krizleri üzerinden algı, söylem ve siyasa boyutlarıyla analiz etmektir (Ercoşkun, 2021).

Yöntem ve yaklaşım

Çalışmada Soğuk Savaş sonrası dönemde Türk dış politikasında devlet kimliğinin yeniden üretimini incelemek amacıyla kurgusal (inşacı/constructivist) kuramsal yaklaşım benimsenmiş; metodolojik olarak literatür taraması ile birlikte politika yapıcıların söylemlerine dayalı nitel içerik ve söylem analizi yöntemleri uygulanmıştır (Ercoşkun, 2021).

Evren veya inceleme alanı
Suriye krizi, 15 Temmuz darbe girişimi, S-400 alımı ve Doğu Akdeniz krizlerine ilişkin resmi politika yapıcı demeçleri, devlet belgeleri ve akademik literatür metinleri.
Örneklem veya araştırma materyali
Suriye iç savaşı sürecindeki PYD/YPG beyanları, FETÖ iade süreci belgeleri, CAATSA yaptırım kararları metinleri ve Doğu Akdeniz yetki alanı açıklama metinleri.
Veri toplama süreci
Ulusal ve uluslararası akademik literatür taraması ile politika yapıcıların resmi demeçlerinin, yasal tasarıların ve kurumsal raporların belgesel taranması.
Veri analiz yöntemi
Nitel içerik analizi ve söylem analizi yöntemleri.
Devlet KimliğiYeniden Üretimİttifak-Güvenlik İkilemiDış Politika VizyonuTehdit AlgısıSiyasi Krizler

Bulgular

  1. Soğuk Savaş sonrası uluslararası sistemde Türkiye'nin devlet kimliğinin yeniden üretilmesi, ABD ile ikili ilişkilerde dış politika vizyonu, tehdit algıları ve uluslararası hedeflerin ayrışmasına neden olarak kronik siyasi krizler doğurmuştur (Ercoşkun, 2021).

  2. Suriye İç Savaşı'nda Türkiye Esad rejiminin devrilmesini ve ulusal birlik hükümetinin kurulmasını hedeflerken, ABD'nin 2014 sonrası önceliğini DEAŞ ile mücadeleye kaydırarak PYD/YPG'yi vekil aktör olarak desteklemesi ikili ilişkilerde ciddi bir güvenlik ve müttefiklik krizine yol açmıştır (Ercoşkun, 2021).

  3. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ örgüt yapısının Türkiye tarafından terör örgütü ilan edilmesi ve örgüt elebaşının ABD'de ikamet etmeye devam etmesi karşısında iade taleplerinin sonuçsuz kalması, Türk kamuoyunda ve devlet kademesinde ABD'ye yönelik güven krizini derinleştirmiştir (Ercoşkun, 2021).

  4. Türkiye'nin bölgesel savunma ihtiyacı doğrultusunda 2017'de Rusya ile imzaladığı S-400 hava savunma sistemi anlaşması, ABD tarafından NATO sistemleriyle uyumsuzluk ve F-35 projesi güvenlik riskleri gerekçe gösterilerek yaptırım ve F-35 programından çıkarma kararlarıyla kriz boyutuna taşınmıştır (Ercoşkun, 2021).

  5. Doğu Akdeniz'de hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı ve deniz yetki alanları anlaşmazlığında ABD Kongresi'nin Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail eksenini destekleyen yasal düzenlemeler yapması, Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırım tehditleriyle birleşerek enerji güvenliği krizini tırmandırmıştır (Ercoşkun, 2021).

Tartışma ve sonuç

İnceleme, Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu sistemde Türkiye'nin yeniden üretilen devlet kimliğinin, sistemin süper gücü olan ABD ile dış politika hedeflerinde ve tehdit algılarında belirgin bir ayrışma yarattığını göstermektedir. Suriye, FETÖ, S-400 ve Doğu Akdeniz krizleri, bu kimliksel ve stratejik farklılaşmanın somut tezahürleridir.

Yazar, ABD'nin ikili ilişkileri Soğuk Savaş dönemindeki asimetrik bağımlılık yapısında sürdürme arzusuna karşılık, Türkiye'nin uluslararası siyasette daha yüksek özerklik arayışına girdiğini vurgulamaktadır. Bu durum, ABD'nin Türkiye'nin hayati güvenlik çıkarlarını göz ardı etmesiyle birleştiğinde derin bir güven bunalımına ve kronikleşen krizlere yol açmıştır.

Çalışmada kuramsal boyutta Alexander Wendt ve Maja Zehfuss'un kurgusal yaklaşım literatüründeki kimlik ve yapı tartışmalarına başvurulmaktadır. Devlet kimliğinin sabit olmadığı ve konjonktürel etkileşimlerle yeniden inşa edildiği tezi, Türk dış politikasındaki normatif ve söylemsel eksen değişimlerini açıklamakta kullanılmıştır.

Sonuç olarak makale, Türk-Amerikan ilişkilerinin sürdürülebilir bir zemine oturabilmesi için tarafların risk ve fırsat analizleri çerçevesinde asgari müştereklerde buluşması gerektiğini savunmaktadır. Asimetrik dayatmalar yerine karşılıklı bağımlılık ve özerkliğe saygı ilkesinin benimsenmesi, krizlerin aşılmasında temel şart olarak öne sürülmektedir.

Bulguların önceki araştırmalarla karşılaştırılması

Çalışma, Wendt'in tekil ve katı devlet kimliği varsayımına karşı Zehfuss'un kimliğin sürekli yeniden üretildiği ve dönüştüğü yönündeki eleştirisini benimsemekte; Türkiye'nin Soğuk Savaş sonrası dönemde dönüşen devlet kimliğinin ABD ile dış politika vizyonunu ve kriz dinamiklerini nasıl şekillendirdiğini bu dinamik kurgusal çerçeve üzerinden açıklamaktadır (Ercoşkun, 2021).

Makalede Wendt'in uluslararası sistemdeki anarşik yapının sabit olmadığı ve aktörlerin etkileşimiyle kimlik kalıplarının konjonktürel olarak değiştiği tezi merkeze alınarak, Türkiye ile ABD arasındaki ittifak ilişkisinin Soğuk Savaş sonrasında dost/müttefik algısından farklılaşan tehdit algılarına ve krizlere evrilmesi kurgusal kuramın ilkeleriyle karşılaştırılmaktadır (Ercoşkun, 2021).

Yazarların ulaştığı sonuç

Yazar, Soğuk Savaş sonrasında Türkiye'nin yeniden üretilen devlet kimliği doğrultusunda daha özerk ve dengeli bir dış politika izleme arayışının, ABD'nin asimetrik ilişki modelini sürdürme ısrarıyla çatıştığını ve bunun sonuçunda krizlerin kronikleştiğini belirtmektedir. İkili ilişkilerin kopma noktasına gelmemesi ve sürdürülebilir bir zemine kavuşması için tarafların tehdit ve çıkar tanımlarında karşılıklı olarak asgari müştereklerde buluşması ve risk-fırsat dengesini gözeten diplomasi kanallarını kurumsallaştırması gerektiği sonuçuna varılmaktadır (Ercoşkun, 2021).

Literatürdeki yeri

Bu çalışma, uluslararası ilişkiler yazınında Türk-Amerikan ilişkilerini yalnız reelpolitik güç dengeleri ve güvenlik temelli yaklaşım üzerinden değil, kurgusal (konstrüktivist) teorinin sunduğu sosyal inşa, kimlik ve algı parametreleriyle çözümleme işlevini üstlenmektedir. Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu uluslararası sistemde Türkiye'nin devlet kimliğini yeniden üretme sürecinin, sistemin lideri olan ABD ile olan dış politika vizyonunu, tehdit algılamalarını ve uluslararası hedeflerini nasıl farklılaştırdığını sistematik biçimde ortaya koymaktadır. Yazında ikili ilişkilerde yaşanan Suriye, FETÖ, S-400 ve Doğu Akdeniz krizlerini tekil olaylar olarak ele almak yerine, bu krizleri altlarında yatan kimliksel ve yapısal ayrışmanın tezahürleri olarak bütünüyle sentezleyen açıklayıcı bir kuramsal model sunmaktadır.

Çalışma, Alexander Wendt'in kurgusal teorisindeki kimlik, çıkar ve anarşi kültürü kavramsallaştırmalarını temel alarak prior çalışmalardan ayrışmaktadır. Wendt'in aktörlerin önce kimliklerini tanımladığı ve çıkarlarını bu kimlik üzerinden kurguladığı tezini ampirik kriz durumlarına uygulamaktadır. İkili ilişkileri anlatırken klasik realist anlayışın asimetrik bağımlılık vurgusunun ötesine geçerek, Maja Zehfuss'un kimliğin sürekli yeniden inşa edildiği eleştirisini ve Charles Kupchan'ın egemen devletler arasında istikrarlı barış modelini literatürle ilişkilendirmektedir. Böylece Türk dış politikasında yaşanan eksen tartışmalarını ve müttefiklik krizlerini kuramsal bir zemin üzerinde önceki çalışmalarla diyalektik bir ilişki kurarak çözümlemektedir.

Literatür taraması açısından çalışma, Türk-Amerikan ilişkilerindeki son on yılda yaşanan kronikleşmiş krizleri algı, söylem ve siyasa boyutlarıyla bütüncül bir tipolojiye kavuşturmaktadır. Dış politika araştırmalarında krizlerin analizi yapılırken tarafların risk ve fırsat algılarını gösteren sistematik tablolar sunarak metodolojik bir düzen kazandırmaktadır. Araştırmacıların ikili ilişkilerdeki tıkanma noktalarını yalnızca dönemsel hükümet politikalarına bağlamak yerine, yapısal ve kimliksel faktörlerin uzun erimli etkilerini kavramalarına olanak tanıyan kapsamlı bir literatür birikimi ve analitik çerçeve sağlamaktadır.

Tez ve makale araştırmalarında kullanım

Makalenin doğrulanmış yöntemi, bulguları ve kuramsal çerçevesi; tez ve makale çalışmalarında kullanılacağı bölümle birlikte aşağıdaki araştırma taslaklarına dönüştürülmüştür.

Tez veya makalede kullanım · Kavramsal çerçeveSoğuk Savaş sonrası tek kutuplu sistemde ikincil güçlerin devlet kimliğini yeniden üretmesi, süper güç ile ilişkilerde tehdit algısı ve dış politika vizyonu ayrışmasına yol açmaktadır.

Tezin kuramsal çerçeve bölümünde konstrüktivist dış politika analizi yapılırken, devlet kimliğinin dönüşümünün ittifak içi krizleri tetikleyen temel bağımsız değişken olduğunu desteklemek amacıyla kullanılabilir (Ercoşkun, 2021).

Suriye ve Doğu Akdeniz Krizlerinde Söylemsel Tehdit İnşası: Karşılaştırmalı İçerik Analizi

Araştırma sorusu
Türkiye ve ABD'nin Suriye ve Doğu Akdeniz krizlerine ilişkin resmi politika yapıcı söylemlerinde tehdit algıları ve müttefiklik tanımları nasıl inşa edilmektedir?
Yöntem taslağı
Çalışma deseni nitel araştırmadır. 2014-2021 yılları arasında her iki ülkenin dışişleri ve savunma bakanlıklarınca yayınlanan 120 resmi demeç amaçlı örneklemle seçilecek; NVivo nitel veri analizi yazılımı kullanılarak eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenecektir. Örneklem büyüklüğü tematik veri doygunluğuna ulaşıldığında netleştirilecektir.

Makaleyle bağlantısı: Makalede yazarın Suriye ve Doğu Akdeniz krizlerinde tarafların ayrışan söylemlerine ve tehdit algılarına dikkat çekmiş olmasından ve politika yapıcı demeçlerinin içerik analiziyle incelenmesi metodolojisinden türetilmiştir (Ercoşkun, 2021).

Tez veya makalede kullanım · literatüre-reviewMüttefik ülkeler arasındaki kronikleşen krizlerin çözümünde risk ve fırsat analizi zemininde ortak müşterekler belirlenmesi istikrarlı barışın ön şartıdır.

Literatür taraması bölümünde Türk-Amerikan ilişkilerindeki uyuşmazlıkların aşılmasına yönelik çözüm arayışları ve kuramsal yaklaşımlar ele alınırken bu çalışmanın kriz analizi yaklaşımından yararlanılabilir (Ercoşkun, 2021).

Asimetrik İttifaklarda Savunma Sanayii Tedarik Krizleri ve S-400/CAATSA Süreci

Araştırma sorusu
NATO üyesi ülkelerin müttefik dışı hava savunma sistemi tedarik kararları, asimetrik ittifak ilişkilerinde nasıl bir güvenlik ikilemi ve yaptırım dinamiği üretmektedir?
Yöntem taslağı
Karma yöntem araştırması olarak kurgulanan çalışmada, Türkiye'nin S-400 tedarik süreci ve ABD Kongresi'nin CAATSA yaptırım kararları nitel belge analizi ve savunma bürokratlarıyla yarı yapılandırılmış mülakatlar yoluyla incelenecektir. Nitel örneklem büyüklüğü ilke olarak veri doygunluğu ile belirlenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın S-400 ve CAATSA krizini inceleyerek asimetrik ittifak yapısının getirdiği güvenlik ikilemini ve F-35 projesinden çıkarma kararlarını değerlendirmesinden türetilmiştir (Ercoşkun, 2021).

Tez veya makalede kullanım · TartışmaUluslararası siyasette sürdürülebilir ittifak ilişkileri, tarafların kendi toplumsal ve kurumsal kimlikleriyle tanımladıkları güvenlik kaygılarına karşılıklı saygı gösterilmesiyle mümkündür.

Tezin tartışma bölümünde, asimetrik müttefiklik ilişkilerinde yaşanan tıkanmaların aşılması için kimlik ve çıkar tanımlarında asgari müşterek arayışının önemini vurgulamak için referans verilebilir (Ercoşkun, 2021).

Kamu Diplomasisi ve İki Hatlı Diplomasi Kanallarının İttifak Krizlerini Aşmadaki Rolü

Araştırma sorusu
Türk-Amerikan ilişkilerinde sivil ve askeri bürokrasi ile düşünce kuruluşları arasındaki iki hatlı diplomasi kanalları krizlerin yönetilmesinde ne derece etkilidir?
Yöntem taslağı
Nitel durum çalışması deseninde kurgulanan araştırmada, iki ülke arasındaki düşünce kuruluşları raporları, kamu diplomasisi faaliyetleri ve emekli diplomat/asker görüşmeleri belge analizi ile incelenecektir. Mülakatlar için kartopu örnekleme kullanılacak ve veri doygunluğuna erişilmesi hedeflenecektir.

Makaleyle bağlantısı: Yazarın çalışmanın sonuç ve öneriler bölümünde krizlerin aşılması için kamu diplomasisi, lobi faaliyetleri ve sivil/askeri bürokratlar arasında iki hatlı diplomasi kanallarının kurulması gerektiği yönündeki gelecek araştırma çağrısından türetilmiştir (Ercoşkun, 2021).

Kaynakça

  1. Zehfuss, M. (2001). Constructivism and Identity: A Dangerous Liaison. European Journal of International Relations, 7(3), 315-348.
  2. Wendt, A. (1992). Anarchy is What States Make of It: The Social Construction of Power Politics. International Organization, 46(2), 391-425.

Bu konudaki diğer çalışmalar

Toplum, Siyaset ve KamuNitel araştırma · 2025

Erken Cumhuriyet dönemindeki dış politika kararlarında ontolojik güvenlik ve benlik inşası nasıl etkili olmuştur?

Türk siyasi elitleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra yeni Türkiye Cumhuriyeti için çifte bir biyografik anlatı inşa etmişler; hayatta kalma (savaş) ve yeniden doğuş (devrimler ve tanınma) hikayelerini sentezleyerek bağımsız bir ulus-devlet kimliğini meşrulaştırmışlardır.

K. Renda · Sosyal Bilimler